İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1302 K.2024/1590

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2021/1302Karar2024/1590Tarih19 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.198 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Dosya no
2021/1302 Esas
Karar no
2024/1590
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
29/12/2020
Numarası
2018/880 Esas, 2020/763 Karar
Davanın konusu
TAZMİNAT
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.198 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Taraflar arasında imzalanan 02/12/2016 tarihli sözleşme ile davalının, Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi ... blok, ... Sok. No: ...

Tuzla-İstanbul adresindeki taşınmazın içinde kapalı kullanıma hazır bir alanın müvekkili tarafından depo olarak kullanılmasını sağlamayı taahhüt ettiğini, sözleşme süresinin 30/01/2017 ile 30/01/2022 tarihleri arasında 5 yıl olduğunu, davalı tarafından sözleşme tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra sözleşmenin Bakırköy ...

Noterliği'nin 08/06/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle mücbir sebep iddiasıyla feshedildiğini, sözlemenin feshi ile birlikte müvekkili depolama alanındaki mallarını başka bir yere sevk etmek zorunda kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL bedelin haksız fesih tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 22.11.2016 tarihli ve 677 sayılı KHK ile TMSF'ye devredildiğini bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin adresinin Bağcılar İstanbul olması nedeniyle Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı ile İstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesi Tuzla/İstanbul adresinde bulunan taşınmazın içinde depolama hizmeti verilmek üzere 02/12/2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin kiracı bulunduğu taşınmazda, kiralayanın TBK 301.

Maddesi gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle 10.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshi yoluna gidilmek zorunda kalındığını, davacı ile yapılan sözleşmenin zorunlu olarak sona erdirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ile davalı arasında 02/12/2016 tarihli sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşme uyarınca davalı, dava konusu adreste yer alan taşınmazın içinde bulunan kapalı bir alanın davacıya depo olarak kullandırma yükümlülüğü altına girdiği, sözleşme süresinin 30/01/2017-30/01/2022 tarihlerini kapsadığı,

davalı tarafından sözleşmenin 08/06/2018 tarihli gönderdiği ihtarname ile dava konusu sözleşmeyi fesih ettiğini ve 30 gün içinde deponun boşaltılmasını talep ettiği fesih gerekçesi olarak mal sahibi tarafından dava konusu yerin davalıya sözleşmeye ve mevzuata uygun teslim edilmemiş olduğunun ileri sürüldüğü, dava konusu yerin tüm görüşmelere rağmen uygun hale getirilmemesi nedeniyle davalının davacı ile arasındaki sözleşmeyi feshettiği, davalının fesih sebebinin incelenmesinde TBK madde 301'de belirtilen mücbir sebep kavramıyla uyuşmadığı,

dava dışı mal sahibinin kusurunun davacıya yükletilmemesi gerektiği aksi halde davalının en baştan kiralananı kullanıma uygun bulmayarak davacı ile arasındaki sözleşmeyi akdetmemesi gerektiği, dolayısıyla davalının davacı ile arasındaki depo sözleşmesinin normal süresi dolmadan önce haksız olarak feshettiği ve TBK 112.

Madde vd. Uyarınca davacının uğradığı zararları davalının tazmin etmekle yükümlü olduğu, davacı şirketin dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ve delillerinde sunmuş olduğu kadarıyla anlaşıldığı üzere 8.002,00 TL damga vergisi, 45.430,00 TL dava konusu depodaki malların başka yere taşınması için bilirkişilerce belirlenen rayiç taşıma ücreti olmak üzere toplam 53.432,00 TL tazminat alacağının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 8.002,00 TL damga vergisi alacağı ve 45.430,00 taşıma bedeli alacağı olmak üzere toplam 53.432,00 TL’nin 29.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının kira farkı bedeli alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebeple feshedildiğini, bilirkişi raporunda taşıma bedelinin fesih neticesinde oluştuğunun davacı tarafından ispat edilemediğini, talep edilen bedelin de makul olmadığının tespit edildiğini, buna rağmen taşıma bedeline karşılık tazminat talebinin kabulü kararının hatalı olduğunu, esasında davacı tarafından da taşıma yapılmadığını, aynı taşınmazın ihbar olunan ...

Lojistik A.Ş.'den kiralanarak aynı taşınmazda kiralamaya devam edildiğini, davacının davalı şirketin depolama hizmeti verdiği depodan mallarını hiç taşımadığını, bu kapsamda taşıma bedeli zararının oluşmadığını, davacının taşıma işleminin gerçekleştiğini ispata yarar delil sunmadığını, Mahkeme kararı ile ödenmesine karar verilen 45.430,00 TL bedelli faturanın fesih neticesinde doğan zarara dayandığının davacı tarafından ispat edilemediğini, faturadaki ibareye göre taşımanın Ferhatpaşa'dan Tuzla'ya yapıldığının düşünüldüğünü, davacının sözleşme ile damga vergisi ödemeyi kabul ettiğini, damga vergisinin davacıya ödenmesinin hatalı olduğunu,

davacının sözleşmenin 4.1.14 maddesi gereğince sözleşme ilişkisinden doğan damga vergisini ödemeyi üstlendiğini, davacının hazineye ödenen bedeli müvekkilinden tahsil etmek istemesinin kötüniyetli olduğunu, hükmedilen alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava; taraflar arasındaki 02/12/2016 tarihli sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir. Taraflar arasında, davalının Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi ... Blok ... Sok No:...

Tuzla İstanbul adresindeki taşınmazın içinde kapalı, kullanıma hazır bir alanın davacıya depo olarak kullanımına ilişkin 02.12.2016 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin 30.01.2017- 30.01.2022 olduğu uyuşmazlık konusu değildir.İstinafa konu uyuşmazlık sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedilip feshedilmediği, davacının haksız fesih var ise zararının doğup doğmadığı ve miktarına ilişkindir.

Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Bu nedenle öncelikle davalının sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Davalı, davacıya gönderdiği 08/06/2018 tarihli ihtarname ile dava konusu sözleşmeyi fesih ettiğini bildirerek 30 gün içinde deponun boşaltılmasını talep etmiş, fesih gerekçesi olarak da TBK 301.

Maddesi gereğince mal sahibi tarafından dava konusu yerin davalıya sözleşmeye ve mevzuata uygun teslim edilmemesi ve yerin tüm görüşmelere rağmen uygun hale getirilmemesi nedeniyle kira sözleşmesinin feshi yoluna gidildiğini bu nedenle feshin kendilerinden kaynaklanmayan mücbir bir sebepten kaynaklandığını ileri sürmüştür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10.maddesinde mücbir sebep sayılacak haller belirtilmiş olup, davalının, TBK madde 301.

Maddesi gereğince, mal sahibinin üzerine düşen sorumluğu yerine getirmemesi nedeniyle davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinin feshedilmesinin sözleşmede belirtilen mücbir sebeplerden biri olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle davalının davacı ile arasındaki depo sözleşmesinin normal süresi dolmadan önce haksız olarak feshettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. TBK'nın 112. maddesi.

"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemektedir.

Yine aynı yasanın 114 maddesinde borçlunun, genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olup, bu sorumluluğun kapsamının işin özel niteliğine göre belirleneceği, iş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluğun daha hafif olarak değerlendirileceği, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı hükümleri bulunmaktadır.

Somut davada, davalı edimini gereği gibi yerine getiremediğinden davacının bundan doğan zararını TBK 112. Maddesi gereğince talep etmesi mümkündür. Bu durumda davacının zararını ispat etmesi gerekir. Davacı, 01.11.2018 tarihli talep sonucunun ve talep miktarının neye ilişkin olduğuna ilişkin açıklama dilekçesinde, zararının, ödemek zorunda kaldığı damga vergisi, taşınma, depolama ve hizmet masrafları ile kira farkı bedeli olduğunu beyan etmiştir.

İlk derece Mahkemesince davacının damga vergisi ve taşınma, depolama ve hizmet masrafları alacağının kısmen kabulüne karar verilmiş, kira farkı bedeli yönünden talebi reddedilmiştir. Davalı vekili hükmü istinaf ettiğinden, Mahkemece kısmen kabulüne karar verilen damga vergisi ve taşınma, depolama hizmet masrafları alacağı talebi yönünden sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılması gerekmiştir. Yargıtay 3 HD 2023/1542 E-2024/806 K sayılı kararında:"...

Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. 6. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.

Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427. Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır.

7. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır.

8. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427).

Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.

Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482) denilmiştir. Somut olayda, davacı sözleşme kapsamında ödediği damga vergisini talep etmiştir.

Damga vergisinin sözleşmeye göre davacı tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olup, damga vergisinin davacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.

Davacının sözleşmeye güvenerek ödemek zorunda kaldığı damga vergisi sözleşme yapılmamış olsa idi davacının aktifinden çıkmayacak para olduğundan menfi zarar kapsamındadır.Yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin feshi haksız olduğundan davacının menfi zarar kapsamındaki damga vergisini, sözleşmenin ifa edilmeyen miktar ve bedeline yönelik kısmı yönünden talep edebileceği anlaşılmıştır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da damga vergisinin sözleşmenin tasfiyesi nedeniyle ifa edilemeyen miktar ve bedeline yönelik olarak 8.002,00 TL olduğu hesap edilmiş ve bu miktar üzerinden damga vergisi talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde değildir.

Dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda, davacı şirketin dosyaya sunduğu faturaların incelenmesinde, davalı şirket deposunun sözleşme bitiş tarihinden önce boşaltılması nedeniyle ...

Ltd Şti.nin 31.07.2018 tarih 62616 nolu " Ferhatpaşa Tuzla Depo Taşıma Bedeli" açıklamalı 45.430,00 TL tutarındaki hariç doğrudan bir ilişkisi kurulamadığı, davacının dosyaya ibraz ettiği faturaların erken taşımayla ilgisini içeren açıklamalarda bulunmadığı, belge de ibraz etmediği, dolayısıyla davacının yalnızca 45.430,00 TL taşıma bedelini talep edebileceği belirtilmiştir.

Mahkemece davaya konu bilirkişi raporunda belirtilen taşıma, nakliye ücretinin taşıma tarihindeki rayiç değerinin tespitinin belirlenmesi bakımından önceki bilirkişi heyetine Lojistik ve Taşımacılık uzmanı bilirkişi de dahil edilerek alınan 02.10.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sektörel yönde yapılan inceleme ve değerlendirmede, aynı ilçede (lokasyon) içerisinde yapıldığı anlaşılan dahili nakliyeler için oldukça yüksek miktarlı taşıma faturaları düzenlendiği, şayet gerçek bir ağır nakliyat taşıması yapıldı ise, ağır yük dorse ve çekici ile eskort aracın plaka numaralarının faturalarda belirtilmesi,

verilen hizmetin tamamının belirtilmesi gerektiği, ancak belirtilen açıklamaların faturalarda yer almadığı değerlendirildiğinde, fatura bedellerinin günün rayiçleri ile kıyaslandığında kadri maruf olmadığı,depolama ve depoda bekleme açıklamalı faturada ise, sözleşme konusu yerde bulunan emtia-eşyaların boşaltılması ile bir depoda toplanarak depolama-bekleme ücretine ilişkin bir hizmet bedeli olup olmadığının da anlaşılmadığı, davacının bu konudaki iddiasının ispata muhtaç olduğu ifade edilmiş, sonuç olarak kök raporda belirtilen tespit ve görüşlerinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığı,

tespit ve görüşlerinin aynen muhafaza edildiği belirtilmiştir. 02.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edilmemiştir. Davacı vekili her ne kadar sözleşmenin haksız feshi nedeniyle taşınma ve depolama masrafı yaptığını ileri sürerek bu masrafların davalıdan tahsilini talep etmiş ise de, dava dilekçesinde sözleşmenin feshinden sonra taraflar arasındaki sözleşme konusu yerin bir kısmının ...

Lojistik Ticaret A.Ş.'den daha yüksek bir bedelle kiralandığını beyan etmiştir. Davacının dava dilekçesindeki bu beyanları ile dosya kapsamına alınan sektör bilirkişi raporundaki değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle başka bir depoya taşındığını, bu nedenle taşıma masrafı yaptığı ve zarara uğradığı iddiasını ispat edememiştir.

Bu durumda, davacının taşınma ve depolama masrafına yönelik talebinin reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/880 Esas, 2020/763 Karar sayılı ve 29/12/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KISMEN KABULÜNE, 8.002,00 TL'nin 29.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Davacının fazlaya ilişkin ve diğer taleplerine ilişkin isteminin REDDİNE,

c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 546,62 TL harçtan davacı tarafından daha önceden yatırılan 256,17 TL peşin harç mahsubu ile bakiye 290,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 256,17 TL peşin harcı ve 739,14 TL Islah harcı olmak üzere toplam 1.031,21 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2854,90 TL'den kabul ve ret oranına göre hesaplanan 406,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, g)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir olunan 8.002,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, ğ)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir olunan 8.002,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 912,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye 484,89 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcı, 427,60 TL istinaf karar harcı ile 35,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 624,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

6-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.12.2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1302, K. 2024/1590, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  5. Hükü M
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1302
Karar No
2024/1590
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1307 K.2024/1204
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1312 K.2024/1995
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1315 K.2024/2041
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1317 K.2024/1155
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1320 K.2024/1822
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1322 K.2024/2001

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.