KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1941
- Karar no
- 2025/390
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/03/2021
- Numarası
- 2018/220 Esas, 2021/243 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.254 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında 01.11.2012 tarihli bir Yapım Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre davacının Tekirdağ ...
Bölgesi... pafta 111 ada, 2 parsel adresindeki yapı işini üstlendiğini, bir kısım hak ediş bedelleri ile bir kısım fatura bedellerinin ödenmediğini belirterek; bu konu ile başlatıkları icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili;
sözleşmenin 3.maddesine göre davacının söz konusu işi 01.11.2014 tarihinde bitirme ve yapı kullanma iznini almaya hazır hale getirmeyi taahhüt ettiğini ancak sözleşmeye aykırı davranarak işin gereğini kararlaştırılan tarihte bitirmediği gibi işi de fiilen terk ettiğini, yaptıkları araştırmada davacının prim borçlarını ödemediğinin tespit edildiğini, sözleşmenin 3.maddesinin son paragrafında “iş zamanında bitirilmediği taktirde geçen her takvim günü için yapı müteahhidi alacağından taahhüt bedelinin % 003 tutarında gecikme cezası olarak kesilecektir.” şeklinde bir düzenleme bulunduğunu,
bu düzenlemeye göre davacı tarafın haksız yere talep ettiği miktarın bir an için kabul göreceği düşünüldüğünde dahi hesaplama yapılırken; alacak miktarından gecikme cezası bedelinin indirilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın likid olmadığını dolayısı ile %20 icra inkar tazminat talebinde bulunamayacağını, davalı şirketin 19.04.2014 tarihli, ... sıra numaralı , teb kullanım bedeli olarak, 12.500,00 Tl lik fatura bedeline itiraz ettiğini, diğer teb kullanım bedellerine ve de fatura farkı faturalarına itiraz ettiklerini, cezai şart ve sair alacaklarının hesaplanarak davacının alacağından mahsup edilmesini gerektiğini belirterek;
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 08/03/2021 tarihli karar ile; tarafların sözleşmeden dönme iradesi göstermedileri, davacının defterlerine göre 74.317,90 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise 61.817,90 TL davacıya borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalının vade farkına yönelik faturaları da defterlerine kaydettiğinin anlaşıldığı, davalının; davacının edimini eksik yaptığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı ,yerinde yapılan keşif sonucu da sözleşme konusu işin tam ve eksiksiz olarak hali hazırda tamam olduğunun bilirkişilerce rapor edildiği,
bu sebeple davalının mahsubunu talep ettiği cezai şart iddiasının dinlenilemez olduğunu, ayrıca davalının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin cari hesap ilişkisini devam ettirdiğini, tarafların cari hesap farkının dayanağı olan 12.500 TL lik 19.04.2015 tarih ve ...nolu ... kullanım açıklanmalı fatura konusu hizmeti davacının eda edip etmediğinin ispat edilemediğini, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde de sözleşme kapsamında ... kullanımı adı altında bir yükümlüğün düzenlenmediğini,
cari hesap farkı mahsubu ile davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 61.817,90 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Dairesinin...
Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 61.817,190 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, davalının hüküm altına alınan asıl alacak 61.817,190 TL yönünden üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; cevap dilekçesini tekrar etmekle birlikte;
dava sırasında davacının işi bıraktıktan sonra inşaatın yüzde kaç oranında bitirildiğine dair raporlama yapan firmanın raporlarını dosyaya ibraz ettiklerini, buradaki tarihlerde, sözleşmeden belirlenen bitirme tarihini 01.11.2014 tarihinden çok sonra bile inşaatta devam ettiklerinin anlaşıldığını, ayrıca davacı şirketin işleri devam etmeyip bırakması halini tespit eden ihtarnameyi de dosyaya ibraz ettiklerini, mahkemece bu belgelere değer verilmediğini, icra takibindeki 7.812,71 TL ve 4.111,86 TL lik iki adet faturanın vade farkı faturaları olduğu,
taraflar arasında vade farkı sözleşmesi bulunmadığını, mahkeme davacı tarafa iki kere vade farkına ilişkin belge sunması için süre verildiğini ancak davacı tarafça dosyaya bu yönde bir belge ibraz edilmediğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Esas No. 2001/1, Karar No. 2003/1, Karar Tarihi.
27.6.2003 Kararına göre; " Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara ‘Bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir’ şeklinde bir ibareye yazılmak suretiyle karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının karşı tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez." denildiğini, bilirkişinin her iki raporda da bu vade farkı faturalarını da katarak hesaplama yaptığını,
itirazları sonucu taraflar arasındaki sözleşmeyle ilgili olmayan bir fatura bedelinin hesaplamadan çıkarıldığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yan yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir.Taraflar arasında 01.11.2012 tarihli bir yapım sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı yüklenici bir kısım hak ediş ve fatura bedellerinin ödenmemiş olması sebebi ile başlattığı icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin süresinde bitirilmediğini, işi dava dışı 3. kişilere tamamlattığını,
gecikme cezası ödemesi gerektiğini ve bunun davacının tespit edilecek alacağından mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece; tarafların sözleşmeden dönmediklerini, davacının defterlerine göre 74.317,90 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise 61.817,90 TL davacıya borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalının vade farkına yönelik faturaları da defterlerine kaydettiğinin anlaşıldığı, davalının; yapılan keşif sonucu sözleşme konusu işin tam ve eksiksiz olarak hali hazırda tamam olduğunun tespit edildiği,
bu sebeple davalının mahsubunu talep ettiği cezai şart iddiasının dinlenilemez olduğunu, ayrıca davalının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin cari hesap ilişkisini devam ettirdiğini, tarafların cari hesap farkının dayanağı olan 12.500 TL lik 19.04.2015 tarih ve 15045 nolu Teb kullanım açıklanmalı fatura konusu hizmeti davacının eda edip etmediğinin ispat edilemediğini, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde de sözleşme kapsamında Teb kullanımı adı altında bir yükümlüğün düzenlenmediğini,
cari hesap farkı mahsubu ile davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 61.817,90 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde, taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede;davacının defterlerine göre 74.317,90 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise 61.817,90 TL davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece;
tarafların cari hesap farkının dayanağı olan 12.500 TL lik 19.04.2015 tarih ve ... nolu Teb kullanım açıklanmalı fatura konusu hizmeti davacının eda edip etmediğinin ispat edilemediğini gerekçesi ile davacının talep ettiği bedelden bu fatura bedeli düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı yan vade farkı fatura bedellerinin alacaktan düşülmesi gerektiğini savunmuşsa da bu faturalara süresinde itiraz edilmediği, davacının edimini eksik ifa ettiği konusundaki ihtarı sözleşme tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra keşide ettiği ve ihtarında davacı yan tebliğ edilemediği,
eksik işe dair seviye tespit tutanaklarının da sözleşme tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra düzenlenmiş olması nedeni ile davalı yanın savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından; mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre,
mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1941, K. 2025/390, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama