KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2023/692 Esas
- Karar no
- 2024/1950
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/11/2022
- Numarası
- 2021/300 Esas, 2022/134 Karar
- Davanın konusu
- Markaya Tecavüzün Tespiti, Meni, Refi, Maddi Tazminat İstemli
Karar Metni
1.042 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... markasının müvekkili adına TPMK nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin 50 yılı aşkın zamandır Kapalıçarşı bölgesinde kuyumculuk - altın işleme faaliyeti ile tanındığını, müvekkilinin ... markasının sektörde bilindiğini, davalı şirketin 2019 yılında kurulduğunu, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresi ve reklam tabelasında ... ibareli kullanımı ile müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, davalıya tecavüzün giderilmesi için gönderilen ihtarnamelerin teslim alınmadığını, davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımlarına devam ettiğini,
yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını belirterek, marka hakkına tecavüzün tespitine, engellenmesine, önlenmesine, 5.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL kar kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş yerinin Bahçelievler'de olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu markaları, davacı ile arasındaki anlaşmaya istinaden kullanıldığını, davacının rızası ve bilgisi dahilinde gerçekleşen eylemler nedeniyle dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin ticaret unvanının "... ..
Şti" olduğu dönemde herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, maddi, manevi ve lisans bedeline ilişkin tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddi gerektiğini belirterek, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"....
Dosya kapsamında, belirtilen dönem içerisinde markanın kullanımına ilişkin olarak birer adet boş ve tarihsiz fatura ve sevk irsaliyesi, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Faaliyet Belgesi, ürün, forma ve kartvizit görseli bulunduğu, anılan belge ve görseller dışında dosya kapsamında, davacı markasının ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığını kanıtlar bir delil bulunmadığı tespitİ karşısında, davacının .. ve ... sayılı markalarının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde tescilli olduğu sınıflarda tüketiciye arz edildiği ve pazar payı kazanmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla markanın temel işlevlerine uygun,
ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, hükme esas alınan 02/08/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu bir arada değerlendirildiğinde, davalının ... isimli iş yerinin açılacağını duyurduğu afiş/tabela asılması şeklindeki kullanımlarının, davacı adına ... ve ... numaraları ile tescilli markalarına gerçekleşmesi muhtemel bir tecavüz olarak değerlendirilebileceği ancak davacının ... ve ... numaralı markalarının, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde temel işlevlerine uygun, ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığı nazara alınarak davanın,
davalının kullanmama def'ine ilişkin yapmış olduğu itiraz doğrultusunda; -Davanın REDDİNE, " Şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf isteminde özetle. Markanın kullanılmadığına yönelik gerekçenin yerinde olmadığını, dosyada müvekkilinin İstanbul Kuyumcu Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan almış olduğu 17.04.2018 tarihli Oda Kayıt Belgesi evrakında müvekkilinin işyeri unvanının "..." olduğu açıkça yazılı olduğu, "İşyeri Ünvanı" olarak kullanıldığını, ayrıca ...
Odası Oda Kayıt Belgesi'nin 27.03.2023 tarihli bir suretini de istinaf dilekçesi ile ibraz ettiklerini müvekkilinin halen Esnaf Odası'na ... işyeri ünvanı ile kayıtlı olarak faaliyetini sürdürmekte olduğunu, müvekkilinin 22-25 Mart 2018 tarihinde ve 11-14 Ekim 2018 tarihlerinde katıldığı 46. ve 47. Uluslararası "..." adındaki kuyumculuk sektöründeki Uluslararası fuara "... -..." markası ile katılımını gösterir yaka kartını sunduğunu, 2016 - 2022 arasında kesmiş olduğu fatura örnekleri sunulduğunu,Dava dilekçesi ekinde tasarım tescil belgesi sudnukalrını, düzenlenme tarihi 27.06.2016 olduğunu,
2016 yılı amatör küme takımı için verilmiş forma reklamı da son 5 yıldaki kullanımı açıkça ispat ettiğini, bu deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiğini, bilirkişi raporunda talep edilebilecek tazminat miktarının ne olabileceğine dair bir tespit veya hesaplama yapılmadığından ve bu hususta ek rapor alınması gerektiğinden itiraz ettiklerini, sektör bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, ıslah için süre verilmesi talebinin kabul edilmemesinin yerinde olmadığını, 03.11.2022 tarihli karar celsesinde Yerel Mahkemece "6100 sayılı HMK'nun 184.
Maddesi uyarınca tahkikatın bitirildiği taraf vekillerine bildirilmiş olmakla, aynı yasanın 186. Maddesi uyarınca sözlü yargılamaya geçilmesine" karar verildikten sonra taraflara söz verilmeden karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı, kullanmama defini ileri sürdüğünden markanın tescil sınıflarında kullanıldığını ispat yükü davacıdadır. Ancak; cevap dilekçesi davacı vekiline tebliğ edilmişse de cevaba cevap dilekçesi sunulmamış, kullanmama defi yönünden süresi içinde delil bildirmemiştir.
İlk derece mahkemesince öninceleme duruşmasında bilirkişi incelemesine karar verilmiş, taraflara ticari defterleri ibraz etmeleri yahut yerinde inceleme talebinde bulunmaları için ihtaratlı kesin süre verilmiş, davacı yan süresi içinde defterlerini sunmamıştır. Bilirkişiler, dava dilekçesinde sunulan delillerin markanın ciddi kullanımı için yeterli olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bu yönde bir itiraza yer vermemiş, 02.11.2022 Tarihli dilekçe ekinde markanın kullanımına ilişkin bir kısım faturalar sunmuştur.
Bu durumda dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf sebepleri dikkate alındığında davacının delil olarak dayandığı markaların dava tarihinden geriye doğru son 5 yıllık sürede ciddi ve etkin kullanımı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacı vekili HMK 184 md gereğince son söz verilmeden karar verilmesinin ve ıslah için süre verilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; son celse HMK 184 mad gereğince tahkikatın bittiği bildirilerek taraf vekillerinin beyanlarının alınmış olup bu yönündeki istinaf istemi yerinde görülmemiş, davacı kullanım iddiasını ispatlayamadığından, davacıya ıslah için süre verilmemesinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı dikkate alınarak, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/692, K. 2024/1950, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama