KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/2173
- Karar no
- 2024/1123
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/02/2022
- Numarası
- 2021/241 Esas, 2022/83 Karar
- Davanın konusu
- Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklı
Karar Metni
1.671 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili şirket işe davalı firma arasında uzun yıllardır devam eden ticari ilişki bulunduğunu, son olarak ...
Tesislerinin işleri için yükleniciliğinin müvekkili firma tarafından üstelendiğini, müvekkili firmanın taraflar arasındaki sözleşmeler ve siparişler kapsamında üstlenmiş olduğu işleri sözleşmeye uygun olarak yaptığını ve teslim ettiğini, davalı firma tarafından yapılan imalatların kabul edildiğini ve ödemelerin Eylül 2018 tarihine kadar kısmen yapıldığını ancak bu tarihten sonra ödeme yapılmadığını ve müvekkilinin 404.238,50 TL alacağının bulunduğunu,, açıklanan nedenlerle şimdilik 200.000,00 TL temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı şirketin müvekkili şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını müvekkil şirket tarafından itiraz edildiğini, ödeme emrinde dayanak olan faturaya itiraz edilmemiş olmasının davaya konu hizmetin alındığının tek başına ispat etmediğini, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca yapılan iş ve hizmetlere karşılık gelen kısmı için borcunu ödediğini, tek yanlı olarak düzenlenen faturaların ispat şartını yerine getirmediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine,
davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 21/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin 404.238,50 TL 'ye yükseltildiği bildirilmiştir.Mahkemece 03/11/2020 tarihli kararı ile; taraf iddia ve savunmaları, takip dosyası, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağın olduğunu iddia eden taraf yazılı belgeler ile ispat etmesi gereklidir.
İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddeleri ayrıca HMK Madde 222 de Ticari defterlerinin ibrazı ve delil olması açısından ilgili düzenlemeler mevcuttur.
Davalı taraf ticari defterlerini haklı bir mazereti olmaksızın ibrazdan kaçınması nedeniyle davacı tarafından usulüne uygun kaydedilmiş ticari defter kayıtları HMK:222/3 maddesi uyarınca davalı aleyhine delil teşkil etmiş sayılmıştır.Taraflar arasında e-fatura düzenlendiği ve fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin davalı tarafça delil de ibraz etmediği anlaşılmıştır.
Davacı şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi bulunduğu, fatura konu hizmetin tam ve eksiksiz verildiği kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı, davalı tarafından yargılama sırasında teminatların da iade edildiği, davacının dava dilekçesinin netice talep kısmında talep ettiği alacağa temerrüt tarihi belirtmeden faiz talebinde bulunduğundan dava tarihinden itibaren, tarafların ticari şirket olması ve yapılan işlerin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca, avans faize karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulü ile. 404.238,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dairemizin 02/03/2021 tarihli kararı ile.
Yargılama sırasında davacı vekilinin ıslah dilekçesi davalı vekiline 26.10.2020 tarihinde tebliğ edilmiş; mahkemece ıslaha karşı cevap süresinin tamamlanması beklenmeden 03/11/2020 tarihinde esas hakkında karar verilmiş olması davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yol açtığından kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz iade kararı sonrasında mahkemece 2021/241 yeni esasını almış ve 01/02/2022 tarihli kararı ile; taraf iddia ve savunmaları, takip dosyası, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre;
bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağın olduğunu iddia eden taraf yazılı belgeler ile ispat etmesi gereklidir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddeleri ayrıca HMK Madde 222 de Ticari defterlerinin ibrazı ve delil olması açısından ilgili düzenlemeler mevcuttur.
Davalı taraf ticari defterlerini haklı bir mazereti olmaksızın ibrazdan kaçınması nedeniyle davacı tarafından usulüne uygun kaydedilmiş ticari defter kayıtları HMK:222/3 maddesi uyarınca davalı aleyhine delil teşkil etmiş sayılmıştır. Taraflar arasında e-fatura düzenlendiği ve fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin davalı tarafça delil de ibraz etmediği anlaşılmıştır.
Davacı şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi bulunduğu, fatura konu hizmetin tam ve eksiksiz verildiği kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı, davalı tarafından yargılama sırasında davacıdan alınan teminat mektubunun da davalı tarafça iade edildiği,
iş süresi boyunca hakedişlerin % 5 oranındaki teminatların sgk ya borcu olmadığına dair belge ibrazı sonrası 10 iş günü içeriinde iade edileceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı ve garanti süresi boyunca kesilen teminat bedellerinin iadesinin yapılmayacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin rapora itirazlarına itibar edilemeyeceği, belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkün olduğu,
belirsiz alacak davasına konu alacaklar bakımından faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak değerlendirilmesi gerektiği ve yine davacının dava dilekçesinin netice talep kısmında talep ettiği alacağa temerrüt tarihi belirtmeden faiz talebinde bulunduğundan dava tarihinden itibaren, tarafların ticari şirket olması ve yapılan işlerin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca, avans faize karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile.
351.659,48 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, dava kısmi dava olmasına rağmen ıslah edilen kısım içinde yasaya aykırı olarak dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği,
yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre işin sözleşmeye uygun yapıldığı ve davaya konu sözleşmenin nakit ve kesin teminatların iadesi şartlarını düzenleyen 6.6.2 ve 6.6.4 maddelerinde garanti süresi boyunca teminatların davalı uhdesinde kalacağına dair bir düzenleme bulunmadığı şeklinde yapılan değerlendirmenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacının muaccel bir alacağının bulunmadığı,
yerel mahkemece işbu raporlara itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte alacaklı olduğu düşünülse dahi davanın 351.659,48-tl üzerinden kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, zira dava açıldıktan sonra müvekkil şirket tarafından kısmı ödeme yapılmış olup bu husus davacı tarafın da kabulündeyken bu ödeme dikkate alınmaksızın 351.659,48-tl üzerinden kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava dilekçesinde özetle taraflar arasında imzalanan 06/09/2017 tarihli sözleşme doğrultusunda ödenmeyen bakiye bedelin talep edildiği belirtilmiştir.
Taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir, uyuşmazlık sözleşme kapsamında davacının dava tarihi itibarıyla ödenmeyen muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Aydın Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/40 Talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında 06/09/2017 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında davacının ...
Söke/Aydın ... fabrikası adresinde sözleşmede belirtilen bütün işleri ekipmanlarıyla birlikte eksiksiz ve çalışır halde yapıp davalıya teslim ettiği tespit edildiği bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 20/12/2021 tarihli raporda sonuç ve özet olarak, Dava tarihi olan 27.12.2018 itibariyle Davacı Şirketin Davalı şirketten alacağı 404.238,50 TL bakiye alacak 219.453,20 TL teminat bedeli 184.785,30 TL hesaplandığı, Son ödeme tarihi olan 20.02.2020 itibariyle Davacı Şirketin Davalı Şirketten (404.238,50 TL -52.579,02 TL = 351.659,48 TL) alacağının bulunduğu,
3.3- Sözleşmenin 6.maddesinde gereğince aylık hakkedişlerden % 5 nakit teminat kesintisi yapmış olması ve m.6.3.1 gereğince teminat mektubu veya teminat çeki verilmemiş olması sebebiyle kesin hak edişin % 10 tutarındaki davacı alacağının ödenmeyebileceği kanaatinde olması halinde, dava dilekçesinde belirtilen 2.194.532,06 TL toplan yapılan iş bedelinin % 10'u olan 219.453,20 TL teminat bedeli olduğu hesaplanmış olup bu durumda davacının alacağı son ödeme yapılan tarih olan 20.02.2020 tarihi itibariyle;351.659,48 TL bakiye alacak-219.453,20 TL teminat bedeli=132.206,28 TL bakiye alacak hesaplanacağı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Raporda davalı tarafça yapılan SGK ödemeleri ile dava tarihinden sonra davacıya yapılan 10.892,94 TL'lik ödeme tespit edilen 404.238,00 TL alacaktan mahsup edilmiştir.Somut olayda, davacı tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin eksiksiz olarak tamamlandığı,
sözleşmenin 6.4 maddesi uyarınca kesin teminatın, sözleşme konusu işlerin tamamının bu sözleşme ve eklerine uygun şekilde tamamlanması ve kesin kabulün gerçekleşmesi halinde iade edileceğinin düzenlendiği,590.000 TL'lik kesin teminat mektubunun davalı tarafından davacıya iade edildiği bu haliyle davacının ödenmeyen bakiye 351.659,48 TL bedeli talep edebileceği davalı vekilinin alacağın muaccel olmadığı yönündeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı,
ancak davanın kısmi dava olması sebebiyle ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken tamamı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin bu yönüyle kabulüne karar verilmiştir Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2022/2173, K. 2024/1123, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama