KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1726
- Karar no
- 2025/4
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 14/08/2024
- Numarası
- 2024/457 Esas (Derdest
- Dava
- İhityati Tedbir
Karar Metni
860 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; davalı ... tarafından davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... aleyhine 150.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davacıların takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, davacı ...'in yönetim kurulu başkanı olduğunu ... İnşaat A.Ş ile ... Mah. ... Sok. No:... Beyoğlu/İstanbul adresinde bulunan ...
Kız Kuran Kursu arasında bina yıkım sözleşmesi yapıldığını, yıkım sözleşmesine istinaden davacı tarafından 150.000 TL bedelli bono ve yıkım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, sözleşmede ise bononun 30.05.2021 tarihinde teminat olarak verildiğini, yıkım sözleşmesinin teminatı olarak verilen bono, yıkım faaliyeti davacının kusuru bulunmadan edimi ifa edilmemesine rağmen teminat senet bedelinin tahsil edilmeye çalışıldığını, yıkım sözleşmesinde binanın yıkım için ruhsat verilmediğinin yüklenici olarak kuran kursu binasının yıkılmadığını sözleşme ile yıkımı kararlaştırılan bina riskli yapılar grubunda olduğunu,
ilgili belediye tarafından yıkım ruhsatı verilmediğini, davacıların davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olduğu nedeni ile alacağın % 20’si üzerinden kötüniyet tazminat tahsil edilmesini, para icra dosyasına ödenmesi halinde, icra dairesi veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece.
İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, paranın alacaklıya ödenmemesi talebi ise, takibe konu İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyada takip alacaklısına borçlu olup olmadığı, yargılamayı gerektirdiği ve mevcut delil durumu dikkate alındığında talebin yaklaşık ispat edildiği yönünde Mahkememizce yeterli kanaat oluşmadığından talebin reddine karar vermiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemede ikame edilen dava menfi tespit davası olduğunu, dava mahiyeti bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davacı aleyhine başlatılan takip dosyasında takip dayanağı yapılan evrak teminat senedi olduğunu, hukuka aykırı şekilde tahsil edilmeye çalıştığını, dava dilekçesi ile dava dosyasına sunulan yıkım sözleşmesine karşılık teminat olarak verilen açıkça borç ikrarı içermeyen bono ile takip yapılması mümkün olmadığını, alacaklı başlattığı takip dosyası ile davacı bakımından haciz tehdidi oluşturduğunu,
davalıya hiçbir surette borcu bulunmadığına dair yargılama gerektirdiğinden ve dava dosyasına sunulan deliller ile borçlu olmadığı kanaati oluşturmaya yetecek somut delil olmasına rağmen mahkemece tedbir kararı uygulanmadığını, asıl olan bir hakkın bulunması olup ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğunu, ihtiyati tedbir talebi verilmesi için bu iki gerekçe yargıtay tarafından yeterli görüldüğünü,
bu sebeple uyuşmazlık konusu olmayan İşçi - işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davalarındaki dahi taşınır ve taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir talepleri mahkemelerce kabul edilmekte olup mevcut dosya nezdinde düşünüldüğünde evleviyet ilkesi gereğince ihtiyati tedbirin kabulü gerektiğini, müvekkilin hak kaybına uğrayacağını, ayrıca güçlüler karşısında,
güçsüze tanınmış hukuki koruma tedbirlerini düzenleyen hukuk kurallarının dar ve lafzi yorumlanması Anayasada düzenlenen Sosyal Hukuk Devleti İlkesi’ne de aykırılık teşkil edeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve İ.İ.K'nun 72. Maddesi kapsamında talep edilen ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. İİK'nın 72/2 maddesi "borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." hükmü düzenlenmiştir.
İİK'nın 72/3.maddesinde ise "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak,... göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." denilmiştir. Bunun yanında menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir kararı ancak dava konusu edilen miktarla sınırlı olmak üzere verilebilecektir.
Tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından hakkında başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebinde bulunmuş olup, takip alacaklısı davalı ... tarafından başlatılan icra takibine yönelik açılan menfi tespit davasında davacının İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesi için ihtiyati tedbir talep edilebilecektir.
Davacı tarafından icra takibin durdurulması yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik mahkeme kararı doğru olmuştur. Bununla birlikte, İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesi talebi itibariyle, ihtiyati tedbir kararı verilmesi yasal bir zorunluluktur.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2024/1726, K. 2025/4, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama