İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1102 K.2025/1756

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması…

Esas2025/1102Karar2025/1756Tarih6 Kasım 2025Okuma10 dk · 1.980 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
6 Kasım 2025
Dosya no
2025/1102
Karar no
2025/1756
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
13/02/2025
Numarası
2024/843 E. - 2025/133 K.
Davanın konusu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.980 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının davacıya cari hesaptan kaynaklanan borcu sebebiyle davalıya karşı Samsun İcra Müdürlüğünün...

Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının borca itirazıyla takibin durduğunu, cari hesap alacağının dayanağının davacının davalıya sattığı ve teslim ettiği 50.000 adet etlik civcivin satış bedeli olduğunu, davacı şirketin davalıya kestiği fatura ile satım konusu civcivlerin teslimine ilişkin olarak davalının imzasını taşıyan sevk irsaliyesinin bulunduğunu, 01.06.2015 tarihli ve 544924 seri numaralı faturanın ve 600792 numaralı ve 01.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin düzenlendiğini, davacının alacağının mevcudiyetinin tarafların ticari defter ve kayıtları ile muhasebe kayıtlarının incelenmesiyle de ortaya çıkacağını,

davalının icra takibindeki borca itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, gerek alacaklının gerekse borçlunun adreslerinin Havza ilçesi olduğunu, Havza mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıya borcu bulunmadığını, sunulan 2015 yılına ait sevk irsaliyesi ve faturadan dolayı borçlu olmadığını, adına ithafen atılan imzaya itiraz etiğini, yumurta tavuğu işiyle uğraştığını, etlik civciv beslemediğini, faturada etlik civciv satışı yapıldığına ilişkin ibare bulunduğunu, kesinlikle fatura içeriğinin de gerçeği yansıtmadığını, faturaya ve sevk irsaliyesine itiraz etiğini,

fatura ve sevk irsaliyesindeki tarihler dikkate alındığında (2015 yılı) yaklaşık 10 sene sonra icra takibi başlatılmasının da manidar olduğunu, ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.

Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.

Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez..Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.

Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında alım satım sözleşmesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Dava bu sözleşmeden kaynaklı alacak davasıdır, bu haliyle dava TTK'nun 4.maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.Amasya Ticaret ve Sanayi Odasının 20/11/2024 tarihli cevabi yazısında; davalı ...'ün ticari kuruluşun kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.Aynı şekilde Samsun Defterdarlığı, Havza Vergi Dairesinin 14/01/2025 tarihli cevabi müzekkere yazısında davalı ...'ün ...

Gayrimenkul Tarım Hayvancılık Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin kanuni temsilcisi olduğu, söz konusu şirketin 2019 tarihinden itibaren faaliyette bulunduğu bildirilmiştir.

Yine Amasya Defterdarlığı, Suluova Vergi Dairesinin 18/11/2024 tarihli cevabi müzekkere yazısında ...'ün 2015 yılında ticari faaliyetinin olmadığı tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.Sonuç olarak, davalı ...'ün Amasya Ticaret ve Sanayi Odasının yazısına göre gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı,

Amasya Defterdarlığı, Suluova Vergi Dairesinin yazısına göre davacının fatura tanzim tarihi olan 2015 yılında ticari faaliyetinin olmadığı anlaşılmakla bu haliyle tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.

Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davnın nispi ticari dava niteliğinde olduğunu, davalının cevap dilekçesinde yumurta tavuğu işiyle uğraştığını ikrar ettiğini, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin konusunun 55.000 adet etlik civci olduğunu, bu itibarla, yumurta tavuğu işiyle uğraşan bir gerçek kişinin 55.000 adet etlik civciv satın almasının, ancak ve ancak bir ticari işletme faaliyeti kapsamında söz konusu olabileceğini, çünkü, tacir sıfatı olan müvekkilinden 55.000 adet civciv alan bir gerçek şahsın bu miktarda civcivden kazanacağı gelirin satımın 2015 yılında yapıldığı da düşünüldüğünde,

esnaf işletmesi sınırını rahatça aşacağını, dolayısıyla, davalı gerçek kişinin tacir sıfatı olan müvekkilinden aldığı 55.000 adet civcivi, satımın 2015 yılında yapıldığı da düşünüldüğünde, kendi adına işlettiği ve faaliyetinin konusu ... olan bir ticari işletmenin faaliyeti kapsamında aldığının sabit olduğunu, mahkemenin görevsizlik kararında, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmamasını gerekçe olarak göstermiş olsa da, TTK uyarınca tacir sıfatının kazanılması için bir ticaret sicili kaydına gerek olmadığını, TTK md. 12'de,

bir gerçek kişinin tacir sıfatını kazanması veya bir işletmenin ticari işletme sıfatını kazanması için bir ticaret sicil kaydının varlığının aranmadığını, diğer bir deyişle, TTK md. 11 ve 12'deki şartların sağlanması halinde, ortada bir ticaret sicil kaydı olmasa bile ticari işletme veya tacir sıfatının kendiliğinden kazanılacağını, Ticaret sicili kaydı ancak ve ancak TTK md. 12/2'de öngörülen karineyi harekete geçireceğini ve tacir sıfatının kendiliğinden kazanılması sonucunu doğuracağını, tarafların her ikisinin de ... alanında faaliyet gösteren bir ticari işletme işlettiği ve tacir sıfatına sahip olduğu için, ayrıca,

taraflar arasındaki uyuşmazlık da her iki tarafın ticari işletmesinin faaliyetinden doğduğu için, huzurdaki davanın nispi ticari dava niteliğinde olduğunu, bu uyuşmazlıkta İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve görevli mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, alım satım ilişkisi kapsamında faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı, davalıya fatura konusu cicivleri satıp teslim ettiğini, davalının borcunu ödemediğini, davalının bu kadar çok miktarda alım yapmasının kendisinin tacir olduğunu gösterdiğini ve mahkemenin görevli olduğunu ileri sürmüş; davalı ise adına atfen yer alan imzalara itiraz ettiğini, davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığı, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup olmadığına ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan satım sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından, dava mutlak ticari davalardan değildir.

Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli,

26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2007/12362 sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir.

İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi.

Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir.

Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.

VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.

Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.Eldeki davada, dava konusu faturanın düzenlendiği yıl olan 2015 yılına ilişkin olarak mahkemece vergi dairesine yazı yazılmış ve davalı gerçek kişinin yukarıdaki kriterlere göre tacir mi esnaf mı olduğunun tespiti için gerekli bilgiler talep edilmiştir.

Amasya Defterdarlığı Suluova Vergi Dairesinin 18/11/2024 tarihli cevabi müzekkere yazısında; davalı ...'ün 2015 yılında ticari faaliyetinin olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Yine Amasya Sanayi ve Ticaret Odasının yazısı ile davalı gerçek kişinin tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir.

Hâl böyle olunca, somut olayda davalı gerçek kişinin tacir olmaması sebebiyle eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.11.2025

KANUN YOLU

HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca karar kesindir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1102, K. 2025/1756, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Kanun Yolu
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1102
Karar No
2025/1756
Tarih
6 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1103 K.2025/1291
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/1103 K.2025/1486
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1103 K.2025/893
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1104 K.2025/894
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1105 K.2025/1104
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi E.2025/1105 K.2025/3146

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.