İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2170 K.2024/317

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2020/2170Karar2024/317Tarih5 Mart 2024Okuma15 dk · 2.913 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Mart 2024
Dosya no
2020/2170
Karar no
2024/317
İncelenen kararın mahkeme
İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
02/10/2020
Numarası
2018/675 Esas - 2020/383 Karar
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
05/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.913 kelime·15 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Hollanda'da mukim olan müvekkili şirket tarafından 11.03.2017 tarihli ve ... numaralı sipariş formu ile ... adlı ürünlerin davalı firmadan satın alınması yönünde talepte bulunulduğunu, davalının 20.03.2017 tarihli proforma fatura ile müvekkil şirket tarafından sipariş edilen ürünlerin satımı için müvekkil firmaya 83.755 Euro fiyat teklifi verdiğini, müvekkili şirket tarafından satış bedeline mahsuben ön ödeme olarak 15.000 Euro bedelin 28.03.2017 tarihinde davalının bildirilen hesabına ödendiğini,

bakiye bedelin ise davalı tarafından ürünlerin sağlam ve eksiksiz bir şekilde müvekkiline teslim şartının yerine getirilmesi sonrasında ödeneceğini, ancak sipariş edilen ürünlerin davalı tarafından müvekkili şirkete ihracatının yapılmadığını ve ürünlerin de teslim edilmediğini, müvekkili şirket adına ve lehine siparişi veren iş ortağı ... ile müvekkili şirketin ilişkilerinin sona ermesi nedeniyle bir daha davalı şirket ile irtibat da kurulamadığını, ayrıca sipariş edilen ürünler müvekkili şirkete teslim edilmediği gibi ön ödemenin de müvekkiline iade edilmediğini belirterek,

taraflar arasında zedelenen güven ilişkisi nedeniyle ticari ilişki kurmak imkansız hale geldiğinden, davalı lehine sebepsiz zenginleşme oluşturan müvekkilinin alacağının tahsiline yönelik olarak davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...

E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra takibine itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek tüm bu nedenlerle, borçlunun icra dosyasında 16.546,64 Euro asıl alacak ve fer’ileri açısından yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle de %20 oranında davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu proforma faturanın müvekkili tarafından düzenlenmediğini, müvekkiline ait herhangi bir kaşe ve imza olmaksızın müvekkili dışında başka kişilerin el yazılarının olduğu bir proforma fatura olduğunu, müvekkiline davacı şirket tarafından herhangi bir sipariş verilmediği ve müvekkili tarafından böyle bir proforma fatura düzenlenmediğini, davacı yanın müvekkili ile arasında satış akdinin kurulduğunu ispat etmesi gerektiğini, para transferine ilişkin banka havalesinde açıklama olarak sadece "... " şeklinde ibare bulunduğunu,

söz konusu ödemenin icra takibine konu proforma fatura ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu ödemenin icra takibine konu proforma faturaya ilişkin yapılmış olsaydı ödemenin açıklamasına "proforma faturasına ilişkin ödemedir" şeklinde açıklama olmasını gerektiğini, bu sebeple ödemenin borç ödemesi niteliğine sahip olduğunu, davacının müvekkile olan borcunu bu şekilde ödediğini, Yargıtay içtihadı uyarınca TBK md 457 vd göre havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmış olduğu yönünde yasal karine bulunduğunu, bu yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu belirterek,

müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosyaya Uyap kaydı getirtilen Bakırköy 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/329 E dosyasıyla ilgili olarak, davalı vekilince bu dosyada davacının davalıyla akdi ilişki kurulmadığını kabul ve ikrar ettiği ileri sürülmüşse de, davacı şirket yetkilisinin incelenen suç duyurusu dilekçesinin eski iş ortağı ... ve onunla ilişkili kişiler hakkında dolandırıcılık vb suçlardan suç duyurusuna ilişkin olduğu,

dilekçesinde açıkça ... tarafından kendisinin kandırılıp Hollanda'daki şirketiyle (davacı şirketle) davalı arasında akdi ilişki kurulup sipariş verip proforma fatura düzenletip şirketten para aktarılmasına neden olduğu, ama davalının mal teslimini yapmadığı, bu suretle kendisinin ve şirketinin kandırıldığının anlatıldığı, bu anlatımın dava dosyamızla da uyumlu olduğu, ceza dosyasında davacı şirket yetkilisinin davacı şirketle davalı arasında bir akdi ilişki kurulmadığı ve davalıya 15.000,00 Euro'nun borç ödeme için gönderildiğine dair bir beyan ve ikrarı bulunmadığı görülmüştür.

Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli ... hakkında düzenlenen iddianamede yazılan "İstanbul 2 ATM 2018/675 E dosyasında mal siparişi verildiği ve proforma fatura düzenlendiğinin bile bilirkişi raporuyla tespit edilemediği" şeklindeki ibare, sipariş formu ve proforma faturanın sözleşme icap-kabul aşamalarına ilişkin belgeler olmakla, akdi ilişkinin kurulması sonrası düzenlenecek fatura-ödeme belgeleri şeklinde ticari defterlere kaydedileceği, bu nedenle sipariş ve proforma faturanın ticari deftere kayıt zorunluluğundan bahsedilemeyeceği dikkate alındığında,

ticari ilişkinin hukuki boyutuna dair ceza mahkemesince yapılmış maddi vakıa tespiti sayılamayacağı gibi, akdi ilişki kurulma koşulları hukuk mahkemesince değerlendirileceğinden, savcılık iddianamesi davacıyla davalı arasında akdi ilişki kurulmadığının ispatı sayılamaz.

Davalı vekilince ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, davalı hakkında ceza dosyasında bir tespit, araştırma bulunmadığı, dava dosyamızdaki talep ve dosya kapsamı gözetilerek, sonuçlanmasının beklenilmesine gerek görülmemiştir.

Netice itibariyle, davacının davasını ispatladığı, davacı ile davalı arasında mal alım satımı konusunda akdi ilişki kurulduğu, davacının bir miktar peşin ödeme yaptığı, davalının mal teslim edimini aradan geçen bir yılı aşan süreye rağmen yerine getirmediği, sözleşmenin ani edimli bir sözleşme ve sipariş edilen malın cins borcu niteliğinde olduğu, tüm bedel gönderilmemişse de gönderilen peşin ödeme karşılığı kadar malın da teslim edilmemiş olduğu, bu nedenle davacının sözleşmeden dönerek ödediği peşin ödemeyi iade talep edebileceği, ancak bu hususta takip öncesi davalıyı temerrüde düşürdüğünün davacı tarafça ispatlanamadığı,

bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı, Euro cinsi para gönderen davacının akdi ilişki Euro cinsinden kurulmuş ve kendisi de Hollanda'da mukim olması nedeniyle gönderdiği bedeli yabancı para cinsinden iade talep edebileceği, ancak bu durumda takip sonrası (aksine anlaşma ispat edilememekle) istenebilecek faizin 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesine göre Euro cinsi mevduata Devlet bankalarınca uygulanan yıllık faiz olabileceği kanaatiyle, aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüyle,

itirazı haksız olan likit alacakla ilgili (takip tarihindeki kur üzerinden) davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına ve davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında takip talebi öncesinde davalı tarafın temerrüte düşürülmemiş olmasın gerekçe göstererek takip talebi öncesi döneme ait 1.546,64 Euro faiz taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın işbu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, kendilerince açılan davanın ticari satım akdi kapsamında davalı tarafın müvekkiline mal teslimi yapmaması nedeniyle gerçekleşmeyen sebep üzerine davalı tarafın mal varlığında oluşan sebepsiz zenginleşme kaynaklı itirazın iptali davası olduğunu,

asıl alacağa davalı tarafın sebepsiz zenginleşme tarihi olan 28/03/2017'den itibaren avans faizin işleyeceğini, faiz taleplerinin hukuka uygun olduğunu, ek bilirkişi raporunun da haklılıklarını ortaya çıkardığını, bu sebeple yerel mahkemenin faiz talebinin reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin kısmen ret kısmının kaldırılarak ek yargılama gerekmediğinden gerekli düzeltmenin yapılarak faiz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini,

yerel mahkemenin kısmen ret kısmına ilişkin kararın tehir-i icrasına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterlerini sunmaması nedeniyle incelemediğine dayandığını, ön inceleme duruşmasında davacı tarafa ticari defter ve kayıtlarını sunması için ihtarda bulunulmasına rağmen müvekkiline ticari defterlerinin sunulması için herhangi bir ihtarda bulunulmadığını, buna rağmen gerekçede davalı ticari defterlerinin incelenmediğinin gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın Hollanda'da bulunmakta olduğunu, sunduğu ticari defter adı altındaki belgelerin ne Hollanda ne de Türkiye'de hiçbir resmi makam ve merci tarafından onaylanmadığını,

sunulan belgelerin usule uygun tutulduğunu ve orijinal olduğunu teyit eder nitelikte resmi makan onayının bulunmadığını, bu belgelerin her daim bilgisayar ortamında düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, belgelerin yeminli tercümana tercüme ettirilmesi evrakın orijinal olduğunu değil, tercümanın doğru olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, mahkemede delil olarak değerlendirmeye elverişli olmadığını, bu belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını,

yerel mahkeme kararında davacı tarafın sunduğu sipariş formu ve takip dayanağı proforma faturaya dayalı ticari ilişki kurulduğu kanaatini hangi delile dayanarak ulaştığının açıklanmadığını, ayrıca sipariş formu ve proforma faturadaki malların türü, adedi, part numaralarının birebir eşleşmediğini, davacı tarafın proforma faturanın müvekkiline aidiyetini ve müvekkili tarafından gönderildiğini ispatlayamadığını, müvekkilinden sadır olmuş bir fatura bulunmadığından ortada geçerli bir icap yokken sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkiline sipariş formunun da gönderilmediğini,

taraflar arasında var olmayan ticari ilişkiye dayanarak ticari alacak iddiasında bulunamayacağını, tarafların farklı ülkelerde ticaret yapmakta olduğunu, davacı tarafın bir takım mail yazışmaları sunduğunu, ancak davacı tarafın dava dilekçesinin delil kısmında mail yazışmalarına dayanmadığını, ön inceleme duruşmasından sonra sunulan mail yazışmalarının bilirkişi raporunda incelenmiş olduğunu, raporun bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, bu mail yazışmalarına muvafakatlerinin olmadığının belirtildiğini, HMK 141.

Madde gereğince savunmayı genişletme yasağına aykırı hareket edilerek bilirkişi raporunun düzenlendiğini, buna rağmen bilirkişi raporunun hüküm gerekçesine esas alındığını, davacı tarafın ticari ilişkinin kurulması yönündeki iddialarının dava ve savcılık dosyasında çelişmekte olduğunu, öte yandan davacı tarafın huzurdaki davada yapılan bilirkişi incelemesinde savcılık şikayetinde hacklendiğini söylediği ...@... adlı mail adresinden yapılan yazışmaları delil olarak göstererek müvekkili ile ticari ilişkinin kurulduğunu iddia ettiğini,

davacı şirket yetkilisi ile müvekkili arasında iddia edilen ticari ilişkiye dair hiçbir mail yazışmasının olmadığını, davacı tarafın da bu durumu ikrar ettiğini, dolayısıyla taraflar arasında iddia edilen proforma faturaya dayalı ticari ilişkinin kurulmadığının davacı beyanları ve dosya kapsamından açık olduğunu, yerel mahkeme kararı gerekçesinde swift açıklamasının bulunduğuna dayandığını, ...

Bankası'na yazılan müzekkere cevabında swift mesajının alıcıyla paylaşılabildiğinin belirtildiğini, ...

Bankası tarafından müvekkiline verilen ödeme dekontunda swift açıklamasının bulunmadığının sabit olduğunu, ödeme dekontunda açıklama bulunmadığından müvekkilinin bu açıklamayı görebileceğinin kendisinden beklenemeyeceğini, ayrıca iddia edilen dekont açkılamasına dayalı ticari iş ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin açıklamasız para ödemesini davacı tarafın kendisine olan borcunun ödemesi olarak aldığını, davacı tarafın gerek huzurdaki davada gerekse ceza davasındaki iddiaları bakımından ticari ilişki ve alacak iddiasında bulunamayacağının açık olduğunu,

iddialarının yalnızca sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirilebileceğini ancak taleple bağlılık ilkesi gereği huzurda ikame edilen davanın ticari ilişkiye dayalı alacak davası olduğunun ön incelemede uyuşmazlık tespitinin de bu şekilde yapıldığını, davanın ispatının ancak ticari ilişkinin yazılı ve somut deliller ile ispatlanmasına bağlı olduğunu, davacı tarafın ispat yükünü yerine getiremediğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline ve icra inkar tazminatı hükmünün ortadan kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasındaki sözleşme gereğince ödendiği iddia edilen 15.000 EURO bedelin iadesi istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlığın taraflar arasında mal alım satımına ilişkin sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı,

bu kapsamda davacı tarafça yapılan ödemenin davalı tarafça sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği iddiası ile iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.avacı taraf şirket eski ortağı ...'ın şirket adına ve lehine 11/03/2017 tarihli teklif formu ile davalıdan ...-...-... adlı ürünlerin alımı konusunda talepte bulunduğunu,

davalı tarafça 20/03/2017 tarihli proforma fatura düzenlenerek kendilerine fiyat teklif edildiğini ve kendilerince de malların satış bedeline mahsuben ön ödeme olarak 15.000 EURO'nun 28/03/2017 tarihinde gönderildiği ancak davalı tarafça ürünlerin teslim edilmediği belirtilerek ödenen bedelin iadesi talepli takip başlatılmış ve takibe itiraz üzerine iş bu dava açılmıştır. İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ...

E. takip dosyasının incelenmesinde, "20/03/2017 tarihli proforma faturaya istinaden ödenen ancak karşılığı alınamayan bedelin iadesi" açıklamasıyla 15.000 Euro asıl alacak ve 1.546,64 Euro işlemiş faiz talebiyle, asıl alacağa takip sonrası avans faizi istemiyle" 18/04/2018 tarihinde başlatılan ilamsız takip olduğu, takibe davalı borçlunun süresinde itirazı üzerine takibin durdurulmuş olduğu ve davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür.

Davalı vekili ise mal alımı ile ilgili bir anlaşma yapılmadığını, 20/03/2017 tarihli proforma faturanın müvekkilince düzenlenmediğini, imza ve kaşesinin olmadığını, paranın borç ödemesine ilişkin olduğunu, savunduğu görülmüştür.

İlk derece mahkemesince taraf şirketlerin ticari defter ve dayanakları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı şirketin Hollanda'da mukim olması nedeniyle, ticari defterlerinin dava konusu kısımlarının noterden onaylı yeminli tercüme edilmiş halinin, ayrıca yabancı dilde sunulan delillerin yeminli tercümeli halinin dosyaya sunulması sağlanmış,

bu şekilde bilirkişiden rapor alınmış olup davacının Hollanda kanunlarına göre tutulan belgelere göre davalı taraftan 15.000,00-EURO alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı taraf istinaf başvurusunda ticari defterlerinin incelenmediğini mahkemece defterlerini sunması için herhangi bir ihtarda bulunulmadığını belirtmiş ise de bilirkişi kök raporu ekinde bilirkişiye davalı vekilinin ilgili belgeleri sunamayacaklarına dair e mail gönderdiği görülmüş olup bu beyan karşısında mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurduğu,

davalı tarafa ticari defterlerinin sunması için ihtarda bulunmadığı söylenemeyeceğinden davalı tarafın bu husustaki istinaf nedeni yerinde değildir.Somut olayda davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ispatlaması gerekmektedir.

Davacı tarafça teklif formu, teklif formu içeriği ile örtüşür nitelikteki proforma fatura, mail yazışması, ticari defterler ve ön ödeme yaptığı dekonta dayanılmış olup davalı taraf borcu kabul etmemiştir.6098 sayılı TBK'nın 1. maddesinde, sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur, aynı kanunun 4. maddesine göre telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır.

12. madde de ise "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir." düzenlemesi yer almaktadır.

Bu düzenlemeden hareketle taraflar arasındaki sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekil şartı aranmadığı, tarafların icap ve icaba uygun açık veya zımni kabulleri ile sözleşmenin kurulacağı ortadadır.Davacı davalı tarafın 20/03/20017 tarihli proforma fatura ile kendilerine teklif formu sunulduğunu beyan etmiş, davalı taraf ise bu proforma faturayı kabul etmemiştir.

Uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir. Geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımaz, ancak icap mahiyetinde olabilir.

Davacı taraf sunulan proforma faturanın kendilerine e mail ile gönderildiğini belirtmiştir.Davacı tarafın sunmuş olduğu mail yazışmalarında davacı şirket eski ortağı ile davalı arasında mal alım satımına dayalı ticari ilişkiler bulunduğu, davaya konu mal alım satım sözleşmesinin de e mail ortamında yapıldığı, mail yazışmasında davalı tarafça gönderilen 15/03/2017 tarihli mailde davacı tarafa proforma fatura ektedir şeklinde mail göndermiş ise de bu proforma faturanın davaya konu fatura olduğu tespit edilememiştir.

Ancak davacı tarafça 28/03/2017 tarihli ... Bankası dekontuyla 15.000 EURO davalı hesabına havale edilmiş olup dekontta ''ön ödeme-20032017'' açıklaması yazılıdır.

TTK'ya göre havale mevut bir borcun ödenmiş olduğuna karine oluşturur ise de havalede paranın avans olduğu yazılı olup dava tarihine kadar davacının buna herhangi bir itirazı olmadığından bunun 20/03/2017 tarihli proforma faturaya karşı gönderilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin kurulması sonucunu doğurucu nitelikte davacı tarafın(alıcının) kabul iradesini ortaya koyduğu ön ödeme olduğunun kabulü gerekir.

Davalı, bu açıklamanın aksini yazılı delillerle ispatlamakla yükümlü olup, usulüne uygun yazılı delillerle savunmasını ispatlayamamıştır.

Davalı tarafın bildirdiği Bakırköy 6. Asliye Ceza mahkemesi'nin 202/329 E. Sayılı dosyasının dava dışı kişiler hakkında olup, eldeki dava ile doğrudan ilgisi bulunmadığı ve dosyanın bekletici mesele yapılmasının sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla davalı vekilinin bu dosyanın bekletici mesele yapılması istemi yerinde değildir.İspat yükü üzerine düşen davalının,

kendisine yapılan havale işlemindeki "önödeme20032017" açıklamasının aksini yada malları teslim ettiğini dosya kapsamındaki delillerle ispatlayamadığı gözetildiğinde Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın 15.000 EURO asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesi isabetli olmuştur.

Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı vekilinin istinaf istemleri bakımından ise İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117 ve TTK 8 maddesi uyarınca icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir.

Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüte düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden davacı alacaklısı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamayacağından mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı taraf, takip talebinde işleyecek faiz yönünden ise yıllık 9,75 oranında avans faiz talep etmiştir.

Ancak, yabancı para alacaklarında 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.

Bu durumda dosya kapsamından taraflar arasında faizin cinsi yönünden bir düzenleme bulunduğu ispatlanamadığına göre mahkemenin asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun 4-a maddesine göre faiz işletilmek suretiyle aynı koşullarda takibin devamına karar vermesi yerindedir.Alacak faturadan kaynaklanan likit, davalı itirazı haksız bulunmakla ilk derce mahkemesince iptaline karar verilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Ancak takip tarihindeki 1 EURO'nun TCMB efektif satış kurunun 4,9834-TL ve kabulüne karar verilen 15.000 EURO alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığının 74.751,00-TL olduğu, dolayısıyla kabulüne karar verilen asıl alacak üzerinden hesaplanan 14.950,20 TL icra inkar tazminatı alacağına hükmedilmesi gerekirken 15.249,60-TL ye hükmedilmesi yerinde olmamış, hükmün bu kısmı düzeltilmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;

ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin icra inkar tazminatının miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulü, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...

Esas takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin 15.000,00-EURO asıl alacak yönünden, takip sonrası 3095 Sayılı Kanun 4-a maddesine göre faiz işletilmek suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine,Alacağın %20'si oranında 14.950,20-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,2-Alınması gereken 5.742,85 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 1.579,18 TL peşin harcın mahsubu ile 4.163,67 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 1.579,18 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 35,90 başvuru harcı, 180,60 TL tebligat ve posta gideri ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.216,50 yargılama giderinin red ve kabul oranına göre belirlenen 1.105,06 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.479,02 -TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Da9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-İstinaf karar harcı davacı vekili tarafından başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL ve posta gideri 5,50 TL olmak üzere toplam 154,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2170, K. 2024/317, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2170
Karar No
2024/317
Tarih
5 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2173 K.2024/415
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2182 K.2024/391
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2192 K.2024/349
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2196 K.2024/416
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2197 K.2024/305
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2198 K.2024/350

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.