KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1277
- Karar no
- 2024/1702
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/05/2024
- Numarası
- 2023/114 Esas - 2024/460 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.779 kelime·9 dk okuma
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı $irket arasında devamlı bir ticaret ilişkisi olduğunu, davalının ilgili faturaları ödemediğini bununlüzerine alacaklarının tahsili İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız şekilde icra takibine itiraz edip durdurduğunu arabulucu görüşmelerinin de sonuçsuz kalmasıyla huzurdaki davanın görüldüğünü belirterek itiraz edilen dosyanın itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe kaldığı yerden ticari faiz uygulanmasına, alacağın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilme ine, borç miktarını karşılayacak kadar davalının taşınmazları ve araçları üzerine haciz konul asına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili, davacının bütün iddialarını peşinen ret ettiğini, salt fatura düzenlemenin borç kaynağı olarak sayılamayacağını iddia eden tarafından bu alacağın ispatlanması gerektiğini, davacı taraf ile aralarında bir sözleşme olmadığını bu sebeple davanın reddini, haksız takip nedeniyle talep edilen asıl alacağın %20 den az olmamak üzere kötü iyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2022 yılına ilişkin ticati defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket vekili ile incelemeye esas kayıtlarının sunulması için anlaşıldığı, ancak birkaç gün beklenilmesine rağmen incelemeye esas kayıtların sunulmadığı,, duruşma tarihinin yaklaşması sebebi ile davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafın incelenen defterlerinde takip konusu faturaların alacak olarak yer aldığı,
davalı tarafın kayıtları incelenmese de vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında BA formuyla davacı faturalarının alım olarak itirazsız / iadesiz beyan edilmiş olduğunun anlaşıldığı, fatura içeriği malları almadığını ispat yükünün davalıya ait olduğu,
bu yönde dosya kapsamında somut bir delilin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davacının takip tarihi itibarıyla kendi defterlerinde gözüktüğü şekliyle 06/07/2022 takip tarihi itibariyle 145.455,20 TL alacağını talep edebileceği, davacı alacağı TBK m.117 kapsamında takip öncesinde alacağı muaccel olmadığından takip öncesinde faiz talep edemeyeceği ancak mahkemenin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde tarafların tacir olması,
işin ticari iş, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle takip sonrasında hükmolunan asıl alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davalının Ek Rapor görevlendirmesi sonrası incelenen defterlerinde 07.07.2022 takip tarihi itibarıyla 145.455,20 TL davacıya borçlu gözüktüğü, kök raporda incelenen davacı kayıtları ile örtüştüğü, eş deyişle davacıya ait tüm faturaların davalı kayıtlarında itirazsız yer aldığı, davacının takip öncesi 145.455,20 TL tutarındaki açık hesap alacağını isteyebileceği yönündeki KÖK rapor kanaatinin aynen geçerli olduğu, faiz İtirazı Yönünden: Davacı taraf her ne kadar TTK 1530 kapsamında ayrıca ihtara gerek kalmaksızın temerrüt faiz talebinde bulunmuş olsa da;
yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında bu konularda akdedilen tedarik sözleşmeler bakımından uygulandığı, satış sözleşmelerine uygulanmadığı, huzurdaki satış işleminde somut olayda İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TKB’nin 117. maddesi koşullarına bağlı olduğu yönündeki kök rapor kanaatinin devam ettiği, bilirkişi kanaati aksine hüküm tesis etmeye muhtar olduğu,
bu kapsamda yapılan hesaplamada TTK m. 1530 kapsamında takip öncesinde vadesi muaccel olan faturalar için 2.597,64 TL temerrüt faizinin hesaplandığı, (talep 4.183,68 TL) sonuç ve kanaati bildirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiği, davacı ve davalı defterlerine göre davacının davalıdan 145.455,20 TL alacaklı olduğunun, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğunun, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından da BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafından uyuşmazlık konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği anlaşılmıştır.
Somut olaya emsal olan Yargıtay 19 HD nin 2018/2293 esas ,20194962 karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir.
Her ne kadar davalı taraf mal teslimi yapılmadığını iddia etmekte ise de ilgili Yargıtay ilamı doğrultusunda davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.Davalının mal teslimi yapılmadığı hususunu kanıtlayalmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile icra takibine vaki itirazının asıl alacak iptaline işlemiş faiz yönünden temerrüte düşürücü ihtar bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. "gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 145.455,20 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davayı ve icra takibini özetledikten sonra, davacının icra takip talebinde 6.144,80 TL fazladan ana para alacağı talep ettiğinin sabit olup davalının bu kısım bakımından kötü niyetli olduğunun kabulü ile davalı yararına kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerekirken mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının alacaklı olmadığını açıkça bildiği bir miktar bakımından takip yapmasının kötü niyeti ortaya koyduğunu, zira davacının kendi defter kayıtlarında yer alan miktardan daha fazla talepte bulunduğunu,
bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ve kötü niyet tazminatı talebinin reddi kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, istinafa cevap dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebebinin haksız olduğunu, davanın reddedilen bölümü bakımından kötü niyetli olmadıklarını, istinaf başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davanın bir kısmının reddedilmiş olmasının tek başına davacının kötü niyetini ortaya koymaya yeterli olmadığını, davalı tarafın, davacının kötü niyetini ortaya koyan hiç bir delil ve olguya dayanmadığını belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari satıma ilişkin faturalara bağlı açık hesap alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 355. maddesinde belirtildiği üzere istinaf incelemesi, başvuranın ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılır. Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebebi, sadece davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karara ilişkindir. İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde de açıklandığı üzere.
İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi durumunda, davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, takibin haksızlığı yanında ve ayrıca davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunun da kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda davacı, icra takip talebinde, faturaları da ilgi göstermek suretiyle asıl alacakları ve faizleri toplamı olmak üzere 155.783,89 TL için ilamsız icra takibi başlatmıştır.
Bu tutarın 151.604,21 TL'lik kısmı asıl alacak, bakiyesi işlemiş faizdir. Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının defter kayıtları esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının alacak talebinin bir kısmının ve işlemiş faiz talebinin reddedilmiş olması, davacının bu kısım bakımından kötü niyetli olduğunu ispata yeterli değildir.
Bu nedenle, davacı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinin talep sonucunda, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de esas bakımından verilen hükme karşı açık bir istinaf nedeni ileri sürülmemiştir.
İlk derece mahkemesince faturalar, davacının ibraz edilen ticari defterleri ile davalının vergi dairesine verdiği BA formları esas alınarak kurulun hükümde kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine bir aykırılık bulunmadığından, esas bakımından verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1277, K. 2024/1702, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama