KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/1178
- Karar no
- 2025/1282
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24.03.2025 tarihli ara karar
- Numarası
- 2025/240 Esas
- Davanın konusu
- Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
Karar Metni
1.124 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat ve şirketin feshi talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle şirkete kayyım atanması talebinin reddine dair verilen 24.03.2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...
Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurucusu ve pay sahibi olduğunu, şirketin yönetimi ve idaresinin davalılar ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin gerçekte karlı bir işletme olmasına rağmen, davalı yöneticilerin şirketin elde ettiği kardan müvekkile kar payı ödemediklerini, şirketin finansal durumunun, finansal tablolarının, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetim raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi gibi hususlarda müvekkile bilgi verilmediğini, davalıların davranışlarıyla şirketi zarara uğrattıklarını, şirket genel kurullarının usulüne uygun yapılmadığını,
pay sahiplerinin bilgilendirmediklerini, davalıların bu davranışları ile müvekkilinin diğer evliliğinden olan kızının mirastan pay almasını engellemeye çalıştıklarını bu şartlar altında ortaklığın sürdürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin menfaatlerinin ihlal edildiğini ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı yöneticilerden şirketin zararının şimdilik 10.000,00 TL'sinin tahsiline, davalı ...
Gıda Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketine tedbiren kayyım atanmasını dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 24.03.2025 tarihli ara kararıyla; "...Eldeki fesih tasfiye davasında, tedbiren şirkete kayyım atanması isteminin şirketin organsız kalmadığı ve kayyım tedbirine ihtiyaç olduğunu ortaya koyan somut delil ve yaklaşık ispatın bu aşamada oluşmadığı nazara alınarak davacı vekilinin şirkete kayyıma atanması talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, davacı vekilinin şirkete kayyım atanması talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin, davalı şirketin kurucusu ve pay sahibi olduğunu, şirketin davalılar ... ve ... tarafından yönetildiğini, şirketin esasında karlı bir işletme olmasına rağmen yöneticilerin şirketi zarar ettirdiklerini, şirketin finansal durumu, finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerisi gibi hususlarda müvekkiline bilgi vermediklerini, müvekkilince gönderilen İstanbul ...
Noterliği'nin 16.12.2024 tarihli ihtarına cevap dahi verilmediğini, davalıların davranışlarıyla şirketi zarara uğrattıklarını, şirket genel kurullarını usulüne uygun yapmadıklarını, pay sahipleri bilgilendirilmediklerini, davalıların hukuka aykırı davranışlarıyla müvekkilin mal varlığını ele geçirmeye ve bu yolla müvekkilin diğer evliliğinden olan kızının mirastan pay almasını engellemeye çalıştıklarını, bu nedenle şirketin feshi ile kayyım atanmasının talep edildiğini, davalıların, davalı şirkete kasten zarar verme durumu bulunduğundan bu zararın önlenmesi gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı nedenle feshi ve davalı yöneticilerin şirkete verdikleri zararların tahsili istemine ilişkindir. İstinaf konusu talep ise şirketi ve ortağını zarara uğratan yöneticilerin yerine tedbiren yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin reddine dair 24.03.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu ve şirketin davalılarca yönetildiğini, davalı ortakların yöneticilik görevlerini kötüye kullanarak şirketi ve kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şirket yöneticilerinin sorumluluğu davası ile şirketin fesih ve tasfiyesini istemiştir.İlk derece mahkemesince, cevap dilekçesinin sunulmadığı aşamada mevcut delillerle ihtiyati tedbir talebi değerlendirilerek karar verilmiştir.
Nitekim ara karardan sonra 26.05.2025 tarihinde yapılan duruşmada, davacının şirket ortaklığının bulunup bulunmadığı hususunda davacı vekilinden açıklama ve kanıt istenmiştir.Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde de, davacının şirket ortağı veya alacaklısı olmadığı, davacının paylarını 2017 yılında devir ettiğini, sonraki yıllarda davacının ortaklar listesinde de bulunmaması nedeniyle genel kurullara çağrılmadığını savunmuşlardır.
Davalı şirketin organlarının eksik olmadığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı tarafça şirkete kayyım atanması talebinde bulunulmuş ve tensiple birlikte kayyım atanması istenmiş, HMK'nın 389. Maddesi uyarınca.
"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".
Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davadaki talep şirketin feshi olup, fesih koşullarının gerçekleşmesi hâlinde mahkemece TTK'nın 531. maddesine göre şirketin feshine veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurulabilir.
Dava ve ihtiyati tedbirde haklılığın kanıtlanması ölçüsünde davacının taleplerine cevap verilebilir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle, davacının, davalı şirketin ortağı olup olmadığı hususunda mahkemece yapılan araştırmaların sonuçlanmadığı ve şirket organlarının eksik olmadığı anlaşılmaktadır.
Tüzel kişiliğe sahip olan şirkete kayyım atanması için kural olarak şirketin organ eksikliğinin bulunması gerekmektedir. Organ boşluğu veya eksikliği ile belli bir işle sınırlı olmak üzere kayyım atanması mümkündür. Ancak şirket ortak veya ortakları ile yöneticiler arasındaki uyuşmazlıkların tek başına şirkete kayyım atanmasına gerekçe yapılması olanaksızdır. Şirket yönetiminin şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğuna dair iddia yaklaşık olarak ispatlanmamış durumdadır.
Davacı vekilinin, soyut iddiaları dışında bir kanıt sunulmamıştır. Aynı soyut iddialar istinaf başvurusunda tekrar edilmiştir. Şirketin esas olarak genel kurulunca seçilen yöneticiler eliyle yönetilmesi gerekmektedir. Bu durumun aksine, yönetimin mahkemece sınırlandırılması veya başka birine verilebilmesi için ileri sürülen vakıaların yaklaşık ispat ölçüsünde kalıtlanması gerekmektedir.
Aksi halde soyut ve kanıtlanmayan iddialara dayalı olarak şirket yönetiminin üçüncü kişilere devri, ortaklık hukukunun temel düzenlemeleri ile çelişecektir. HMK'nın 390/3 maddesinde, tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğuna yer verilmiştir. Davalı şirketin faal olduğu, faaliyetinin devam ettiği tartışmasızdır.
Davacı tarafça her ne kadar telafisi imkansız zararları önlemek amacıyla kayyım atanması istenmiş ise de söz konusu iddiaların varlığına dair HMK'nın 390/3 fıkrada belirtildiği üzere yaklaşık ispatı yağlayacak deliller ara karar aşımasında mevcut değildir.
Yargılama aşamasında değişen durumların mevcudiyeti hâlinde ihtiyatı tedbirin yeniden talep edilmesi mümkün olup, ara kara tarihi itibariyle ilk derece mahkemesinin ara kararı hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.07.2025
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri gereğince karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1178, K. 2025/1282, 11 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama