KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2019
- Dosya no
- 2019/1318 Esas
- Karar no
- 2019/2033 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/01/2019
- Numarası
- 2018/438 E., 2019/21 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
İstinaf incelemesi üzerine Dairemize gelen dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İLK DERECE MAHKEMESİNE AÇILAN DAVADA A-)Açılan dava ve iddia :Davacı vekili, 13/02/2015 tarihinde açtığı davasında davalı adına tescilli bulunan bir kısım markaların kullanılmadığını ve kullanılmama sebebiyle iptali gerektiğini belirterek dava konusu davalıya ait markaların 556 Sayılı KHK'nın 14.maddesi uyarınca kullanılmama nedeniyle iptaline, sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. B-) Cevap ve Karşı Talepler :Davalı vekili, Bakırköy 2.FSHHM'de davacıya karşı tecavüzün önlenmesi ve haksız rekabet davası açtıklarını, dava konusu markaların müvekkili tarafından kullanıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
C-)İlk Derece Mahkemesi Kararı :Mahkemece, 3/3/2017 tarihli ve 2016/19 Esas ve 2017/40 Karar sayılı kararı ile davacının 556 Sayılı KHK'nın 14.maddesine dayanarak dava açtığı, bu maddenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğini, her ne kadar 6769 sayılı SMK yürürlüğe girmiş ise de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yayınlandığı 06/01/2017 tarihi ile SMK'nun yürürlüğe girdiği 10/01/2017 tarihleri arasında davacının davasının dayanağı kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
davanın usulden reddedilmiş olması nedeniyle taraflara vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinaf sebebi olarak; davanın konusuz kalması durumunda 6100 sayılı HMK'nın 331/1 maddesi uyarınca dava tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiğini, dava tarihi itibariyle kanun hükmünün yürürlükte bulunduğunu ve alınan bilirkişi raporunda da bir kısım markaların kullanılmadığının tespit edildiğini, davadaki haklılıklarının ispat edildiğini bildirmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; istinaf talebinin reddini istemiştir.Dairemizin 05/10/2018 gün 2017/2485 Esas ve 2018/2056 Karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin istinafının vekalet ücretine yönelik olduğu, davacının davasında haklı olup olmadığının dava tarihindeki duruma göre belirleneceği,
dava tarihinde davanın dayanağı olan 556 Sayılı KHK'nın 14.maddesi yürürlükte olup yargılama sırasında anılan madde iptal edilmiş olduğundan ve karar da bu iptal nedeniyle verildiğinden ve anılan maddenin iptal edilmesinde taraflara atfedilecek bir kusur da bulunmadığından hükmedilecek yargılama gideri ve vekalet ücretinin iptal kararı söz konusu olmadan dava esastan sonuçlanmış olsaydı nasıl hükmedilecekse o şekilde hükmedilmesi gerektiği, dava konusu markaların tescil tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçip geçmediği,
5 yıllık süre geçmişse 14.madde anlamında kullanım olup olmadığının tespiti gerektiği, her markanın tescil belgesinden 5 yıllık sürenin dolup dolmadığının tespiti mümkünse de, markanın tescil kapsamında yer alan ürün ve sınıflar bakımından kullanıldığını kanıtlama yükünün davalıya düştüğü, davalı tarafın söz konusu markaları kullandığını savunduğu ve buna ilişkin birtakım deliller sunduğu,
gerek mahkemece alınan bilirkişi raporu, gerekse tüm deliller icabında toplanmak ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda bir karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine yönünde karar verildiği görülmüştür.
Dairemizin 05/10/2018 gün 2017/2485 Esas ve 2018/2056 Karar sayılı ilamına müteakip yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 1. FSHHM'nin 29/01/2019 gün 2018/438 Esas 2019/21 Karar sayılı ilamıyla " her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedilmesine yönelik ise de.
Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/05/2011 tarih ve 2011/1-331 Esas, 2011/308 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76.maddesinde (HMK'nın 33) 'Hakim, Türk hukukunu resen uygular.' hükmüne yer verildiği, bu yasal ilke gözetildiğinde.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğunun ortada olduğu, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76.maddesi (HMK 33) uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay'ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından,
davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle reddi halinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığından ve davada haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip vekalet ücretiyle sorumluluklarına hükmetme olanağının bulunmadığı" gerekçeleriyle her bir tarafça yapılan yargılama giderleri üzerinde bırakılarak vekalet ücreti takdirine yer olmadığına kararı verdiği bu itibarla davacının davasının reddine karar verdiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Kararı her iki taraf istinaf etmiş ve istinaf taleplerinde vekalet ücreti ve yargılama giderine kendi lehlerine olacak şekilde karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. Dava açıldığı tarihte davanın dayanağı olan 556 Sayılı KHK'nın 14.maddesi yürürlükte olup yargılama sırasında anılan madde iptal edilmiş olduğundan dava bu iptal kararı nedeni ile dinlenemez hale gelmiştir.Dava açıldığı tarihteki haklılık ve haksızlık durumuna göre mahkemeye yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti sorumlulukları hususunda karar verilmesi için dosyanın geri göndrildiği,
ancak mahkemece verilen kararda bu hususlarda yasaya uygun inceleme ve takdir yapılmadan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına ve ücreti vekalet tayinine yer olmadığı yönünde karar verildiği görülmektedir.İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı İ.B.K).
Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun yada Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir.
Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.Yapılan bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır.Bu noktada, mahkemece.
HMK'nun 331/1. maddesi uyarınca, konusuz kalan dava hakkında yargılamaya devam edilerek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğu tesbit edilmeli ve o tarafın yargılama giderlerine (bu bağlamda vekalet ücretine de) mahkum edilmesi gerekir.Eldeki davada; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre 10 adet markanın 5 adedinin davacıyı haklı kılar şekilde iptal şartlarının bulunduğu, 5 adedinin de iptal koşullarının oluşmadığı sonucuna götürür şekilde düzenlendiğine göre davacının mevcut duruma göre haklılık oranı % 50 olmakla giderlerin buna göre paylaştırılması esas olmakla verilen karar isabetli olmamıştır.Ancak mahkemenin yanılgılı bir gerekçe ile giderleri gideri yapan taraf üzerinde bıraktığı görülmekle kararın bu açıdan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2019/1318, K. 2019/2033, 7 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama