İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/1781 K.2024/122

Taraflar arasında görülen sicil müdürlüğünün kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş…

Esas2022/1781Karar2024/122Tarih1 Şubat 2024Okuma11 dk · 2.164 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
1 Şubat 2024
Dosya no
2022/1781
Karar no
2024/122
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16.05.2022
Numarası
2021/563 E. - 2022/471 K.
Davanın konusu
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.164 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen sicil müdürlüğünün kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin olağan genel kurul toplantısının 5.8.2021 tarihinde saat 09:00'da ... Otel'de yapılmasına ve gündeme ilişkin olarak yönetim kurulu karan alındığını, ana sözleşme uyarınca tüm ortaklara çağrı yapıldığını ve 5.8.2021 tarihinde ...

Otel'de ortakların %70'inin katılımı ile genel kurul yapıldığını, genel kurul kararının tescili amacıyla başvuru yapıldığını ancak başvurunun Ticaret Sicil Memurluğunca reddedildiğini, ret gerekçesi olarak, toplantıya davet merasiminin TTK m.414 hükmüne uygun olarak yapılmamış olmasının gösterildiğini, bu kararının hukuka aykırı olduğunu ve reddinin gerektiğini, TTK m.414 hükmünün amacının ortakların genel kuruldan haberdar edilmesi olduğunu, müvekkilinin bu amaçla hareket ettiğini,

ancak sicil memurunun genel kurulda sözleşme değişikliği olacak mı sorusuna müvekkilinin hayır demesi üzerine sicil memurunun o zaman ticaret siciline gerek yo yanıtı nedeniyle genel kurul çağrısının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığını, ancak genel kurul çağrısının tüm ortaklara yapıldığını, zira genel kurula ilişkin çağrının tüm pay sahiplerine taahhütlü mektupla bildirildiğini, yine genel kurulu çağrısının müvekkili şirketin çalıştığı sektöre ilişkin ...

Gazetesi'nde ilan edildiğini, tüm araç sahipleri tarafından ortak data tarafından kullanılan SMS sistemi üzerinden genel kurul çağrısının tüm pay sahiplerine SMS olarak gönderildiğini, tüm ortakların genel kuruldan haberdar olduğunu, %70 katılım sağlandığırı, genel kurulda alınan kararların tamamının oybirliği iie alındığını ve gerek katılan gerekse katılmayan ortaklardan alınan kararlara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, sırf genel kurul çağrısının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmamış olması gerekçe gösterilerek yapılan genel kurulun yok sayılamayacağını,

Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca etkilebilirlik kuralı uyarınca çağrının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmamasının kararı etkilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin 479 ortaklı bir şirket olduğu ve yeni bir genel kurul yapılmasının şirkete gereksiz bir şekilde ciddi külfet getireceğini, bu sebeplerle tescil talebine ilişkin talebin reddi kararının iptali İle genel kurul kararının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili müdürlükçe talep TTK m.32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m.34 kapsamında incelendiğini ve saptanan eksikliklerin giderilmesi sebebiyle iade edildiğini, ancak müvekkili müdürlükçe bahse konu tescil talebinin reddine dair davacıya tebliğ edilmiş bir ret karan bulunmadığını, çağrının şeklinin TTK m.414'te "Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır.

Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.

Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir." hükmünün yer aldığını, kanunun emredici hükmüne göre esas sözleşmede toplantıya çağrı ile ilgili başkaca bir usul öngörülmüş olsa bile ve bağlacı dolayısıyla kanun koyucu her halükarda Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilanın yayınlanmasını hüküm altına aldığını,

müvekkilin yargı mercii gibi hareket edemeyeceği ve kanunun lafzı ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, görev vc sorumluluk dahilinde işlem tesis edildiğinin açık olduğu, TTK m,416 uyarınca bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin herhangi birisinin itirazı bulunmaması şartıyla çağrıya ilişkin usule uymaksızın genel kurul yapılıp karar alınabileceğini, ancak huzurdaki davaya konu olan genel kurulda tüm pay sahiplerinin ve temsilcilerinin bulunmamasından dolayı TTK m.414'te düzenlenen prosedürün yerine getirilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde çağrı ilanının yayınlanmış olmasının şart olduğunu,

somut olaya esas teşkil eden kanun hükmünün emredici niteliği, davacının TTK m,18/f.2 kapsamında basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ve TTK m.369 kapsamında tescil talep edilen işlemlere ilişkin prosedürün tedbirli bir yöneticinin özeni ile yerine getirilmesinin zorunlu olması yani Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanın yapılması şartı karşısında bu hususun eksik bırakılması karşısında açıklanan nedenlerle tüzel kişi tacir olan davacının anılan iddialarına itibar edilemeyeceğini, kabul etmemekle beraber Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi ihtimalinde davanın açılmasına müvekkili müdürlüğün sebebiyet vermediğini,

esasen TTK m. 18 ve m.369'a aykırı hareket ederek çağrı prosedürünü eksik bırakan davacının sebep olduğu, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, Mahkemece aksi kanaate ulaşılması halinde müdürlük aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlık; genel kurul kararının tescili isteminin reddine dair davalı kurumun işleminin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyamızda bulunan tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde.

TTK'nin 446/b maddesi uyarınca, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmaması ve bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararlarına yönelik iptal davası açabileceği, genel kurullarda usulüne uygun şekilde çağrı yapılmaksızın karar alınması halinde bu kararın yok hükmünde olmadığı, usulsüz çağrının yalnızca genel kurul kararına yönelik iptali davası açmak için bir iptal sebebi olarak kabul edildiği,

bu bağlamda davalı kurumun, çağrı usulüne uyulmadan alınan genel kurul kararlarının ticaret siciline tescil edilmemesi şeklinde bir tasarruf yetkisinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile davacı şirketin 05/08/2021 tarihli Genel Kurul Kararının tescili talebinin reddine ilişkin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25/08/2021 ve ... sayılı red kararının iptaline ve anılan Genel Kurul kararının ticaret siciline tescil ve ilanına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle,

davanın kabulü ile davacı şirketin 05/08/2021 tarihli genel kurul kararının tescili talebinin reddine ilişkin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25/08/2021 ve ... sayılı ret kararının iptaline, anılan genel kurul kararının ticaret siciline tescil ve ilanına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı kurum vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu çünkü müvekkili kurumun davacıya TTK'nın 34.maddesi uyarınca davacıya tebliğ edilmiş bir ret kararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, yönetmelik kapsamında davacının tescil talebi üzerine eksikliklerin giderilmesi için talebin iade edildiği ve talebin reddine dair bir karar verilmediğini, ortada bir ret kararı bulunmadığından davanın usul bakımından reddi gerektiğini, bir an için usule ilişkin itiraz kabul edilmemesi halinde ise esas bakımından;

müvekkili kurumun TTK'nın 32.maddesi kapsamında işlem yaptığını denetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, tescili talep edilen husus bakımından tescil koşullarının oluşmadığının tespit edildiğini, TTK'nın anılan hükmü uyarınca tescil edilecek hususların kamu düzenine aykırı olmaması gerektiğini, yasal şartları taşımayan başvuruların tescilinin mümkün olmadığını, çağrının şeklini düzenleyen TTK'nın 414.maddesi uyarınca çağrı ilamının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanının zorunlu olduğunu, davacının bu zorunluluğa riayet etmediğini, ilan hususunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, emredici bir hüküm olduğunu,

TTK'nın 32.maddesi kapsamında müvekkili kurumun bu hususu denetlemek zorunda olduğunu, somut olayda Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanın yapılmamış olması nedeniyle geçerli bir çağrı bulunmadığından bu durumda TTK'nın 416.maddesinde öngörülen çağrısız genel kurul şartlarının mevcut olması gerektiğini, oysa genel kurul toplantısına katılmayan ortaklar bulunduğundan çağrısız genel kurulun şartlarının da somut olayda bulunmaması nedeniyle, tescil edilebilecek bir genel kurul kararının varlığından söz edilemeyeceğini, kanunun emredici hükümlerine uygun şekilde yapılmayan genel kurul kararlarını tescil etmenin mümkün olmadığını,

müvekkili kurumun genel kurul kararlarının içeriği bakımından bir denetim yetkisi bulunmadığı söylenebilir ise de kurucu şekli unsurların eksikliği halinin kurumca denetlenmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin tescil işlemini yapmamasının hukuka uygun olup davanın reddi gerektiğini, davacının tedbirli bir tacir gibi davranarak kanunun emredici hükümlerine uygun davranmakla yükümlü olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 34.maddesi uyarınca, sicil müdürlüğünün tescil talebinin reddine dair kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın, kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı kurum vekili davanın açılma koşulu olan sicil müdürlüğünün ret kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine dair istinaf sebebinin incelenmesinde.

Davacının tescil talebinin ilana ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi'nin sunulması gerektiği belirtilerek geri çevrilmesinden sonra davacının tekrar başvurması üzerine davalı sicil müdürlüğünün 25.08.2021 tarihli kararıyla TTK'nın 414.maddesine uygun olarak toplantıya davet merasiminin tamamlanarak bundan sonra yapılacak genel kurul kararının tescili için başvurulması gerektiği veya tüm ortakların katılımıyla genel kurul yapılması gerektiği gerekçesiyle tescilin yapılmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar açık bir ret kararı yoksa da bu karar niteliği itibariyle tescil talebinin reddi kararı niteliğinde olup işin esasının incelenmesinde usule aykırılık görülmemiştir.

İşin esasına dair istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı şirket davalı sicil müdürlüğüne başvurarak 05.08.2021 tarihli genel kurul kararının tescil ve ilanını talep etmiş, sicil müdürlüğü ise çağrı ilanının TTK'nın 414.maddesine uygun yapılmadığı, aynı Kanun'un 416.maddesinde öngörülen çağrısız genel kurulun yasal şartlarının da mevcut olmadığı gerekçesiyle tescil talebini reddetmiştir.

Somut olayda çağrısız genel kurul şartlarının mevcut olmadığı, çağrı ilanının Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılmadığı hususları tartışmasızdır. Zira davacının da kabulünde olduğu üzere % 30 oranındaki pay sahibi ortakların toplantıya katılmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda TTK'nın 414.maddesi uyarınca toplantı çağrısının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının Ticaret Sicil Müdürlüğünce denetlenip denetlenemeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

TTK'nın 32/1.maddesi uyarınca, tescil talebi üzerine sicil müdürlüğü, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca, tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.

Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 1.maddesi uyarınca, yönetmeliğin amacının, ticaret sicil kayıtlarının tam ve sağlıklı tutulmasını ve emredici hukuk kuralları çerçevesinde kayıtların aleniyetinin ve üçüncü kişiler dahil tarafların hukuki güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlamak olduğu belirtilmiştir. Böylece ticaret sicil müdürlüğünün sicil kayıtlarının güvenliğini ve hakları sicile bağlı olanların haklarının güvenliğini sağlama yükümlülüğü tanımlanmıştır.

Aynı yönetmeliğin 21/2.maddesi uyarınca, tescil edilecek bütün kayıtların, sicildeki değişikliklerin ve kayıt silme işlerinin doğrulayıcı belgelere dayanması esastır. Kayıtların dayanağı olan belgeler yazılı şekilde veya elektronik imzalı olarak elektronik ortamda müdürlüğe verilir. Yönetmeliğin 23/2.maddesi uyarınca, tescil talep dilekçesine, tescil talebini doğrulayıcı belge asıllarının yada onaylı örneklerinin eklenmesi zorunludur.

Yönetmeliğin 27.maddesinde ise, TTK'nın 32/3.maddesi aynen tekrarlanmış ve tescil edilecek hususların kamu düzenine aykırı olmaması gerektiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 34.maddesinde, sicil müdürlüğünün, tescil taleplerini inceleme yükümlülüğü düzenlenmiştir.

Bu kapsamda sicil müdürlüğü, tescil talebinin Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını, gerekli belgelerin eklenip eklenmediğini, tescil edilecek olgunun kanunun emredici hükümlerine aykırılık olmadığını, kamu düzenine aykırı olup olmadığını denetlemekle yükümlü olup, aranan şartları taşımayan başvuru taleplerinin sicil müdürlüğünce reddi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki paragrafta açıklanan hukuki düzenlemelere göre, bir tescil talebi geldiğinde ticaret sicil müdürlüğü, bu tescil talebinin kanuna ve ilgili mevzuata uygun olup olmadığını, kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığını denetlemek ve kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine aykırı talepleri reddetmekle yükümlüdür.

Ticaret sicil müdürlüğünün genel kurul kararlarının içeriğini bir mahkeme gibi denetlemesi mümkün değilse de tescili istenen işlemin kurucu şekli unsurlarının bulunup bulunmadığını denetleme yükümlülüğünün bulunduğu açıktır.Somut olayda, davacı şirket tarafından yapılan genel kurul çağrısının TTK'nın 414.maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmediği ihtilafsızdır.

TTK'nın 414.maddesinde aranan bu ilan emredici nitelikte olup düzenleme kamu düzenine ilişkindir (MOROĞLU, Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014 s.93-94). Kamu düzenine ilişkin hususları denetleme yükümlülüğü ise yukarıda açıklandığı üzere kanun ve ilgili yönetmelikle ticaret sicil müdürlüğüne verilmiştir.

Somut olayda davacı şirket, kanunun emredici hükmüne rağmen genel kurul çağrısı için Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapmamış olup, bu nedenle çağrıya ilişkin ilan gazetesini tescil talep dilekçesine ekleyememiştir. Gerekli belgeler eklenmeden - ki gerçekte ilan gazetesi mevcut değildir- yapılan tescil talebinin ticaret sicil müdürlüğünce reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu açıklamalara göre, ticaret sicil müdürlüğünce, tescil için yasada ve yönetmelikte aranan belgeler eklenmediğinden ve ticaret sicil müdürlüğünün bu hususları denetleme yükümlülüğü bulunduğundan, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olmuş, bu nedenle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesi gerektiğinden aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçelerle Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda.

1-Davanın reddine,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davacı tarafça yatırılan ve harcanmayan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a)Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;

davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b)Davalı tarafça sarf edilen 220,70 TL başvuru harcı gideri, 45,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 265,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 01.02.2024 tarihinde,

oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU

HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/1781, K. 2024/122, 1 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1781
Karar No
2024/122
Tarih
1 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2022/1788 K.2024/69
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1791 K.2024/124
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2022/1795 K.2024/15
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2022/1798 K.2024/106
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1804 K.2024/25
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2022/1809 K.2024/39

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.