KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1866
- Karar no
- 2025/871
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/06/2021
- Numarası
- 2020/143 Esas 2021/446 Karar
- Dava
- Tazminat
- Bam karar tarihi
- 24/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 24/04/2025
Karar Metni
3.900 kelime·20 dk okuma·8 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu davacı şirket ile davalı şirket arasında 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesinin imzalandığını, her türlü emtiayı kara yolu ile nakletme yükümlülüğünü, davalı tarafın ise sözleşme ile kararlaştırılan bedeli ödeme yükümlülüğünü üstelendiğini, müvekkili olan davacı şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmenin 5.maddesinde " İş bu sözleşme imza altına alındığı tarihten itibaren 1 yıl geçerliğidir, bir sene sonunda hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden bir yıl yenilenir" şeklinde olduğunu,
sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren her yıl yürürlükte kaldığını, sözleşme fiyat değişikliklerinin her yıl Eylül ayında olduğunun görüleceğini yani taraflarca sözleşmenin Eylül ayında revize edildiğini, bu bağlamda müvekkilinin 2020 yılı Eylül dönemine kadar sözleşmenin yenilenmiş olduğu inancı ile hareket ettiğini, davalının 2019 yılı Aralık ayı itibariyle hiçbir yazılı bildirimde bulunmaksızın, gerekçe sunulmaksızın şifahi olarak sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı olarak feshinin hukuka aykırı olduğunu,
davalının Eylül 2020 dönemine kadar taşıma hizmeti almasının gerektiğinin bildirilmesi ve haksız fesih nedeni ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarar kalemlerinin tazmini için...
21. Noterliğinin 30.01.2020 tarih, 3363 yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak davalının zararın tazminine yönelik herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili olan davacı şirketin davalı şirketle çalışırken elde etmiş olduğu net karın aylık 250.000,00-TL ile 300.000,00- TL arasında değiştiğini, sözleşmenin haksız feshi ile birlikte müvekkili olduğu davacı şirketin Eylül ayına kadar elde edeceği yaklaşık 9 aylık kardan yoksun kaldığını, kazanç kaybının davalıdan tahsilinin gerektiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği taşıma işini yerine getirmek için yeni ekipman, araç ve personel temini gerçekleştirdiğini,
yapmış olduğu harcamaların maddi zarar kalemi olarak tahsilini, şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; sözleşmenin davalı tarafça erken ve haksız olarak feshi nedeni ile müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla 1.000- TL'nin temerrüt tarihi olan 05.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili olan davalı şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin feshedilmediğini, davacının her bir alacak kalemi için ne kadar talepte bulunduğunu dava dilekçesinde belirtmediğini, bu şekilde davacının taleplerinin soyut kaldığını, bu nedenle davacıya kesin süre verilerek her bir alacak kalemi için ne miktarda talepte bulunduğunun açıklattırılması,
açıklanmaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili olan davalı şirkete gereği gibi hizmet vermediğini, memnuniyetsizliklerin davacıya bildirildiğini, davacı yanın yevmiyecilerin ücretlerini müvekkil şirkete kötü niyetli olarak fazla yansıttığını, müvekkili olan davalı şirketçe davacı şirkete buna istinaden fiyat farkı faturası düzenlendiğini, sözleşmenin 9.maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde ...'in defter ve kayıtlarının esas alınacağını, belirttiğini,
sözleşmenin 3.13 maddesinde davacının üstlendiği taşıma hizmetinin müvekkili olan davalı şirketin fason firmaların üretimi ile bağlantılı olduğunu sevk edilecek miktarlar ve bölgelerin değişkenlik göstereceğini, miktarların önceden saptanamayabileceğini, azalıp çoğalabileceğini ve hatta tamamen durabileceğini belirttiğini davanın sözleşmeye güvendiğinden bahisle işçi, araç, şoför teminin sağlandığını, maddi ödemeler yaptığını, belirterek tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinde sözleşme tarihinin 01/03/2017 tarihi olduğunu,
belirtildiğini açık sözleşme hükümleri karşısında sözleşmenin eylül ayında yenilenmesinin söz konusu olmadığını, davacının bu durumda ancak Mart 2020 ayına kadarki kazanç kaybını talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede miktar belirtilmediğini müvekkili olduğu davalı şirketin temerrüde düşmesinin söz konusunun olmadığını savunmuştur.
Davacı vekili 19/10/2020 havale tarihli dilekçesi ile; belirsiz alacak davası olarak ve belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik; mahrum kalınan kar taleplerini 400,00- TL, kazanç kaybı taleplerini 400,00 TL, yapılan masraflara ilişkin ilişkin tazminat taleplerini 200,00- TL olarak somutlaştırdıklarını beyan etmiştir.
MAHKEMECE
"...Dava, haksız fesih nedeni ile mahrum kalınan kar, kazanç kaybı ve yapılan masraf bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddenin 1. fıkrasında, işveren sözleşmeyi haksız olarak feshederse sözleşme süresine uyulmaması durumunda bu sürelere uyulmuş olsaydı karar verebileceği miktarı tazminat olarak isteyebilir, 2. fıkrasında ise belirli süreli hizmet sözleşmelerinde işçinin, hizmet sözleşmesinin sona ermesi yönünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelirin tazminattan indirilir, düzenlemelerine yer verilmiştir.
Müspet zarar, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği, müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar şeklinde de tanımlanabilir.
Taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin davacı şirketin davalı şirkete ait yurt içi taşıma hizmetinin sağlanmasına ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde davacı şirketim yükümlülüklerinin, 4. maddesinde davalı şirketim yükümlülüklerinin, 5. maddesinde sözleşme süresinin, 9. maddesinde ise yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk hükümlerinin düzenlendiği görülmektedir.
Sözleşmede yer alan hükümler çerçevesinde, taraflarca tespit edilen nakliye fiyatlarının sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğu, nakliye fiyatlarının güncelleme tarihinin bir yılın sona erdiği 01/03/2018 tarihi olduğu, sözleşmenin imza altına alındığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl geçerli olduğu, sözleşmenin bir sene sonunda hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden bir yıl süre ile yenileneceği, sözleşme tarihinin 01/03/2017 olduğu,
taraflardan birinin sözleşme konusu edimlerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi ve bu hususların yapılan yazılı bildirime rağmen 7 (yedi) iş günü içinde düzeltilmemesi halinde karşı tarafın 15 (on beş) gün öncesinden yazılı olarak bildirimde bulunması kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği, uyuşmazlıkların çözümünde davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin esas olacağı hususlarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde uyuşmazlıkların çözümü noktasında davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin esas alınacağının düzenlendiği göz önünde bulundurularak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından,
taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesi hükümleri uyarınca davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter kayıt ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri kendisine verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla dosyanın mahkememizce re'sen belirlenecek Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, dava dilekçesine ekli bulunan ve taraflarca imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesi ile sair hususlar birlikte değerlendirilerek; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı,
taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesinin davacı şirket tarafından feshedilip feshedilmediği, feshedilmiş ise hangi tarihte feshedildiği, 2019 yılı Aralık ayından sonra olacak şekilde davacı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesi kapsamında davalı şirketten hizmet alınıp alınmadığı, alınmış ise alınan hizmetlere ilişkin düzenlenen faturaların davalı şirket defterlerine kaydedilip kaydedilmediği,
hizmet alınmış ise bedelinin ödenip ödenmediği, taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde yapılan iş dolayısıyla davacı şirketin ay ay hangi miktarda ücret aldığı, sözleşme feshedilmiş ise davacı şirketin fesih tarihinden sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar ne kadar kazanç kaybına uğradığı hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 30/10/2020 havale tarihli raporunda sonuç olarak,
davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, ticari defter ve belgelerin açılış kapanış onaylarının usulüne göre yaptırıldığını, taraflar arasında 01/03/2017 tarihli sözleşme kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalının her türlü emtiasını karayolu ile nakletme yükümlülüğünü üzerine aldığını ve 2017 yılı Mart ayı ile 2020 yılı Ocak ayı arasında davalıya ait malları taşıdığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir yazılı bildirime rastlanılmadığını,
ancak davalı şirketin yetkililerince davacının son dönemdeki hizmetlerinden memnun olunmaması sebebiyle 2020 yılı Ocak tarihinden sonra davacıya iş vermediklerinin ifade edildiğini, davalı şirket tarafından taşıma sözleşmesi kapsamında 09/01/2020 tarihine kadar davacı şirketten hizmet alındığını, davacı şirket tarafından bu tarihe kadar düzenlenen faturaların davalı şirket kayıtlarına alındığını, davalı kayıtlarında kendisi tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının da yer aldığını, bu faturanın dikkate alınması durumunda davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunmadığını,
taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirkete 90.000,00-TL'si ayni ödeme, 34.571.442,80-TL'si banka havalesi, 443.414,56-TL'si ise İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi aracılığıyla olmak üzere toplamda 34.990.557,36-TL'lik ödeme yapıldığını, davalı şirketin ticari defterlerine göre davacının ne kadar kazanç kaybına uğradığının tespit edilmesinin mümkün olmadığını mütalaa etmiştir.
Bilirkişinin kendisinden istenilen hususları tam olarak karşılar mahiyette rapor düzenlemediğinin tespit edilmesi ve davacı vekilinin itirazları üzerine dosyanın 30/10/2020 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile davacı vekilinin beyan ve itirazları doğrultusunda taraflar arasında yapılan işin hacmi ve davalı şirket tarafından önceki aylara ilişkin olarak davacı şirkete yapılan ödemeler de göz önünde bulundurularak davacı şirketin fesih tarihinden sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar ne kadar kazanç kaybına uğradığı hususunun belirlenmesi neticesinde düzenlenecek ek raporun mahkememize
sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 25/02/2021 havale tarihli raporunda sonuç olarak, davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan ortalama aylık ücretin 999.730,21-TL olduğunu, davacının iddia ettiği gibi iş hacmine ilişkin bedellerin yaklaşık ortalama %20'sinin şirket karı olduğu kabul edilirse davacı şirketin mahrum kaldığı kar kaybının aylık 199.946,04-TL, günlük ise 6.664,87-TL olduğunu, sözleşmenin fiilen sona erdiği 09/01/2020 tarihinden 01/03/2021 tarihine kadar geçecek 52 gün için kar kaybının (6.664,87-TL*52) 346.573,24-TL olacağını mütalaa etmiştir.
Tacirler arasında ihbar ve ihtarların usul ve yöntemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. maddesinde; ''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' hükmü ile belirlenmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından sözleşmenin Eylül ayı itibariyle yenilendiği ve davacı şirketin sözleşmenin Eylül ayında yenilendiği inancıyla hareket ettiği beyan edilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşmede sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl geçmesiyle herhangi bir ihtara gerek olmaksızın uzayacağının kararlaştırıldığı, bu kapsamda sözleşmenin 01/03/2017 tarihinde imzalandığı dikkate alındığında 01/03/2018, 01/03/2019 ve 01/03/2020 tarihlerinde yenileneceği hususu izahtan vareste olup, davacı vekilinin aksi yöndeki beyan ve talepleri mahkememiz nezdinde kabul görmemiştir.
Dosya muhteviyatında yer alan bilgi ve belgeler ile taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, her ne kadar davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği iddia edilmiş ve bilirkişi tarafından sözleşmenin fiili olarak sona erdiği şeklinde belirleme yapılmış ise de, sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin fesih usulünün düzenlendiği, ayrıca tacirler arasında ihbar ve ihtar usulünün yukarıda yer verilen kanun maddesinde belirtildiği, bahsi geçen düzenlemeler çerçevesinde sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı,
belirtilen sebeplerle sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği davacı şirket tarafından usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığından, feshin haklı olup olmadığı yönünden de inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2020/737 Dosya 2020/13054 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı aslı, ...
21. Noterliğinin 30/01/2020 tarih ve 3363 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ihtarnamenin muhataplara tebliğine ilişkin evrak ve kayıtlar, taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesi, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 30/10/2020 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/02/2021 havale tarihli ek raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde,
davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası doğrultusunda sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiası kapsamında davacı şirketin yoksun kaldığı kar, kazanç kaybı, yapmış olduğu masraflar kapsamında uğradığı zararın belirlenerek, belirlenecek zarar bedelinin davalı şirketten tazmini taleplerine ilişkin olduğu,
taraflar arasında imzalanan 01/03/2017 tarihli Taşıma Hizmet Sözleşmesinde sözleşmenin davacı şirketin davalı şirkete ait yurt içi taşıma hizmetinin sağlanmasına ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde davacı şirketim yükümlülüklerinin, 4. maddesinde davalı şirketim yükümlülüklerinin, 5. maddesinde sözleşme süresinin, 9. maddesinde ise yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk hükümlerinin düzenlendiği, sözleşmede taraflarca tespit edilen nakliye fiyatlarının sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğu,
nakliye fiyatlarının güncelleme tarihinin bir yılın sona erdiği 01/03/2018 tarihi olduğu, sözleşmenin imza altına alındığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl geçerli olduğu, sözleşmenin bir sene sonunda hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden bir yıl süre ile yenileneceği, sözleşme tarihinin 01/03/2017 olduğu,
taraflardan birinin sözleşme konusu edimlerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi ve bu hususların yapılan yazılı bildirime rağmen 7 (yedi) iş günü içinde düzeltilmemesi halinde karşı tarafın 15 (on beş) gün öncesinden yazılı olarak bildirimde bulunması kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği, uyuşmazlıkların çözümünde davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin esas olacağı hususlarının belirlendiği,
davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde düzenlenen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 30/10/2020 havale tarihli raporunda davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, ticari defter ve belgelerin açılış kapanış onaylarının usulüne göre yaptırıldığını, taraflar arasında 01/03/2017 tarihli sözleşme kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalının her türlü emtiasını karayolu ile nakletme yükümlülüğünü üzerine aldığını ve 2017 yılı Mart ayı ile 2020 yılı Ocak ayı arasında davalıya ait malları taşıdığını,
taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir yazılı bildirime rastlanılmadığını, ancak davalı şirketin yetkililerince davacının son dönemdeki hizmetlerinden memnun olunmaması sebebiyle 2020 yılı Ocak tarihinden sonra davacıya iş vermediklerinin ifade edildiğini, davalı şirket tarafından taşıma sözleşmesi kapsamında 09/01/2020 tarihine kadar davacı şirketten hizmet alındığını, davacı şirket tarafından bu tarihe kadar düzenlenen faturaların davalı şirket kayıtlarına alındığını, davalı kayıtlarında kendisi tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının da yer aldığını,
bu faturanın dikkate alınması durumunda davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirkete 90.000,00-TL'si ayni ödeme, 34.571.442,80-TL'si banka havalesi, 443.414,56-TL'si ise İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi aracılığıyla olmak üzere toplamda 34.990.557,36-TL'lik ödeme yapıldığını, davalı şirketin ticari defterlerine göre davacının ne kadar kazanç kaybına uğradığının tespit edilmesinin mümkün olmadığını mütalaa edildiği,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/02/2021 havale tarihli ek raporunda ise davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan ortalama aylık ücretin 999.730,21-TL olduğunu, davacının iddia ettiği gibi iş hacmine ilişkin bedellerin yaklaşık ortalama %20'sinin şirket karı olduğu kabul edilirse davacı şirketin mahrum kaldığı kar kaybının aylık 199.946,04-TL, günlük ise 6.664,87-TL olduğunu, sözleşmenin fiilen sona erdiği 09/01/2020 tarihinden 01/03/2021 tarihine kadar geçecek 52 gün için kar kaybının (6.664,87-TL*52) 346.573,24-TL olacağını mütalaa ettiği,
her ne kadar davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği iddia edilmiş ve bilirkişi tarafından sözleşmenin fiili olarak sona erdiği şeklinde belirleme yapılmış ise de, sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin fesih usulünün düzenlendiği, ayrıca tacirler arasında ihbar ve ihtar usulünün yukarıda yer verilen kanun maddesinde belirtildiği, bahsi geçen düzenlemeler çerçevesinde sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, belirtilen sebeplerle sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği davacı şirket tarafından usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığından,
feshin haklı olup olmadığı yönünden de inceleme yapılmasına gerek görülmemiş olup, belirtilen gerekçeler dahilinde açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Yerel mahkemenin 30/07/2021 tarihli, 2020/143 esas 2021/446 karar sayılı ek kararı ile; Yerel mahkemenin 17/06/2021 tarihli, 2020/143 esas 2021/446 Karar sayılı "miktar itibarıyla kesin olan" ilamla ilgili istinaf başvurusunda bulunulduğunun görülmesi üzerine;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Hüküm tarihi itibarı ile istinaf başvuru sınırı 5.880.00 TL olup, dava miktarı istinaf sınırı altında kalmakla mahkememize ait 17/06/2021 tarihli 2020/143 esas 2021/446 Karar sayılı ilamla ilgili istinaf başvurusunun HMK. 346/1 maddesi uyarınca REDDİNE," şeklinde ek karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle.
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/143 Esas, 2021/446 Karar sayılı dosyasının 17/06/2021 tarihli kararında davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararın dava değerinin istinaf sınırının altında olduğu yönündeki gerekçesi ile kesin olarak verildiğini, davalarının kısmi alacak davası olup, alacaklarının sadece bir kısmının talep edildiğini ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulduğunu, HMK md. 109/3 uyarınca dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılmasının, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini,
dava değerinin kanun yolu sınırına haiz olup olmadığı belirlenirken talep edilen alacağa göre değil, mevcut olduğu iddia edilen alacağın tamamının esas alınarak belirleneceğini, söz konusu davada harca esas değer olarak 1.000,00 TL göstermiş olmakla birlikte, dava dilekçelerinin konu ve talep kısımlarında belirtilen fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, açıklanan Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere söz konusu kararın istinaf yolunun kapalı, kesin bir şekilde verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hak arama özgürlüğünün ihlali mahiyetinde olduğunu, dosya kapsamının, alacak konusu ve taleplerinin,
bilirkişi raporlarının dikkate alındığında alacağın toplam değerinin alacağın tamamının kesinlik sınırının altında kalmayacak miktarda fazla olduğunun net olarak gözüktüğünü, dava dilekçelerinde "Müvekkil şirketin davalı şirkette çalışırken elde etmiş olduğu net karın aylık 250.000 TL - 300.000 TL arasında değiştiği" nin ifade edildiğini, bilirkişi raporunda da aylık 199.946,04 TL kazanç kaybının olacağının ifade edildiğini,
sözleşmenin davalı tarafından haksız ve erken feshi nedeni ile müvekkilin uğramış olduğu zararın tazmini talepli olarak açmış oldukları davalarının toplam değerinin istinaf kesinlik sınırının altında kalmadığının tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu sebeple, davaya esas değerin istinaf sınırının altında olduğundan bahisle verilen söz konusu kararın kaldırılması amacıyla 19/07/2021 tarihli dilekçeyle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, başvurularının İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/07/2021 tarihli kararıyla HMK md 346 gösterilerek,
söz konusu kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, HMK md 346/1 uyarınca istinaf dilekçesinin kanuni süre geçtikten sonra verileceğini veya kesin olan bir karara ilişkin olursa kararı veren mahkemenin istinaf dilekçesinin reddine karar verebileceğini,
esasa ilişkin olarak; sözleşmenin davalı tarafından haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, davalının kazanç kaybını tahsil etmesi gerektiğini, yerel mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayandığını ve yeniden bilirkişi heyeti marifeti ile inceleme yapılarak kararın tesis edilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme ek kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: sözleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; davalı ile aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği davalıya taşıma hizmeti verildiğini, aralarındaki sözleşmenin 1 yılın sonunda kendiliğinden yenilendiğini, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle mahrum kalınan kar, kazanç kaybı ve sözleşmeye güvenerek yaptığı masraflara ilişkin fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL tazminat talep etmiştir.
Davalı taraf ise; sözleşmeyi feshetmediğini, davacı tarafın, davalı şirkete gereği gibi hizmet vermediğini, memnuniyetsizliklerin davacıya bildirildiğini, davacı yanın yevmiyecilerin ücretlerini kendilerine kötü niyetli olarak fazla yansıttığını, davalı şirketçe davacı şirkete buna istinaden fiyat farkı faturası düzenlendiğini, sözleşmenin 9.maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde ...'in defter ve kayıtlarının esas alınacağının belirtildiğini, sözleşmenin 3.13 maddesinde davacının üstlendiği taşıma hizmetinin davalı şirketin fason firmaların üretimi ile bağlantılı olduğunu sevk edilecek miktarlar ve bölgelerin değişkenlik göstereceğini, miktarların önceden saptanamayabileceğini, azalıp çoğalabileceğini ve hatta tamamen durabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı taraf, verilen kararı istinaf etmiş, mahkemece bu kez istinaf talebi, kararın kesin olması nedeniyle ek kararla reddedilmiştir. Bu kez davacı taraf ek kararı istinaf etmiş, kısmi dava açtıklarını kararın kesin olamayacağını, kendi defterlerinin incelenmediğini yeterli bilirkişi incelemesi yapılmadığını kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Somut olayda; davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL tazminat talebinde bulunduğu, fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olmakla hükmün kesin nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 30/07/2021 tarihli istinafın reddi ek kararı kaldırılarak yapılan inceleme sonucunda;
İlk derece mahkemesince davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan raporda;
Davacı... Sanayı ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı arasında 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesi kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacının davalının her türlü emtiasını karayolu ile nakletme yükümlülüğünü üzerine aldığı ve davacının 2017 yılı ile Ocak 2020 döneminde davalıya ait malları taşıdığı,
Taraflar arasında imzalanan 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesinin davalı şirket tarafından feshedildiğine ilişkin davalı şirketin yazılı bir bildirimine rastlanılmadığı, ancak davalı şirketin yetkililerince davacının son dönemdeki hizmetlerinden memnun olmadıkları için Ocak 2020 tarihinden sonra davacıya iş vermediklerini ifade ettikleri,
2019 yılı Aralık ayından sonra olacak şekilde davacı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesi kapsamında davacı şirketten 09.01.2020 tarihine kadar hizmet alındığı, alınan hizmetlere ilişkin davacı tarafından düzenlenen 08.01.2020 tarih, CEL20200000000015, 08.01.2020 tarih, CEL20200000000016, 08.01.2020 tarih, CEL20200000000019, 08.01.2020 tarih, CEL20200000000021 ve 09.01.2020 tarih, CEL20200000000024 no-lu faturaların davalı şirket defterine kaydedildiği, davalı firmanın kayıtlarında kendisine ait 60.534,00 TL.'lık fiyat farkı faturasının da bulunduğu,
60.534,00 TL.'lık fiyat farkı faturasının dikkate alınması durumunda (yukarıda fiyat farkı faturası ile ilgili tespitlerimiz belirtilmiştir) alınan hizmet bedelinin ödendiği ve davalının borcunun kalmadığı,
Taraflar arasında imzalanan 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesi çerçevesinde yapılan iş dolayısıyla davacı şirkete ödenen ücretlerin davalı şirketin ticari defterleri esas alınmak suretiyle yukarıda ay ay dökümü yapılmış ve davacı şirkete 90.000,00 TL.'si ayni ödeme, 34.571.442,80 TL.'si banka havalesi ve 443.414,56 TL.'si de İzmir 8. İcra mahkemesi aracılığıyla olmak üzere toplam 34.990.557,36 TL.'lık ödeme yapıldığı,
01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesinin 9. maddesinde “Uyuşmazlıkların çözümünde ...'in defter ve kayıtları esastır” denilmesi nedeniyle ve davalının ticari defterlerinin esas alınması durumunda sözleşmenin fiilen sona erdiği 09.01.2020 tarihinden 01.03.2020 tarihleri arasında davacının ne kadar kazanç kaybına uğradığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bu rapora davacı tarafça itiraz edilmiş, kendi defterlerinin de incelenmesi gerektiği belirtilmiş, ilk derece mahkemesince davacının itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış, bilirkişi ek raporda ;
a) Kök raporda da belirtikleri üzere 35 ayda davalı şirketin ticari defterleri esas alınmak suretiyle davacı şirkete 90.000,00 TL.'si ayni ödeme, 34.571.442,80 TL.'si banka havalesi ve 443.414,56 TL.'si de İzmir 8. İcra mahkemesi aracılığıyla olmak üzere toplam 34.990.557,36 TL.'lık ödeme yaptığı tespit edildiği,
b) Bu durumda davacıya ödenen aylık ortalama ücret tutarı 999.730,21 TL. olduğu,
c) Eğer davacının iddia ettiği gibi iş hacmine ilişkin bedelin yaklaşık ortalama %20”'sinin şirket karı olduğu kabul edilirse aylık (999.730,21 *9420 —) 199.946,04 TL.'lık, günlük ise 6.664,87 TL.'lık kazanç kaybının olacağı,
d) Yukarıda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere sözleşmenin yenileme ya da bitiş tarihinin Eylül 2020 tarihi değil, Mart 2020 ayı başı olması gerektiğinden ve sözleşmenin fiilen sona erdiği 09.01.2020 tarihinden 01.03.2020 tarihleri arasında davacının uğradığı kazanç kaybının 52 gün için (52*6.664,87—) 346.573,24 TL. olacağı, belirtilmiştir.
Davacı tarafça ek rapora da itiraz edilmiş, ancak mahkemece yeniden rapor alınmamıştır.
Taraflar arasındaki Sözleşmenin 3.13 maddesinde :davalı şirketin fason firmaların üretimi ile bağlantılı olduğunu sevk edilecek miktarlar ve bölgelerin değişkenlik göstereceğini, miktarların önceden saptanamayabileceğini, azalıp çoğalabileceğini ve hatta tamamen durabileceği belirtilmiştir.
Yani davacı, davalının hizmeti durdurabileceğini de sözleşmede kabul etmiştir. Davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davacı tarafça ispatlanamadığından, davacının talepleri de feshe dayalı talepler olduğundan davacı, feshe dayalı bir talepte bulunamayacağından mahkemece verilen davanın esastan reddi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı vekilinin, davalı tarafın sözleşmeyi feshettiğini sunduğu delillerle ispatlayamamış olmasına, davacı tarafın dosya kapsamında da bir zararının olduğunun ortaya konulmamış olmasına göre davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1866, K. 2025/871, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama