KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2023
- Dosya no
- 2022/385 Esas
- Karar no
- 2023/1813
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/12/2021
- Numarası
- 2021/382 Esas - 2021/239 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.464 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1994 yılından bu yana temizlik malzemeleri üretimi ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde tescilli bulunan ... markalarının, tüm yurtta nihai tüketiciler nezdinde bilinirliğini ve satış rakamlarını artırdığını, davaya dayanak oluşturan ... markasının ... tescil numarası ile 02.10.1998 tarihinden bu yana tescilli olduğunu, aynı zamanda ... ve ... tescil nolu ... markalarının da bulunduğunu, davalı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, “...” markasını tahrif ederek ... sayılı ve 03 sınıfı kapsayan “...” markası için başvurularda bulunduğunu,
davalının ... markasını dava dışı ... San.ve Tic. Ltd.
Şti'den devir almış olduğunu, devir eden şirket ile devralan davalı şirketin aynı iş konusunda (temizlik malzemeleri dağıtım) ve aynı adreste faaliyet göstermekte olup ortaklarının da aynı ailenin fertleri olan şirketler olduğunu, aralarında organik bağ bulunan, aynı faaliyet kolundaki, aynı adresteki ve ortaklarının aynı aileden olduğu anlaşılan iki şirket arasındaki devir olgusunun açıkça muvazaalı olduğunu, dava dışı devreden ... şirketi ile müvekkili şirket arasında 2016-2019 yılları arasında ticari mal alım-satım ilişkisinin devam ettiğini,
devir eden ... şirketinin dava konusu ... markasına ilişkin tescil başvurusu yaptığı 30.11.2017 tarihinden önce müvekkil adına tescilli olan “...” marka temizlik ürünlerinden (el sabunu, yüzey temizleyici, sıvı deterjan vb.) birçok kez ürün satın almış olduğunu, dava dışı devreden ... müvekkilinin büyük bir ürün grubunda kullandığı ... markasının başına ... ibaresi ekleyerek kendi markası olarak tescil ettirdiğini, müvekkiline ait ... markası ile davaya konu ... esas unsurlu "...” markasının görsel ve işitsel yönden birbirlerine iltibas derecesinde benzerlik teşkil etmekte olduklarını, halk nezdinde markaların karıştırılacağını,
karşılaştırmalı görsellerde müvekkilinin marka hakkına tecavüz edildiğinin açıkça gözler önüne serilmiş olduğunu belirterek, markanın hükümsüz kılınmasını ve markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... markasının tescili aşamasında TPMK nezdinde herhangi bir itirazının olmadığını, 2017 yılından beri ... markası üreticisi ile ticari faaliyetini sürdürerek 4 yıl sonra bu markanın ... markasına marka tecavüzünün bulunduğu haksız rekabetin tespiti konusunda dava açmasının markayı devralmış olan müvekkilinden maddi beklentiler ile hareket edildiğini,
davacının 1994 yılından beri aynı piyasada çalışan ... marka satışını yaptığı ... firmasının ... markasını ürettiği ve sattığını bile bile ticari faaliyetini kendisinin sunduğu faturalar ile sabit olduğu üzere devam ettirmekte bir mahzur görmediğini, aynı sektörde çalışan kurumsal bir firmanın davalıya ait markayı bilmediğinin düşünülemeyeceğini, bu durumun davacının her iki marka arasında bir iltibas, hedef alıcı kitlesi tarafından dava dilekçesinde belirttikleri gibi bir benzerlik, hedef alıcı kitlesi tarafından karıştırılma tehlikesi görmemesinden başka bir şekilde ifade edilemeyeceğini,
her iki markanın görseli karşılaştırıldığında markaların karıştırılmayacağının açık olduğunu, ... markasının davacı iddiasının aksine özgün bir marka olduğunu, tüketicinin de ...ile ... görsel olarak ayırt edebileceği ve ... davacı ... ticari bir bağının olamayacağını görsel olarak idrak edebileceği gibi çok basit bir "Google" araması ile de bu bilgiye ulaşabileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/12/2021 tarih ve 2021/382 Esas - 2021/239 Karar sayılı kararıyla; "...
Taraf markaları arasında ortak "..." ibaresi mevcut olsa da davalı markasında bu kısım ön plana çıkarılmaksızın "..." şeklinde yeni bir kelime üretilmiştir. söylenişte "..." kısmında işitsel benzerlik bulunsada taraf markalarının tescilli olduğu emtia ve hizmetler bakımından ortalama tüketicinin her iki marka ile karşılaştırdığında birbirlerinden farklı markalar ile karşı karşıya olduğu kanaatini edineceği, zira bütüncül değerlendirmede taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı, bu itibarla hükümsüzlük ve tecavüz iddiaları yönünden karıştırma ihtimalinin somut olayda sübut bulmadığı hukuki kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı, hükümsüzlük davasında ayrıca kötüniyetli tescil iddiasına dayanmıştır. Hukukumuzda "iyiniyet" asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davacı markası ile ayrışan marka tescili ve fiili kullanımın kötüniyet de içermediğinin kabulü gerekmiştir. 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda davacı markası ile karıştırma ihtimali bulunmayan davalının fiili kullanımlarının yukarıda anılı kanuni düzenlemeler çerçevesinde haksız rekabet oluşturmadığı anlaşıldığından; davacının davasının tümüyle reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
"Mahkeme kararındaki, '...davalı yanın fiili kullanımında ... ibaresini ön plana çıkarmadığı, aksine ... kısmını ön plana çıkardığı, bu nedenle davalının davacının ... markasına yanaşma iradesinin bulunmadığı' tespitinin hatalı olduğunu, Davalının ... sayılı ... markasının tescili için başvurmadan evvel müvekkilin ... marka temizlik ürünlerinden 2016-2019 yılları boyunca defalarca satın aldığını, hal böyle iken davalının müvekkilin ... ibareli markasından haberdar olmadığı ve bu markaya yanaşma iradesinin bulunmadığından bahsedilemeyeceğini, Mahkemenin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi,
davalının müvekkile ait markayı eskiden beri bildiği ve hatta bu ürünleri kendisi tarafından üçüncü kişilere satışa sunduğu yönündeki somut gerçekleri dikkate almamasının hatalı olduğunu, "..." ibaresinin davalı yanca aynı sınıftaki ürünler bakımından ... ibaresinin tesciline ilişkin başvuruda ortak ibare olarak tesadüfen kullanıldığı ve ortada kötü niyet haksız kazanç sağlama iradesinin bulunmadığının savunulamayacağını, ... ibaresi başlı başına bir anlam ifade etmediğini, müvekkilin ... markasını temizlik ürünleri grubunda senelerce kullanarak sektörde tanıttığını, yurt içinde ve yurt dışında çok ciddi emek ve mesai harcadığını,
davalının hazıra konarak bu bilinirlikten yararlanma kastıyla müvekkil markası ile bir bağlantı olduğu izleniminden faydalandığını, Mahkemenin '... ibaresinin ortak olmasına rağmen önüne ... ibaresi eklenerek oluşturulan dava konusu ... ibaresinin yeni bir kelime olduğu ve görsel işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı' yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, emsal birçok Yargıtay kararında ana ibarenin önüne ya da sonuna eklenecek heceler ile üretilen yeni ibarelerin ayırt edicilik kazandırmak için yeterli görülmediğini, Dava dilekçemizde yer alan görsellerde dahi aynı şekilde,
renklerde ve hacimlerde şişelenmiş temizlik ürünlerinin görsellerinin birbirine benzerliğinin görüleceğini, Hükme esas bilirkişi raporunun çerçeve bir rapor niteliğinde olup özensiz ve eksik araştırma içerdiğini, rapor içeriğinde genel geçer ifadelere yer verildiğini ve değerlendirmelerin somutlaştırılmadığını, Dava konusu ... ibaresinin müvekkilin ... markası ile aynı sınıfta (03-temizlik ürünleri) yer alması sebebiyle ev hanımları, otel ve restoran işletmeleri gibi tüketici kitlesine hitap ettiği, genellikle detaylı bir araştırma yapılmaksızın tüketilen ürün grubu olması ve herhangi bir bakkal, market,
alışveriş merkezi gibi kolayca ulaşılabilen pazarlardan satın alınabilen ekonomik ürünler olması gerekçeleriyle müvekkil markanın taklit ürünlerle karıştırma riskine açık olduğunu, raporda bu hususların değerlendirilmediğini, Davalı lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; redde konu hükümsüzlük ve iptal taleplerimiz bakımından ayrı ayrı olmak üzere toplam 14.750,00 TL vekalet ücreti ödemesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
DELİLLER
İlk derece mahkemesince alınan 13/10/2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında iltibasa dayalı hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığını, SMK. m.6/9 uyarınca “kötüniyetli tescil” hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu, davalı tarafın markasal kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği tespit ve kanaatine ulaşıldığı" hususlarının tespit ve rapor edildiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davacının davasının tümüyle reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının ... markasının ... tescil numarası ile 02.10.1998 tarihinden bu yana tescilli olduğu, aynı zamanda ... tescil nolu ... markalarının da bulunduğu, aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalının “...” markasını ... numarası ile tescil ettirdiği, davacının davalı markasının kendi markasıyla ayniyet derecesinde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğundan ve kötüniyetli olarak tescil edildiğinden bahisle markanın hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti isteminde bulunduğu; davalının ise, markalar arasında benzerlik, iltibas ve kötüniyet bulunmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan 13/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı ile; davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında iltibasa dayalı hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, SMK.
6/9 uyarınca kötüniyetli tescile ilişkin bir delilin bulunmadığı, davalı tarafın markasal kullanımının SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı, davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet de teşkil etmediği anlaşılmakla; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde ve reddedilen hükümsüzlük talebi için ayrı, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti talebi için ayrı vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2022/385, K. 2023/1813, 6 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama