KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1863
- Karar no
- 2025/384
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/03/2021
- Numarası
- 2019/845 Esas, 2021/226 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.326 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Müvekkilinin davalıya kalıp, imalat çeliği ve yedek parça satışı yaparak teslim ettiğini, işbu ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının müvekkili tarafından satılan malları fatura ile teslim aldığını, fatura içeriklerine itiraz etmeden ticari defterlerine kaydettiğini, taraflar arasında mutabakat formaları olduğunu, izah edilen nedenlerle, davacının ¨ itirazının iptaline, takibin ¨ 376.843,19 yönünden takibin devamını,
davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili: Davacının, müvekkilinin bir takım kompozit işlerini yapan, birlikte çalıştığı bir şirket olduğunu, hatta davacı şirketin bünyesinde müvekkilinin sigortalı işçilerinin de çalıştığını, ticari ilişkinin grift bir nitelikte olduğunu, karşılıklı borç ve alacaklar olduğunu, birlikte çalışmalarını tamamlayıp, fiilen ayrılan tarafların hesaplarının karşılıklı kat edilmediğini, müvekkilinin 3. şahıslardan aldığı ve bedelini ödediğini,
davacının tesisinde müvekkilinin ürünlerinin yapımında kullanılan çok önemli kalıpların talep edilmesine rağmen davacı tarafından teslim edilmediğini ve bu ürünlerin davacıya fatura edildiğini, ancak kayıtlara geçmediğini, davacının alacak taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece.
Davacı ile davalı arasında, davacı tarafından üretilen kalıpların davalıya satılması şeklinde ticari ilişkinin olduğu, ancak taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir anlaşma ve/veya cari hesap sözleşmesi olmadığı,davacını cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine 09/07/2019 tarihinde, ödenmeyen fatura alacağını dayanak göstererek,
davalı aleyhine ...'nün ... sayılı takip dosyası ile icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davalarının açıldığı,davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi (09/07/2019) ve dava tarihi (05/04/2019) itibariyle davalıdan ¨376.843,191 cari hesap alacağının olduğu,
davalının ticari defterlerine göre,davacıya ¨143.043,17 borçlu gözüktüğü,aradaki farkın davacı kayıtlarında yer almayan ¨30.000,00 ve ¨15.000,00 bedelli çekler ile ¨188.800,00 bedelli 01/07/2019 tarih ve ... nolu faturadan kaynaklandığı. davacı tarafından ödeme amacıyla verilen çeklerin davalı alacağına işlenmediği,bu nedenle bu çek bedellerinin taraflar arasındaki cari hesaptan düşülmesi gerektiği, davalının, ¨188.800,00 bedelli 01/07/2019 tarih ve ... nolu faturaya konu malları davacıya teslim ettiğini yazılı delil ile ispat edemediği, davacının,kendisine teklif edilen yemini eda etmesi nedeniyle bu hususu ispat edemediği,
ispat yükünü üzerine alan davalının ödemeyi ispat edemediği,yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalara göre davacı tarafından düzenlenen faturalar, davalının aleyhine delil niteliğinde olan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,davalı tarafından düzenlenen faturanın ise davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp davalının fatura içeriğindeki mallları davacıya verildiğini ispat edemediği,
neticeten davacının takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan olan bakiye alacağının takip ve dava tarihi itibariyle ¨331.843,19 olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile bu miktar itibariyle davanın kabulüne, itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminatın davalıdan tahsiline,
davacının kendisine ödeme olarak verilen çekleri davalı alacağı olarak ticari defterlerine kaydetmeyerek yapılan ödemelere rağmen icra takibine giriştiği ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından yapılan ödeme miktarının %20'si üzerinden davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde;
aleyhe hüküm kurulan 188.800,00TL bedelli ve davalı tarafça düzenlenen iade faturasının salt davalı şirket kayıtlarında yer alıyor olması nedeniyle varlığının reddi ve bu şekilde hüküm kurulması kabul edilmediğini ve bozmayı gerektirdiğini, davada hükmedilmiş olan her türlü hesaplamaya itirazların bulunmakta olduğunu, ticari ilişkinin özü incelenmeden,
bildirilen tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilmeden bu şekilde hüküm kurulması kabul edilemeyeceğini ve kötü niyetli olduğu tespit edilerek kötü niyet tazminatına hükmedilen davacının haksız ve mesnetsiz eylemleri ile gerçeğe aykırı tanıklığının ağır sonuçları davalıya yüklenemeyeceğini, tüm bu sebeplerle daha önceki dilekçelerde sunulan beyanlarda haklılığın mahkeme tarafından dikkate alınmamış olduğunu, kararda çelişkiler ve eksiklikler bulunduğundan hükmedilen kararın istinaf ile ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi talep ettiklerini,
davalının sorumlu olduğu miktara ilişkin doğru ve yeterli bir inceleme yapılmadığını, mahkemenin eksik incelemeye dayalı, açıkça yasalara aykırı ve hakkaniyetten uzak kararının yukarıda tek tek açıklanan sebepler bakımından ve re’sen göz önüne alınarak mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır.
Davacı imal ettiği kalıp, imalat çeliği ve yedek parça vs.nin davalıya satışının yapıldığını ve faturanın tebliğ edildiğini ancak davalı tarafından bedelin ödenmediğini, girişilen icra takibinin itiraz ile durması sebebiyle itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.Davalı, davacı şirket ile davalı şirketin başka işlerde birlikte çalıştığından girifit bir ilişkinin bulunduğunu, karşılıklı alacak ve borçların bulunduğunu, davacının alacağının bulunmadığını, taraflar birlikte çalıştı ve akabinde ayrıldıklarını ancak hesaplar karşılıklı kat edilmediğini,
önemli kalıplar talep edilmesine rağmen teslim edilmediğini, iade edildiğini ancak faturaları defterlerine işlemediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, taraflar arasında davacı tarafından üretilen kalıpların davalıya satılması şeklinde ticari ilişkinin olduğu, taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığı,
tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının 331.843,19 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla bu miktar itibariyle davanın kabulüne, kabul edilen miktar itibariyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile reddedilen kısım için %20 kötüniyet tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermiştir.Somut olayda, taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafın imal ettiği kalıplar davalı tarafa fatura ile teslim edildiği,
denetime elverişli bilirkişi raporu gereğince davacı ticari defterleri itibariyle, davacının davalıdan icra takip tarihi olan 08.07.2019 tarihi itibariyle 506.643,19 TL ancak dava tarihi itibariyle davacı alacağı 376.843,19 TL olduğu,
davalı ticari defterleri itibariyle icra takip tarihinde davalının davacıya borçlu olduğu miktar 272.843,17 TL ve dava tarihi itibariyle 43.043,17 TL olduğu anlaşılmıştır.Tarafların ticari defterleri arasındaki fark davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 30.000,00 TL Çek ile 15.000,00 TL bedelli iki adet çek ile davalı tarafından düzenlenen 188.800,00 TL bedelli fatura olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece celp edilen banka kayıtları itibariyle, 30.000,00 TL çek ile 15.000,00 TL çek'ler davalı tarafından davacı şirkete ciro edilerek devir edildiği, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ciro edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacı taraf davalıdan almış olduğu çekleri kendi ticari defterlerine işlemediği görülmüştür.
Bu sebeple bu miktar takibe konu alacağın bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece bu yönde vermiş olduğu karar doğru olmuştur.Yine, davalı tarafından kesilen 188.800,00 TL bedelli fatura, davacı tarafa tebliğ edilmediği gibi içerik itibariyle sevk edildiği ispat edilmemiştir. Ayrıca mahkemece davalı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı şirket temsilcisi yemin etmiştir.
Davalı taraf kendi ticari defterlerinde bulunan faturadan kaynaklı alacağını ispat edemediği anlaşılmakla, mahkemece bu fatura yönünden davalı savunmaların reddine karar verilmesi doğru olmuştur.Yine, tarafların ticari defterlerinde ve özellikle davalı ticari defterlerinde alacak kayıtlı olmasına rağmen davalı tarafça icra takip dosyasına itiraz ile takibin durmasına sebebiyet vermesi sebebiyle,
mahkemece %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve ayrıca çekler davacı şirket tarafından alınarak kendisi tarafından ciro edilerek dava dışı kişiye ciro etmesi sebebiyle bu miktar itibariyle alacak talep etmesi sebebiyle kötüniyetli olması ispatlanmış olmasından dolayı %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1863, K. 2025/384, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama