KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1337
- Karar no
- 2024/1887
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/03/2021
- Numarası
- 2019/109 Esas - 2021/271 Karar
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 26/12/2024
Karar Metni
1.846 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında araç alım satımı konusunda mutabakata varıldığını ve ... marka ... şase nolu aracın fatura üzerindeki adres bilgisinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin 08/07/2004 satış tarihi itibari ile faaliyet gösterdiği ... No:...
Maslak/İSTANBUL adresinde davalı şirkete satıldığını ve teslim edildiğini, böylece müvekkilinin faaliyet adresinde taraflar arasında araç alımı satımı konusunda yapılan sözleşmenin aynı yerde ifa edildiğini, aracın satış tarihi itibarı ile yürürlükte olan Özel Tüketim Vergisi oranlarına göre %55,55 oranında ÖTV de alıcı tarafından yüklenildiğini ve ödendiğini, müvekkili şirketin aracın satıldığı tarih itibarı ile motorlu araç ticareti yaptığını, motorlu aracın satış fiyatını oluşturan kalemlerden ÖTV'nin alıcı tarafından yüklenildiğini, davalı şirket hakkında aynı alacaktan dolayı daha önce İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından 23/02/2017 tarihinde icra takibi yapıldığını, taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin yapıldığı ve ifa edildiği yer olan ... Plaza No:...
Maslak/İSTANBUL adresi İstanbul Mahkemelerinin yargı yetkisi içinde kaldığını beyan ederek 13.453,91 TL alacaklarının 23/02/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezinin Ankara olup, İstanbul Mahkemeleri yetkili olmadığından dava dosyasının yetkili Ankara Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduklarını, müvekkili ile davacı şirket arasında 08/07/2004 tarihli fatura ile de sabit olduğu üzere, ... marka ve modelli araç için 123.895,00 TL bedelli alım-satım işlemi gerçekleştirildiğini, ancak ilgili dönemde belirlenen motor ve sınıftaki araçlar için %55,55 oranında ÖTV geçerli iken,
sonrasında Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleme ile dava konusu araç özelliklerine göre ÖTV bedeli alım satım tarihinden sonra %75 oranında yükseldiğini, 08/07/2004 tarihli fatura ile de belgelenmiş olan araç satışına ilişkin satış tarihinden sonra Vergi düzenlemesi ile ortaya çıkan ÖTV farkının davacı tarafça müvekkiline yüklenmesine ilişkin davacı taleplerinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin ... marka ve modelli aracı 08/07/2004 tarihli fatura ile de sabit olacağı üzere 123.895,00 TL karşılığında satın alındığını, davacı yan ve müvekkilinin söz konusu konusu araç üzerinde anlaştıkları bedelin,
davacıya eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkiline belirlenen bede dışında harici bir masraf yahut gider olacağı konusunda yazılı bir sözleşme veya taahhütname de olmadığını, davacı yanın araç alım satımında uygulamanın örf ve teamül gereği ÖTV'nin alıcı tarafından yüklenmesi şeklinde olduğu iddiasının da kabul edilemeyeceğini beyan ederek davacının haksız surette açmış olduğu davasının müvekkili yönünden reddini, yargılıma giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davanın, araç satışından sonra mevzuat değişikliğine bağlı tahakkuk ettirilen ÖTV farkından kaynaklı alacağın davacı tarafından ödendiği iddiasıyla davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı şirket tarafından 08.07.2004 tarihli KDV ve ÖTV dahil 123.895,00-TL tutarındaki faturanın davalı şirket ünvanına düzenlenmiş olduğu, aracın satılarak davalıya teslim edildiği noktasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı,
davacı şirketin ... marka ... şase nolu aracın satışı esnasında Özel Tüketim Vergisi oranı olan % 55,55 oranının alıcı tarafından yüklenildiği ve ödendiği, dava konusu araç satışından kaynaklı olarak Maliye Bakanlığı Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından davacı şirkete 23.11.2009 tarihinde 13.128,75-TL ÖTV farkı ceza ihbarnamesinin gönderildiği, davacı şirketin 24.02.2011 tarihinde 13.128,75-TL ÖTV farkını Nakil Vasıtaları Vergi Dairesine ödediği, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda ÖTV farkının 13.128,75-TL olarak hesap edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu,
ÖTV ve KDV gibi vergilerden alıcının sorumlu olduğu, bu nedenle davacının dava konusu aracın davalıya satışından doğan 13.128,75-TL ÖTV farkının, davalının, TBK 117.maddesi gereğince davadan önce 13/02/2017 tarihinde başlatılan icra takibi nedeniyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak 23.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece zamanaşımı itirazlarına dair yapılan değerlendirmenin eksik incelemede kaldığını,vergi borçlarında zamanaşımının 213 sayılı vergi usul kanununun 114.
Maddesinde açıkça belirtildiği üzere " vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlendiğini , özel hukuk alacak davalarında genel zaman aşımı süresinin 10 yıl ile sınırlı olduğunu, buna göre satış tarihi 08/04/2004 olan satış işleminden günümüze neredeyse 15 yıl geçmiş olan bir borcun zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket, ...-...
Marka ve modelli aracı 08/07/2004 tarihli fatura ile de sabit olacağı üzere 123.895,00 TL karşılığında satın aldığını, fatura kesim işlemiyle birlikte de araç el değiştirmiş ve müvekkili şirket mülkiyetine geçtiğini, satış döneminde, davacı şirketin de açıkça beyan ettiği üzere, araca dair her türlü ÖTV-KDV ve vergi borçları olması gerektiği üzere, davacı şirket tarafından ödenmiş ve araç satışı borçsuz şekilde faturada da görünen bedel üzerinden yapıldığını, taraflar arasındaki anlaşmada sonradan ortaya çıkmış ve çıkacak her türlü borcun müvekkili alıcı tarafından üstlenileceğine dair sözleşme hükmünün de olmadığını,
kaldı ki ücreti ödenmiş fakat teslim alınma sürecinde ÖTV zammı gelmiş araçlarda dahi ÖTV zammının alıcı yana yansıtılmaması yönünde tüketici hakem heyeti uygulaması var iken somut olayda müvekkili teslim almış olmakla sözleşme tamamlanmış ve müvekkili borcunu tamamen ifa ettiğini, keza mevzuat değişikliklerinin de 2004 senesine ilişkin olduğunun dava dilekçelerinde izah edildiğini, araçtan alıcı müvekkilinin yararlanmasının esas alınarak külfetlerine de alıcının katlanması iddiası ve karinesinin de hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın,
araç alım satımında uygulamanın örf ve teamül gereği ÖTV'nin alıcı tarafından yüklenmesi şeklinde olduğu iddiasının da kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı taraf söz konusu miktarı, vergi ve sair sorumluluklarla alakalı herhangi bir ihtirazi kayıt beyan etmeksizin ödemiş olup;
karşı yan da ihtirazi kayıtsız satış işlemini ikmal etmiş olmakla bu hususta müvekkil şirketin sorumlu olacağı hususunun taraf iradelerinden de hiçbir şekilde çıkarılamadığını, dolayısıyla davacı tarafın söz konusu miktarı müvekkil şirketten hiçbir surette talep edebilmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2021 tarih, 2019/109 esas ve 2021/271 sayılı kararına karşı istinaf yoluna başvuru sebeplerinin kabulü ile, kararın kaldırılarak (bozulmasına), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirketin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık, taraflar arasındaki satışa konu aracın ÖTV oranında Bakanlar Kurulu tarafından yapılan artış nedeniyle oluşan ÖTV farkından hangi tarafın sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır.Somut olayda davacı şirket tarafından davalı ...San. ve Tic. Ltd. Şti.
Hakkında 08.07.2004 tarihli ... marka,..., 2004 model aracın satışına ilişkin KDV ve ÖTV dahil 123.895 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacı şirketin satış esnasındaki %55,55 oranındaki ÖTV tutarının davalı alıcı tarafından ödenmiş olduğu , dava konusu aracın satışından sonra Maliye Bakanlığı Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından araç satış tarihinde ÖTV oranı olan %55,55 ile Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen %75 oranı arasındaki ÖTV farkı alacağının tahsili için davacı şirkete 23.11.2009 tarihinde 13.128,75 TL tutarlı ceza ihbarnamesi gönderildiği,
davacı şirketin 24.02.2011 tarihinde 13.128,75 TL ÖTV farkını vergi dairesine ödediği ihtilafsızdır. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. Maddesi gereği kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK'nın 149/1. maddesinde zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre dava konusu alacak 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Davacı tarafça ÖTV farkı 24.02.2011 tarihinde ödenmiş olup, ÖTV farkına ilişkin alacağın bu tarihte muaccel olduğu gözetildiğinde eldeki davada, dava tarihi olan 28.02.2019 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Danıştay 7. Daire Başkanlığının 07.02.2011 tarih ve 2010/8736 Esas ve 2011/315 Karar sayılı 21.05.2011 kesinleşme tarihli kararı ile Tüketici Koruma Derneği tarafından 14.10.2003 tarihli 25259 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 13.10.2003 tarih 2003/6257 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan mallarda uygulanan özel tüketim vergi oranlarında değişiklik yapıldığı,
bu kapsamda Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazetede yayınlanma tarihi olan 14.10.2003 tarihinden itibaren, 06.06.2002 tarihli 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (ID sayılı listede yer alan ... numaralı mallara ilişkin özel tüketim vergisi oranları silindir hacmi 1600 cm3'ü geçmeyenler için %30, 1600 cm3'ü geçen fakat 2000 cm3'ü geçmeyenler için %52, 2000 m3'ü geçenler için %75 olarak tespit edilmesine ilişkin ve 22.04.2004 tarihli yürütmenin durdurulması kararı verilen Bakanlar Kurulu kararının iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Türk vergi sistemi, özel tüketim vergisini, katma değer vergisi gibi mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür.
Buna göre, alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken özel tüketim vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise kendisine ait satış bedeliyle birlikte katma değer vergisi yanında özel tüketim vergisini alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, özel tüketim ve katma değer vergisini devlete ödeyecek, bu yönde bir aracılık yapacaktır. Kısacası bu verginin devlete karşı yükümlüsü durumunda bulunan, satıcıdır.
Alıcıya düşen, satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Somut olayda, taraflar arasındaki satım sözleşmesinde kararlaştırılan edimlerin ifa edildiği, davacı tarafça ibraz edilen faturada, vergi oranının değişikliğine ve yargı kararına göre aradaki farkın ödeneceğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı,
davacı satıcının fatura bedelini ihtirazi kayıt koymadan davalı alıcıdan tahsil ettiği ve aracın da davalı alıcı adına kayıt ve tescil edildiği gözetildiğinde edimlerin ifasından sonra geriye dönük olarak satımdan kaynaklı ÖTV farkının davalıdan talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda. Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1337, K. 2024/1887, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama