KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/522 Esas
- Karar no
- 2025/773
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/01/2025
- Numarası
- 2024/115 Esas, 2025/3 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 2018 yılından beridir "https://www..com.tr/" URL adresi üzerinden hizmet verdiğini ve müvekkilinin, ... ve ... tescil numaralarıyla "..." markasının hak sahibi konumunda olduklarını, davalı şirketin Google Ads aracılığı ile müvekkillerine ait "..." markasını izinsiz ve hukuka aykırı şekilde anahtar sözcük olarak Google Ads reklamlarında kullandığını, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespitini, men ve refine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davalının, müvekkillerinin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminat taleplerinin kabulününe karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacı şirkete herhangi bir marka hakkına herhangi bir surette tecavüz etmediğini, belirli bir ibarenin aranması neticesinde google'da gösterilen reklamın, bu ibarenin reklam veren tarafından özellikle seçilerek google ads'te teklif verildiği anlamına gelmediğini, müvekkillerinin kontrolünde olmayan google'ın çevrimiçi reklam hizmetinin algoritması gereği, reklam verenin belirli bir ibareyi anahtar kelime olarak seçmemiş ya da teklif vermemiş olmasına rağmen, söz konusu ibarenin google'da aranması sonucunda reklam görünmesi söz konusu olabildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket vekilince, müvekkiline ait markaya tecavüz edildiğinin ileri sürüldüğünü, ancak marka hakkına tecavüz ve buna dayalı taleplerin marka sahibi tarafından yapılması gerektiği, ancak dosyada bulunan marka tescil belgelerinin incelenmesinden, davaya konu markaların sahibinin davacı şirketin yetkilisi dava dışı ... adına tescilli oldukları, dava konusu taleplerin davacı şirket tarafından ileri sürülebilmesi için davacının dava konusu markanın inhisari lisans sahibi olması gerektiği, dosya kapsamında böyle bir iddia ve ispat olmadığı için marka sahibi olmayan davacının, markaya tecavüz ve buna bağlı olarak tazminat davalarını açmasının da mümkün gerekçesiyle, açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin, davacı şirketin dava ehliyetini reddetmesinin, SMK m. 149 ve Yargıtay 11. HD'nin 2021/5098 K. kararına açıkça aykırı olduğunu, davacı şirketin markayı fiilen kullanan ve zarara uğrayan taraf olarak menfaat sahibi sıfatını taşıdığını, mahkemenin marka sahibi ile şirket arasındaki hukuki ilişkiyi (lisans/devir) giderilebilir bir eksiklik olarak değerlendirmek ya da fiili hak sahibi olarak müvekkil şirketi değerlendirmek ve dosyada halihazırda vekaletnamesi bulunan ...'un da davacı olarak kabulünü sağlamak yerine, usulden redde hükmetmekle hukuki süreci ihlal ettiğini,
mahkemece ayrı ayrı hesaplanan vekalet ücretlerinin HMK m. 326 ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının müvekkiline ait markaya tecavüz edildiği ileri sürüldüğü, ancak dosyada bulunan marka tescil belgelerinin incelenmesinde, davaya konu markaların sahibinin dava dışı şirket olduğunun anlaşıldığı, davacının dava konusu markaların inhisari lisans sahibi olduğunun da iddia ve ispat edilemediği, buna göre marka sahibi olmayan anılan davacının, markaya tecavüz davasını açmasının da mümkün olmadığı,
iddia olunan haksız rekabet eylemi de esasen dava dışı şirketin marka hakkından kaynaklandığından, anılan davacının haksız rekabete dayalı talepler yönünden de aktif dava ehliyeti bulunmadığı, (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/3672 E- 2023/7761 K.sayılı kararı) bu nedenlerle ilk derece mahkemesinceyönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, aynı davalıya karşı, farklı hukuki sebeblere dayalı ve birbirinden bağımsız talepler mevcut olduğundan davaların yığılmasının söz konusu olduğu,
bu nedenle davacı aleyhine farklı talepleri nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/522, K. 2025/773, 30 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama