KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2018
- Dosya no
- 2017/488 Esas
- Karar no
- 2018/2513
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2016
- Numarası
- 2014/936 2016/471
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.002 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı ... Ltd. Şti arasında akledilen 23/09/2009 tarihli iş makinesi kira sözleşmesi ve 30/09/2009 tarihli işbirliği protokolü ile taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, davalılardan ... Ltd.
Şti. yetkilisi diğer davalı ..., müvekkili şirket ile yapacakları ticari öncesindeki müvekkili şirketten çek talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklı imasız olarak sadece bankaya ibraz edip karşılığının olup olmadığının ve müvekkilinin kredibilitesini öğrenmesi amacıyla davalı ... Ltd.
Şti yetkilisi ...'a verildiği, ... tarafından emaneten verilen imasız boş çekin müvekkili şirket adına imzalandığını ve 3. Kişilere ciro ettirildiğini, müvekkili şirketin davalılara borcu bulnmaığını, davanın kabulü ile davacı şirketin ileride telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla yapılacak olan icra takiplerinin teminatsız olarak durudurulması yönünden tedibr kararı verilmesini,
yapılacak yargılama sonunda davalılara hiçbir borcunun blunmadığının tespit edilmesine ve dava konusu sahte imzalı çekin iptaline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ... Ltd.
Şti vekili cevap dilekçesinde; davalının diğer davalılardan olan ve 08/09/2009 tarihinde imzalanan hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan borcuna karşılık olmak üzere İstanbul/Bahçeşehir...Bankası Şubesi'ne ait... seri nolu ve 12/10/20125 kelide tarihli ve 40.000 TL tutarında bir adet çek aldığını, söz konusu çeki bankaya ibraz etmesi üzere karşılığının bulnmadığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/168 D.iş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve Bakırköy ..
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile işleme konulduğunu, davalının söz konusu olayda iyi niyetli hamil durumunda olduğunu, kambiyo senetlerinden olan çekte sebepten müceretlik ilkesi uyarınca çekin doğumuna neden olan hukuki ilşişkiden kaynaklanan savunmaların iyi niyetli hamile karşı öne sürülememekte olduğu,
davacının imza itirazı dışındaki tüm iddialarının hukuken herhangi bir ehemmiyeti söz konusu olmadığını aynı şekilde yine kambiyo senetlerinde imzaların istiklali prensibi gereğince imzanın sahte çıkmış olması ihtimalinde bile diğer imzaların gerçeli sayılmayacağı, açıklanan tüm nedenlerden dolayı davanın reddilmesini ve masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ... Ltd. Şti'ye dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap verilmediği görüldü.
Davalı ...'a dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap verilmediği görüldü.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.09.2016 tarih, 2014/936 esas, 2016/471 karar sayılı ilamı ile,
Davacının davasının kabulü ile davalılara davaya konu çek (Türkiye... Bankası Bahçecik Şubesinin ... nolu hesapta ...numaralı, 12/10/2012 vadeli, ve 40.000 TL bedelli çekten dolayı ) açısından borçlu olmadığının tespitine ile davacı mallar üzerindeki ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,
Hükmedilen tutarın %40'ı oranındaki kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
Davalı ... Ltd.
Şti vekili istinaf dilekçesinde; davacının ilk derece mahkemesine sunmuş olduğu mail çıktısı ile söz konusu çekin Ürdün Projesi kapsamında nakliye masraflarını temin etmek için verildiğinin yazıldığını, bu dava ile imzaya itiraz ettiğini, çekin bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız kaşesi vurularak iade edildiğini, davacının çeki verirken başkasına imzalatarak lehtar ve cirantaları dolandırmak kastıyla hareket ettiğini, davalının iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, çek üzerindeki imzanın sahte olduğunu bilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının iyi niyetli olarak çeki iktisap edip icraya koyduğunu,
imzanın sahteliğinin davacının hile ve desisesi sonucu ortaya çıktığını, davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeplerle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davacı taraf takip ve dava konusu çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti ise müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu savunmuştur.
Mahkemece alınan 07/09/2015 tarihli tek kişilik grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; dava konusu çekteki keşideci imzasının davacı şirketin yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Yine mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan 22/03/2016 günlü raporda inceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece, alınan bu raporlar karşısında yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... Ltd. Şti vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Ancak davalı ... Ltd. Şti dava konusu çeke ciro yoluyla hamil olduğundan aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Bu yönden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Mahkemece, takibi başlatmayan diğer davalılar aleyhine de kötüniyet tazminatı hükmedilmesi doğru değil ise de (zira kötüniyet tazminatı takibi yapanın takibinde kötüniyetli olması halinde hükmedilir ) bu davalılar istinafa gelmediğinden sadece bu konudaki yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş olup bu hususta istinaf bulunmadığından bu konudaki hüküm aynen korunmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/488, K. 2018/2513, 22 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama