KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1322
- Karar no
- 2024/2001
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/01/2021
- Numarası
- 2017/1120 Esas - 2021/38 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 05/12/2024
Karar Metni
1.142 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARA R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu, ... plaka sayılı aracın, vekil edenine ait ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen, 25/06/2017 günlü trafik kazasında müvekkili aracının hasarlanarak değer kaybına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...'un tam kusurlu olduğunu, kaza sonrası araçta oluşan hasarın onarımı için 75.275,00-TL harcama yapıldığını, bu miktarın zarar veren aracın ZMM sigortasını aştığından, değer kaybına ilişkin zararın tazmini amacıyla kusurlu aracın ... (kasko) sigortacısı olan dava dışı ...
A.Ş'ye yapılan başvuruyu müteakip müvekkiline 10/11/2017 tarihinde 7.405,00-TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin gerçek değer kaybı zararını karşılamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak), 1.000,00-TL bakiye değer kaybı zararının kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş.
02/04/2019 günlü dilekçe ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda 34.395,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalılar ise; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;Talep konusu kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'un tam kusurlu olduğu,
kaza neticesinde davacı tarafa ait araçta oluşan değer kaybı zararının 41.800,00-TL bulunduğu ve dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme düşüldüğünde davacının karşılanmamış değer kaybı zararının 34.395,00-TL olacağının bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, bu durumda araç maliki ve araç sürücüsü davalıların talep konusu zararın giderilmesinden kural olarak birlikte sorumlu oldukları, ancak araç maliki ...
Şirketi'nin kaza karışan bu aracı kazadan önce uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı ...'ye kiralandığının belirlendiği, bu durumda işleten sıfatı bulunmayan araç malikinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği, oluşan değer kaybı zararının diğer davalı araç sürücünden tahsili gerektiği, şeklindeki özet gerekçeyle;-Davalı ... yönünden DAVANIN KABULÜ ile.
34.395,00 TL tazminatın bu davalıdan olay tarihi olan 25.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ÖDENMESİNE, -Davalı ... yönünden DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri; kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranın ne olduğunun hatalı biçimde belirlendiği, ayrıca araç maliki olan davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı;
zira, 1 senelik kiralamanın uzun süreli kiralama olarak değerlendirilemeyeceği ve dahi oluştuğu ileri sürülen değer kaybı zararının belirlenmesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun da gerekli hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan düzenlenmesi nedeniyle, mahkemece karara esas alınmasının doğru olmadığı gibi, dava dışı sigorta şirketinin ödediği sorumluluk bedelinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının da araştırılmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava;
trafik kazası neticesinde meydana gelen, araç hasarına bağlı olarak açılmış değer kaybı zararının giderilmesi istemine ilişkindir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur.Somut olayda davacı değer kaybı zararının tahsiline ilişkin davayı araç maliki şirkete ve araç sürücüsüne yönelterek açmıştır.Her ne kadar araç maliki şirket ise de davacı gerçek kişi olup, kazaya karışan her iki araçta otomobil olup, görülmekte olan dava sigorta şirketlerine yöneltilmemiştir.Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Hal böyle olunca görülmekte olan davanın haksız fiilden kaynaklandığı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir talep de olmadığı gözetildiğinde, eldeki davaya genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Ticaret Mahkemesi'nce işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Kabule göre de; dava açan dilekçede davalı tarafa ait ... plaka sayılı aracın İMMS (kasko) sigortacısı olan dava dışı ...
A.Ş'ye yapılan başvuru neticesinde 7.405,00-TL değer kaybı zararına ilişkin ödeme yapıldığı iddia edildiği halde; bu ödemeye ilişkin hasar dosyası ve ödeme belgeleri ilgili sigorta şirketinden getirtilmediği ve yapıldığı kabul edilen ödemenin bir ibraname karşılığında olup olmadığı ve dahi bu ödemenin gerçekten ne miktar bulunduğunun belirlenmediği gibi söz konusu ... poliçesinin de dosyaya kazandırılmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-a/3 ve 355.madde hükmü gereğince resen kaldırılmasına ve kaldırma nedenine göre davalı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf itirazları incelenmeksizin dosyanın görevli Nöbetçi İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2021 tarih ve 2017/1120 Esas 2021/38 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/3 madde hükmü uyarınca RESEN KALDIRILMASINA,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1322, K. 2024/2001, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama