KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Dosya no
- 2023/1810
- Karar no
- 2025/150
- İncelenen kararın mahkemesi
- Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 09.05.2023
- Numarası
- 2022/156 Esas - 2023/265 Karar
- Dava
- Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı
Karar Metni
1.385 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların ...'nde %7,75'er pay sahibi olduklarını, davacıların pay sahibi konumunda olduğu şirketin ana iştigal konusunun yağ üretimi olduğunu, şirketin tek gelir kaynağının da Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesi ... Mahallesi ...
Sokak ... ada ... parsel ve üzerinde bulunan fabrika, fabrika eklentileri ve fabrika arazisinin genişletilmesi noktasında stratejik öneme sahip bulunan ... ada ... parselde kayıtlı olan taşınmaz olduğunu, şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı davalının muvazaalı işlemler ile şirketin tüm malvarlıklarını ederinden çok ucuza elden çıkartıldığını, davacıları ve şirketi zarara uğrattığını, bu nedenlerle tapu iptal ve tescil davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla şirket taşınmazlarının gerçek satış bedeli ile mahrum kalınan müspet ve menfi zararların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
18/02/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ile davalarında taleplerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 553. mddesi uyarınca davacılara avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebi olduğu beyan edilmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararının gerekli olup bu hususun dava şartı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilmiş hususların gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dosyaya tarafların sunmuş olduğu tüm beyanlar, getirtilen tüm deliller, alınan bilirkişi raporu ve yukarıda sayılan hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf davacılar ve davalının ortak olduğu davalının da yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı şirkete ait taşınmazların rayiç değerinin altında bir değer ile satılması neticesinde oluşan zararın davalı yönetim kurulundan alınarak davacı ortaklara verilmesini talep etmiştir.
Söz konusu dava konusu olan ... Mahallesi ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar 07/09/2020 tarihinde dava dışı ...
Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı iken davalı yönetim kurulu üyesi tarafından dava dışı ... 'a satış sureti ile toplamda 5.000.000,00 TL bedel ile tapuda devredildiği, yine ayrıca ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fabrikaya ait demirbaş ve makinelerin ise 950.000,00 TL olarak dava dışı ...'ne devredildiği, bu şekildeki devirlerin de dava dışı şirketin ticari defterlerine kayıt yapılmış olduğu ancak borç tasfiyesi açıklaması ile hesabın kapatıldığı dosyaya sunulan 28/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Yine dosyaya sunulan bu bilirkişi raporunda her iki taşınmazın ve ekipmanların satış tarihi olan 07/09/2020 tarihindeki rayiç değerinin 17.627.306,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu kaydi değerler üzerinde gözüken 5.950.000,00 TL bedelin şirket hesaplarına aktarılmadığı da dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Hem kaydi değerlere göre yapılan satıştan dolayı 5.950.000,00 TL bedelin şirket hesaplarına girmemesi hem de rayiç değerin altında yönetim kurulu üyesi tarafından satım yapılması neticesinde şirketin malvarlığı aktifinde azalma olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda kaydi değerler üzerinden satım bedelinin şirket kayıtlarına işlenmemesi hem de rayiç değerin altında satıldığından dolayı şirketin doğrudan zarar gördüğü, şirketin doğrudan zarar görmesi nedeniyle oluşan bu zararın davacı pay sahipleri açısından dolayısıyla zarar olduğu yani bu işlemlerden dolayı davacı pay sahiplerinin şahsi malvarlıklarının aktiflerinde bir azalmanın dosya kapsamı itibariyle tespit edilemediği, davacı pay sahiplerinin dava dilekçesinde öne sürmüş oldukları hususlar kapsamında davacıların doğrudan bir zararının bulunmadığı,
davacıların gerek dava dilekçesinde gerekse talep açıklama dilekçesinde Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi kapsamında doğrudan zarar talebinde bulunarak kendilerine zararın tazmini talep ettikleri anlaşıldığından dava dilekçesinde öne sürmüş oldukları hususlar kapsamında bu hususlarda davacıların doğrudan bir zararı bulunmadığı anlaşıldığından davacıların dava konusu uyuşmazlıkta dava ehliyetleri bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Taşınmazların rayiç değerlerinin çok altında satılması ve şirket borcunun ödenmemiş olması nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, eğer taşınmazlar rayiç bedellerle satılıp şirket borcu da ödenmiş olsaydı, kalan tutarın davacı ortakların mal varlığına dahil olması gerekeceğinden, bu surette davacı ortakların gelirden yoksun kaldıklarını, Şirketin fiilen iş yapmadığı,
üretim ve alım satım işleri ile iştigal etmeyi bırakmış olduğu hususunun da göz önünde bulundurulmadığını, gerek bu husus nedeniyle gerekse esasen dosyada alınan bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazlarda da belirttikleri üzre yönetim kurulu üyesi olan paydaş davacılara taşınmaz satışlarından sonra dönmesi gereken meblağ oranlarının belirlenmesi gerekirken berilenmeksizin davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığını,
Görevini ve işlevini daha önceden yitiren şirket faaliyetini gerçekleştirdiği taşınmazlarının ve müştemilatının davalı tarafından satılmasıyla birlikte iş bu faaliyetlerini hiçbir şekilde yerine getiremez hale geldiğinden taşınmazları dışında da hiçbir geliri bulunmadığından şirket ortaklarının bu konudaki kaybının niteliği açıkça anlaşılabildiğini, faaliyette bulunma özelliği kalmamış olan şirketin geliri bulunmadığından taşınmazlarının muvazaalı şekilde satılmış olması nedeniyle ortaklar taşınmaz satışından elde edilen gelirden yoksun kalınmakla şirket ortakları olan davacıların zarara uğradıklarını,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu var ise TTK'nın 553. maddesi gereğince davacıların davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacak miktarının tespitine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 553. maddesine göre, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı zarardan sorumludurlar.
Eldeki dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca ve özellikle 555. maddesi uyarınca şirket ortakları tarafından açılmış bir sorumluluk davasıdır. Davacılar, davalı ile birlikte ortak oldukları, davalının aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğu dava dışı şirkete ait taşınmazların davalı yönetici tarafından rayiç değerinin altında bir değer ile satılması neticesinde oluşan zararın davalı yöneticiden alınarak davacı ortaklara verilmesini talep etmiştir.
Söz konusu dava konusu olan ... Mahallesi ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar 07/09/2020 tarihinde dava dışı ...
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı iken davalı yönetim kurulu üyesi tarafından dava dışı ...'a satış sureti ile toplamda 5.000.000,00 TL bedel ile tapuda devredildiği, yine ayrıca ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fabrikaya ait demirbaş ve makinelerin ise 950.000,00 TL olarak dava dışı ...'ne devredildiği, bu şekildeki devirlerin de dava dışı şirketin ticari defterlerine kayıt yapılmış olduğu ancak borç tasfiyesi açıklaması ile hesabın kapatıldığı dosyaya sunulan 28/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Yine dosyaya sunulan bu bilirkişi raporunda her iki taşınmazın ve ekipmanların satış tarihi olan 07/09/2020 tarihindeki rayiç değerinin 17.627.306,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu kaydi değerler üzerinde gözüken 5.950.000,00 TL bedelin şirket hesaplarına aktarılmadığı da dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Hem kaydi değerlere göre yapılan satıştan dolayı 5.950.000,00 TL bedelin şirket hesaplarına girmemesi hem de rayiç değerin altında yönetim kurulu üyesi tarafından satım yapılması neticesinde şirketin malvarlığı aktifinde azalma olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda kaydi değerler üzerinden satım bedelinin şirket kayıtlarına işlenmemesi hem de rayiç değerin altında satıldığından dolayı şirketin doğrudan zarar gördüğü, şirketin doğrudan zarar görmesi nedeniyle oluşan bu zararın davacı pay sahipleri açısından dolaylı zarar olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar bu durumda şirket yöneticisi aleyhine bir tazminat davası açabilirse de hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak şirkete verilmesini talep edebilir.
Nitekim TTK'nın 555/1. maddesine göre, davacıların, şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesini istemesi gerekirken dava dilekçesi sonuç ve istek kısmına göre ve mahkemece talep edilen izahat üzerine sunulan 18.02.2022 tarihli talep açıklama dilekçesinde zarar tutarının kendilerine ödenmesini talep ettikleri nazara alındığında, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davacılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/1810, K. 2025/150, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama