KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/537 Esas
- Karar no
- 2024/1531
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/12/2022
- Numarası
- 2020/16 Esas, 2022/787 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
Karar Metni
1.472 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının bir borcu olmadığını ve çek üzerindeki imzanın da davacıya ait olmadığını, davacının işyerinde 19/11/2016 tarihinde duvarın delinmesi ile hırsızlık meydana geldiğini, bu hırsızlık neticesinde davacının boş çek yapraklarının çalışdığını,
bu durum ile ilgili olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/161244 soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını belirterek davacı aleyhine başlatılan icra takibinde İİK 170 maddesi gereğince belgelendirilen itirazları neticesinde telafisi mümkün olmayan zararların meydana gelmemesi için öncelikle tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, ilgili takibin haksız ve hukuksuz olduğundan iptali gerektiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile;
teminatsız olarak icra takibinin tedbiren durdurulmasını, davacının borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine karar verilmesini, takibe konu senetler üzerinde herhangi bir bedel kaydı bulunmağından, bu senetlerin kayıtsız, şartsız borç ikrarı (mücerretlik prensibi) niteliğinde senetler olduğunu, senetler üzerinde böyle bir bedel kaydı bulunmadığından işbu iddialarının aksini (karinenin aksini) davacı tarafın ispatlamak zorunda olduğunu, çekin bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğunu, bu nedenle bir illiyete bağlı olması gerekmediğini ve kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu sağlayan tarafa ait olduğunu,
müvekkili bankanın alacağının kambiyo hukukundan kaynaklanan ve senede dayalı kayıtsız, şartsız borç ikrarı neticesinde mücerret bir alacak olduğunu, bu sebeple müvekkili bankanın herhangi bir alt ilişkiyi ispatlamak mecburiyetinin de olmadığını, müvekkili bankanın, bir alacak ilişkisi sebebi ile davacı şirketten 30.10.2018 keşide tarihli 20.000.000 TL tutarlı çek aldığını, ancak davaya konu çekin müvekkili banka tarafından ibraz edildiğinde, işbu çek üzerindeki imza ile davacı tarafın imzasının uyuşmadığından çek işlem görmemiştir diye şerh düşüldüğünü, bu durum sonucunda müvekkilinin,
alacağını tahsil edemediğini ve mağdur duruma düştüğünü, müvekkili banka aleyhine açılan bu davanın reddine, davacı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 tarih ve 2020/16 Esas - 2022/787 Karar sayılı kararıyla.
"Mahkememizce alınan grafolog bilirkişi raporunda, dava ve icra takibine konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilinin eli ürünü olmadığı tespit edildiğine göre davacının imzasını içermeyen dava konusu senetten dolayı borçlu sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, mutlak def'i niteliğindeki bu iddianın alacaklı hamil konumunda bulunan davalı dahil herkese karşı ileri sürülebileceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacının 10/04/2017 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Bununla birlikte senedin ciro yoluyla hamili olan davalının bu senedi doğrudan davacıdan almadığı, bu nedenle imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek konumda olmadığı anlaşıldığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
Davacı vekili tarafından, icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesi talep edildiği icra takibinden sonra açılan alacağın %115’inin teminat altına alınması kanuni zorunluluk olduğu davacı vekili icra veznesine eksik tutar yatırdığı usuli bir hata yapıldığı davanın usulden reddi gerektiği her ne kadar mahkemenin%15'i teminata karar verilmiş ise de dava açılırken teminat yatırılmadığından davanın usulden reddi gerektiği ilgili dosya ile takibe konu senetler üzerinde herhangi bir bedel kaydı bulunmağından, İşbu senetler kayıtsız,
şartsız borç ikrarı niteliğinde senetler olduğu senetler üzerinde böyle bir bedel kaydı bulunmadığından işbu iddialarının aksini davacı taraf ispatlamak zorundadır. Çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illiyete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu savlayan tarafa aittir. Müvekkil bankanın alacağı kambiyo hukukundan kaynaklanan ve senede dayalı kayıtsız, şartsız borç ikrarı neticesinde mücerret bir alacaktır.
Karşı taraf bu durumun aksini ispat edememiş olup ilgili davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu dava dilekçesinde ödeme emrine dair alacağın bulunmadığı ve davaya konu çekin üzerindeki imzaların borçlu tarafa ait olmadığı iddia edildiği Davacı yan bu iddialarını hiçbir somut delile dayandırmadığı dava ancak seneden karşı senetle ispat kuralı gereği kesin delille ıspalanabilineceği davacının müvekkil bankaya borcu bulunmadığını kesin delillerle ispatlaması gerekmediği müvekkili banka ,
bir alacak ilişkisi sebebi ile davacı şirketten 30.10.2018 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı çek aldığı ancak bankaya ibraz edildiğinde, çek üzerindeki imza ile davacı tarafın imzası uyuşmadığından çek işlem görmediğine ilişkin şerh düşüldüğü müvekkili alacağını tahsil edememiş ve mağdur duruma düştüğü TTK18.
Maddesinin 2. Fıkrasında Her tacirin , ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği davacı taraf ticari hayatın gerektirdiği tedbirleri, önlemleri almadığı gerekli dikkat ve özeni göstermediği bunun sonucunda da boş çek yaprakları çalındığı davacı taraf bu durumu öngörerek gerekli tedbirleri almış olsaydı müvekkili bankayı zarara uğratmayacak olacağı gibi bu durumun sonucunda bankaya yüklemek açıkca hakkaniyete aykırı olacağı davacının iyi niyetli olduğununda söylenemiyeceği iddia edilen hırsızlık olayı 19.11.2016 tarihinde meydana geldiği davacı tarafta suç duyurusunda bulunulduğu davaya konu çek
ise 30.10.2018 keşide tarihli çek olduğu Aradaki sürenin uzunluğu dikkate alınırsa davacı tarafın çek bedelini ödemekten kaçındığı mahkemece bu hususun incelenmediği gerekçeli karardan da anlaşıldığı müvekkili bankaya çekin iptali davası açılmadığı gibi bankanın eline ihtarname ulaşmadığı bilirkişi, bu raporunda dayanaklarının kanıtlarını ortaya koymadığından yapılan inceleme ve tanzim edilen tek bilirkişi raporu hukuka uygun şekilde incelenerek alınmadığı Her ne kadar bilirkişi raporuna,
bilirkişiye itiraz etmiş olmalarına rağmen itirazlarının mahkemece dinlenmediğini İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/16 E 2022/787 K sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde. Mahkeme, menfi tespit davası açıldığı zaman icra işlemlerin durması için belli bir miktar teminat göstermesini davacıdan ister.
Bu teminat genelde dava değerinin % 15 i kadar nakit veya banka teminat mektubu olmakta olduğu taraflarınca gerekli teminat yatırıldığı. müvekkilinin iş yerinde 19.11.2016 tarihinde duvarın delinmesi ile hırsızlık meydana geldiği boş çek yaprakları çalındığı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/161244 soruşturma nolu dosyasının açıldığı çalınan çeklerin tamamının bilgisini savcılığa verildiği ve ilgili bankalara yazı yazıldığı ilgili bankalara da Kartal ...
Noterliğinin 22.11.2016 Tarih ... yevmiye nolu ihtarının gönderildiği davalı taraf vekili çeklerin çalındığına dair bankalara çekilen ihtarların kendilerine bildirilmediğinden bahsedip bunun basiretli bir tacir gibi davranmanın gereklerine aykırı olduğu iddiasının yerinde olmadığı davacı akabinde herhangi bir hak kaybına mahal vermemek için İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesine 2016/1377 E sayılı dosyası ile de çeklerin iptali için dava açıtığını davalının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesinin kararının onanmasını talep etmiştir.
DELİLLER
Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... San. Tic. Ltd. Şti, .. San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı ... Tic. Ltd. Şti. Aleyhine 20.000,00-TL asıl alacak (30.10.2018 keşide tarihli 20.000-TL tutarlı ... bank Çeki) için ilamsız takipte bulunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 07/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda.
"Yazı ve imza incelemelerinde geçerli tüm grafolojik tanı yöntemleri dikkate alınarak; ..., ..., ... ve bilgisayar/scan kullanılarak yapılan incelemelerde. İnceleme konusu; ... bank A.Ş. Sancaktepe Şubesi'nin ... çek nolu, keşide yeri İstanbul, ... San. Tic. Ltd. Şti. emrine düzenlenmiş, keşide tarihi 10.04.2017, miktarı 20.000-TL olan çekindeki ... Tic. Ltd.
Şti.'ne atfen atılmış keşideci imzasının, ... ile ...'a ait karşılaştırma imzalarına ayrı ayrı kıyasla, ... ve ...'ın eli ürünü OLMADIĞI kanaatine varılmıştır" şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı taraf dava konusu çekteki imzasını inkar etmiş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; grafolog bilirkişiden rapor alındığı ve imzanın davacı şirket yetkilileri eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının takibe konu 10/04/2017 keşide tarihli 20.000,00 TL tutarlı çekte keşideci imzasının şirket yetkililerine ait olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunduğu mahkemenin aldırdığı denetime elverişli bulunan grafoloji raporu ile ''çekteki imzanın ... ve ... eli mahsulü olmadığı'' sabit olmuştur.
Sahtecilik iddiasının mutlak defi olması ve herkese karşı ileri sürülebilinecek olması nedeniyle davalının iyi niyetli hamil olduğu iddiasının sonuca etkili olmadığı tüm bu hususlar gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davacının menfi tespit talebinin kabulü kararının isabetli olduğu mahkemenin 10/01/2020 tarihli ara kararı ile belirlenen teminat miktarı dikkate alındığında davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/537, K. 2024/1531, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama