KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2024/1058
- Karar no
- 2024/1103
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24.04.2024 tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2024/252 E.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekili tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin, kararda yazılı nedenlerle reddine dair ara kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin haksız olduğunu ve usulsüz şekilde kesinleştirildiğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin haciz tehdidi altında bulunması nedeniyle açılan menfi tespit davasında tedbir talep edildiğini ileri sürerek, menfi tespit davası kesinleşinceye kadar teminatsız olarak veya uygun teminatla icra takibinin tedbiren durdurulmasına ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 24.04.2024 tarihli ara kararında; İİK'nın 72/3. maddesine göre menfi tespit davalarında icra takibi başlattıktan sonra takibin durdurulması kararı verilemeyeceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde. Davalı tarafından Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin usulsuz şekilde kesinleştirildiğini, müvekkilin takip nedeniyle borçlu olmadığını, takibe dayanak yapılan belgelerin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, bu belgelerin davalının borçları ile tarafların ortağı olduğu ...
Şirketi adına ödenen borçlara ilişkin olduğunu, tarafların birden fazla ortaklı ...
Limited Şirketinin ortakları olduğunu, müvekkilinin devir borcunu üçüncü kişiye kıymetli evrak vererek ödediğini, şirketin borçları nedeniyle müvekkilinin mal varlığını ipotek ettirdiğini, şirketin zarar etmesi nedeniyle şirket ortaklarının şirketi tasfiye etme kararı aldıklarını, müvekkilinin şirketin borçları için kredi kullandığını, buna rağmen davalının kendi vergi borçları için müvekkili aleyhine takip başlattığını, takip dayanağı belgelerin de davalıya ait ödemelere ilişkin olduğunu, şirketin borçlarının ortakların sorumlu olmadığını,
bu nedenle açılan menfi tespit davasının sonucuna kadar icra takibinin tedbiren durdurulması ve hacizlerin kaldırılmasının istendiğini, mahkemecenin ret gerekçesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine; istinaf, yargılama sırasında talep edilen ihtiyati tedbirin reddine dair verilen 24.04.2024 tarihli ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir.
HMK'nın 389/1.maddesi, ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir... '' hükmünü, 390/3 maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1. maddesi ise ''Mahkeme,
tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. İİK'nın 72. maddesinde, menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. İİK 72/1 fıkrada, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabileceği belirtilmiştir.
İİK 72/3 maddede, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'den aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğine yer verilmiştir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davaları bakımından verilebilecek ihtiyati tedbir kararı, İİK'nın 72/3. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durmasına karar verilemez. Bu tür bir davada ancak teminat karşılığı icra veznesine gelen paranın alacaklıya ödenmesi tedbiren durdurulabilir.
Davacının ihtiyati tedbir talebi maddedeki düzenlemeye uygun olmayıp, açıkça takibin durdurulmasına ve hacizlerin kaldırılmasına ilişkin olduğundan ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerindedir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1058, K. 2024/1103, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama