KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2024/587 Esas
- Karar no
- 2024/1007
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2023
- Numarası
- 2023/660 Esas - 2023/1297 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.260 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili ile aralarında düzenledikleri 21/12/2010 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkiline. 28/06/2011 tarihinden 28/09/2011 tarihine kadar beheray 115 USD, 28/10/2011 tarihinde 128 USD, 28/11/2011 tarihinden 28/05/2013 tarihine kadar da beheray 100 EURO ve son olarak da 28/06/2013 tarihinde 147,68 EURO toplamda da 588 USD ve 2.047,68 EURO ödemeyi kabul ettiğini, Sözleşmenin dava dışı ... İç ve Dış Tic.
A.Ş ile akdedilmiş ise de, daha sonra bu şirketin 02/10/2018 tarih ve 9672 sayılı ticaret sicil gazetesinde de yayınlandığı üzere huzurdaki davalı şirkete devrolunmuş ve iki şirketin birleşmiş, borç ve alacaklardan davalı şirketin sorumlu hale geldiğini, son devralan muhatap olarak davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmışsa da, takibe haksız olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, itirazın incelenmesinde; yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği yetki konusunda sorun bulunmadığını, davalının sözleşmedeki imzaya yahut içeriğe itirazda bulunmamakta, yani sözleşmeyi kabul etmekte olduğunu, sözleşmenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini ve İİK 68 maddesi vd. kapsamındaki belgelerden olduğunu, davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, alacak zamanaşımı süresinin, alacağın muaccel olması ile başlayacağı kuralı uyarınca,
henüz dolmamış olduğunu, zira sözleşmeye göre ilk taksit ödeme tarihi 28/06/2011 olup, Covid-19 pandemisi sebebiyle durdurulan süreler ve icra takiplerinin başlatılma tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan bir talep bulunmadığını, nitekim işbu davadan evvel Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/335 E. Sayılı dosya üzerinden itirazın kaldırılması davasıında mahkemece verilen karar istinaf mahkemesince bozulmuş ve bozma gerekçesi olarak da, icra takip dosyasında, döviz cinsi paranın TL karşılığının gösterilmemiş oluşunun belirtilmiş olduğunu, bu süreçte işlemiş olan zamanaşımı süresi ise TBK 158 hükmü olup,
belirtilen 60 günlük süre içerisinde tekrar icra takibi ve huzurdaki davanın ikame edildiğini, bu sebeple zamanaşımı sorunu da bulunmadığını; itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan, miktarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığını, davanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmaması nedeniyle koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini, ödeme emrinin kanuna aykırı olduğunu, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ve harca esas değer gösterilmediğini, davacı tarafın 21/12/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak işbu davayı açmış olduğunu, bu tarih dikkate alındığında işbu davanın en geç 21/12/2020 tarihine kadar açılması gerektiğini,
dava tarihi itibarıyla alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlunun eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceğini, borcu nakleden ...
A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam ettiğini, tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle davacı kar-zarar katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, işbu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, müvekkili şirketin dayanak sözleşmeye istinaden davacı tarafa 588,45 USD ve 251,52 EURO ödeme yapmış ve bu ödemelerin mahsubundan sonra bakiye sözleşme bedeli 1.796,16 EURO olduğunu, dolayısıyla davacının asıl alacak talebi 250,84 UERO'nun taşkın olduğunu,
dava niteliği itibarıyla ticari dava olduğundan ve Ticaret Mahkemesinin görev alanına dâhil olduğundan iş bu davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddine, yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın yetki yönünden reddine, zamanaşımı itirazlarının ve izah ettikleri diğer nedenlerle davanın zamanaşımı ve diğer beyan ve savunmaları uyarınca reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/660 Esas - 2023/1297 Karar sayılı kararıyla. "Dava, taraflar arasında imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmayana "alacağın temliki, sulh ibra ve feragat sözleşmesi" kapsamında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK m. 67 uyarınca açılan işbu davada ilk olarak davalı şirketin icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre davalı borçlu vekilinin icra dairesine vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında akdedilen "alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi"yle işbu sözleşmeden doğabilecek olan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olması yönünde anlaştıkları ve sözleşmenin 5.maddesinden de bu hususun anlaşıldığı sabittir.
Sözleşme tarihinin 21.12.2010 tarihi olması hususu nazara alınarak yetkiye ilişkin HUMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Buna göre taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olarak belirtilmesine rağmen takibin Küçükçekmece İcra Müdürlüklerinde başlatılmış olduğu, usulüne uygun açılmış bir takibin işbu dava için dava şartı niteliğinde olması ve İİK m. 50 hükmü uyarınca usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmadığından açılan davanın usulüne uygun açılmış bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği, yetki anlaşması ile genel yetkili yer olan borçlunun ikametgahı mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkisi bertaraf edilemeyeceğinden, yetki konusunda sorun bulunmadığını, Keza HMK'ya göre ise her iki taraf da tacir yahut kamu kurumu değil ise yetki anlaşması geçersiz olduğundan, HMK açısından da yetki konusunda sorun olmadığını,Bu sebeple mahkemece yetkisiz icra müdürlüğü sebebiyle davanın usulden reddi kararı hatalı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından,"Açılan davanın usulüne uygun açılmış bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine." karar verilmiştir. Davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı "Alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine" dayalı olarak icra takibi başlatmış, davalı ise borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek, sözleşme gereğince İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu savunmuştur.
Takip dayanağı "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi"nin 21.12.2010 tarihli olduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Yetki sözleşmesi yapılmış olması, davanın genel veya özel yetkili mahkemelerde açılmasına engel değildir.
(HUMK madde 22) Başka bir ifade ile tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede, ya da yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı).
Davacı eldeki davada, sözleşme ilişkisine dayanarak, davalı tarafından sözleşmeyle taahhüt edilen alacağının ödenmediğinden bahisle icra takibi açtığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında, genel yetki kuralı gereğince davalı adresinin bulunduğu Küçükçekmece icra dairesinde takip başlatılmasında usule aykırılığın bulunmamasına rağmen; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile icra dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/587, K. 2024/1007, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama