KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2023/1796 Esas
- Karar no
- 2025/903
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2022
- Numarası
- 2018/1115 Esas, 2022/942 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit ve Çek İstirdadı
Karar Metni
1.789 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı şirketin dava dışı ...
Şti. tarafından...bank ...Şubesine bağlı hesaba düzenlenen 30. 07.2018 düzenleme tarihli, ve 40.000 TL bedelli çeki 07.11.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile aldıkları çekin 16.11.2017 tarihinde başka bazı çeklerle birlikte yankesicilik suretiyle çalındığı, bu konuda aynı gün Kuştepe Polis Karakoluna başvurularak şikayetçi olunduğu, çekin iptali talebi ile Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesine 2017/664 sayılı hasımsız davanın açıldığı, çek hakkında ödeme yasağı kararı istendiği ve tedbirin teminat karşılığında verildiğini, çekin bilahare farklı kişilerce cirolandığı, son cironun davalıya ait bulunduğu,
çekte yer alan imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı, ciroda tek imza bulunduğu. şirketin yöneticilerinin iki imzası ile temsil edildiğinin ticaret sicilinde tescilli bulunduğunu, Çekin davacı şirketten sonraki ilk cirantasının ... ile şirket arasında bağlantı bulunmadığı,
sonraki cirantalara geçişinin de hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ciro silsilesinin cirantaların kötü niyetini göstermeye yeterli bulunduğunu kaybedilen diğer çeklere ilişkin olmak üzere benzer biçimde çek iptali, istirdat davalarının açıldığı ve cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurularında bulunulduğunu, çek üzerindeki son ciranta tarafından çalıntı olması sebebiyle ödeme yasağı bulunmasına rağmen kötüniyetli olarak icra takibine konu edildiği,
bu kişiye geçişinin de farklı gerçek ve tüzel kişilerin cirosu ile olduğu ve bunun ticari hayatta teammülere aykırı bulunduğunu, söz konusu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ile çekin iadesine karar verilmesini ile birlikte icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 28/11/2018 tarihli dilekçe ile dava değerini 54.236,92TL'ye çıkarıldığı, davacı tarafından 144,52 TL harcın 24/05/2022 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekiline 09/06/2022 tarihli ara karar ile ıslah harcını tamamlaması için süre verildiği,
bunun üzerine davacı vekili tarafından 23/06/2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunularak, İstirdatı talep eden çekin davalı tarafından tahsil edilmiş olması ve davacının bu nedenle zarara uğramış olması sebebiyle, açılan bu davada çekin tahsili nedeniyle doğan zararları olarak 37.353,37 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal avans faiziyle birlikte tahsiline, çek bedelinin kalan bakiyesi olan davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 19.498,55 TL'nin tahsili ile tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile cem an 56.851,92 TL tahsiline,
işbu bedellerin davalıdan alınarak davacı müvekkil şirkete ödenmesine, çalıntı, sahte imzalı, ciro silsilesi kopuk çeke ilişkin başlatılan İcra takibinin kötü niyetli olması sebebiyle müvekkil şirket lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dışı keşidecinin ödeme yaparak çeki alması halinde dahi davacıya başvurulmasının mümkün olmadığı, hukuki menfaat şartının karşılanmadığı, davacının çekin elinden rızası dışında çıktığını ve hamilin kötüniyetli olarak elinde bulundurduğunu veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat zorunda olduğu, davacının çekin rıza dışı elden çıktığını ispatlayamadığı, davacının karakol ifadesinin söz konusu çekin rıza dışında elden çıktığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalının çekin edinme sebebini kanıtlama zorunluluğu bulunmadığı,
çekin edinilmesinde hamilin kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükünün de davacıda bulunduğu. hamilin imzaların geçerliliğini inceleme yükümlülüğünün de bulunmadığı, imza itirazının da ispata muhtaç olduğu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"... Menfi tespit davalarında borç ödendiği takdirde ödenen kısım yönünden dava kendiliğinden herhangi bir işleme tabi olmaksızın istirdat davasına dönüşeceği, davacı vekilinin 27.11.2018 tarihli dilekçesinde davalı tarafından toplamda 54.236,92 TL'nin tahsil edilmesi nedeniyle ödenen bedelin tamamının davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesini talep ettiği, işbu dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği,
her ne kadar davalı vekili bu dilekçeye karşı sunduğu beyan dilekçesinde ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunduğunu belirtmiş ise de davacı vekilinin istirdat talebinin hukuki anlamda ıslah olarak değerlendirilemeyeceği zira yukarıda açıklandığı şekilde menfi tespit davasında ödeme olduğu takdirde davanın kendiliğinden istirdat talebine dönüşeceği ve takip aşamasında davacı tarafından 19.498,55 TL bedelin borçlu olunmadığı halde ödendiği anlaşıldığından bu talebin kabulü ile 19.498,55 TL'nin son ödeme tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdadına dair karar verilmiş,
bakiye talep edilen bedel davacı tarafından ödenmediğinden istirdat talebi yönünden bakiye talebin reddine karar vermek gerektiği, çek istirdadı talebi yönünden ise söz konusu çekin üzerinde bulunan imzalar ve ciro silsilesi incelendiğinde sağlıklı olması ve şeklen bir kopukluk bulunmamakla birlikte yine şeklen meşru hamilinin bulunması yönünden çekin istirdadı şartlarını oluşturmadığından bu talep yönünden reddine karar verilmiş ve çek davacının elinden rızası dışında çıkmış olsa dahi davalının bu çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiğine dair dosyaya sunulmuş bir delil bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş
aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Her ne kadar çek istirdadı talebi reddedilmişse de davacının çek ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığı anlaşılarak, borçlu olmaması nedeniyle mendi tespit talebi kabul edildiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı üzerinde bırakılmıştır." gerekçesi ile neticeten;"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;Davacının ... Sayılı icra takibi ve takip konusu ...bank A.Ş. ...
Şubesi ... numaralı 30/07/2018 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalıya BORÇLU OLUNMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya dair taleplerin reddine,2-Davacı tarafından takip aşamasında ödenen 19.498,55 TL'nin son ödeme tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan İSTİRDADINA, dava konusu çekin istirdadına yönelik talebin reddine, 3-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,4-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Davacı tarafından açılmış bir istirdat davası bulunmadığını,Davacı her ne kadar dava dilekçesi ile davaya konu ...bank ...A.Ş ...
Şubesine ait ... nolu 30.07.2018 tarihli ve 40.000 TL bedelli çekin istirdatını talep etmişse de feri müdahil tarafından icra dosya borcunun ödenmiş olması sebebiyle 27.11.2018 tarihli dilekçesi ile Netice-i Talebini değiştirdiğini, Buna göre de davanın tazminat davasına dönüştüğünü, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından davaya konu çekin ödendiği iddiasıyla uğramış olduğu zararlar talep edildiğini, ortada açılmış bir menfi tespit ve istirdat davası bulunmadığından kararda belirtilen 19.498,55 TL'nin istirdatına ve davacının borçlu olmadığına karar verilemeyeceğini,
Tazminat yönünden de davacı uğramış olduğu zararı ve iş bu zarar ile müvekkil arasındaki illiyet bağını ve zarar oluşmuş ise müvekkilin kusurunu ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, Davacının yaptığı bir ödeme bulunmadığını, dosyaya yapılan ödemelerin ... ŞTİ tarafından yapıldığı tartışmasız olduğunu, Her ne kadar EFT yapılan hesap sahibi davacı olsa da dosyaya yatırılan paralar hukuken ...
ŞTİ’ne ait olduğunu, hesap sahibinin herhangi bir önemi olmadığını, önemli olan paranın kimin adına yatırıldığı olduğunu,Davacının çekte yer alan imzasının sahteliği hususu kesinlik kazanmadığını, raporun eksik inceleme ile hazırlandığını, denetime elverişli olmadığını, itiraz doğrultusunda ATK'dan rapor alınması gerektiğini, İstirdat davasının şartlarının oluşmadığını, İİK Madde 72 dikkate alınmasını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dosyaya yapılan ödemeler ise 23.11.2018 ve 29.11.2018 tarihli olduğunu, davacı yaptığını iddia etttiği ödemeleri herhangi bir icra tehdidi bulunmaksızın yapmış olduğunu,
istirdat talebinde bulunma hakkı olmadığını,müvekkilinin çeki iktisapta kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu iddiası ispat edilemediğini, raporda da bu hususun tespit edildiğini, ağır kusur veya kastı bulunmayan müvekkilinden 19.498,55 TL'nin istirdatı mümkün olmadığını,Mahkemenin müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmemesinin hatalı olduğunu, ortada bir menfi tespit davası bulunmaması ıslah ile davanın tazminat davasına dönüştürülmesi sebebiyle reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve çek istirdadı taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili imza incelemesine ilişkin raporun yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, rapor yeterli olduğu gibi, esasen dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre, çek tarihi itibarı ile davacı şirketin çift imza ile temsil edildiği,
davaya konu çekte ise tek imza olduğu dikkate alındığında davalı vekilinin imza incelemesine ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davalı vekili, davacının istirdat istemi olmamasına rağmen istirdat kararı verdiğini, zararın ise ispatlanamadığını ileri sürmüştür.
Menfi tespit davası sırasında icra dosyasına borcun ödenmesi halinde menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşecek olmakla mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak icra dosyasına yapılan 2.615TL'lik ve 16.883,55TL'lik ödemeler incelendiğinde. 16.883,55TL'lik ödeme davalı yanca yapılmış ise de açıklamasında "...
ŞTİ adına ... nolu dosya borcu" açıklaması ile yapıldığı, ...LTD ŞTİ'nin aynı dosyada takip borçlusu ve çek keşidecisi olduğu görülmekle diğer takip borçlusu adına yapılan ödeme yönünden davacının istirdat talebinin reddi, dosya borcuna davacı hesabından yapılan 2.615TL'lik ödeme yönünden ise istirdat isteminin kabulü gerektiğinden kararın bu yönden kısmen kaldırılması gerekmiştir.Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf istemine gelince; davacının davasını ıslah ederek 56.851,92 TL üzerinden harç yatırdığı,
davacının ispatlanamayan fazlaya ilişkin istirdat talebi yönünden davanın kısmen reddedildiği anlaşılmakla davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmolunmaması yerinde görülmemiş, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinafının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1796, K. 2025/903, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama