İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1349 K.2024/1894

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya…

Esas2021/1349Karar2024/1894Tarih26 Aralık 2024Okuma13 dk · 2.586 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Aralık 2024
Dosya no
2021/1349
Karar no
2024/1894
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
19/01/2021
Numarası
2019/163 Esas - 2021/56 Karar
Dava
İtirazın İptali
İstinaf karar tarihi
26/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.586 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirket ile davalı arasında mevcut ticari ilişki neticesinde, davacı şirketin davalıdan 9.330,51 Euro alacağı bulunmakta olduğunu, alacağın tahsili için yapılan girişimlerden sonuç alınmaması üzerine, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...

E. sayılı takip dosyasıyla icra takibine geçilmiş olduğunu, gönderilen ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş ve davalı tarafından icra takibindeki yetkiye ve borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazda bulunulmuş, yapılan itiraz nedeniyle de icra takibinin durmuş olduğunu, davalının yetkiye yönelik itirazının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalının borca ilişkin itirazlarının tamamen haksız ve borcun ödenmesini geciktirme amacına yönelik olduğunu, alacağın taraflar arasındaki sözleşmeye ve cari hesap ekstresi ile satışa konu olan ürüne ilişkin faturaya dayalı bulunmakta olduğunu,

davacının ve davalının tüm ticari kayıtlarının ve hesap ekstresinin tetkiki halinde davacının alacaklı olduğunun sabit hale geleceğini, itirazın tamamen haksız ve kötü niyetli olduğundan, itirazın iptalini, itiraz edilen asıl alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatı tazminatının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

yargılama ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesinin isteme zorunluluğunun doğmuş olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız ve kötü niyetli olarak yaptıkları itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı aleyhine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığını hatta davalı şirket hesaplarında kur farkından dolayı davalı şirketin, davacı şirketten alacağının mevcut olduğunu, davalı şirketin cari hesap tablosunun, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde iş bu hususların açıklığa kavuşacağını, davacı tarafça talep edilen alacağı kesinlikle kabul etmemekle birlikte,

huzurdaki davaya konu edilen alacağın Euro cinsinden olması ve tarafların cari hesap ekstrelerinin farklı sonuçlar vermesi sebepleri ile talep edilen alacağın likit mahiyette olmayıp davacının icra inkar tazminatı talebinin reddini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle arz ve izah nedenler ile cevap dilekçesi ve delillerinin usulüne uygun olarak yasal süresi içerisinde sunulduğunun kabul edilmesini, yetki itirazlarının kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmesine davacının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı taraf süresinde cevap vermediği için HMK 128. Madde kapsamında dava konusu iddia olunan hususları inkar etmiş sayılarak savunmaları inkar çerçevesinde değerlendirilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...ticari defterlerin kanıt olması, bu defterlerin Ticaret Kanunu'nun öngördüğü şartlar içinde tacirin lehinde veya aleyhinde olarak kullanılması ve ticari bir uyuşmazlığında hükme esas teşkil etmesidir. Böylelikle ticari bir uyuşmazlıkta ticari defter kaydı, uyuşmazlığın çözümünde yazılı bir kanıt aracıdır.

Tacirin tuttuğu bütün defterlerdeki kayıtların birbirine uygun olması, birbirini tutması ve doğrulaması şarttır. Ayrıca ticari defterlerin kanuna uygun olarak tutulmuş olması yanında tasdike tabi olan ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin de Ticaret Kanununda belirtilen sürelerde ve şekillerde yapılmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde defterler, sahipleri lehine kanıt olma niteliklerini kaybederler.

Bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağın olduğunu iddia eden taraf yazılı belgeler ile ispat etmesi gereklidir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddeleri ayrıca HMK Madde 222 de Ticari defterlerinin ibrazı ve delil olması açısından ilgili düzenlemeler mevcuttur.Somut uyuşmazlıkta.

Tarafların arasında imzalanan 22.000 Euro 'luk 07.09.2016 tarihli satış sözleşmesi, 60.000 Euro'luk 05.09.2016 tarihli satış sözleşmesi, 25.950 Euro'luk 05.09.2016 tarihli satış sözleşmesi olduğu, taraflar arasında düzenlenen ve imza altına alınmış sözleşmelere göre, satış tutarının EUR cinsinden olduğu, TL yapılmış ödemeleri de, çek vadelerinde T.C.

Merkez Bankası Döviz Alış Kuru üzerinden EUR'a çevrilip, son ödemeden sonra alıcı EUR bazında borçlu çıktığı takdirde, aradaki farkın 3 gün içinde ihtara gerek kalmadan ödenmesi gerektiği(madde :7) belirtildiği anlaşılmıştır.

Dosyaya sunulan deliller, alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı yan cari hesap ekstreleri karşılaştırıldığında davacı yan tarafından davalı yana düzenlenmiş tüm faturaların davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacı yana yapılmış tüm ödemelerin davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farkının EUR kur farklarından kaynaklandığı tespit edildiği,

davalı ve davacı defterlerinde yapılan incelemede davalı yandan takip tarihi olan 17/05/2018 tarihi itibari ile 8.886,20 EUR alacaklı davalının borcun tamamının ödediğine dair başkaca ödeme belgesi, dekont-makbuz da sunmadığı anlaşılmıştır.

Davacının alacağının kur farkı alacağı değil EURO alacağı olduğu, sözleşmede kurlarda olan değişimlerden dolayı sadece hesabı denkleştirmek için tarafların kur farkı faturası düzenleyeceği belirtilmiş ancak tarafların ticari defterleri incelendiğinde bazı dönem Euro değerlemeleri yapılmış fakat düzenli olarak tarafların Euro değerlemeleri yapmadığı tespit edilmiştir.

Her iki tarafında kur farkı faturası düzenlememiş olduğu, döviz bazlı çalışılan hesabı sadece TL olarak denkleştirmek için kur farkı faturası düzenlenmemiş olması tarafların Euro bazlı alacak ve borçlarını etkilemeyeceği, taralar arasındaki sözleşmenin 7. ve 8. Maddelerinde bu durumun açıkça kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.

Gene taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesinde cezai şart alacağının kararlaştırıldığı ve 3 gün içinde ödenmeyen borç kadar davalının cezai şart ödemekle yükümlü olduğu kararlaştırılmış ancak davacı alacaklı taraf ödenmeyen borcun %5 i denk gelen 444,31 Euro cezai şartı talep ettiği tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 8.886,20 EUR+444,31 Euro alacaklı olduğu bu nedenle yapılan icra takibine konu alacak miktarı Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği yerinde görülmekle taleple bağlı kalınarak takip çıktısı miktar yönüyle açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir.

Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.

Somut olay bakımından da alacağın likit ve borçlu tarafından belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına dair davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kabulü ile. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 8.886,20 Euro asıl alacak, 444,31 Euro cezai şart alacağı üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/A Maddesi (kamu bankalarınca Euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak) uyarınca faiz işletilmesine, asıl alacağın % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, icra takibine vaki itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından hüküm verilirken bakiye borcun hesaplanmasında çek ile yapılan ödemelerin düşülmediğini, mahkemede görülen yargılamada tebligatların vekile tebliğ edilmemesi müvekkili şirketin adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olduğunu, davacının satış sözleşmesine göre İstanbul Mahkemelerinin yetkilendirildiğini iddia ettiğini ancak davacı tarafın, delil listesinde satış sözleşmesini belirtmesine rağmen ön inceleme duruşmasında ihtar edilen 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunmadığını,

kesin süre içerisinde işbu delilin sunulmamış olması halinde bu delile ve içeriğine dayanılmasının mümkün olmadığını, bu sebeple yetki itirazının kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yerel mahkemece itirazı değerlendirmeden yetkisiz mahkemede yargılamaya devam edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları çerçevesinde ödemenin TL yapılmasına binaen sonradan kur farkı istenemeyeceğinin kabul edilerek çek ile yapılan ödemelerin dikkate alınması,

mevcut hesaplamadan düşülmesi gerekmekte iken yerel mahkeme tarafından hatalı ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayanılarak çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğine ilişkin itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davaya konu edilen alacağın Euro cinsinden olması ve tarafların cari hesap ekstrelerinin farklı sonuçlar vermesi sebepleri ile talep edilen alacak likit mahiyette olmayıp, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.01.2021 tarihli ve 2019/163 Esas,

2021/56 Karar sayılı davayı kabul kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, mahkemenin yetkili olup olmadığı, bakiye borcun hesaplanmasında çek ile yapılan ödemelerin düşülüp düşülmediği ve davacı yararına hükmedilen icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyası ile 8.886,20 Euro asıl alacak , 444,31 Euro cezai şart alacağı olmak üzere toplam 9.330,51 Euro'nun tahsili istemiyle 17.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davalı vekili, dava dilekçesinin vekil yerine asıla tebliğ edildiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03/06/2022 tarih, 2021/1 Esas 2022/3 Karar sayılı ilamı ile icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde itiraz üzerine duran icra takibin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verildiği gözetildiğinde davalı vekilinin itirazın iptali davasına ilişkin dava dilekçesinin asıla tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

6100 sayılı HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda taraflarca imzalanan 05.09.2016 ve 07.09.2016 tarihli üç sözleşmenin 19.Maddesinde yer alan "bu sözleşmenin uygulama ve yorumundan doğabilecek tüm anlaşmazlıkların giderilmesinde İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkilidir." düzenlemesi karşısında mahkemece davalının icra dairesinin yetkisine ve mahkemenin yetkisine yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Taraflar arasında imzalanan 22.000 Euro bedelli 07.09.2016 tarihli , 60.000 Euro bedelli 05.09.2016 tarihli , 25.950 Euro bedelli 5.09.2016 tarihli satış sözleşmelerinin 7.maddesinde "bir döviz kuru aylık 3,50 TL olacağı tahmin edilerek, tahmini kurlara göre yukarıdaki Türk Lirası çek/senet bedelleri hesap edilmiştir. Satış bedeli 6.maddede gösterilen Euro/Amerikan doları cinsindendir.

Ödeme planında belirtilen TL tutarlar, hiçbir şekilde satış bedelinin Türk Lirasına dönüştürüldüğü anlamına gelmez. Çek/senet bedelleri; her bir çekin/senedin ödeme günündeki TCMB Döviz alış kuru esas alınarak, her bir çek/senet için Euro/Amerikan Doları cinsine çevrilir ve satış bedeli,6. maddede gösterilen Euro/Amerikan Doları cinsinden satış bedelinden mahsup edilir.

Son ödemeden sonra satıcı tarafından yapılacak hesaplama sonucu alıcı borçlu çıktığı taktirde, her bir çekin ödeme gününde doğan farkı 3 (üç) sün içinde, ayrıca bir ihbar yada ihtara gerek olmaksızın satıcıya nakten ve defaten ödemek zorundadır. Ödemediği taktirde ödemediği tutar kadar bir miktarı ayrıca ceza-i şart olarak ödemeyi gayrikabilirücu olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.

Satış bedeli Euro / Amerikan Doları cinsinden olduğundan, Türk Lirası ödeme yapılması halinde aradaki farkın kur farkı olduğu Alıcı tarafından öne sürülemez." şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Anılan sözleşmelerin 8.maddesinde TCMB Döviz alış kurunun esas alınacağı, faturanın tanzim tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz alış kurlarının farklı olması durumunda kur artış veya azalışlarına göre fatura düzenleneceği, kurda artış olması durumunda satıcının alıcıya, kurda azalış olması durumunda alıcının satıcıya fatura düzenleyeceği, duruma göre, alıcı veya satıcı tarafından düzenlenecek bu kur farkı faturaları ile cari hesapların karşılıklı olarak denkleştirileceği belirtilmiştir.

Satış sözleşmeleri kapsamında davalının bir kısım peşin ödeme yapacağı, kalan miktarın ise fatura tarihindeki bakiyeye karşılık gelecek şekilde 06.01.2017 vade tarihli 61.600 TL ve 3.850 TL bedelli, 03.02.2017 tarihli ve 178.500 TL bedelli, 26.01.2017 vade tarihli 77.175 TL bedelli çeklerle ödeneceği kararlaştırılmıştır.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin,

ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.

Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).

Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).

Anılan düzenlemeler ışığında taraf ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının Euro bazlı cari hesap tutmadığı, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının, ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıdan 10.674,70 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan tüm ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farkının Euro kur farklarından kaynaklandığı,

davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davalıdan 8.886,20 Euro alacaklı olduğu belirlenmiştir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının Euro olarak düzenlenip, TL cinsinden karşılığının gösterildiği, faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlere işlendiği gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin Euro üzerinden yürütüldüğünün kabulü gerekir.

Kaldı ki faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi dahi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir.(Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı) Taraflar arasında akdedilen ve içeriği ve imzaları inkar edilmeyen satış sözleşmelerinin 7.maddesi gereği, alıcı tarafından TL bedelli çekler ile yapılmış ödemelerin çek vadelerinde T.C.Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Euro'ya çevrilerek son ödemeden sonra alıcının Euro bazında borçlu çıkması halinde aradaki farkın davalı tarafından ödenmesi gerektiği açıktır.

Satış faturaları ve ödemeler yönünden taraf ticari defterlerinde uyuşmazlık olmamasına göre davalının TL çek ödemeleri Euro'ya çevrilip, satış faturası bedellerinden mahsup edildiğinde davacı, davalıdan 8.886,20 Euro alacaklı durumdadır.

Bu nedenle taraflar arasındaki yazılı sözleşmelerin 7. ve 8. Madde hükümleri doğrultusunda davacı tarafça takibe ve davaya konu edilen 8.886,20 Euro asıl alacak hakkında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gibi taraflar arasındaki satış sözleşmelerinin 7.maddesinde yer alan "satış bedeli Euro / Amerikan Doları cinsinden olduğundan, Türk Lirası ödeme yapılması halinde aradaki farkın kur farkı olduğu Alıcı tarafından öne sürülemez." hükmü gözetildiğinde de davalının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.

Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu asıl alacak tutarının sözleşmede belirlenmiş olması nedeniyle likit (belirlenebilir) olup, ilk derece mahkemesince de asıl alacak üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.000,61 TL harcın, alınması gerekli olan 4.002,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.001,84 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/12/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1349, K. 2024/1894, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1349
Karar No
2024/1894
Tarih
26 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1350 K.2024/1818
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1358 K.2024/1809
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1361 K.2024/2004
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1365 K.2024/1198
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1375 K.2024/1886
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1381 K.2024/1267

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.