KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/624 Esas
- Karar no
- 2024/1706
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/11/2022
- Numarası
- 2020/185 Esas, 2022/1030 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/02/2020
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı Bakırköy ...İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasıyla kambiyo takibi yapıldığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki gerçekleşmediğini, taraflar arasında borç verme- iadeye ilişkin gerçekleşen havalelere teminat olarak düzenlenerek verilen bir senet olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin takibe konu senet bedeline dayalı herhangi bir borcu olmadığının tespitine, takibin davacı şirket açısından iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmesinin üzerinden geçen 2 yılı aşkın süreden sonra böyle bir davanın açılmış olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketin eski ortağı ve hâlihazırdaki ortağı ile olan şahsi dostluğu sebebiyle, ekonomik anlamda sıkıntıları bulunan davacı şirkete ve dostlarına destek olmak amacıyla kredi çekerek borç para verdiğini, alacağın bakiye 129.411,00-TL bedelin ödenmediğini iddiaların gerçeği yansıtmadığı savunarak, davanın reddini, kötü niyetli davacı aleyhine asıl alacağın %20'si yirmi oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının defter ve kayıtlarında davacı ile davalı arasında borç alıp verilmesine ilişkin bir hukuki ilişkinin mevcut olduğu, ancak taraflar arasında cari hesap ilişkisi olmadığının tespit edildiği, bononun sebepten mücerret olduğu, ispat yükünün davacının üzerinde olduğu, davacının defter ve kayıtları üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi ve tarafların beyanlarından davalı tarafından çeşitli zamanlarda davacı şirkete borç para verildiği ve davacının da borcunun bir kısmını para havalesi ve çek ile ödediğinin anlaşıldığı,
davacının borcun tamamının ödenmemesi sebebiyle davalının icra takiplerine başladığı, davacı tarafından tekrar yapılan ödemelere istinaden bir kısım icra dosyalarının kapatıldığı, söz konusu icra dosyalarına itiraz edilmediği, davacı tarafından davalıya olan borcunun kapanmaması sebebiyle davalının dava konusu bonoyu icra takibine koyduğu, davacının dava konusu bononun teminat için verildiği iddiasını HMK'nun 201 maddesi uyarınca senet veya diğer kesin deliller ile ispat edemediği davacı tarafın tarafından hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine;
davacının kötü niyeti ispat edilmediğinden ve tedbir kararı verilmediğinden davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın dosyaya sunduğu tüm beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davaya konu senedin taraflar arasında ki esas borç ilişkisini oluşturan banka havalesi ile gönderilen borçların geri iadesine konu banka havaleleri ve icra takipleri dışında bir alacağa dayalı olmadığının ve bu borç alıp verme ilişkisinden doğan alacaklar bakiyelerine teminat olarak alındığının her haliyle ortaya çıktığını, mali müşavir bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıya fazla geri ödeme yapması nedeniyle tam tersi alacaklı olduğun ortaya çıktığını,
dava konusuyla birebir örtüşen HGK-K.2021/542 sayılı kararı ve bilirkişi raporu karşısında senedin sebepten mücerret olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın senedin temel borç ilişkisinden kaynaklı doğmuş ve doğacak borçlara sebep davacıdan alındığına dair açık ikrarları, davacının temel borç ilişkisine dayalı olarak davalıya fazladan ödeme yaptığı ve borcunun bulunmadığına dair bilirkişi raporu ve emsal nitelikteki Hukuk Genel Kurul kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta davacının davaya konu senedin teminat olarak verildiğini ileri sürdüğü, davalı tarafın davaya konu senedin davalı şirkete verilen borçlara ilişkin mutabakat sonucu verildiğini savunduğu, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafın teminat iddiasını ispatlayamadığı,
davalının teminat iddiasını kabul etmemesi karşısında, davalının senetlerin borca karşılık alındığını beyan etmesinin ikrar olarak değerlendirilemeyeceği, somut uyuşmazlığın davacının tek taraflı olarak tuttuğu ticari defterlerine göre çözülmesinin mümkün olmadığı gibi, bilirkişi raporunda davacı şirketin 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu kanaatine varıldığı,
mevcut delil durumu doğrultusunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/624, K. 2024/1706, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama