KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1259
- Karar no
- 2024/1239
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2019/639 Esas, 2021/131 Karar
- Tarihi
- 05/02/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
1.413 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle cari hesap alacağına ilişkin olup; mahkemece davada talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili , müvekkilinin taşeron sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı Bakırköy ...
İcra İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu, dava tarihine kadar geçen sürede davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığını, bakiye 27.593,21 TL borç kaldığını icra vekalet ücretinin 9.261,43 TL olup 36.854,64 TL üzerinden davalının itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacı tarafa icra takibinde talep ettiği kadar borcunun bulunmadığını, zira dava konusu faturalara ilişkin malların tamamının müvekkili şirkete teslim edilmediğini, fazlaya ilişkin bedeli ispatla davacının yükümlü olduğunu, davacı şirketin kendi düzenlemiş olduğu faturanın ispat aracı olmadığını, davalının fatura içeriğindeki mal ve hizmetleri teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini, kısmi ödeme yapılmış olmasının bakiye borcu ispata yeterli olmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme; "...SMMM Bilirkişi 22/04/2020 tarihli raporunda davacı şirketin kayıtları ile davalı şirket kayıtlarından çıkarılan hesap özetlerine göre her iki tarafın da birbirini teyit ettiği, davacı şirketin icra takip tarihi ile 80.037,56 TL tutarında davalı şirketten alacaklı görünmesine rağmen tespit edilen bu tutardan davalı şirket tarafından davacı adına yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına yansımaması ve sözleşme hükümlerine göre davalı şirketin davacı şirketten %5 nakit teminat kesme hakkına sahip olduğu ve bu kesintileri yaptığı, sözleşmeye dair ödemeler,
işlerin yapımındaki fiziki ilerlemeye bağlı aylık hak edişler dahilinde yapılacağı, onayla hak edişlerin ödemesinin fatura tarihini müteakip 30 gün olduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının görünen alacak tutarının henüz vadesinin dolmadığı, dava tarihi itibariyle tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalıdan 27.593,68 TL tutarında alacağı, davalı şirketin davacı şirkete 27.593,68 TL tutarında borcunun göründüğü ve tarafların birbirini teyit ettiği tespit edilmiş ise de, sözleşmenin nakit teminat iadesi bölümünde işin tamamlanması,
kesin hak edişin yapılmasını, kesin teminat mektubu teslimini, şartname gereğince işverenin teminattan kesme hakkına sahip olduğu tutarın çıkarılmasından iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uyumsuzluk nedeniyle herhangi bir risk almamış ve cezai durum oluşmamış olması kaydıyla yapılacağını, alt yüklenicinin işin bitimini izleyen 7 gün içerisinde kesin hak edişin %10' u tutarında bir yıl süreli bir banka teminat mektubunu kesin teminat olarak işverene tevdi edeceğini, aksi takdirde alt yüklenicinin bakiye alacağının ödenmeyeceğinin hüküm altına alındığı,
dosya içerisinde işin tamamlanıp tamamlanmadığı kesin hak edişin yapılıp yapılmadığının, davacı tarafından davalı tarafa kesin teminat mektubu teslim edilip edilmediğine dair bir belgeye rastlanmadığından, alacak bakiyesi olan 27.593,68 TL' nin sözleşme şartlarına göre davalı şirketin uhdesinde kalması gerektiğinin bildirildiği, 01/12/2020 tarihli, SMMM ve İnşaat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında kalan borç miktarı konusunda bir itilafın olmadığı, bakiye kalan borç miktarı 27.593,21 TL' nin garanti teminat miktarı olan 36.141,06 TL' nin içinde kaldığı,
garanti teminat süresinin de 01/08/2019 tarihinde dolduğu belirlenmiş olup kalan borcun en geç bu tarihte davacıya ödenmesi gerektiği, davacının da 01/08/2019 tarihi itibariyle bu miktar kadar alacaklı konumunda olduğu kanaati bildirilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı ve davalı arasında Taşeronluk Sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacının alt yüklenici, davalının ise işveren konumunda olduğu, sözleşme kapsamındaki işlerin yapıldığı, hak ediş ve malzeme alım bedellerinin ödendiği, taraflar arasında bu konu da ihtilafın olmadığı, ihtilafın hak edişlerden kesilen %5 'lik nakit teminatın iadesi noktasında toplandığının anlaşıldığı,
taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, sözleşmenin 6.1. ve 6.2. maddelerine göre hakedişlerden %5 oranında nakit teminat kesilip, işin sonunda kesin hakedişin yapılması ile herhangi bir olumsuzluk, cezai durum vb. olmaması durumunda iade edileceği, alt yüklenicinin işin bitimini izleyen 7 gün içinde kesin hak edişin %10' u oranında bir yıl süreli kesin teminat mektubu vereceğinin hükme bağlandığı, davacı alt yüklenicinin bu teminat mektubunu verip vermediğinin belli olmadığı,
işin başlama tarihinin 13/01/2017, süresinin üç ay olup işin bitim tarihinin 13/02/2018 olması gerektiği, 1 yıllık garanti süresinin 13/02/2019 tarihinde dolduğu, dosya içerisinde geçici kabul tutanağı olmadığı için işin bitim tarihinin de tam olarak belli olmadığı, ödeme tablosunda nakit teminatın kesildiği son hakediş ödeme tarihinin 01/08/2018 olduğunun görüldüğü,
bu nedenle işin bu tarihte bittiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna göre 1 yıllık garanti süresi eklendiğinde garanti süresinin 01/08/2019 tarihinde dolacağı, her iki tarafın ticari defterinde yer alan ve birbirini teyit eden davacı alacağı 27.593,21 TL'nin kesilen nakit teminat miktarı içerisinde kaldığı, davacı tarafından takibin 22/05/2018 tarihinde başlatıldığı, takip tarihi itibariyle davacı alacağının muaccel olmadığı,
davacı vekilinin 27.593,21 TL asıl alacağa ek olarak talep ettiği fazlaya ilişkin kısımda, icra vekalet ücretinin takibin iptali durumunda iptal durumuna göre icra müdürlüğü'nce re'sen hesaplanarak tahsile gidilecek kalemlerin itirazın iptali davasına ayrıca konu edilemeyeceği nazara alınarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının reddine dair karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında; davalının ikrarının varlığı sebebiyle borcun ödendiğinin ispat külfetinin davalının üzerinde olduğunu, 01.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin davalıdan 27.593,21 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasında Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.
Davacı taşeron vekili; taşeron sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olduklarını, icra takibini faturaya dayalı olarak 81.393,84 TL cari hesap alacağı üzerinden açtıklarını, davalının davaya kadar kısmi ödeme yaptığını, 27.593,21 TL alacakları ve 9.261,43 TL. vekalet ücreti için toplam 36.854,64 TL üzerinden itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili talep edildiği kadar borç olmadığını, faturaya itiraz edilmemesinin hizmetin teslim edildiği sonucunu doğurmayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi; her iki tarafın ticari defterinde yer alan ve birbirini teyit eden davacı alacağı 27.593,21 TL'nin kesilen nakit teminat miktarı içerisinde kaldığı, davacı tarafından takibin 22/05/2018 tarihinde başlatıldığı, takip tarihi itibariyle davacı alacağının muaccel olmadığı,
davacı vekilinin 27.593,21 TL asıl alacağa ek olarak talep ettiği fazlaya ilişkin kısımda, icra vekalet ücretinin takibin iptali durumunda iptal durumuna göre icra müdürlüğü'nce re'sen hesaplanarak tahsile gidilecek kalemlerin itirazın iptali davasına ayrıca konu edilemeyeceği belirterek davanın reddine karar vermiştir. Taraflar arasında 13.11.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesi vardır. İşin başlama tarihi 23.11.2017 olup, işin süresi 3 ay olarak düzenlenmiştir.
Sözleşmenin 4.2 maddesinde ödeme şekli düzenlenmiş olup işlerin yapımındaki fiziki ilerlemeye bağlı aylık hak edişler halinde ödeneceği, fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeneceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 6.1 maddesinde nakit teminatın düzenlendiği, işveren ilave teminat olarak, alt yüklenicinin aylık hakedişlerinden %5 nakit teminat kesintisi yapacağı düzenlenmiştir.
Nakit teminatın iadesi işin tamamlanması, kesin hakedişin yapılmasını, kesin teminat mektubu teslimini işbu şartname gereğince işverenin teminattan kesme hakkına sahip olduğu tutarın çıkarılmasından, İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatına uyumsuzluk nedeniyle herhangi bir risk kalmamış ve cezai durum oluşmamış olması kaydıyla yapılacağı sözleşmede düzenlenmiştir. 22.04.2020 tarihli raporda tarafların defterlerinin incelendiği taraf kayıtlarına göre 80.037,56 TL.
İcra takip tarihinde alacaklı olduğunu, dava tarihi itibariyle kayıtlara göre 27.593,68 TL davacının alacaklı olduğu ve teminat iadesi şartlarının oluşması gerektiği belirtilmiştir.
01.12.2020 tarihli ek raporda, taraflar arasında kalan borç miktarı konusunda bir ihtilaf olmadığı bakiye kalan borcun 27.593.21 TL.'nin, garanti teminat miktarı 36.141,06 TL'nin içinde kaldığı, garanti teminat süresinin 01.08.2019 tarihinde dolduğu , en geç davacıya bu tarihte ödemesi gerektiği, 01.08.2019 tarihi itibariyle davacının 27.593,21 TL. alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Tarafların defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği ancak 27.593,21 TL. alacağın teminat kapsamında kaldığı ve takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı anlaşıldığından yerel mahkeme kararı yerinde olup davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1259, K. 2024/1239, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama