İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/937 K.2025/1041

Taraflar arasında görülen hisse iptali ve hisse oranın tespiti davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda tespit talebinin kabulüne dair verilen hükme karşı, davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize…

Esas2023/937Karar2025/1041Tarih12 Haziran 2025Okuma15 dk · 2.925 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
12 Haziran 2025
Dosya no
2023/937
Karar no
2025/1041
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/02/2023
Numarası
2021/761 Esas - 2023/117 Karar
Dava
Hisse iptali- Davacının şirketteki hisse oranının tespiti
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.925 kelime·15 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen hisse iptali ve hisse oranın tespiti davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda tespit talebinin kabulüne dair verilen hükme karşı, davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nin davalı şirkette %10,7 oranında hissedar olduğunu, bir süre de yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığını, daha sonra şirket ortakları arasında anlaşmazlıklar çıktığını, bu nedenle davacı ile davalı ..., ... ve ... arasında 16/01/2019 tarihli bir protokol imzalandığını, 01/04/2019 tarihinde davacının fiilen şirket yönetiminden ayrılmak zorunda bırakılıp şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin yönetim kurulunun 02/08/2019 tescil tarihli kararı ile müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında şirket hisseleri nama yazılı iken hamiline yazılı hisse senedi basımına ve dağıtımına karar alındığını;

davacının bu kararı öğrendikten sonra ilki 26/03/2021 tarihinde olmak üzere gönderdiği ihtarnameler ile kendisine düşen hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisine teslim edilmesini talep ettiğini ancak sonuç alamadığını.

2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 22/06/2021 tarihinde yapıldığını ancak müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediğini ve çağrı gönderilmediğini, müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmaksızın genel kurulun toplandığını; müvekkili tarafından söz konusu genel kurul toplantısından ticaret sicilde yapılan inceleme ile haberdar olunduğunu ve bu incelemede müvekkilinin hisse oranının %10,7'den %1,7'ye düşürüldüğünün öğrenildiğini.

22/06/2021 tarihli toplantının hazirun cetveline göre daha önce şirkette pay sahibi olmayan müvekkilinin boşanma aşamasındaki eşi ...'nin %2 pay sahibi hâline geldiğini, yine müvekkilinin kardeşi ve aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı ...'nin hisselerinin %7 miktarında arttığının görüldüğünü; bu iki miktarın müvekkilinin düşürülen hisse oranına karşılık geldiğini; oysa müvekkilinin ... ve ...'ye herhangi bir hisse devrinin söz konusu olmadığını; müvekkilinin rızası dışında ve bir şekilde hisselerin el değiştirmiş olduğunu;

hamiline yazılı senetlerin davacı tarafından hiç bir şekilde teslim alınmadığını, bu nedenle ... ve ...'nin hisse artışlarının hukuksuz olduğunu iddia ederek; davalılar ... ve ...'ye haksız bir şekilde aktarılmış olan davacı hisselerinin iptali ile davacının davacının davalı şirketteki hissesinin %10,7 olduğunun tespitine, 16/01/2019 tarihli protokol gereklerinin yerine getirilmesine, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile müvekkiline düşen bedelin ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalılardan ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin hamiline yazılı pay senetlerinin, bu konuda alınan şirket yönetim kurulu kararı uyarınca bastırılarak pay sahiplerine teslim edildiğini; davacının hisse senetlerinin devrine ilişkin olarak şirketin herhangi bir bilgiye sahip olmadığını, hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin şirkete bildirilmesi zorunluluğunun da bulunmadığını; bu nedenle şirkete ait senetleri elinde bulundurmak suretiyle hak sahiplerini ispatlayan kimselerin genel kurul toplantısına kabulünün şirketçe zorunluluk olduğunu.

22/06/2021 tarihli olağan genel kurula ilişkin toplantı tutanağı ve hazurun cetvelinin de payları elinde tutan şirket ortaklarının şirkete ibraz ettikleri paylara göre hazırlandığını; hamiline yazılı hisse senetleri bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararlarının alındığı tarihte davacının zaten yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu karar uyarınca kendisine bir teslimin gerçekleşmediğini iddia etmesinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili savunmasında özetle; müvekkilinin sahip bulunduğu hisse senetlerinin bu konuda usulüne uygun bir şekilde alınarak tescil ve ilan edilen yönetim kurulu kararları neticesinde pay sahiplerine dağıtılan hisselere ilişkin olduğunu; hamiline yazılı hisse senedini elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayılacağını, uyuşmazlık konusu hamiline yazılı hisse senedinin hukuka uygun bir şekilde müvekkili ...'ye devredilip teslim edildiğini; müvekkilinin bunları elinde tuttuğuna göre malik sıfatını taşıdığını; bu hususun 22/06/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin hazurun cetveliyle de sabit olduğunu;

davacı her ne kadar kendisine teslim edilen hisseler yönünden herhangi bir tutanak ya da belge olmadığını iddia ediyorsa da, müvekkilinin mülkiyetinde olan hisse senetlerinin hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğinin ispatının davacıda olduğunu, davacının bu hususu ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizce şirket kayıtları, ilgili genel kurul ve yönetim kurulu kararları, bunlara ilişkin hazurun cetvelleri getirtilmiş, şirketin tam sicil dosyası incelenmiş ve tüm bu deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.

Davalı şirketin esas sözleşmesinde, şirket paylarının nama yazılı olduğu " sermaye " kenar başlıklı 6. Maddesinde yazılıdır. Şirket payları nama yazılı iken, davalı şirketin 12/07/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda sermaye kenar başlıklı 6. Maddesinde yapılan değişiklikle payların tamamının hamiline yazılı olması karar altına alınmış, bu husus 25/07/2019 tarihli sicil gazetesinde ilan edilmiştir.

Payların hamiline yazılı olmasına karar verildikten sonra 24/07/2019 tarihli ve 2019/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile de şirket paylarını temsilen hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına karar verilmiş, bu kararda 08/08/2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan olunmuştur.

Şirket pay durumunun incelenmesinde, 09/11/2020 tarihli genel kurul kararının hazurun cetveline göre davacı ...'nin paylarının karşılığı 1.607.000,00 TL iken 22/06/2021 tarihli genel kurulun hazurun cetvelinden bu bedelin 255.000,00 TL'ye düştüğü; yine 09/11/2020 tarihli genel kurul kararının hazurun cetvelinde ... yer almaz iken 22/06/2021 tarihli genel kurul hazurun cetvelinde ...'nin 300.000,00 TL değerindeki hisseye sahip olduğu, keza 09/11/2020 tarihli genel kurulda ...'nin 5.357.000,00 TL'lik paya sahipken 22/06/2021 tarihli genel kurulda 6.415.000,00 TL'ye denk gelen bir hisseye sahip hale geldiği görülmektedir.

Şirketin ortakları olan diğer ortaklar ... ve ...'nin hisselerine düşen bedeller değişmezken ... yönünden de bir miktar azalma olduğu görülmüştür.

Hal böyle olunca, hamiline basılı hisse senetlerinden davacıya ait olması gereken hisse senetlerinin 09/11/2020 ile 22/06/2021 tarihleri arasında davacının eşi ...'ye ve kardeşi ...'ye geçtiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, anonim şirketlerde hamiline yazılı senetlerin el değiştirmesi senetlerin fiilen teslimiyle gerçekleşmekte olup, davamızdaki bağlanma noktası da tam bu aşamaya ilişkindir.

Zira, davacı şirket payları nama yazılı iken, hamiline yazılmasına ilişkin kararın usulsüz olduğunu, usulsüz olarak alındığını iddia etmekte olup; gerçekten karar usulsüz ise, bunun dava sonucuna doğrudan etki edeceği şüphesizdir. Davalı şirketin hamiline yazılı pay senetleri bastırmasına 24/07/2019 tarihli yönetim kurulundan 2019/3 sayılı kurul kararıyla karar alınmıştır.

O kararda şirketin 4 yöneticisinin de ismi yer alıp, bunlar ..., ..., ... ve ...'dir, kararda, iş bu kararın 4 yöneticinin de oy birliğiyle alındığı yazılı ve ticaret siciline de bu husus açıkça belirtilmek suretiyle ilan ettirilmiş ise de; kararın altında ...'nin imzası yoktur. Bu husus davalılarında kabulündedir.

24/07/2019 tarihli yönetim kurulu kararının başkanın çağrısı üzerine toplanmış bir yönetim kurulu tarafından mı yoksa çağrısız bir toplantıyla ve TTK 390/4'ün tanıdığı imkan kullanılarak " elden ele dolaştırma yoluyla " alınmış bir karar mı olduğu açık değildir.

Bununla birlikte davacının o tarihte yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen söz konusu toplantıdan haberdar olmadığını açıkça beyan etmesi karışsında ve toplantıya katılanların arasında davacının adının zikredilmiş olmasına rağmen imzasının bulunmaması sebebiyle söz konusu kararın TTK 390/4'teki usulü çerçevesinde alınmadığı; her ne kadar madde gereğince kararlar üye tam sayısının çoğunluğuyla alınabileceği; bu açıdan davacımız karara katılmasa dahi diğer 3 üyenin olumlu oyuyla bu karar için oy çokluğunun sağlandığı düşünülebilirse de.

TTK 390 maddesi gereğince, toplantı sebebini teşkil eden hususta ( yani hamiline hisse basımı konusunda ) önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine tek tek iletilmiş olmasının sıhhat şartı olduğu; böyle bir bilgilendirmeden sonra artık kararın üye tam sayısının çoğunluğuyla alınabileceği; davacıya da yönetim kurulu üyesi olarak bu bilginin verilmesi şart olup, verildiğinin ispatı davalı taraftadır.

Davalı taraf delillerini sunmuş olup, sunmuş bulunduğu ihtarlardan hiç biri 24/07/2019 tarihli ve ... nolu yönetim kurulu toplantısının nedenine ilişkin bir bilgilendirme değildir. Bu nedenle şirketin hamiline hisse senedi bastırılmasına ilişkin kararı usulsüz bir karardır, bununla davacının bağlı tutulması mümkün değildir.

Şirket sermayesinin nama yazılıdan hamiline yazılı hisseye dönüştürülmesine ilişkin genel kurul kararının iptaline gidilmemiş olmasının davamızla bir alakası olmayıp; davacımız hamiline bastırılan hisselerin kendisine verilmediğini ve kendisince ... ve ...'ye devredilmediğini daha doğrusu kendisine teslim edilmediği için bu şahıslara devredilmesinin de mümkün bulunmadığını iddia etmektedir.

Yoksa davacının, hamiline hisse senedi bastırılmasına ilişkin genel kurul kararına bir itirazı yoktur. Davacının iddiası, yönetim kurulu kararının geçersizliğine de ilişkin olduğu için artık bu davada ön mesele olarak halledilecek bu hususta davacıdan yönetim kurulu kararının iptali yönünden dava açması da beklenemez. Zaten iş bu davada bu husus ön mesele olarak ele alınacaktır.

Biran için hamiline yazılan pay senetlerinin bastırılmasına karar verilen 24/07/2019 tarihli yönetim kurulu kararı geçerli kabul edilse dahi; ortaya ikinci bir halli gereken mesele çıkmaktadır. Bu da, davacı tarafından iddia edilen " hamiline yazılı olarak bastırılan hisselerinin kendisine teslim edilmediği " iddiasıdır.

Söz konusu olan bu iddia menfi bir duruma ilişkin bulunduğundan ispat külfeti karşı taraftadır.Yani davacı hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisine teslim edilmediğini iddia ettiğinden ve bu husus menfi bir durum olduğu için, " pay senetlerinin sana teslim edilmediğini ispatla " demek mümkün değildir.Pay senetlerinin davacıya teslim edildiğini ispat davalı şirketindir. Davalı şirket pay senetlerinin davacıya teslim edildiğini ispat etmiş değildir.

Oysa, basiretli olarak davranıp, pay teslim tutanaklarını hazırlayıp davacıya imzalatması gerekirdi. Böyle bir teslim tutanağı ibraz edilmediği müddetçe artık davacının nama yazılıyken sahip olduğu hisse oranı olan %10,7 şirket hissedarlığının devam etmesi gerektiği, kendisine pay teslimi ispat edilemeyen davacının söz konusu paylarını, payları artış gösteren ...'ye ve ...'ye devretmiş kabul edilmesinin mümkün olmadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş,

davacının davalı şirketteki hisse oranının %10,7 olduğunun ve buna isabet eden itibari değerinde 15.000.000,00 TL'lik sermayeden 1.607.000,00 TL'ye isabet ettiği hüküm altına alınmıştır.Davacının azalan hisselerinin ...'ye ve ...'ye gittiği her ne kadar belliyse de mahkememizin taleple bağlı olduğu, talebin sadece davacının şirketteki hissesinin tespitine ilişkin olduğu,

... ve ...'den hisse iptalinin talep edilmediği nazara alınarak bu şahıslardan hisse iptaline gidilmemiş olup, mahkememiz kararının kesinleşmesi halinde davacının şirketteki hissesinin %10,7 olduğu nazara alınmak suretiyle bu hisseyi sağlayacak şekilde şirketçe hisselerin yeniden düzenlenmesi gerekecektir.

Ancak dava, davalı şirket ortaklarının bir kısmını artan hisseleri nedeniyle bir kısmını da geçersiz kabul edilen yönetim kurulu kararlarını imzalamaları nedeniyle ve yukarıda da izah edildiği üzere kararın kesinleşmesi halinde şirketçe yapılacak düzenlemeyi ilgilendirdiği nedeniyle davalı şahısların hiç biri hakkında davanın husumetten reddine gidilmemiş,Her ne kadar davalılar zaman aşımı itirazında bulunmuşlar ise de,

davacının devam ede gelen hisse durumu ve bunun usulsüzlük yoluyla sağlandığı iddiasının dava zaman aşımı süresinin dolmadığı nazara alınarak zaman aşımı definin de reddine karar verilerek yapılan yargılama sonunda aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. " gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasıyla kayıtlı olan ... ve ...

Şirketi'ndeki hissesinin 15.000.000,00 TL'lik sermayeden 1.607.000,00 TL itibari değerde paya sahip olduğunun ve hisse oranının %10,7 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ

Davalılar ..., ..., ... ve...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde 24.07.2019 tarihli, 2019/3 sayılı yönetim kurulu kararının geçersizliğine dair değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bu konunun ön mesele olarak incelenmesinin usule aykırı olduğunu, alınan yönetim kurulu kararının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, yönetim kurulunun toplanması bakımından herhangi bir yasal şekil bulunmadığını, mahkemenin buradan hareketle vardığı sonucun hukuka aykırı olduğunu,

davalılar ... ve ...'ye aktarılmış olan hisselerin iptaline ilişkin talep bakımından davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, hisse devrinin iptal talebinin sadece anılan hissedarlara yöneltilmesi gerektiğini, hissellerin devri ile müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, taraflar arasında birden fazla karşılıklı ihtarname teati edildiğini, sonuç olarak davacının ısrarla kendi yönetim kurulu üyeliği döneminde alınan hamiline yazılı hisse senedi basılmasına dair kararla ilgili olarak senetlerin kendisine teslim edilmediğini iddia etmesinin hem kendi hukuki sorumluluğuna bir gerekçe bulma çabası olduğunu,

hem de davalı şirket ile kötü niyetli olarak ihtilaf yaratma gayreti olduğunu, paydaşlar arasındaki hisse devirlerinde davalı şirketin üçüncü kişi konumunda olduğunu, hisse senetlerinin devri ile ilgili şirketin bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde şirketin onayının aranmadığını, hisse senetlerini elinde bulunduranları ortak olarak kabul etmek durumunda olduğunu, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin haksız olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, istinaf başvuru delikçesinde özetle.

İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının aralarında maddi ve hukuki bağlantı bulunmayan ve dava arkadaşlığının unsurlarını da taşımayan farklı hukuki talepler ileri sürdüğünü, müvekkili ...'ye aktarılmış hisselerin iptali bakımından müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün ise de bunun ayrı bir dava olarak açılması gerektiğini, gerekçeli kararda müvekkili ... bakımından hüküm kurulmamış olmasının da husumet yokluğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili bakımından uyuşmazlık hamiline yazılı hisse senetlerinin davacı tarafından müvekkili ...'ye hukuka uygun şekilde devredilip devredilmediği noktasında toplandığını,

müvekkilinin davalı şirket hisselerini, 21.07.2019 tarihli ve ...

Y. sayılı yönetim kurulu kararıyla hamiline hisse senedi basılmasına karar verilmesi akabinde 08.08.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde kararın tescil edildiği ve pay senetlerinin de hak sahiplerine dağıtılması suretiyle iktisap ettiğini, böylece hamiline hisse senetlerinin iktisabının TTK'nın 489. maddesine uygun olduğunu, hisse senedini elinde tutanın hissedar olarak kabulü gerektiğini, müvekkilinin hamiline yazılı hisse senetlerinin zilyedi olup hakkını ispat ettiğini, müvekkilinin hisseler üzerindeki zilyetliğinin haksız olduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu,

hisse senedinin elinde olduğunu veya rızası dışında elinden çıktığını iddia ve ispat etmeyen davacının davasının bu nedenle reddi gerektiğini, müvekkilinin TTK'nın 415. maddesi uyarınca genel kurula katılmak suretiyle pay sahipliğinden doğan haklarını kullandığını, davacının hisse devrinin iptaline ilişkin iddiaların haksız olduğunu, buna rağmen davanın kabulüne dair verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, davalıların istinaf başvurusuna karşı cevaplarını içeren dilekçede özetle;

davadaki iddia ve açıklamalarını tekrarlayarak, davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesini ve kötü niyetle kanun yoluna başvurulduğundan, davalılar hakkında HMK'nın 329. maddesi uyarınca disiplin para cezası uygulanmasını talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, hukuki niteliği itibariyle, davcının davalı şirketteki hisselerinden %9'luk kısmın haksız olarak davalılar ... ve ...'ye geçirildiği iddiasıyla, bu davalılar adına haksız şekilde geçirilen davacı hisselerinin iptali ile davacının davalı şirketteki hisse oranının %10,7 olduğunun tespiti taleplerine ilişkindir.

Dava dilekçesinde davalı şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesi de talep edilmiş olmakla birlikte, bu talep ilk derece mahkemesince tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. Eldeki dava sadece davacıya ait iken haksız olarak davalılar ... ve ...'ye geçirilen hisselerin iptali ile davacının şirketteki hisse oranın %10,7 olduğunun tespiti talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının tespit talebinin kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, davacının, davalılar ... ve ...'ye aktarılan hisselerin iptalini talep etmediği ve bu nedenle sadece tespit kararı verildiği belirtilmiş ise de dava dilekçesinin yapılan incelemesinde; dilekçenin konu bölümünde açıkça "Davalılar ... ile ...'ye aktarılmış olan müvekkil hissesinin iptali ile müvekkil hissesinin %10,7 olarak tespitine ve müvekkil adına tesciline" talebinin ileri sürüldüğü,

yine netice ve talep bölümünde 2. maddede "Davalılar ... ve ...'ye haksız bir şekilde aktarılmış olan müvekkil hisselerinin iptali ile müvekkil ...'nin hisse oranının %10,7 olarak tespitine" karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında davalılar vekillerinin cevap dilekçelerinde, davalı gerçek kişilere haksız olarak geçirildiği iddia edilen hisselerin iptali taleplerine karşı ayrıntılı cevaplar verildiği açıktır.

Bu durumda ilk derece mahkemesinin oluşturduğu karar ve gerekçesi dosya kapsamına uyumlu olmadığı gibi, mahkemenin davadaki önemli taleplerden biri yani davalılar ... ve ...'ye haksız olarak geçirilen hisselerin iptali ve tescili talebi hakkında bir karar vermediği anlaşılmaktadır.Davacının tespit talebinin karara bağlanabilmesi için davalı gerçek kişiler hakkındaki iptal ve tescil talebinin öncelikle karara bağlanması zorunludur.

Zira davalıların üzerindeki hisseler iptal edilmeden davacının da aynı hisseler bakımından hissedar olduğu şeklinde verilen eldeki tespit hükmü, şirket hissedarları ve hisse miktarları konusunda önemli bir karışıklığa sebebiyet verecek niteliktedir. Çünkü şirketin hisse sayısı ve miktarı bellidir. Hissedarları ve her bir hissedarın hisse oranları belli olmalı ve hissedarların toplam hisse miktarının, şirketin toplam sermayesini ve hisselerini geçmemesi gerekir.

Mahkemenin verdiği tespit hükmü bu kuralı ihlal eder nitelikte olup, şirketin toplam hisseleri ve sermayesi ile hissedarların hisse miktarları hakkında karışıklığa sebebiyet verir niteliktedir. Mahkemece verilen tespit hükmü, şirketler hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğu gibi, davadaki önemli taleplerden biri hakkında hüküm de içermemektedir.

Ayrıca, bir mahkeme kararının icrasının davalının inisiyatifine bırakılması da mahkeme kararlarının bağlayıcı olduğu ilkesine aykırı olmuştur.

İlk derece mahkemesine yargılama kapsamında herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmamış, celp edilen belgeler üzerinden yapılan değerlendirmelerle sonuca gidilmiştir.

Oysa eldeki uyuşmazlığın çözülebilmesi için öncelikle şirketin hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasına dair kararının alındığı ve bu kararın tescil ve ilan edildiği tarihler itibariyle şirketteki nama yazılı pay ve paydaş durumlarının ne olduğu, nama yazılı pay sahiplerinin pay miktarlarının ne olduğu, bu paylar karşılığında şirketçe kaç adet hamiline yazılı hisse senedi çıkarıldığı, her bir nama yazılı pay sahibine bu hamiline yazılı senetlerden ne kadar verildiği hususları tespit edildikten sonra;

davacıya nama yazılı payı karşılığı yeter miktarda hamiline yazılı pay senedi teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamaması hâlinde bu payların akıbetinin ne olduğu, hangi davalı üzerine geçirildiği, bunun hukuki dayanağının ne olduğu; hamiline yazılı yeter miktarda hisse senedinin davalı şirket tarafından davacıya teslim edildiği hususu kanıtlanırsa bu kez davalı gerçek kişilere bu hisselerin davacıdan ne suretle intikal ettiği;

bu değerlendirmeler sonucunda davacıya ait hamiline yazılı payların haksız olarak davalılara geçirildiği sonucuna varılırsa, hangi davalıya hangi miktarda hamiline yazılı payın haksız olarak geçirildiğinin tespit edilmesi ve bu tespit kapsamında elinde haksız olarak davacıya ait hisseyi elinde tutan davalı uhdesindeki hisselerin iptaline karar verilmesi ve bunun sonucu olarak da davacının gerçek pay miktarının ne olduğunun tespitine karar verilmesi; davalılara payın yasaya uygun şekilde geçtiğinin tespiti hâlinde ise davanın reddi suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekir.

Yukarıda açıklanan tespit ve değerlendirmelerin yapılabilmesi için öncelikle HMK'nın 31. maddesi uyarınca, aydınlatma ödevi kapsamında taraflardan izahat alınması, bundan sonra şirketin defter ve ilgili kayıtlarının ibrazı emredilerek bilirkişi eşliğinde incelenme yapılması gerekir. TTK'nın 83. maddesi uyarınca mahkeme, ticari uyuşmazlıklarda ticari defter ve kayıtların incelenmesine resen dahi karar verebilir.

Bu nedenle mahkemece, ticari defler incelenmeden ve asıl uyuşmazlık noktaları hakkında taraflardan izahat istenmeden karar verilmesi, karar verilirken de davadaki asıl taleplerden birisinin yok sayılması usule ve yasaya aykırı olup işin esasının incelenmesi bu nedenle mümkün olmamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.06.2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/937, K. 2025/1041, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Savunma
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Nedenleri
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/937
Karar No
2025/1041
Tarih
12 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/937 K.2025/587
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/939 K.2025/504
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/945 K.2025/1225
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/946 K.2025/636
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/946 K.2025/779
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/946 K.2025/460

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.