KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Dosya no
- 2023/91 Esas
- Karar no
- 2024/1127 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/10/2022
- Numarası
- 2020/42 Esas - 2022/188 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
Karar Metni
1.421 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin TPMK tarafından 30-33-42.sınıflarda tescil edilmiş ... tescil numaralı “...” isimli ve şekilli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin ilgili piyasada bu marka ile tanınmakta olduğunu, müvekkili şirketin logosunun dini vecibelerini yerine getirmek isteyen Yahudiler açısından belirleyici olan, Türkiye’de “...” vermek üzerine yetkilendirilmiş bulunan tek şirket olduğunu, davalı şirketin izinsiz bir şekilde müvekkiline ait marka ile iltibas yaratacak şekilde müvekkili adına tescilli markayı kullanmakta ve müvekkili marka hakkını ihlal ettiğini, davalının ...com, ....com, ...com,
...com sitelerinden müvekkili markasının taklit edildiği ürünlerin satışının yapıldığını ileri sürerek, davalının tecavüz teşkil eden fillerinin tespitini, fiillerin durdurulmasını, kaldırılmasını, 7.000-TL manevi tazminat ile 3.000-TL itibar tazminatı ödenmesini, tecavüz ve oluşan zararlar sebebi ile 1.000-TL maddi tazminat ödenmesini, mahkeme kararının kamuya yayın yolu ile duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği www....com isimli internet sitesinin, merkezi Amerika'da bulunan ... firmasına ait olduğunu, www...com ve diğer internet sitelerinin kullanıldığı iddia edilen dıgıtal görsellerle müvekkili şirketin ilgisinin olmadığını, müvekkil şirketin, sadece yurt dışındaki müşterilere satış yapan bir gıda şirketi olduğunu, yurt içinde hiç bir pazarı bulunmadığını, müvekkili şirketin, kesinlikle davalı şirkete ait marka ve logoyu haksız şekilde bir üründe kullanmamış ve haksız bir menfaat de elde etmemiş olduğunu,
müvekkili şirketin davacı ile var olan ürün gamı ile birebir üretim ve pazarlamaya yönelik ticari faaliyeti olmadığından, davacının haksız kullanımından ne tür bir zarar gördüğünin izahtan yoksun olduğunu, noter tesbitlerinde yer alan ürünlerden sadece bir tanesinin bile satışa sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının markasının 42. Sınıfta “ kosher(koşer) belgelendirme hizmeti” veren bir garanti markası olduğu davacı markasının kullanımına “hizmet sözleşmesi” kapsam ve koşularında izin verdiği, delil tespit dosyasından alınan raporda, 29/11/2019 tarihinde www...com, www...com, www...com, www...com, www...com alan adlı web sitelerinde satışı yapılan davalıya ait ürün görsellerinde davacıya ait +ŞEKİL marka şeklinin yer aldığının tespit edildiği,
söz konusu adlı web sitelerinde yer alan davalıya ait ürün görselleri 12/05/2021 tarihinde incelendiğinde yalnızca www...com sitesinde davacı markasını taşıyan bir adet ürün görseli bulunduğu, davalı web sitesi olan www...com iletişim bölümünde merkez ofis olarak davalı şirket unvanı ve adresine yer verilmiş olması yanı sıra web sitesinde yer alan “setifikalar (corporate)” bölümünde yer alan tüm sertifikalarda davalı şirket adının yer aldığının raporlarda tespit edildiği,
bu noktada davalının sitelerin kendi adına kayıtlı olmadığı savunmasının dinlenilemeyeceği, davalının internet ortamında ürün tanıtımı ve ürün satışı için kullandığı ürün görsellerinde davacıya ait şekilli kosher markasını da ürün görselleri üzerinde kullanmasının davacıya ait tescilli güvence markası yönünden izahı yapılan mevzuat kapsamında markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış buna dayalı taleplerin kabulüne karar vermek gerektiği.
SMK'nın 151/2-c fıkrası kapsamında lisans hesaplanması üzerinden ve SMK 150/2 gereği itibar tazminatına dayalı olarak maddi tazminatın hesaplanmasının talep edildiği, davalı tarafça herhangi bir ticari defter dosyaya sunulmadığından davalıya ait kayıtların incelenemediğini, davacının yıllık 2.500 USD üzerinden lisanslama yaptığı davalı kullanımlarının 4 yıllık süreye yayılan kullanımları yönünden 10.000 USD zararının oluştuğu, dava tarihi itibarı ile kur üzerinden yapılan hesaplama ile 59.565,-TL bu kalemde zarar hesaplandığı,
davacı markasının güvence markası olduğu dikkate alındığında, davacının bu yöndeki tazminat talebinin de yerinde olduğu, taleple bağlı kalınarak 3.000-TL tazminata, davacının tüm talebi kabul olunmak üzere 62.565,00 TL üzerinden karar tesis edildiği, SMK'nın 149 hükmüne göre manevi tazminat şartları incelendiğinde, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin davacının markasına olan güvenirliği, tüketici nezdinde oluşan algıyı zedelediği dikkate alınarak, ihlalin ağırlığı hak ve nesafet gözetildiğinde talep edilen 7.000,00 TL'nin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; müvekkilinin kesinlikle davalı şirkete ait marka ve logoyu haksız şekilde bir ürününde kullanmadığını, haksız bir menfaat de elde etmediğini, müvekkil şirketin zaten kullanmadığı halde dinsel bir istismar ile maddi kazanç elde etmeye çalıştığı iddiasının ağır bir itham olduğunu, manevi tazminat talebinin bir dayanak ve delilinin de somut olarak kanıtlı olmadığını, manevi tazmin ve zarar doğduğu ortaya konulmaksızın soyut iddialarla açılan temelsiz ve haksız davanın reddi gerekmekte iken kabulüne karar verilmiş olmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu,
Menemen Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3028 sayılı soruşturma dosyasında, marka hakkına herhangi bir tecavüzün bulunmadığının tespit edildiğini, aynı konudaki uyuşmazlığa ilişkin alınan raporların iki farklı sonuç içermesinin bir çelişkiye neden olduğunu ve bu çelişkiler içinde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, 03.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin tespitini yaptığı www...com internet sitesinin bağlı bulunduğu adres ADB olarak belirlenmiştir.
Yer sağlayıcının ABD menşeili olarak tespit edilmesine rağmen müvekkil şirket aleyhine karar verilmiş olması hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. TPMK'dan celbedilen sicil kayıtlarına göre, davacının ... no'lu ... markası 30-33-42.sınıflarda tescillidir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 03/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı markasının 30 ve 42.sınıflarda tescilli olduğu alt hizmetler sayılmış, İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2019/268 D.İş sayılı delil tespit dosyasından alınan 03/12/2019 tarihli rapordaki davalıya ait ürünlerin hangi sınıfta değerlendirileceğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, davacının 42.sınıfta kosher belgelendirme hizmeti veren garanti markası olduğu, davalının internet üzerinde ürün tanıtım ve satışı için kullandığı görsellerde davacıya ait markanın kullanılmasının, davacının marka hakkını ihlal ettiği bildirilmiştir.
SMK'nın 6/7.maddesindeki "Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmü uyarınca bilirkişi raporunda garanti markası olarak nitelendirilen davacı markası hakkında ortak benzerlik incelemesi yapılmaması doğru görülmemiştir.
Menemen Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3028 sayılı soruşturma dosyasında, marka patent vekili bilirkişiden alınan 02/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda, İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2019/268 D.İş sayılı delil tespit dosyasından alınan 03/12/2019 tarihli rapordaki ürünlerin müşteki vekilinin de belirttiği üzere, üzüm cekirdeği yağı, ayçiek yağı ve benzeri ürünler olduğu, . fotoğraflar üzerinden de oil-yağ ibaresinin okunabildiği, ürünlerin yenilebilir bitkisel yağ olup nice sınıflandırması uyarınca 29. sınıf içerisinde değerlendirilebileceği, müştekinin markasının 29.sınıfta tescilli olmadığı,
tescilli olduğu 30, 33 ve 42'de benzer ürünlerin de mevcut olmadığı, marka hakkına tecavüz suçunun oluşmaığı belirtilmiştir. Söz konusu soruşturma dosyası ve içindeki bilirkişi raporu Uyap sistemi üzerinden dava dosyasına alınmıştır.
İlk derece mahkemesince, markaya tecavüz yönünden 03/06/2021 tarihli bilirkişi raporundaki görüşlerin gerekçeli karara aktarıldığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında soruşturma dosyasından alınan raporu ileri sürmesine, soruşturma dosyasından alınan raporun dosya içine alınmasına rağmen, gerekçeli kararda bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Aynı uyuşmazlığa ilişkin soruşturma dosyasından alınan ve aksi yönde görüşler içeren bilirkişi raporu ile, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için bir bilirkişi raporu alınması veya iltibas incelemesi hakimin hukuki bilgisiyle de yapılabileceğinden, söz konusu çelişkinin hakim tarafından gerekçeli kararda giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/91, K. 2024/1127, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama