KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1283
- Karar no
- 2024/1793
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 25/06/2024 (Tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2024/150 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/11/2024
Karar Metni
1.693 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucusu ..., 2016 yılında kurduğu ... ile hayranları için bir tür idol haline geldiğini, sokak giyim markalarının muazzam bir potansiyele sahip olduğunu fark eden müvekkili şirketin kurucusu modada başarılı olmak için kıyafet tasarlamanın yeterli olmadığını fark ederek 2019'da ... ile ortaklık kurmaya karar verdiğini, müvekkilinin ürünlerinin bir kısmının da ülkemizde üretildiğini, nitekim davalı şirketin, müvekkili şirketin ülkemizdeki üreticilerinden biri olduğunu,
sunulan fatura kopyalarından görülebileceği gibi müvekkili şirket için müvekkil şirkete ait ... markalı ürünlerini ürettiğini, yine sunulan delillerden görülebileceği gibi müvekkilinin davalı şirketin ticaret sicilinde tek ortak ve yetkilisi olarak kayıtlı ... ile e-postalar aracılığı ile üretime ilişkin pek çok talimat verildiğini, ancak bu sırada davalı şirket kötü niyetli olarak davaya konu ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” marka başvurularında bulunduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki geçmiş ticari ilişki göz önünde bulundurulduğunda,
davalı şirketin müvekkil şirkete ait “...” markasından haberdar olduğu halde buna rağmen Tpmk nezdinde asli unsuru “...” ibaresi olan marka başvuruları yapmış olduğunu, müvekkil şirketin tanınmışlığından ve imajından haksız biçimde yararlanma niyetini ve marka başvurularını kötüniyetli bir biçimde yaptığını iddia ederek, davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesini ve bu markalardan doğan hakların müvekkiline, bayilerine, ticari temsilcilerine ve üreticilerine karşı ileri sürülmesinin ve sair tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 25/06/2024 tarihli ara karanca. "Dosya kapsamı deliler ve davanın niteliğine göre davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL teminat karşılığı dava konusu markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve bu markalardan doğan hakların davacıya, davacının bayilerine, ticari temsilcilerine ve üreticilerine karşı ileri sürülmesinin tedbiren durdurulması talepleri yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının sair tedbir talepleri yönünden HMK 389 ile SMK 159 ve devamı maddelerinde aranan koşullar gerçekleşmediğinden bu aşamada reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; -Dosya kapsamı deliler ve davanın niteliğine göre davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL (BeşYüzBinTL) nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu teminat karşılığı Kısmen Kabulüne, davacının sair tedbir talepleri yönünden HMK 389 ile SMK 159 ve devamı maddelerinde aranan koşullar gerçekleşmediğinden bu aşamada reddine,
-Davalı adına tescilli ise ... ve ... tescil numaralı markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına, davalının ... ve ... tescil numaralı markalardan doğan haklarını davacıya, davacının bayilerine, ticari temsilcilerine ve üreticilerine karşı ileri sürmesinin tedbiren durdurulmasına, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, kurucusu ..., 2016 yılında Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde Euıpo önünde tescil ettirmiş olduğunu, markasını tüm Avrupa'da ve Amerika'da satışa sunulduğunu, Müvekkil iş birliği içinde olduğu şirketler sayesinde dünyanın her yerinde satıldığını, kendisine ait https:/www..com/ online platformunda tüm dünyada satışa sunulduğunu, müvekkil ürünlerinin bir kısmı da ülkemizde üretildiğini, davalı Şirket müvekkil Şirket'in ülkedeki üreticilerinden biri olduğunu, sunulan fatura kopyalarından görülebileceği gibi müvekkil Şirket için müvekkil Şirket'e ait ... markalı ürünlerini ürettiğini,
müvekkil ile davalı şirket'in ticaret sicilinde tek ortak ve yetkilisi olarak kayıtlı ... ile e-postalar aracılığı ile üretime ilişkin pek çok talimat verildiğini, Davalı Şirket kötü niyetli olarak davaya konu .. sayılı "...” ve ...sayılı “..." marka başvurularında bulunduğunu, davalı Şirket'in ... ve ... sayılı tescillerinden haberdar olduğunu, müvekkil Şirket'in alan adına ayırt edilemeyecek kadar benzer olan https://...com alan adını davalı şirket adına tescil edildiği ve söz konusu internet sitesinde müvekkil şirkete ait marka, logo ve tasarımları kullanarak ticari faaliyette bulunduğunu tespit edildiğini,
müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki geçmiş ticari ilişki göz önünde bulundurulduğunda, müvekkil şirket'e ait “...” markasından haberdar oldukları, buna rağmen Türkpatent nezdinde asli unsuru “...” ibaresi olan marka başvuruları yapmış olması müvekkil şirket'in imajından haksız biçimde yararlanma niyetini ve marka başvurularını kötüniyetli yaptığını, davalı şirket tarafından işletilen https://...coml/ internet sitesinin alan adı tercihi dahi müvekkil şirket'e ait https: /www.....com/ alan adlı internet sitesini taklit ettiğini, https://....coml internet sitesi alan adı içerinde sadece “...” kelimesinin farklı olduğunu,
ve “...” kelimesi sezon sonu ve indirimleri ürünlerin satıldığını, davalı, müvekkil şirket'e ait internet sitesi alan adı içine “outlet” kelimesini ekleyerek söz konusu internet sitesinin müvekkil şirket tarafından işletildiği ve bu site üzerinde müvekkil şirket'e ait outlet ürünlerin satıldığı izlenimi yarattığını, internet sitesinin tasarımı, ürünlerin gösterim biçimi, kullanıcı arayüzü müvekkil şirket'in internet sitesiyle neredeyse bire bir aynı olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesi ile müvekkil şirket'in internet sitesi yan yana konulup incelendiğinde sitelerin neredeyse bire bir benzer olduğu açıkça görüldüğünü,
İnternet sitesinin tasarımı konusunda müvekkil şirket'in internet sitesini taklit edilmesinin tüketicileri ürünlerin kaynağı konusunda yanıltmaya çalıştıklarını, müvekkil şirket'in markasından ve imajından yararlanmaya yönelik eylemler gerçekleştirdiklerini, bu davranışların aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 54 ve m. 55 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği ihtar edildiğini, müvekkilin web sitesinde kullanılan arayüzler, ilk bakışta modellerin poz verme stilleri dahi taklit edildiğini ve müvekkile ait web sitesinden ayırt edilmeyecek nitelikte bir web sitesi tasarlandığını,
bilişim uzmanının da yer aldığı heyetten alınacak rapor Müvekkilin web sitesinin kopyalanmış olduğu gerçeğini açıkça ortaya koyacağını, davalı şirket talepleri reddetmiş, https://...comi alan adını kapatmış ancak https://...com alan adında yer alan web sitesinde ürünleri müvekkil şirketin memleketine dahi satmaya başladığını satışları tespit eden müvekkil şirket Almanya'da Frankfurt am Main Bölge Mahkemesi nezdinde davalı şirket'e karşı bir ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu ve Frankfurt am Main Bölge Mahkemesi ihtiyati tedbir kararı verdiğini,
ve ... markasının Avrupa Ekonomik Alanı içerisinde müvekkil şirketin izni dışında kullanılmasını yasaklandığını, müvekkilin orijinal sitesinin de üzerinde görülen davalı şirket sitesi sol üstte yer alan logonun yerleştirilişi ve logonun kendisini de taklit ederek orijinal sayfa görüntüsü verdiğini, davalı şirket'in kötüniyetli fiillerini her gün çoğaltarak devam ettirdiğini bu nedenle de ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini,
istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/150 E. sayılı dosyasında 25.06.2024 tarihli ihtiyati tedbirin Kısmen Reddine İlişkin Kararının Kaldırılmasına, müvekkil şirket'in üreticisi olması sıfatıyla müvekkil şirket'ten izin almaksızın ve herhangi bir hukuki nedene dayanmaksızın haksız ve kötüniyetle tescil ettirmiş olduğunu, müvekkil şirket'e ait markaların haksız olarak kullanılmasının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren engellenmesine,
bu amaçla davalının, davacı müvekkilin gerçek hak sahibi olduğu tanınmış ... markası ile logosuna ilişkin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulması ve marka hakkına tecavüz teşkil eden ... markalı tüm ürünlere, bunların üretiminde ve tanıtımında kullanılan ambalajlar ve materyaller de dahil olmak üzere tüm vasıtalara görüldükleri yerde el konulmasına ve adli muhafaza altına alınmasına dair davanın kesinleşmesine kadar halihazırda 500.000 TL teminat yatırılmış olduğu göz önüne alınarak teminatsız olarak tedbir konulmasına, bu amaçla İcra Müdürlüğü'ne ve gümrüklere yazı yazılmasına,
davalıya ait hitps://...com/ internet sitesi üzerinde ürünlerin satışa arzının durdurulması başta olmak üzere; davacının marka haklarını ihlâl eden ve aynı zamandan haksız rekabet teşkil eden davalı ürünlerinin tanıtımı, imali, ithali ve ihracı, pazarlanması, dağıtımının durdurulmasına ve davanın kesinleşmesine kadar tedbir olarak önlenmesine, bu amaçla https://...com/ adresindeki siteye erişimin engellenmesi karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6769 sayılı SMK'nın 159. maddesine göre, " Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Bilindiği üzere SMK'daki ihtiyati tedbire ilişkin bu özel düzenleme gereği verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, yaklaşık ispat koşulu mevcut ise dava sonucunda elde edilecek menfaatin sonucunu doğuracak şekilde tedbire hükmedilebileceği açıktır.
HMK’nın 389/1. maddesindeki düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı,
talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile Davalı’ya ait ... sayı ile tescilli “...” ve ... sayı ile tescilli “...” ibareli SMK’nin 6. Maddesi ve 25. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkraları uyarınca, tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğÜ ve Davalı Markası’nın marka sicili’nden terkini, bu amaçla davalının, davacının gerçek hak sahibi olduğu tanınmış ... markası ile şekil logosuna ilişkin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması,
önlenmesi ve bu ürünlerin, bunların üretiminde ve tanıtımında kullanılan ambalajlar ve materyaller de dahil olmak üzere tüm vasıtaların imhasını talep ve dava ettiği mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, henüz bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, tespit raporunun bulunmadığı, davacının tespit ve bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik bir talebinin bulunmadığı yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin kısmen kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1283, K. 2024/1793, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama