KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2023/1788 Esas
- Karar no
- 2025/893
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/09/2023
- Numarası
- 2022/115 Esas, 2023/198 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Tecavüzün Olmadığının Tespiti İstemli
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 13.12.2021 tarihli ihtarnamesi ile kullanımına son verilmesi talep edilen “...” markasının müvekkili şirket tarafından 1992 yılından itibaren tescilsiz kullanıldığını, markanın 2011 yılında tescil edildiğini ve yenilemeye ilişkin prosedürün halen devam ettiğini, söz konusu markanın müvekkili şirketin kendi markası olduğunu, önceki tescilsiz kullanım bir yana tescilden itibaren 10 yılı aşkın bir süredir markanın aralıksız olarak tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde kullanılmakta olduğunu, davalının bu süre boyunca kullanıma itiraz etmediğini,
müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, ihtarnamede geçen davalı markalarını değil kendisine ait 16 ve 40. sınıflarda tescilli ... nolu markayı kullanmakta olduğunu, kullanımının davalı marka hakkına tecavüz oluşturmadığını, ayrıca davalının müvekkilinin ticari unvanına ve marka haklarına tecavüz ettiğini, müvekkilinin 05.01.2010 tarihinden (davalı marka tescilinden önce) beri ticari unvanının ayırt edici unsuru olan ve tescilden önce de marka olarak kullandığı "..." markasını müvekkilinden habersiz kendisi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin davalı markasından yenileme aşamasında haberdar olduğunu,
davalının tescil tarihinin hem müvekkilinin ticari unvan tescil tarihinden hem de tescilsiz marka kullanımından sonra olduğunu, müvekkilinin SMK ve TTK hükümlerine göre davalıya karşı dava hakkı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin markasının davalı markasına tecavüz oluşturmadığının tespitini ve muarazanın giderilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibaresini 2003 yılından itibaren kullanmaya başladığını ve markayı 2003 yılında tescil ettirdiğini, davacı markasının 1992 yılından beri kullanıldığına dair somut bir belgenin dosyada bulunmadığını, müvekkilinin ticari faaliyetinde ...Matbaacılık adını kullandığını, markasını 2000’li yıllardan beri kullandığını, müvekkilinin sahibi olduğu ...
Matbaacılık adına birçok fatura kesildiğini, 2002-2009 yılları arasında ticari faaliyete devam ettiğini, 2010 yılında aile şirketi olan ... Şti.’nin kurulduğunu, 08.03.2010 tarihinde şirketin marka başvurusu yaptığını, 21.05.2005 tarihli ticaret sicil ilanında ...
Matbaacılık ticari işletmesi olarak müvekkilinin de bulunduğunu, müvekkilinin daha önce marka başvurusu yaptığı açık olduğu gibi iki başvuru arasında da sınıf bakımından müvekkilinin matbaacılık sektöründe asıl önemli sınıf olan 35. sınıfta da başvurusunun kabul edildiğini ve asıl zarara uğrayanın müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...Tüm dosya kapsamı deliller, taraf ticaret sicil kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin kuruluşunda ...
Şirketi unvanı ile kurulup, 30/10/2009 tarihinde unvanının ... olarak değiştirildiği ve o tarihten beri bu unvanın kullanıldığı, davacının, yenilenmeme nedeniyle kendiliğinden hükümsüz kılınan 2011/07234 nolu markasını da kesintisiz olarak kullandığı, buna göre davacının, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde "..." ibaresini marka olarak kullandığı, ayrıca davacının "..." ibareli marka kullanımının, davalının 16. sınıf emtiaları kapsar şekilde 35. sınıfta tescilli ... nolu ... ibareli markası ile benzerlik/karıştırılma ihtimali doğuracak nitelikte ise de , kullanımının davalıdan önce olduğu,
dolayısıyla bu ibareyi markasal olarak kullanmaya hakkı olduğu anlaşılmıştır. İhtarnamede ve cevap dilekçesinde bahsi geçen ... tescil nolu markanın davalı adına değil dava dışı ...şirketi adına olduğu görülmekle, davalının bu markaya dayanması mümkün görülmemiştir. Buna rağmen davalı tarafça avukatı aracılığıyla Beyoğlu ...
Noterliği'nin 13/12/2021 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek marka kullanımını sonlandırmasını istemiş olması karşısında davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak. 1-Davacının davasının KABULÜNE, davacının "..." ibareli markasal kullanımının davalı adına tescilli "...
MATBAACILIK & AMBALAJ" ibareli markadan doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, " Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf isteminde özetle. Müvekkilinin ... MATBAACILIK& AMBALAJ marka başvurusunun 08/03/2010 tarihli olduğunu, başvurunun, matbaa ve ambalaj sektörüne ilişkin 16.- 35. Ve 40. Sınıflarda yapıldığını, Ticaret Ünvanının ise, 21 Aralık 2005 sayılı gazetede yer aldığı üzere, '' ... MATBAACILIK ...'' olarak tescil edildiğini, tabela, fatura, adres bilgilerinin vs.
Bir ticari işletmenin hemen her alanında marka ve ticaret ünvanı güncel olarak kullanıldığını, bilirkişinin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, başvuru tarihinin hatalı değerlendirildiğini, tüm marka başvurularının müvekkiline ait olduğunu, şirketin davada davalı konumunda olmaması şeklindeki gerekçeyi kabul etmediklerini, her iki şirket ve markanın sahibinin ... olduğunu, Bilirkişi raporlarınını kabul etmediklerini, yeni rapor alınması gerektiğini, Davalı müvekkilinin ...
AMLABALAJ ... ticaret unvanını 15.12.2005 tarihinde tescil edildiğini, davacı şirketin ise unvan değiştirerek 05.01.2010 Tarihinde ... ŞTİ unvanını aldığını, ... unvanını ilk tescil ettiren ve kullananın müvekkili olduğunu, markaya tecavüzün oluştuğunu, Davacının markasını yenilemediğinden markanın hükümsüz hale geldiğini, davacının uzun süre sessiz kalma sureti ile hak kaybına işaret ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, önceye dayalı üstün hak ve sessiz kalma nedenlerine dayalı olarak davalının markasına tecavüz olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; marka hakkı sahibi davalının sessiz kalmak suretiyle davacının tescilsiz marka olarak kullanımı aleyhine dava açma hakkını yitirip yitirmediği hususu, ancak marka sahibi davalı tarafından açılabilecek bir tecavüzün önlenmesi davasının yargılaması sırasında ve M.K.'nun 2.maddesi uyarınca mahkemece re'sen dikkate alınması gereken bir itiraz mahiyetinde olup, davacının SMK’nun 154. maddesi kapsamında bu hususun menfi tespit davası yoluyla belirlenmesini istemekte hukuki yararı olduğu kabul edilemez.
(ÇOLAK Uğur, Türk Marka Hukuku, Eylül 2018, s.897) (Aynı yönde. Y.11HD, 12.10.2012 Tarihli, 2011/7104Esas, 2012/14860 Karar sayılı ilamı, Erişim: UYAP) Bu nedenle, davacının bu iddiaya dayalı menfi tespit isteminin reddi gerekir.
Ancak, davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiası yönünden de; davalının ... numaralı tescilli markasının başvuru tarihinden önceki markasal kullanımların incelenerek bir değerlendirme yapılması gerekli iken mahkemece, davalının markasından sonraki tarihli olacak şekilde dava tarihi olan 25/04/2022'den önceki 5 yıllık süreye ilişkin fatura, ticari defteler ve ticaret unvanının kullanımı değerlendirilerek karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden eksik inceleme nedeni ile kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenle davalı yanın istinaf isteminin kısmen kabulüne, kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1788, K. 2025/893, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama