KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1012 Esas
- Karar no
- 2024/1426
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11/02/2021
- Numarası
- 2019/37 Esas, 2021/103 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan
Karar Metni
1.815 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından borçluya ait 2007 yılı devreden bakiye alacağı ile 06.07.2008 tarihli 2007 yılı olağan genel kurul toplantısı, 08.11.2009 tarihli 2009 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı, 31.07.2010 tarihli 2009 yılı olağan genel kurul toplantısı, 24.04.2011 tarihli 2010 yılı olağan genel kurul toplantısı ve 08.09.2013 tarihli 2012 yılı olağan genel kurul toplantılarında alınan karar gereğince borçluya ait ödenmeyen üye aidat alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın 50.530,00 TL asıl alacak ve 45.148,55 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin aylık %1,5 (Yıllık %18) faizi ile devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, talep edilen üyelik aidat bedelleri 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin üyelik aidatlarından hiçbir şekilde sorumlu olmadığını, üyeliğin ve aidat ödeme yükümlülüğünün ispatının davacı tarafa ait olduğunu, genel kurul kararlarından haberi olmayan müvekkiline kararların da tebliğ edilmediğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz talep edilemeyeceği gibi faiz oranının da fahiş olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine, asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; davalının, ortaklığın devri yoluyla davacı kooperatife ortak olduğu, ortaklığını devir aldığı kişinin kooperatife olan borcu ile genel kurul kararları ile tespit edilen aidatları usulünce ödeme mecburiyetinde bulunduğu, dairesini satmasına rağmen kooperatif ortaklığını sona erdirmediği için kooperatife olan yükümlülüğünün devam ettiği, talep edilen alacağın zamanaşımına tabi olmadığı,
davalının önceki ortaktan devreden borcun cari borç niteliğinde bulunduğu ve 29.500,00 TL borcunun likit olmadığı kabul edildiğinde davacının anapara alacağının 50.530,00 TL, yıllık %18 gecikme faizi oranı üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ise 10.515,55 TL olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İAA ... İcra Dairesinin ...
Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 50.530,00 TL aidat ve devir borcu (ana para) ve 10.515,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.045,55 TL üzerinden devamına, kabule konu asıl alacak tutarı 50.530,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %18 ve değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, aidat borcu yönünden kabule konu 21.030,00 TL asıl alacak likit ve kabule konu tutar için yapılan itiraz haksız görüldüğünden İİK 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si olan 10.106,00 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline, redde konu asıl alacak tutarı için davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde. Mahkemenin kararında bahsi geçen üyelik devrine ilişkin yönetim kurulu kararının, müvekkilinin başvurusu olmadan düzenlendiğinden müvekkilini bağlamayacağını, zira ana sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca, ortak olmak isteyenlerin yönetime başvurması,
yönetim tarafından kabul edilerek bu hususta karar alınması gerekmekte olup müvekkilinin, kooperatife bu yönde bir başvurusunun olmadığını, davacı tarafından müvekkilinin üyeliğini ispat edecek şekilde bir ortaklık senedinin sunulmadığını, oysa 1163 sayılı Kanunun 18. maddesinin emredici olduğunu, bu nedenle müvekkilinin üye olarak kabul edilemeyeceğini, ana sözleşmenin 11/4 maddesi uyarınca, müvekkiline ortaklığa kabul veya ret kararının bildirilmediğini, 1163 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca, müvekkilinden sermaye borcunu yerine getirmesinin talep edilmediğini, yani davacının, müvekkiline hiçbir zaman üye gibi davranmadığını,
müvekkilini genel kurullara davet etmediğini ve alınan kararları tebliğ etmediğini, şayet müvekkili üye ise ihracını da sağlamadığını, müvekkilinin 2006 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında hazirun cetvelinde isim ve imzasının bulunduğu, diğer genel kurul toplantılarında hazirun cetvelinde isminin bulunduğu ancak imzasının bulunmadığı, bu hususlardan Mahkemece gerekçeli kararda bahsedilmiş ise de bir hukuki sonuca bağlanmadığını ve imza itirazlarına rağmen imza aidiyeti konusunda bir inceleme ve araştırmaya gerek görülmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile,
...isimli şahsın borcunun müvekkiline devri yapılarak alacak hesabı yapılmasını da kabul etmediklerini, zira müvekkilinin böyle bir borcu kabul ettiğine, borcun nakline dair bir sözleşme, protokol, muvafakat bulunmadığını, yönetimin, kendi kendine devir konusunda bir karar almasının da müvekkilini bağlamayacağını, davacının 2007, 2008, 2009 yıllarına ilişkin alacak istemleri zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin, 2006 yılı öncesine ilişkin aidat borçlarından da sorumlu tutulduğunu,
oysa müvekkilinin kooperatif üyesi olmaması nedeniyle üyeliğe sıkı sıkıya bağlı bir aidat yükümlülüğünden sorumlu tutulmasının ve zamanaşımı itirazının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 50.530,00 TL aidat alacağı ve 90.297,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 140.827,11 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, ödeme emrine yönelik yapılan itirazın tebliğ edilmemesi sebebiyle davalının iddiasının aksine davacı tarafından işbu itirazının iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/11/2020 tarihli raporda, 01.12.2006 tarihinde ortaklığın devri yoluyla kooperatife ortak olan ve kooperatiften 06.12.2006 tarihinde tapusunu aldığı ...
Blok ... Kat ...
Nolu kooperatif dairesini 06.09.2011 tarihinde ...'ya satan davalının, ortaklıktan ayrıldığını gösteren belge olmadığı, ortaklığının devam ettiği, önceki ortaktan devren gelen 29.500,00 TL tutarındaki borcunu ve ortak olmasından sonra yapılan 06.07.2008, 08.11.2009, 31.07.2010, 08.09,2013 tarihli genel kurul toplantılarında tespit edilen toplam 21.030,00 TL aidat borcunu yıllık %18 oranı üzerinden hesaplanan gecikme faiziyle birlikte davacı kooperatife ödemek zorunda olduğu, davalının bu borçlarını kısmen yada tamamen ödediğine dair belge ve bilginin bulunmadığı,
anapara borcunun tamamının likit olduğu ve zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edildiğinde, anapara borcunun 50.530,00 TL, gecikme faizi borcunun 45.148,55 TL, toplamda ise 95.678,55 TL olacağı, anapara borcunun önceki ortaktan müdevver 29.500,00 TL'lik bölümünün likit olmadığı ve zamanaşımının bulunmadığı durumunda anapara borcunun 50.530,00 TL, gecikme faizi borcunun 10.515,55 TL, toplamda ise 61.045,55 TL olacağı, zamanaşımının bulunduğu durumda önceki ortaktan müdevver 29.500,00 TL'lik bölümü için 5 yıllık zamanaşımı süresini doldurmuş olacağından anapara borcunun 21.030,00 TL, gecikme faizi borcunun 10.515,55 TL,
toplamda ise 31.545 ,55 TL olacağı bildirilmiştir.Uyuşmazlık, davalının kooperatif üyesi olup olmadığı, zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığı, ... isimli şahsın borcunun davalıya devri suretiyle yapılan alacak hesabının doğru olup olmadığı, aidat ödenmesine ilişkin genel kurul kararlarının davalıyı bağlayıp bağlamayacağı noktalarında toplanmaktadır.Somut olayda, davacı, 8. Blok 24 No'lu dairenin davalı adına üyelik kaydının bulunması sebebiyle davalının kooperatif üyesi olduğunu iddia etmekte olup davalı ise kooperatif üyesi olmadığını savunmaktadır.
Davacı kooperatifin 13/01/2005 tarihli ve 209 sayılı "ortaklığın devri" konulu yönetim kurulu kararı ile bu dairenin ... (...)'dan ...'a devredildiği belirtilerek müracaat dilekçelerinin yönetim kurulunca oybirliği ile kabul edildiği yönünde karar alınmıştır.
Davacı kooperatifin 01/12/2006 tarihli ve 295 sayılı "daire devri" konulu yönetim kurulu kararı ile ise bahsi geçen dairenin ...'dan davacı ...'a devredildiği belirtilerek müracaat dilekçelerinin yönetim kurulunca oybirliği ile kabul edildiği yönünde karar alınmıştır. Tapu kaydına göre söz konusu taşınmaz 06/12/2006 tarihinde davalı adına kayıtlı iken daha sonra satış işlemi ile 06/09/2011 tarihinde ...adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Alacağın dayanağı olan genel kurul toplantılarından sadece 2006 yılı olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde davalının adı ve karşısında imzası bulunmakta olup diğer genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvelinde davalının adı yer alsa da imzasının bulunmadığı görülmüştür.
Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, yapı kooperatiflerinde, kooperatif tarafından yaptırılan ve müstakil tapu ile ortağı adına tescil edilen taşınmazın ortak tarafından üçüncü kişilere satışı halinde ortaklık payının satın alana geçmeyeceği, payın ayrıca devredilmesi gerektiği, ortaklık payının devredilmedikçe kooperatif karşısında taşınmazı satan ortağın, ortaklık sıfatı ve sorumluluğunun devam edeceği ifade edilmektedir.
Somut olayda, davacı, davalının kooperatif üyesi olduğunu iddia etiğine göre bu iddiasını ispatlaması gerekir. Bir üst paragrafta bahsi geçen yönetim kurulu kararlarının içeriğinde sözü edilen müracaat dilekçelerine dosya kapsamında rastlanmamıştır. Bu nedenle taşınmazı satın aldığı sabit olan davacının, ortaklık payını da satın alıp almadığına yönelik bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Yine söz konusu dairenin ... (...)'dan ...'a devrine yönelik alınan 13/01/2005 tarihli ve 209 sayılı yönetim kurulu kararının konusu "ortaklığın devri" olarak gösterilmiş iken davalının kooperatif üyeliğinin dayandırıldığı kooperatifin 01/12/2006 tarihli ve 295 sayılı yönetim kurulu kararının konusu "daire devri" olarak gösterilmiş olup kararda ayrıca ortaklığın da devrine yönelik bir ifade de bulunmamaktadır.
Bu durumda taşınmaz ile birlikte dava dışı ...'un ortaklık payının da davalı tarafından satın alındığı dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacı kooperatif tarafından ispat edilememiş olup davalının taşınmazı devralması aynı zamanda ortaklığın da devri anlamına gelmediğinden davalının kooperatif üyesi olarak kabul edilmesi ve dava konusu alacaklardan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Öte yandan davalının alacağın dayanağı olan genel kurullardan sadece 2006 yılı olağan genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre toplantıya katıldığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporu ile yapılan bu tespite yönelik davalı vekili sunduğu beyan dilekçesinde hazirun cetvelinde müvekkilinin adının karşısında yer alan imzaya da itiraz ettiği gibi ayrıca mevcut delil durumu karşısında bu husus davalının zımni olarak davacı kooperatife üye olduğunu kabul etmeye yetmez.
Bu nedenle davalının kooperatif üyesi olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davalı vekili istinaf başvurusunda haklıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğine dair, karar miktar yönünden kesin nitelikte ise de talep üyeliğin tespitini de içerdiğinden temyiz yolu açık olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1012, K. 2024/1426, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama