KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2024/600 Esas
- Karar no
- 2025/776
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2023
- Numarası
- 2019/427 Esas, 2023/996 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.405 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 10/07/2008-12/11/2013 tarihleri arası müvekkili şirkette çalıştığını, evrak işlerini takip eden davalının müvekkili firmanın muhasebe personeli ... isimli personel ile evlendiğini, davalının müvekkili şirketi borçlandıracak şekilde beheri 300.000-USD olan borç senedi tanzim ederek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E., ... E.ve ...
E. sayılı dosyaları üzerinden takibe koyduğunu, söz konusu senetlerin sahte olduğunu, müvekkili şirketin davalıya böyle bir borcu olmadığını, 2009 yılında 10 yıl sonrasına ait senet düzenlenip vade tarihi olarak bu kadar uzun süre belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, müvekkili şirketin toplam tutarı 900.000-USD olan senetlerden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödemek zorunda kaldığı 45.000,00 USD tutarının karşılığı olan 273.150-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. 2000 - 2008 yılları arasında ... Ltd.
Şti. unvanlı şirkette kardeşi ile birlikte civata ve trifon üretimi yapan müvekkilinin 2008 yılında TCDD”'nin kapsamlı bir ihalesini kazandığını, söz konusu ihaleyi kazanan müvekkilinin borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... ile tanıştırıldığını, müvekkilinin ...'nın önerisi üzerine daha önce kendi şirketinde üretimini yapmış olduğu malzemeleri borçlu şirkette üretilmesi ve pazarlanması konusunda anlaşma yaptığını, ilgili sürecin devamında birlikte şirket kurulması konusunda mutabık kalındığını, müvekkilinin daha önce kendi şirketinde bulunan üretim makineleri ve personelleri borçlu şirkete devrettiğini,
... ile resmi olarak ortak şirket kurulamaması üzerine müvekkilinin davacı şirkette SGK çalışanı gösterildiğini, müvekkilinin borçlu şirket yetkilisinden davacı şirketin elde ettiği kârın paylaştırılması talebi üzerine borçlu şirket yetkilisi ... tarafından 01/06/2009 tarihli taahhütname verildiğini, söz konusu taahhütnamede yazılı olan 3 adet senedin de aynı gün tanzim edilerek müvekkiline teslim edildiğini savunarak, davanın reddini, %20 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin, eski çalışanı davalının beyaza attığı imzanın senet haline getirildiğini, lehtara bir borcunun olmadığını, aralarında ticari ilişki bulunmadığını belirtirken davalı da taraflar arasında düzenlenen taahhütnameye dayalı olarak takip dayanağı senetlerin düzenlenerek kendisine verildiğini iddia ettiği, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 02/03/2021 tarihli raporu ile taahhütname ve senetlerin imzadan faydanılarak oluşturulup oluşturulmadıkları hususunda bir tespite gidilemediği,
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü'nden alınan 03/01/2023 tarihli raporda, ... kaşesi üzerindeki imzaların boş belgelere atıldığı, her dört belgedeki imzalar üzerine üç adet senet metni ile bir adet taahhütname metninin lazer yazıcıda yazdırılması sureti ile mevcut biçimlerinin oluşturuluş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun belirlendiği, dava konusu senetlerde ihdas nedeni bulunmadığı,
senet elinde olan davalının bu senetlerin 01/06/2009 tarihli taahhütname kapsamında verildiğini iddia ettiği, ancak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapor ile taahhütnamenin boş belgelere atılan imzanın üzeri lazer yazısında yazdırılmak suretiyle oluşturulmuş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun belirtildiği, ispat yükü üzerinde olan davalının yazılı belge ile iddiasını ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı,
davacı asil tarafından e-imzalı olarak 05/09/2022 tarihinde gönderilen kabul beyanının sahte vekaletname kullanılarak alınan e-imza ile gönderildiği iddiası üzerine, e-imzanın vekaletname ile alındığı tespit edilmekle vekaletnameyi düzenleyen Üsküdar ... Noterliğinden vekaletnameye ilişkin belgelerin istendiği, vekaletnamenin Üsküdar ... Noterliği tarafından düzenlenmediğinin belirtiltiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. - ...
E. - ... E. Sayılı takip dosyaları nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasında davacı tarafından yatırılan 273.150,00 TL'nin 14.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine, davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, mahkemenin gerekçesinin bütün hukuk kurallarına aykırı olduğunu, mahkemenin ilk hukuka aykırı işlemini kendilerinden habersiz olarak dosyayı celse arasında Cerrahpaşa Üniversitesine göndererek yaptığını, bu hususun usul hukukuna aykırı olduğunu, mahkemenin hukuku aykırı olarak ispat yükünü yer değiştirip müvekkili aleyhine karar oluşturduğunu, oysa kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükünün borçluda olduğunu, asla yer değiştirmediğini, hem taahhütnamenin bulunduğu borçlu şirket antetli kağıdının,
hem de senetlerin bulunduğu kağıdın yani dört ayrı belgenin borçlu şirket yetkilisi tarafından kaşelenip imzalanarak boş ortama bırakılmasının hayatın normal akışına aykırı olduğu gibi basiretli bir tacirin de böyle bir davranışta bulunmayacağının karine olduğunu, TTK'nun 778 nci maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 680'nci maddesi gereğince açığa atılan imzadan imzayı atanın sorumlu olduğunu, açığa atılan imzalı belgenin içeriğinin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş olduğunun ispatının, bunu iddia eden tarafça ancak ve ancak kesin delil ile ispatlanabileceğini,
Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dava kabul edilmiş olmasına rağmen davalı aleyhine tazminata hükmedilmemiş olmasının bile tek başına gerçekte mahkemenin takibe konusu senetlerin sonradan doldurularak oluşturulduğuna inanmadığını gösterdiğini, çünkü davacının bu talebinin red gerekçelerinin karara yazılamadığını, çok zorlama ve hukuka uygun olmayan bir gerekçe ile bu davanın kabul edildiğini ileri sürerek, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin, kötü niyet tazminatına dair kriteri değerlendirmediğini, dosyada müvekkilin davalı yana bir senet vermediği, borcu olmadığı ve boş imzalı evrakların davalı tarafından yazıcıdan geçirilerek üzeri doldurulmak suretiyle senede dönüştürüldüğü kabul edilmişken, kötü niyet tazminatının reddinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, kötü niyet tazminat talebimini neden reddettiği konusunda herhangi bir gerekçe de ortaya konmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda, davaya konu takip dayanağı 3 bononun ve davalının bonoların ihdas nedeni olarak dayandığı taahhütnamenin, boş belgedeki imzalar kullanılarak oluşturulduğunun tespit edildiği, davalının bonoların ihdas nedenine ilişkin olarak dayandığı iddiasını ispatlayamadığı, hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu,
davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/600, K. 2025/776, 30 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama