KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2025
- Dosya no
- 2023/1642 Esas
- Karar no
- 2025/792
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/01/2023
- Numarası
- 2021/565 Esas, 2023/22 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin son markası hakkında TPMK nezdinde başvuruda bulunduğunu ve ilgili markası için kısmi tescil kararı aldığını, davalının, müvekkilinin kullandığı ... markasını haksız ve kötüniyetli olarak tescil etmesi nedeniyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi için işbu davanın açılmasının gerektiğini, dava konusu ... markasının ilk olarak müvekkili tarafından kullanıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı "..." markasının tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin davaya konu markayı tescilinden evvel, davalının "..." ibaresini tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlayacak düzeyde kullanmadığını, bu sebeple tescil öncesi korumadan yararlanamayacağını, müvekkil ... markasının tescilini yaptırmak suretiyle mülkiyetini kazandığını, üstelik tescil işlemlerinin müvekkil tarafından haksız ve kötü niyetli olarak da yapılmadığını, ayrıca müvekkilin böyle bir kötü niyetli tescilde herhangi bir menfaati de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı markanın 08/05/2020 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 05/04/2021 tarihinde tescil edildiği, davacının ... tescil numaralı markasının başvurusunun ise 31/05/2020 tarihinde yapıldığı, "..." kelimeleri üzerinde markasal hak sahibi olduğunu iddia eden davacının, davalının marka başvurusu tarihinden önce söz konusu markayı ihdas ederek kullandığını, piyasada maruf hale getirdiğini ispat edemediği, davacının dosyaya 2019 ve 2020 yıllarına ait olmak üzere 10 adet fatura sunduğu,
ancak söz konusu faturaların adet ve kapsam itibarı ile münhasıran yukarıda anılı ihdas ederek piyasada maruf hale getirme kriterini sağlayamayacağı gibi, bu faturalarda markasal olarak "..." ibaresinin yer aldığı, "..." kelimelerinin markasal nitelikte kullanılmadığı, ek raporda bilişim uzmanınca tespit olunan davacıya ait internet adresinde ise yine "..." ibaresinin markasal kullanımının tespit edilemediği, bu itibarla SMK 6/3 çerçevesinde hükümsüzlük iddialarının ispatlanamadığı,
davalının davaya konu ... ve ... tescil numaralı markalarının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu marka hakkında SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davalının dava konusu markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, tescilinden kısa bir süre sonra markayı satılığa çıkardığını, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilsiz bir markaya dayalı olarak hak elde edilebilmesi için tescilsiz markanın, öncelikle markasal biçimde kullanılması ve bu kullanımın yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette yapılması, ayrıca markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edicilik kazandıracak nitelikte bulunması gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacıya ait internet sitesinde de, "..." ibaresinin markasal kullanımının tespit edilemediği,
davacının ibraz ettiği faturaların, davacının dava konusu ibareyi geniş coğrafyada yoğun bir şekilde kullanımı sonrasında belirli bir ayırt edicilik kazandırdığını ispata elverişli olmadığı, dolayısıyla davacının gerçek hak sahipliği iddiasını ispat edemediği.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, davalının marka tescili sırasında kötü niyetli olduğuna dair somut ve yeterli delil ibraz edilmediği,
tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre geçmeyen markanın ciddi kullanmadığı iddiası ile marka sahibinin markayı tescil ettirdikten sonraki safhada, markayı devir ya da satış iradesinin gösterilmesinin kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1642, K. 2025/792, 10 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama