KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/1379
- Karar no
- 2025/1044
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2025
- Numarası
- 2025/455 Esas (Derdest
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 26/06/2025 tarihli dilekçesi ile; davacı şirket yetkilisi ...'ün davalı şirket yetkilisi ... ile davacıya ait gayrimenkulde yer alan taşınmazdaki müştemilatın tamir edilmesi hususunda güvene dayalı sözlü anlaştıklarını, henüz işe başlanmadan önce davacı şirketin davalıya 04/03/2024 tarihinde toplamda 5.000 USD ve banka üzerinden de 260.000 TL tutarında avans ödemesi yaptığını, davalı şirketin işi hiç başlatmadığını, davalının site yönetimiyle münakaşaya girerek iş sahasını terk ettiğini, iş sahasında herhangi bir hazırlık ya da faaliyette bulunmadığını, tadilat işine hiç başlamadığını,
davacı şirketin davalı şirket yetkilisinin işe hiç başlamamış olması nedeniyle yaptığı ödemelerin iadesini hem sözlü hem de yazılı olarak defalarca talep ettiğini, davalının hiçbir hukuki veya fiili dayanağı olmadan davacı aleyhine 600.000 TL bedelli fatura düzenleyerek İstanbul 21. İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davacı şirket, aleyhine başlatılan bu takibi ancak banka hesaplarına gelen haciz bildirimi yoluyla, yani fiili olarak hesaplarına erişimi engellendiğinde öğrenebildiğini, ticari faaliyetlerini doğrudan etkileyen banka hacizleriyle karşı karşıya kaldığını, davalı tarafından davacı şirket aleyhine başlatılan icra takibinin yalnızca davalının tek taraflı olarak düzenlediği bir faturaya dayandığını belirterek İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası kapsamında icra veznesindeki herhangi bir meblağın borçluya/davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir ve ilgili icra dosyasında verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 27/06/2025 tarihli ara karar uyarınca; diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmediği, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki korumanın ihtiyati haciz olduğu, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmesi gerektiği, ihtiyati tedbir kararı verilmeyeceği, somut durumda talep dilekçesi incelendiğinde; davacının iddiası yaklaşık olarak ispat edilemediğinden davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 14/07/2025 tarihli istinaf dilekçesi ile; ihtiyati tedbir talebinin İİK'nin 72. maddesine göre kabul edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından HMK üzerinden hatalı bir değerlendirilme yapıldığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK'nin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir durum olmadığı,
talebin İİK m.72/3 çerçevesinde değerlendirilerek kabulüne karar verilmesi gerektiği, İİK'nin 72.maddesi uyarınca, borçlu tarafından icra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davalarında gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak üzere yatıracağı teminat ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceğini, her ne kadar ihtiyati tedbirin şartları HMK m.389 ve devamında düzenlenmişse de İİK m.72'de menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talep etmenin özel şartları olarak düzenlendiğini,
Türk hukukundaki ilkelerden bir tanesi olan "Özel Kural İlkesi" gereğince özel hüküm bulunan konularda genel hükmün uygulanmayacağını, özel hükümlerin genel hükümden önce uygulanacağını belirterek ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili 28/07/2025 tarihli istinafa cevap dilekçesi ile;
davalı şirket ile davacı şirket arasında kurulan ticari ilişkinin fiilen başlamış olduğunu, davalı şirketin işin ifasına yönelik tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirketin işin yapılacağı sahada keşif ve fizibilite çalışmalarını tamamladığını, gerekli malzeme teminini sağladığını, organizasyon ve hazırlık sürecini yürüttüğünü, fiilî olarak işe başladığını, kesilen fatura bedelinin davalı şirketin ifa ettiği işin yapıldığı kadar olan kısmına tekabül eden hak ediş tutarını oluşturduğunu, düzenlenen faturanın hiçbir şekilde sebepsiz bir alacak talebi olmayıp, yapılan işin karşılığı olduğunu,
davacı şirketin hiçbir hizmet sunulmadığını iddia ettiği 600.000 TL bedelli faturaya itiraz etmediğini, faturayı iade etmediğini, aksine mutlak bir sessizlik içinde kaldığını, İİK m.72/3 uyarınca tedbir kararı verilebilmesi için, yalnızca şekli anlamda bu maddeye dayanılması yeterli olmayıp;
ayrıca gecikmeden doğacak zararları karşılamaya elverişli nitelikte teminatın gösterilmesi ve borcun varlığına ilişkin ciddi şüphe oluşturacak somut delillerin ortaya konulması gerektiğini, ancak somut olayda, teminat şartının sağlanmadığını ve ileri sürülen iddiaların hiçbir objektif delille desteklenmediğini belirterek davacının haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca. "Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." hükmü düzenlenmiştir.
İİK'nın 72/3.maddesinde ise "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.
Ancak,... göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." denilmiştir.Bunun yanında menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir kararı ancak dava konusu edilen miktarla sınırlı olmak üzere verilebilecektir.Tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından hakkında başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebinde bulunmuş olup, takip alacaklısı davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine yönelik açılan menfi tespit davasında davacının İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesi için ihtiyati tedbir talep edilebilecektir.
İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesi talebi itibariyle, ihtiyati tedbir kararı verilmesi yasal bir zorunluluktur. Mahkemece, yazılı olduğu şekilde icra veznesine ödenecek bedelin takip alacaklısına ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebin kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2025/1379, K. 2025/1044, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama