KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/441 Esas
- Karar no
- 2024/178
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/11/2022
- Numarası
- 2022/681 Esas - 2022/994 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
Karar Metni
1.846 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla dava dışı ...
A.Ş tarafından davalıya ve dava dışı cirantalara kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, 26/01/2011 tarihinde menkul haczi için dava dışı cirantalara iş yerine gelindiğinde talimat gereğince haciz işlemlerine başlandığını, o esnada hacze tanık olan müvekkilinin insani duygularla haczin yapılmasını engellemek amacıyla ve borçlunun da borcunu sonradan ödeyeceği inancıyla birlikte borca icra kefili olma iradesi gösterdiğini, dava dışı alacaklı tarafından süresinde ödeme yapmayan müvekkilimizin araçlarına 03/08/2016 tarihinde haciz konulduğunu,
aracının yakalatılmasını müteakip müvekkilinin 31/08/2016 tarihinde 61.800,00 TL ödeyerek dosya borcunu kapattığını, icra kefili sıfatıyla icra dosyasına borçlu olarak eklenerek asıl borçlunun kambiyo senedine bağlı borcunu ödeyen müvekkilin, ödedeği bedelin tüm ferileriyle davalıdan rücuen tahsili için işbu davanın açıldığını, müvekkilinin yaptığı 61.800,00 TL tutarındaki ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile davalıdan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı yanın alacak iddiası, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında dava dışı ...Tic. Ltd.
Şti.'nin adresinde 26.01.2011 tarihinde gerçekleştirilen haciz dolayısı ile haciz esnasında ... borcuna istinaden kefil olmasına dayandığını, yani davacının, ... şirketi adına borca icra kefili olduğunu, buna rağmen davacı yanın müvekkili ve ... şirketinin yetkilisi olan ... aleyhine öncelikle Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olup takibe itirazımız üzerine de işbu huzurdaki alacak davasını ikame ettiğini, çek alacağından kaynaklanan icra kefaleti dolayısıyla alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ancak davacı yanın ... şirketi adresinde gerçekleştirilen haciz esnasında ...'nın borcuna kefil olmasına rağmen şirket yetkilisi (...) ve müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmış ve alacak davası açtığını, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZ KARARI
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2022 tarih ve 2021/106 Esas - 2022/182 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine dosya dairemize gelmiş olup dairemizin 04/07/2022 tarih ve 2022/1000 Esas - 2022/1261 Karar sayılı ilamı ile; "... mahkemece olaya uygulanacak kanun bakımından yanılgıya düşülerek,
olayda uygulanma olanağı bulunmayan 6098 Sayılı TBK'nın 583. ve 584.maddelerindeki koşulların olmadığı gerekçesiyle kefaletin geçersiz olduğu ve bu nedenle olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına;
kefaletin geçerli olması nedeniyle davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu ve davanın yasal süresinde açıldığı gözetilerek davaya devamla delillerin toplanarak oluşacak duruma göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine." karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih ve 2022/681 Esas - 2022/994 Karar sayılı kararıyla; "... Bakırköy ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı alacaklı ...A.Ş tarafından dava dışı borçlular ...Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd.
Şti., ... aleyhine 22/12/2010 tarihli 28.000,00-TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takip sırasında İstanbul ...İcra Dairesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığı ile 26/01/2011 tarihinde dava dışı borçlu ... Tic. Ltd.
Şti.nin adresine haciz için gelindiğinde işbu davamızın davacısı ... tarafından icra dosyasının tüm borcuna herhangi bir borçluya hasredilmeksizin icra kefili olduğu, icra kefili olması sebebiyle kendisine ödeme emri gönderildiği ve kendisinin alacaklıya 31/08/2016 tarihinde 61.800,00-TL ödeme yaptığı görülmüştür. Davalı vekili tarafından her ne kadar davacının borçlu ... Tic. Ltd.
Şti.nin lehine icra kefili olduğu ve bu nedenle ödenen miktardan kendilerinin sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de; davacı tarafından icra dosyasının tüm borcuna herhangi bir borçluya hasredilmeksizin icra kefili olduğu ve bu nedenle söz konusu kefaletin tüm borçlular lehine verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Ayrıca davalı taraf cevap dilekçesinde kefil tarafından icra takibine konu borcun kefil tarafından ödendiği öğrenildikten sonra dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ne ödendiği ve bu sebeple borçlarının sona erdiği iddia edilmiş ise de; davalı tarafın kefilin ödeme yaptığını bilmesine rağmen borcu asıl borçluya ödemesinin kötü niyetli olduğu anlaşılmakla geçerli bir kefalet sözleşmesi olması halinde kefile karşı yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bunun yanında söz konusu borcun ödendiğine dair dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.nin yetkilisi olmayan bir şahıstan alınan yazılı belgenin de bir hükmü bulunmamaktadır ve dava dışı borçluya karşı ödeme savunmasını ispatlar nitelikte değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına da Mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekili tarafından icra takibi sırasında kendileri hakkında Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/874 esas sayılı dosyasında iflas erteleme talepli dava olduğu, bu dava sırasında haklarında icra takibi yapılmamasına ilişkin tedbir kararı verildiği, bu sebeple yapılan takibin usul ve yasaya uygun olmadığını ve kendileri hakkında geçerli bir alacak olmadığını, geçerli bir alacak olmaması sebebiyle geçerli bir kefalet sözleşmesi de olmadığı, bu sebeple yapılan ödemelerin kendilerinden talep edilemeyeceğini iddia etmiştir.
Ancak iflas erteleme kararı kapsamında tedbir kararı verilmesi alacağın geçerliliğine etki edecek bir husus olmayıp, ayrıca ödeme yapan kefile karşı ileri sürülecek bir sebep değildir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından dava konusu icra takibinin borçluları aleyhine başlatılan icra takibi sırasında borçluların borcu için kefil sıfatı ile yaptığı ödemeyi alacaklının haklarına halef olduğundan kefalet tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı TBK'nun 496 maddesi uyarınca borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır.
Bu nedenle açılan davanın kabulüne ve davacı tarafından borca istinaden yapılan ödemenin ödeme tarihi olan 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
"Mahkemece her ne kadar davanın zamanaşımı süresi dikkate alınarak kabulüne karar verilmiş olsa da ileri sürülen diğer hususlar incelenmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini,Davacı yanın 26.01.20211 tarihinde gerçekleştirilen haciz esnasında ... borcuna kefil olmasının akabinde, ... ... olan borcunun ödendiği müvekkil şirket tarafından öğrenilir öğrenmez müvekkil şirket davacının işbu davaya konu ettiği alacak bakiyesinin ... ödediğini,
bu ödemenin yapıldığına dair ... şirket yetkililerinden olan ancak vefat etmiş ... kardeşi ... ıslak imzalı beyanının da Mahkeme dosyasına ibraz edildiğini, Müvekkil şirketin dava konusu alacak bakımından zaten dava dışı-... firmasına ödeme yapmış olması nedeniyle davacı yanın artık müvekkil şirketten herhangi bir hak talebi söz konusu olamayacağını, davacının müvekkil şirketten değil borcuna kefil olduğu ... firmasından talep etmek hakkına sahip olduğunu,Davacı yanın dosya borcunu ödeyerek icra kefili olduğu Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri müvekkil şirkete tebliğ edildiğinde müvekkil şirket hakkında açılan Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/874 Esas sayılı dosyası iflas erteleme davasında verilen tedbir kararı bulunduğunu, işbu bu tedbir kararı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasına da ibraz edilerek müvekkil yönünden takibin durdurulduğunu,Verilen tedbir kararı muvacehesinde herhangi bir icra takibinin başlatılamayacağı, başlatılan icra takibindeki alacak iddiasının geçerli bir alacak iddiası olamayacağını, dolayısı ile davacının alacak talebini dayandırdığı Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında müvekkil şirketten talep edilebilecek geçerli bir alacağın söz konusu olmadığını, Davacının koşullar yönünden geçerli olmayan bir kefalet iddiası ile müvekkilden alacak iddiasında bulunulabilmesinin zaten mümkün olmadığını, mahkemece diğer koşul ve deliller incelenmeksizin hüküm tesis edilmiş olduğunu, İİK'nun 38. maddesinde icra dairesindeki kefaletlerin ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu belirtildiğini, kefaletin şekli hakkında ise özel bir düzenleme getirilmediğini, her ne kadar icra kefaleti takip hukukuna ilişkin müessese olsa da,
aslında kefalet sözleşmelerinin icra hukukuna yansımış halidir.
Bu nedenle İcra ve İflas Kanununda icra kefaletinin şekline ilişkin hüküm bulunmayan durumlara Türk Borçlar Kanunu'nun kıyasen uygulanması gerektiğini, bu nedenle kefalet sözleşmelerinde yasanın aradığı tüm şartların icra kefaletinde de aynen aranması gerektiğini, Her ne kadar 26.01.2011 tarihli haciz, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu döneminde değil 818 Sayılı Borçlar Kanununu döneminde gerçekleştirilmişse de kefalet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu,
Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen hacizde kurulmaya çalışılan kefalet ilişkisinin de 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun kefalete ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Kaldı ki eski Borçlar Kanunu'nun 484. Maddesine göre, "kefilin mes'ul olacağı muayyen bir miktar iradesine mütevakkıftır" şeklindeki hüküm ile de kefaletin kurulması için açıkça sorumluluk limitinin belirtilmesi gerektiğine işaret edildiğini,
dolayısı ile TBK 583'e uygun olarak yapılmamış olması nedeniyle bu icra kefaletinin kurulduğundan bahsedilemeyeceğini ve davacının geçerli olmayan bir icra kefaletinden bahisle de alacak talebinde bulunabilmesinin mümkün olamayacağını,Davacının işbu davadaki alacak iddiasının dayanağı olarak gösterilen 26.01.2011 tarihli haciz tutanağındaki kefalet ilişkisi ayrıca icra kefaletinin icra müdürünün ve icra dairesinin önünde yapılması zorunluluğunun bulunduğu nazara alındığında bu yönüyle de geçerli olmadığını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından. "Davanın KABULÜ ile. Davacının icra kefili olarak ödediği 61.800,00-TL bedelin ödeme tarihi olan 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine." karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, tarafı olmadığı icra dosyasında davalıya ve dava dışı cirantalara başlatılan icra takibinde 26/01/2011 tarihinde haciz için dava dışı cirantaların iş yerine gelindiğinde hacze tanık olduğunu, insani duygularla ve borçlunun borcunu sonradan ödeyeceği inancıyla borca icra kefili olduğunu, kendisine de haciz işlemleri yapılması nedeniyle 31/08/2016 tarihinde 61.800,00 TL ödeyerek dosya borcunu kapattığını beyanla,
icra kefili sıfatıyla icra dosyasına ödediği bedelin asıl borçlu olan davalıdan faiziyle tahsilini dava etmiştir.
Mahkemenin 22/02/2022 tarih ve 2021/106 Esas - 2022/182 Karar sayılı "Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine" dair kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 04/07/2022 tarih ve 2022/1000 Esas - 2022/1261 Karar sayılı ilamı ile; "... olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına;
kefaletin geçerli olması nedeniyle davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu ve davanın yasal süresinde açıldığı gözetilerek davaya devamla delillerin toplanarak oluşacak duruma göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine." karar verilmiştir. Mahkemece istinaf kararına uygun olarak devam eden yargılamada toplanan tüm deliller uyarınca. Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında dava dışı alacaklı ... A.Ş tarafından davalı borçlu ... Tic.
Ltd. Şti. ile dava dışı borçlular aleyhine 28.000,00-TL bedelli çeke dayalı olarak takip başlatıldığı, takip sırasında İstanbul ....İcra Dairesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığı ile 26/01/2011 tarihinde dava dışı borçlu ... Tic. Ltd.
Şti.nin adresine haciz için gelindiğinde davacının "İcra dosyasının tüm borcuna herhangi bir borçluya hasredilmeksizin" icra kefili olduğu, icra kefili olması sebebiyle davacıya ödeme emri gönderildiği ve davacının 31/08/2016 tarihinde 61.800,00-TL ödeme yaptığı, davalı tarafından ileri sürülen savunmaların mahkemenin gerekçeli kararında tartışıldığı üzere yerinde olmadığı, davalı hakkında iflas erteleme kararı verilmesinin alacağın geçerliliğine etki edecek bir husus olmayıp, ayrıca ödeme yapan kefile karşı ileri sürülecek bir sebep olmadığı,
sonuç olarak davacı kefilin ödeme yapması nedeniyle asıl borçlulara rücu hakkının bulunduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/441, K. 2024/178, 5 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama