KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/171
- Karar no
- 2024/425
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2023
- Numarası
- 2023/599 E. - 2023/898 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.
15.07.2008 tarihinde müvekkili şirkette işe başlayan dava dışı ... ile imzalanan 20.08.2008 tarihli burs sözleşmesi kapsamında anılan kişinin yurt dışına eğitime gönderildiğini, anılan kişinin yurda dönüşten sonra 02.09.2010 tarihinde müvekkili şirkette mecburi hizmete başladığını ve 02.09.2013 tarihine kadar müvekkili şirkette çalışması gerekirken 10.02.2012 tarihinde mecburi hizmet süresini İBB bünyesinde ifa etmek istediğini bildirdiğini, bu talebin müvekkili şirketin o tarihteki genel müdürü olan davalı tarafça burs sözleşmesine aykırı olarak kabul edildiğini, genel müdür olan davalının özen, bağlılık, dürüstlük,
şirket çıkarlarını gözetme ve koruma yükümlülüklerini ihlal ettiğini, şirket personelinin zorunlu hizmet süresini ifa etmesi gerekirken İBB'ye geçişine izin verildiğinden şirketin zarara uğradığını, ...'in 05.03.2012 tarihi itibariyle müvekkili ile ilişiğinin kesildiğinin İBB Teftiş Kurulu Başkanlığının düzenlediği 30.11.2021 tarihli Tevdi Raporu ile tespit edildiğini, şirketin zararından o dönem genel müdür olarak çalışan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek,
şimdilik burs ve eğitim giderlerine karşılık ödenen 100.000 USD ve 2.000 TL ile ...'e ödenen şimdilik 1.500 TL kıdem tazminatı ve 1.500 TL ihbar tazminatı olmak üzere toplam 3.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin yönetim kurulu kararını uyguladığını, burs ile yurt dışına eğitim almak üzere bursiyer gönderilmesinin İBB tarafından başlatıldığını ve tüm iştiraklere uygulandığını, işlemin sözleşme ve alınan kararlara uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı şirkette 15/07/2008 tarihinde işe başlayan dava dışı ... ile davacı şirket arasında imzalanan 20/08/2008 tarihli Burs Sözleşmesi gereğince 21/08/2008 tarihinde burslu olarak yurt dışına gönderilen dava dışı ...'in, yurt dışı eğitimi sonrasında davacı kurumda 02/09/2010 tarihinde mecburi hizmete başlaması ve sözleşme gereğince mecburi hizmet süresi eğitim (burs) süresinin 1,5 katı olan 3 yıl (02/09/2013 tarihi) olmasına karşın, mecburi hizmet süresi dolmadan 05/03/2012 tarihinde,
tüm alacakları ödenerek davacı şirket ile ilişiği kesilmesi ve 13/02/2012 tarihinde İBB'de işe başlaması; özetle; ...'in mecburi hizmet süresi dolmadan davacı şirketteki ilişiğinin kesilmesi nedeniyle davacı şirketin zarara uğratıldığı şeklinde özetlenebilir.
Davalının, davacı şirkette 27/03/2015 tarihine kadar yöneticilik yaptığı, dava konusu yapılan burs sözleşmesinin dava dışı gerçek kişi ile davacı şirket arasında imzalandığı, davalının ise dava konusu zararlandırıcı eylemlerin yapıldığı bu dönemde davacı şirketin bu işlemleri yürüten yöneticisi olduğu, burs sözleşmesinin imzalandığı tarihten dava dışı ...'in iş akdinin sona erdiği tarihe kadar davalının yetkisinin devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup;
davacı taraf, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanığı'nın davacı şirket adına düzenlediği 30/11/2021 tarihli Tevdi Raporu ile olaya muttali olduklarını, dolayısı ile davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığını ileri sürmüştür.
Olaya uygulanması gereken TTK'nın 560.maddesinde öngörülen zamanaşımı süreleri; davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl olarak düzenlenmiştir. Yukarıda özetlendiği şekliyle davalıya yüklenen eylem ve işlemlerin tamamı, dava dışı ...'in iş akdinin sona erdiği ve işçilik alacaklarından doğan tazminatın ödendiği tarih olan 05/03/2012 tarihinden önce gerçekleşmiştir.
Bu durumda ilgililer hakkındaki sorumluluk davasının bu tarihten (05/03/2012) itibaren yasada öngörülen 2 ve 5 yıllık süreler içerisinde açılması gerekmektedir.
Somut olay bakımından eldeki davanın, 05/03/2012 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 20/07/2022 tarihinde açıldığı, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, davacı tarafın ileri sürdüğü ıttıla tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde dava açıldığı iddiasının dinlenemeyeceği; davalıya yüklenen eylem ve işlemlerin ayrıca ceza sorumluluğunu gerektirecek nitelikteki eylem ve işlemler de olmadıkları dolayısıyla, olaya ceza zamanışımı süre ve hükümlerinin de uygulanmasının olanaklı olmadığı..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin Cumhurbaşkanı izni ile kurulan, Sayıştay tarafından denetlenen, mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine dair ihalelerde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olan ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğunu, yapılan işlerin kamu hizmeti olması nedeniyle usulsüz işlemlerin görevin kötüye kullanma suçunu oluşturacağını ve suça ilişkin uzamış zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalının, burs sözleşmesinde yer alan mecburi hizmet sorunluluğunu uygulamayarak ve yetkisini kötüye kullanarak müvekkil kurumun zarara uğramasına sebebiyet verdiğini,
TCK kapsamında suç olan eylemin zamanaşımının 8 yıl olduğunu ve uzamış zamanaşımının 12 yıla uzadığını, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, TTK’nın 553/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Maddenin 3. fıkrasına göre, hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.
TTK'nın 560/1. maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir.
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, dava dışı ...'in 20.08.2008 tarihinde imzalanan burs sözleşmesi kapsamında yurt dışına gönderildiği, yurda döndüğünde 02.09.2010 tarihinde mecburi hizmete başladığı ve sözleşmenin 5.2. maddesine göre üç yıl süre ile 02.09.2013 tarihine kadar davacı şirkette çalışması gerekirken, 10.02.2012 tarihli dilekçe ile İBB bünyesinde çalışmak istediğini beyan ettiği ve talebin davalı tarafından 13.02.2012 tarihinde burs sözleşmesine aykırı şekilde kabul edilerek şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülerek, yapılan ödemeler ile işçilik alacaklarının tahsili istenmiştir.
TTK'nın 560. maddesine göre bu davanın iki veya beş yıllık zamanaşımı sürelere içerisinde açılması gerekir, zararın 10.02.2012 tarihinde oluşması nedeniyle her iki zamanaşımı süresinin dolduğu açıktır. İstinaf başvuru dilekçesinde eylemin görevi kötüye kullanma suçu olduğu ve bu nedenle ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince ceza zamanaşımı değerlendirilmiş ve eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmiştir.
Eylemin suç teşkil etmesi halinde zamanaşımı süresi, ceza kanununda öngörülen temel zamanaşımı süresidir. Ayrıca, ceza kanununda öngörülen ve ceza zamanaşımının kesilmesi ile oluşan uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz. İstinaf başvurusunda belirtilen 5237 sayılı TCK'nın 257. maddesine göre, görevi kötüye kullanma suçu için ön görülen cezanın, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olduğu görülmektedir.
TCK'nın 66/1-e maddesinde ise, zamanaşımı süresi beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl olarak belirlenmiştir. Bu durumda eylem görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul edildiğinde, zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak uygulanacağından, bu sürenin de dava tarihinden önce dolduğu anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/171, K. 2024/425, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama