KÜNYE
T.C.
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2919
- Karar No
- 2025/872
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2025
Karar Metni
1.992 kelime·10 dk okuma·11 bölüm
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
DOSYA NO:2021/2919
KARAR NO:2025/872
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/07/2021
NUMARASI
2018/906 Esas, 2021/609 Karar
DAVANIN KONUSU
Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:09/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; davacı şirketin davalı şirket aleyhine alacaklı sıfatıyla faturaya dayalı olarak İstanbul ...
İcra Dairesinin ... nolu takip dosyası üzerinden başlattığı ve anapara tutarı 31.298,45 TL olan takibe yönelik olarak, davalının süresi içerisinde borca ve bütün ferilere itiraz etmesi, aynı zamanda davacı şirketin edimini yerine getirmediğini beyan etmesi karşısında icra takibinin durması üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi üzerine davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili özetle, müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşme akdedildiğini,
bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin davalı şirkete ait inşaata ısıtma ve soğutma sistemlerinin kurulumu ve montajını gerçekleştirdiğini, ancak sistemin devreye alınması için davalı şirketin inşaatının tamamlanması gerektiğini, inşaatın tamamlanmaması sebebiyle sistemin devreye alınamadığını, davacı şirketin sözleşmeye göre üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ve fatura düzenleyerek davalı şirkete tebliğ ettiğini, davalı şirketin faturaya bir itirazı olmadığını, davalı şirketin fatura bedelinin bir kısmını ödediğini ancak 31.298,45 TL’yi ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünden takip başlattıklarını ancak davalı şirketin takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve ayrıca% 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, davacı tarafın sözleşme ile üstlendiği malları tam ve eksiksiz olarak teslim etmediğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre özetle, 8 adet kablolu uzaktan kumandanın mahal yerinde olmadığını, bir adet dış ünitenin de mahalinde bulunmadığını,
bu eksikler göz önüne alındığında davacının alacağının 18.847,50 TL olup KDV de eklendiğinde 22.240,05 TL olduğunu, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesinde 31.01.2018 tarihinde 8.500 TL’nin giriş yapılarak ödeme yapıldığını, ödeme yapılan bu tutar düşüldükten sonra 15.03.2018 tarihindeki hak edişi olarak 13.740,05 TL gözüktüğünü ifade etmiştir.Yargılama aşamasında havalandırma soğutma uzmanı ile mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre özetle, 39.798,45 TL bedelli faturaların davalı şirket tarafından itiraza uğramadan kabul edilmiş olduğunu, bu faturaların iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında da gözüktüğünü,
yine her iki şirketin BA/BS formlarında da beyan edildiğini, dolayısıyla davacı şirketin bu fatura bedelini talep edebileceğini, icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin 31.298,45 TL asıl alacak ve 1.7132,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 33.031,44 TL tutarında alacaklı olduğunu tespit etmiştir.Soğutma uzmanı ile mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapora ilişkin ek rapor alınmış olup özetle, 8 adet kumandanın davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiğinin ispat edilmesi halinde davacı tarafın 31.298,45 TL alacaklı olduğu,
ihtilafa konu 8 adet kumandanın davalı tarafa tesliminin davacı tarafça ispat edilememesi halindeyse 29.348 TL tutarında alacaklı olduğu belirtilmiştir.Mahkemece 13.7.2021 tarihli karar ile, yapılan keşifte bir adet dış ünitenin mahal yerinde bulunmadığını ve montajının da yapılmadığını, yine 8 adet kablolu uzaktan kumandanın mahal yerinde bulunmadığını, bu nedenle bu ünitelerin tesisi ve montajını yapılmadığını,
davalı tarafın bu konudaki iddiasının ispat edildiğini kabul ederek davacının hak ettiği tutardan daha önce ödenen tutarlar ile eksik montajı yapılmayan ürünlerin değeri düşürdükten sonra davacının 13.740,05 TL alacaklı olduğuna hükmedilmiş, bu kısım üzerinden takibin devamı ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle özetle, davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği ve ayrıca kendileri tarafından sunulan delil dilekçesinde keşif delili bulunmamasına rağmen mahkemenin keşif deliline dayandığını,
borulama montajının %80’inin yapıldığı gerekçesiyle tenzilat yapılmasının doğru olmadığını, zira borulama montajının eksik olduğu yargısına iş devam ederken ... tarafından düzenlenen tamamlama raporundan ulaşıldığını, ancak bu raporun 30.01.2018 tarihli olduğunu, oysa ki kendilerinin yaklaşık 50 gün daha çalışmaya devam ettiklerini ve işin tamamını bitirdiklerini, işin tamamı bittiği için 15.03.2018 tarihinde fatura düzenlediklerini, dolayısıyla bu hususta tenzilat yapılmasının yanlış olduğunu, mahallinde bulunmayan dış ünite ve ayrıca 8 adet kablolu kumanda yönünden kendilerinin sorumlu tutulamayacağını,
kendilerinin bu ürünleri davalıya teslim ettiğini, hatta buna ilişkin düzenlenen faturanın davalı tarafınca kabul edilerek ticari defterlere de işlendiğini, ancak sonrasında keşif mahalinde olmamasının davalı şirketin kendilerini kasıtlı olarak zarara uğratmak istemesinden kaynaklandığını, nitekim dava dosyasında bugüne kadar herhangi bir şekilde cihazların eksik takıldığına dair bir itiraz, ihtar, delil tespiti de yaptırılmadığını, eksiksiz olarak işi tamamladıklarını, kanal, menfez ve servis kapağı işlerini kendi taahhütleri altında olmadığını, sistemin devreye alınması için davalı şirketin inşaatı tamamlaması gerektiğini,
söz konusu tesisatın tabiatı gereği ve sistemin korunması gereği şantiye elektriği ile çalıştırılmadığını, devreye alınması için normal elektrik sisteminin gerektiğini, şantiye elektriğinin kaldırılarak normal şebeke elektrik bağlantısını sağlanmaması nedeniyle sistemin devreye alınamadığını, müvekkil şirketin daha sonra inşaata sokulmadığı ve şirket yetkililerine ulaşılamadığını, bu nedenle sistemin devreye alınmadığını, sözleşmeye göre teklif harici işlerin tek tek sayıldığını,
ancak bilirkişinin teklif harici işleri de raporuna dahil ederek sanki kendileri tarafından yapılması gereken işler olduğu gibi bir rapor düzenlediğini ve bu sebeple de tenzilata gittiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesiyle özetle, yargılama aşamasında ileri sürdükleri mal ve hizmetleri almadıklarına yönelik iddialarını tekrarlayarak istinaf talebinin reddini talep etmişlerdir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yüklenici,
davalı iş sahibidir.Davacı özetle, davalıya ait inşaata ısıtma ve soğutma sistemlerinin kurulumu ve montajı için davalı ile sözleşme akdettiklerini ve bu sözleşmedeki yükümlülüklerini ifa ettiğini, gerçekleştirdiğini, davalı tarafa sözleşmeye ilişkin fatura gönderdiğini, davalının faturaya bir itirazının olmadığını, buna karşılık davalının sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemediğini,
davalıya karşı İstanbul 30. İcra Dairesinin ... nolu takip dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını fakat davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı özetle, davacının sözleşmede kararlaştırılan işi tam ve eksiksiz yapmadığını ve bir bazı ürünlerin teslim edilmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.İstanbul 30. İcra Dairesinin ...nolu dosyası incelendiğinde, davacı şirketin alacaklı sıfatıyla 33.031,44 TL tutarında icra takibi başlatmış olduğu, takibin faturaya dayalı alacak iddiasına dayandığı,
ana borç miktarının 31.298,45 TL. olduğu, ödeme emrinin 22.09.2018 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirketin itiraz dilekçesinde borca ve bütün fiillere itiraz ederek davacı şirketin edimini yerine getirmediğini beyan ettiği, davalı şirketin süresinde yaptığı itiraz nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.Taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiği ve bu kapsamda davacı yüklenicinin davalıya ait inşaata ısıtma ve soğutma sistemlerinin kurulumu ve montajını taahhüt ettiği hususları tarafların kabulündedir.
Uyuşmazlık, yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği işi tam ve eksiksiz olarak ifa edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini iddia ederken davalı aksini savunmuştur.Yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre özetle, 8 adet kablolu uzaktan kumandanın mahal yerinde olmadığını, bir adet dış ünitenin de mahalinde bulunmadığını, bu eksikler göz önüne alındığında davacının alacağının 18.847,50 TL olup KDV de eklendiğinde 22.240,05 TL olduğunu, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesinde 31.01.2018 tarihinde 8.500 TL’nin giriş yapılarak ödeme yapıldığını,
ödeme yapılan bu tutar düşüldükten sonra 15.03.2018 tarihindeki hak edişi olarak 13.740,05 TL gözüktüğünü ifade etmiştir.
Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporuna itibar edilerek bir adet dış ünitenin mahal yerinde bulunmadığı ve montajının da yapılmadığı, yine 8 adet kablolu uzaktan kumandanın mahal yerinde olmadığı, bu nedenle bu ünitelerin tesisi ve montajını yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Davacı taraf, davalının süresinden sonra cevap dilekçesi verdiğini, bu sebeple keşif talep edemeyeceğini, kendilerince de keşif talep edilmediğini ve keşif deliline dayanmadıklarını, ancak mahkemece keşif yapıldığını belirterek usulü itirazda bulunmuş ise de,
bilirkişi ve keşif delili için mutlaka tarafların bu yönde talepte bulunmalarına gerek olmaması, HMK hükümleri uyarınca mahkemece resen keşif ve bilirkişi incelemesi de yaptırabileceği, dolayısıyla davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemiş olmasının mahkeme tarafından keşif yapılmasına engel bir durum olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebi bu yön itibariyle yerinde görülmemiştir.Buna karşılık, ilk derece mahkemesinin davacının sözleşmedeki edimini kısmen yerine getirdiği şeklinde özetlenebilecek gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Zira;Eser sözleşmelerinde kural olarak, eserin teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye aittir. Davacı taraf eseri süresi içerisinde teslim ettiğine ve montajı yaptığına dair yazılı bir belge sunmamıştır. Buna karşılık davacı taraf kendilerince düzenlenen faturaların davalı tarafça itiraz edilmeden kabul edildiğini ileri sürmüştür.
Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca, fatura düzenlenmesi ve bu faturaya karşı tarafın itiraz etmemesi taraflar arasındaki sözleşmeyi veya yüklenicinin eseri teslim ettiğini ispata yetmez. Buna karşılık, yüklenici tarafından düzenlenen fatura iş sahibinin ticari defterlerine işlenmişse o takdirde yüklenicinin eserin teslimini gerçekleştirdiği kabul edilir.
Yargılama aşamasında havalandırma soğutma uzmanı ile mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre özetle, 39.798,45 TL bedelli faturaların davalı şirket tarafından itiraza uğramadan kabul edilmiş olduğunu, bu faturaların iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında da gözüktüğünü, yine her iki şirketin BA/BS formlarında da beyan edildiğini, dolayısıyla davacı şirketin bu fatura bedelini talep edebileceğini,
icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin 31.298,45 TL asıl alacak ve 1.7132,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 33.031,44 TL tutarında alacaklı olduğunu tespit etmiştir.Soğutma uzmanı ile mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapora ilişkin ek rapor alınmış olup özetle, 8 adet kumandanın davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiğinin ispat edilmesi halinde davacı tarafın 31.298,45 TL alacaklı olduğu, ihtilafa konu 8 adet kumandanın davalı tarafa tesliminin davacı tarafça ispat edilememesi halindeyse 29.348 TL tutarında alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçevede yargılama konusu olay ele alındığında, davacı tarafından düzenlenen faturaların her iki tarafın da ticari defterlerine kaydedildiği, yine her iki şirketin BA/BS formlarında da bu faturaların beyan edildiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu suretle davacı taraf eser sözleşmesindeki yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve eseri davalıya teslim ettiğini yasal delillerle kanıtlamıştır.
Her ne kadar davalı taraf, davacı tarafa güven duyarak bu faturaları ticari defterini işlediğini beyan etmiş ise de, söz konusu savunma ticari defterlerin delil gücünü ortadan kaldırıcı mahiyette değildir. Ticari defterler kesin deliller arasında sayılmakla, davalı taraf ticari defterlerdeki kayıtların aksini ancak bir başka kesin delile ispat edebilir.
Keşif delili kesin deliller arasında yer almadığından, keşif mahallinde dış ünitenin ve bazı ürünlerin olmaması ticari defterlere işlenen faturanın ispat gücünü ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olan fatura münderecatı işlerin yapıldığı ve eşyaların/eserin tesliminin gerçekleştiğinin kabulü gerekirken, keşifteki gözleme ve tespite dayalı olarak hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Tüm bu sebeplerle, davacının teslim yükümlülüğünü sözleşmeye göre yerine getirdiğinin ancak sözleşme bedelinin davacıya ödenmediğinin kabulü ile davacının davasının kabulü gerekeceğinden, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde bazı ürünlerin teslim edilmediğinin keşif ile ortaya çıktığına dair hatalı gerekçesi ve buna bağlı olarak davanın kısmen kabulü yönündeki kararı usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bununla birlikte, yargılamada eksiklik bulunmaması ve kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği ancak yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı anlaşıldığından duruşma yapılmaksızın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar karar verilebileceği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/2919, K. 2025/872, 9 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama