KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1756
- Karar no
- 2024/2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/09/2024
- Numarası
- 2023/252 E. - 2024/689 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
Karar Metni
1.387 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisinin davacı şirketin ortaklarından olduğunu, davalıların yönetim kurulu üyesi sıfatıyla müvekkili şirketi temsil ettiği dönemde suç teşkil eden eylemlerinden dolayı şirketin zarara uğratıldığını iddia ederek, şimdilik 1.000,00 TL'lik zarar ziyan alacağının davalılardan belirsiz alacak şeklinde tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar davaya karşı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizde görülmekte olan davada dosyanın 08/05/2024 tarihinde işlemden kaldırıldığı görülmüştür. HMK. m. 150'de dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yenilenmemesi halinde mahkemece re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı 08/05/2024 tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde yenilenmediği anlaşılmakla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş..." gerekçesiyle HMK'nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece, Av... 29.04.20245 tarihinde vefat ettiği ve katılamaması sebebiyle HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, merhum meslektaşının 29.04.2024 tarihinde vefat ettiğini, kendisine yapılan tebligatların taraflarınca bilinmemekle birlikte müvekkili şirkete de yenilemeye dair bir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, dosya vekilinin vefat ettiğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 644.maddesi atfıyla aynı Kanun'un 553 vd. maddeleri uyarınca limited şirket yönetim kurulu üyelerinin verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamına göre; davada, davacı şirketi Av. ...'in vekil sıfatıyla temsil ettiği, davanın bu vekil tarafından açılıp duruşmaya katıldığı, davacının başkaca bir vekilinin de bulunmadığı, Avukat ...'in son olarak 20.12.2023 tarihli duruşmaya katıldığı, duruşmanın 08.05.2024 tarihine ertelendiği.
08.05.2024 tarihli duruşmaya ise tarafların ve vekillerinin duruşmaya katılmadığı gibi mazeret de bildirmedikleri gerekçesiyle, HMK'nın 150.maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı, bundan sonra davanın yasal üç aylık süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle, HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair eldeki istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin avukatı ...'in 29.04.2024 tarihinde vefat ettiğini, bu nedenle duruşmaya katılmadığını, bundan haberdar olmadıklarını, avukata yapılan tebligatlardan haberdar olmadıklarını,
dosyanın takipsiz bırakılmasında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Avukat ...'in nüfus kaydı çıkarılmış ve yapılan incelemede, 29.04.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Buna göre, dosyanın işlemden kaldırıldığı 08.05.2024 tarihi itibariyle davacı vekilinin ölmüş olduğu anlaşılmaktadır.
Vekilinin ölümünden mahkemenin ve davacı şirketin haberdar edildiğine dair bir kanıt dosyada mevcut değildir.Vekilin ölmüş olduğu ve davacı şirketin bu ölümden haberdar olmadığı dikkate alındığında, davacının mazeretsiz olarak davayı takip etmediğinden söz edilemez.
Yargıtay 7. HD'nin 2022/2556 E- 2022/4965 K sayılı, 07.09.2022 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; yargılamaya hâkim ilkelerden en önemlisi olan hukuki dinlenilme hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde ve AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.
Hukuki dinlenilme hakkı tarafların öncelikle yargılama ile ilgili bilgi sahibi olmasını, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanmasını ve mahkemenin de bu açıklamaları ve sunulan delilleri dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini gerektirir. Bu nedenle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
HMK'nın 71. maddesine göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.
Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi, bir avukatın ölümü veya meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanının, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartiyle, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendireceğine ve dosyaları kendisine devir ve teslim edeceğine, ayrıca durumu mahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildireceğine ilişkin düzenleme içermektedir.Eldeki davada,
ilk derece mahkemesinin dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdiği 08.05.2024 tarihi itibariyle davacı vekilinin ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan belgelerden, davacı vekilinin öldüğünün, bağlı bulunduğu baronun başkanlığı tarafından Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi gereği herhangi bir işlemde bulunulmadığı, bunun yanında davacı şirketin, vekilinin ölümünden haberdar edilmediği anlaşılmaktadır.
Söz konusu yasa hükmünün açık ifadesine göre, bir avukatın ölmesi hâlinde, baro başkanının ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak suretiyle de avukat görevlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Avukatın ölmüş olduğu anlaşıldığına göre, vekilin duruşmaya katılamamış olması, davanın tarafı olan ve kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmayan davacının, salt bu nedenle hak kaybına uğramasına neden olacak bir olgu olarak kabul edilemez.
Vekil edenin herhangi bir şekilde bu durumdan etkilenmemesi için, vekilin ölmüş olduğu konusunda bilgilendirilmesi, durum ve sonuçlarının kendisine açıklıkla bildirilmesi gerekir.
Mahkemenin, Baro Başkanlığı tarafından bilgilendirilmemiş olması nedeniyle ortaya çıkan usuli sonuçtan davacının hak kaybına uğramasının önlenmesi gerekir.Salt mahkemenin bu durumdan haberinin olmaması ve mahkemenin bir kusurunun bulunmaması, davanın açılmamış sayılmasına dair kararı hukuka uygun hâle getirmez. Aksinin kabulü, AİHS'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ilkesine uygun düşmeyecektir.
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.5 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1756, K. 2024/2026, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama