KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/479
- Karar no
- 2024/220
- İncelenen kararın mahkeme
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2020
- Numarası
- 2018/814 Esas, 2020/513 Karar
- Davanın konu
- İtirazın iptali
Karar Metni
1.404 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, tarafların davalının tekstil fabrikasına depo otomasyon sisteminin kurulumu hususunda bir anlaşma sağladığını, konuya ilişkin tarafların kurumsal maillerden işin mahiyeti ve maliyetine ilişkin gerekli mutabakatı sağladığını, ödemeye ilişkin de davalı şirketin kaşeli imzalı beyanının da sabit olduğunu, işin mahiyetinin program uyarlama danışmanlık ( kurulum aktivasyon) kalemlerinden oluştuğunu,
müvekkilinin varılan mutabakat uyarınca 3 aylık bir çalışma yaptığını, özellikle Düzce'deki fabrika olmak üzere diğer fabrikasında da fizibilite ve alt yapı çalışmaları bizzat fabrikasında uygun senaryolar oluşturulmak suretiyle yapıldığını, müvekkilinin işin tüm aşamalarını tamamladığını, ancak davalının gerek mail ile gerekse yazılı ve imzalı olarak beyan ettiği üzere ne ilk ödeme ne de sonrasındaki fatura tutarına ilişkin kuruş ödeme yapmadığını, bu süreçte müvekkiline defaatle ödemenin yapılacağı taahhüdünde bulunulduğunu ancak her seferinde müvekkilinin aldatıldığını,
oysa müvekkilinin bu tür yazılım çalışmalarında alt yapı çerçevesini LOGO dan aldığını ve siparişe uygun olarak gerekli uyarlamaları yaptığını, müvekkilinin işin bu aşamasına kadar her türlü ödemeyi yapmış ve çalışmaları tamamlamış olmasına karşın davalının gerekli ödemeleri yapmadığını, müvekkilinin taahhüt edilen işe ilişkin öncesinde mutabık kaldıkları hususlar ne ise bütünüyle yerine getirdiğini, gerekli demo'ların yapıldığını, bu iş için yerinde inceleme, yazılım uyarlama ve sair tüm işlemlerin yaklaşık 15 kişilik bir ekiple yapıldığını,
müvekkilinin ticari ahlak gereği taahhütlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak karşılık bulamadığını, netice olarak da artık dayanacak takati kalmamış olması karşısında Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü eliyle bir icra takibine girdiğini ancak davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek müvekkilinin alacağının tespiti ile şimdilik 5.000 TL bedelin takip tarihinden itibaren alacağa bankalarca mevduata uygulan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilini ve bu itiraz nedeniyle % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili,
müvekkilinin bahse konu takipte borçlu sıfatıyla kayıtlı olduğunu, ancak bu sıfatın oluşması için hukuka uygun bir borç ilişkisinin varlığı söz konusu olması gerektiğini, müvekkil şirketin dosya alacaklısından herhangi bir mal ya da hizmet almadığından borçlu sıfatı oluşmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği üzere taahhütlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği ve davalı müvekkilin haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduğu iddiasının somut bir delile dayanmayan tamamen soyut, itibar edilmesi hukuken mümkün olmayan iddialar olduğunu,
davacı tarafın 19.09.2017 tarihli maillerinde fiyat güncellemelerini sunduğunu ve duruma göre haberleşeceklerini bildirdiğini, davalı müvekkilinin mail cevabında toplam tutarın %30'unun işe başlamadan önce %70'nin ise sistem kurulup çalıştırılıp yürürlüğe girdikten sonra çek ile ödeyeceklerini beyan eden bir mail attığını, fakat davacı tarafın bu maili kabul edip etmediklerini içeren herhangi bir cevap vermediğini, cevap vermedikleri gibi yapılacak iş ile ilgili herhangi bir hazırlık da yapmadıklarını, toplam tutarın % 30'u ödenmeden işe başlanmayacağına dair mail atılmasına rağmen davacı tarafın hazırlık yaptığını,
işin tüm aşamalarını tamamladıklarını iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacı tarafın 3 aylık bir çalışma yaptığı varsayılsa dahi toplam tutarın %30'unu ödemeden işin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, somut olayda takibe konu olan borcun gerçekleşmeden takibin başlatıldığını, bahse konu alacak dolayısıyla takip başlatılabilmesi için öncelikle karşı tarafın da yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, herhangi bir hazırlık yapılmadan bir hizmet verilmeden takibin başlatılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece ,
mali raporun incelenmesinde davalı taraf defterlerinde davalının borçlu olduğu kanaatine varılmışsa de uyuşmazlık konusu edilen faturaların davacıya ait 2 adet 83.490,90 TL (KDV dahil) iade faturası olarak düzenlendiğinin de belirtildiği, buna göre iade faturası düzenlemekte davalının haklı olup olmadığı,
hizmetin alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı , yazılım bilirkişisinden alınan teknik kök raporda, davacının maik- servis kayıtları üzerindeki incelemeye göre alacaklı olduğu kanaatine varılmışsa da, davalı şirket sistemleri üzerinde yapılan incelemede yazılımın davalı şirket bilgisayar ya da sunucularında kurulu olmadığı, yazılım sözleşmesi ve lisans sertifikasına rastlanmadığı, davalı şirket sistemlerinde depo ve sevkiyat takibi için gereksinimleri karşılar nitelikte bir hizmetin söz konusu olmadığı tespit edildiği, bu durumda söz konusu yazılımın yüklenmediği, buna göre davalı tarafın hizmet almadığı,
hizmet alınmaması nedeniyle borcunun da bulunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalının davanın başından beri, önce bir ticari ilişkinin olmadığını, sonrasında ise evet bir sipariş var ama tam ve eksiksiz yapılmadı olgusuna dayandığını, mali olarak, ilk alınan raporda müvekkilinin faturalar bazında alacaklı olduğunu, müvekkilinin bu faturaları düzenleyerek davacı yana teslim ettiğini, küçük ölçekli bir işletme olan müvekkilinin bir sipariş ve bir çalışma yapılmamış olsa, böylesine büyük meblağlı faturaları, tanzim ile davacı yana teslim etmiş olması hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığını, tarafların işin mahiyeti hususunda bir anlaşmaya vardıklarını,
müvekkilinin bu anlaşmaya istinaden çalışmalara başlamış çalışma olgunlaşmış ve tamamlanmış, uygulama aşamaları davalı yana gönderilmiş ve ilave ve çıkarmalar paylaşılmış ve bir neticeye varılarak çalışma neticelendirildiğini, yapılan işin aşamaları ikinci bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, müvekkilinin tanzim ile tebliğ ettiği faturalaın, davalının carisine işendiğini, müvekkilinin defter incelemesinin "yerinde inceleme" yapılacağı düşüncesi ile defterleri hazır etmediğini, ancak davalının tanzim olunan faturalardan altı ay sonra "iade faturası" tanzim etmesi de bu konudaki kötü niyeti gösterdiğini,
kaldı ki iade faturası müvekkile tebliğ edilmediği, müvekkil kayıtlarında da böyle bir fatura bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanununda düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici , davalı iş sahibidir. Dava cari hesaba dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasında davalının fabrikasına kurulacak otomasyon sistemine dair iş söz konusudur. Davacı dava dilekçesinde , işin tüm aşamalarının tamamlandığını , davalının ne ilk ödemeyi ne de faturayı ödemediğini belirterek talepte bulunmuştur. Davalı hizmetin verilmediğini iddia etmiştir.
İlk derece mahkemesi yerinde yapılan incelemeye dayanan bilirkişi ek raporundaki , davalı şirket sistemleri üzerinde yapılan incelemede yazılımın davalı şirket bilgisayar ya da sunucularında kurulu olmadığı, yazılım sözleşmesi ve lisans sertifikasına rastlanmadığı,
davalı şirket sistemlerinde depo ve sevkiyat takibi için gereksinimleri karşılar nitelikte bir hizmetin söz konusu olmadığı tespit edildiğini ,bu durumda söz konusu yazılımın yüklenmediğini, davalı tarafın hizmet almadığını belirterek davayı reddetmiştir.Somut olayda ,14 Haziran 2019 havale tarihli Mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı , davalı defterlerine göre düzenlenen raporda davalının 84.788,78-TL. borçlu olduğu tespit edilmiştir.Aynı raporda davalının davacıya 31/5/2018 tarihli iki adet toplam 83.490,90-TL iade faturası kesildiği tespit edilmiştir.
Söz konusu raporda Davacı defterlerini ibraz etmediği için incelenmemiştir. Davacı hizmetin tamamlandığını iddia etmiştir. Yapılan işin , yerinde konunun uzmanı bilirkişilerce incelenmesi ile bir sonuca varılabileceğinden bu raporda yetersiz bir inceleme söz konusudur.
Daha sonraki aşamada Bilgisayar Mühendisi bilirkişiden 4/11/2019 tarihli kök rapor alındığı bu raporda taraflar arasındaki mail yazışmaları ve dökümanlar üzerinde yapılan incelemede davalının vermiş olduğu sunucuya kurulumların yapıldığını , ancak canlıya geçilmediği , gerçek ortamda testlerin yapılmadığı ve faaliyete geçilmediğini 84,788,78-TL. Davacının alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Kök rapor yerinde inceleme yapılmadan düzenlenmiştir.
Bu haliyle yetersiz incelemeye dayanmaktadır.
Davalı itirazı üzerine bilgisayar mühendisi bilirkişiden 9/6/2020 havale tarihli yerinde incelemeye dayanan ek rapor alınmış , ek raporda yerinde yapılan incelemede yazılımın davalı şirket bilgisayar ve sunucularında kurulu olmadığını yazılım sözleşmesi ve lisans sertifikasına rastlanmadığını , davalı şirket sistemlerinde depo ve sevkiyat takibi için gereksinimleri karşılar nitelikte bir hizmetin söz konusu olmadığını tespit etmiştir.
Ayrıca davalının kestiği iade faturaları da diğer bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesinin yerinde incelemeye dayanan ek bilirkişi raporundaki tespitleri dikkate alarak , davanın reddi kararı vermesi hukuka uygundur.
Belirttiğimiz sebeplerle davacı vekilinin yapmış olduğu tüm istinaf sebepleri hukuka aykırıdır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/479, K. 2024/220, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama