KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/2150 Esas
- Karar no
- 2024/333
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22/01/2020
- Numarası
- 2018/886 Esas, 2020/41 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.178 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ...
Bankasının ülke çapında çeşitli şubelerinde üstlendiği elektrik işlerinin, trafo bakım, regülatörlerin arızalarının giderilmesi, montaj vs. işlerinin bir kısmını taşeron olarak müvekkili şirkete yaptırdığını, müvekkilinin yaptığı malzemeli onarım, bakım vs hizmetine karşılık hizmetin sunulduğu şubenin onay kaşeli teknik servis formu ve fatura davalıya gönderildiğinde ödeme yapılacağı şeklinde anlaşıldığını, buna ilişkin mail yazışmalarının da olduğunu, toplam 20.781,74 TL tutarlı 4 adet faturaya karşılık 11.450,69 TL ödeme yapılmasına rağmen kalan 9.331,15 TL'nin ödenmemesi üzerine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 8.764,74 TL ve 566,00 TL bedelli faturaların ödenmesi için çektiği ihtarnameye, müvekkilince çekilen ihtarname ile söz konusu fatura bedellerinin ödemesinin yapılabilmesi için faturaya konu işin/hizmetin yapıldığının ispatı niteliğinde olan, taraflarınca yapılan teklifin ve müvekkilince verilen teklif onayının ve servis formlarının ıslak imzalı asıl suretlerinin gönderilmesi gerektiğinden bahisle cevap verildiğini, teklif ve onay olmadığından taraflar arasında akdi bir ilişkinin ve davacının, müvekkiline bir hizmet sunmasının da söz konusu olmadığını, faturanın,
bir malın verildiğini yahut hizmetin görüldüğünü tek başına ispatlamayacağını belirterek davanın reddine, takip haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça faturalara konu hizmetin verildiği ispat olunamadığından davanın ve ayrıca davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun aynen hükme alınmasının, kararı gerekçeli kılmadığını, kararda, işbu dava kapsamında ispatın hangi nedenlerle sağlanamadığı, teknik servis formları, faturalar ve mail yazışmalarının neden ispat yönünden değerlendirilmediği,
ispatın ne ile yapılması gerektiği vb. gibi açıklayıcı hiçbir gerekçe gösterilmediğini, bunun, yargılamadaki doğrudanlık, gerekçe hakkına ve adil yargılanma ilkelerine aykırı olduğunu, fatura alacağının dayanağı olan hizmetin, teknik servis formları, mail yazışmaları ve davalı şirkete çekilen ihtarname ile ispatlandığını, davalı şirketle yapılan yazışmalarda açık ve net bir şekilde, taraflar arasında bir eser sözleşmesinin varlığı, yapılacak işe ilişkin teklifin sunulduğu, iş sahibi karşı tarafın teklife onay verdiği, montajın ve diğer onarım işlerinin yapıldığı, teknik servis formu belgelerinin karşı tarafa iletildiği,
ödemenin yapılmadığı hususlarının ispat edildiğini, kaldı ki Mayıs ve Haziran ayında kesilen faturaların itiraz süresi geçtikten ve kabul edildikten sonra Ağustos ayında iade edilmesi ile ispat yükünün faturayı alan davalıya geçtiğini, mail yazışmalarının da, belge niteliğini haiz olup tek başına veya başka delillerle birlikte hükme esas alındığını, davalı tarafından mail yazışması ile,
faturalar ve dayanağı olan teknik servis formlarının ıslak imzalı asıllarının gönderilmesi istenmiş ise de, bu evrakların asıllarının ve mail yoluyla fotokopilerinin davalıya gönderildiğini, davalının mail yoluyla faturaların aslını istemesinın de, faturaların içeriğine herhangi bir itirazının olmadığını gösterdiğini, çünkü hayatın olağan akışı gereğince, faturaların içeriğine itirazı olan tarafın, faturaların aslını istemesi değil, faturaların içeriğine itiraz etmesi gerektiğini,
müvekkili şirket tarafından davalı şirkete hizmet verildiğinin ve bu hizmete karşılık davalı şirketin dava değeri kadar müvekkili şirkete borçlu olduğunun sabit olduğunu, söz konusu bedelin davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir..s sayılı dosyasında 9.331,14 TL asıl alacak ve 426,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.757,37 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından sunulan 08/04/2019 tarihli raporda; her iki tarafın ticari defterlerinin lehine delil vasfının bulunduğu, davacının, kendi ticari defterlerine göre davalıdan 9.331,14 TL alacaklı olduğu, davalının, kendi ticari defterlerine göre, davacıya borç ve alacağının olmadığı, ticari defterler arasındaki farkın 8.764,74 TL ve 566,40 TL bedelli faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, fatura muhteviyatında ki ... bank Şubeleri için elektrik servis ve teknik hizmetierinin davacı tarafından, davalı adına, dava dışı bankaya verildiğinin ispata muhtaç olduğu bildirilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu sabittir. Davacı tarafından düzenlenen toplam dört adet faturadan ikisi olan 06/04/2017 tarihli 5.166,51 TL ve 6.284,18 TL bedelli faturalar, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup bedelleri davalı tarafından ödenmiştir. Uyuşmazlık ise, yine davacı tarafça düzenlenen diğer iki fatura olan 23/05/2017 tarihli 8.764,74 TL ve 28/06/2017 tarihli 566,40 TL bedelli faturalardan kaynaklanmaktadır.
Buna göre davacı, hizmet edimini yerine getirerek ücrete hak kazandığını iddia etmekte olup davalı ise, davacıdan bir hizmet almadığını savunmaktadır. Davacı taraf, üstlendiği edimi yerine getirdiğine yönelik 2017 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayına ilişkin teknik servis formlarını dosya kapsamına sunmuştur. Uyuşmazlık konusu faturaların her ikisinin de açıklama kısmında "... bank Şubeler Elektrik İşler Bedeli" yazmaktadır.
Ancak tam olarak hangi hizmetler sebebiyle düzenlendiği yazılı olmayan faturaların, dosya kapsamına sunulan teknik servis formlarına konu hizmetlere ilişkin olup olmadığı belli değildir.
Oysa itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olup davanın takibe bağlılığı, alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğundan somut olayda da, faturalara konu hizmetin yerine getirildiğinin ispatı gerekir ise de mevcut delil durumuna göre davacının, bu anlamda ispat yükünü yerine getirdiği söylenemez.
Davalı tarafından gönderilen e-mailde, uyuşmazlık konusu faturaların evrak eksikliği nedeniyle gönderileceği, kabul edilebilmesi içinde, servis formu (müşteri ismi, firmanın kaşesi ve ıslak imzası olması), servis talep ve onay mailleri ile teklif ve teklif onayının tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.
Zaten taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin de bu şekilde yürüdüğü tarafların kabulünde olup uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin eksik belgelerin, davalıya gönderildiği de dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile ispatlanamamıştır. Bu nedenle davanın reddine yönelik Mahkemece verilen karar yerinde olup davacının istinaf başvurusunun reddi gerekir.
Öte yandan, davacı vekilinin, 9.757,37 TL olan alacağın tamamı için dava açtığını ve sehven sadece asıl alacak miktarı üzerinden harç yatırıldığını beyan etmesi üzerine Mahkemece eksik harcı ikmal etmesi için davacı tarafa süre verilmiştir.
Ancak dava değeri 9.331,14 TL (takip konusu asıl alacak) olarak gösterilip harcı yatırılarak işbu dava açıldığından eksik harcın tamamlanmasına imkan tanınmak suretiyle Mahkemece tesis edilen ara karar yerinde olmasa da bu hususa değinmekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/886 Esas, 2020/41 Karar ve 22/01/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 159,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 268,23 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2150, K. 2024/333, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama