İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1017 K.2024/1650

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/1017Karar2024/1650Tarih12 Kasım 2024Okuma13 dk · 2.577 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
12 Kasım 2024
Dosya no
2021/1017
Karar no
2024/1650
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
25/01/2021
Numarası
2016/1001 Esas - 2021/59 Karar
Dava
İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
12/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.577 kelime·13 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine cari hesap alacağına dayalı ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlu tüm alacak kalemlerin ve ferilerine itiraz etmekle, icra takibinin durduğunu, davalı/borçlunun takibe ferilerine yapmış olduğu itirazlarının iptali, takibin devamı ile alacağın ticari faizi ile tahsiline, davalı/borçlunun, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkili arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ek protokolü madde 53'te tahkim şartı getirildiğini, davacının acentelik sözleşmesinden doğan çekişmelerde hakem heyetine götürme zorunluluğu olduğunu, davanın usul ve yasaya aykırı olduğu, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....6100 sayılı HMK'nın 413.

Maddesinde; tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı tarafın tahkim ilk itirazında bulunabileceği, bu durumda tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkemenin tahkim itirazını kabul ederek davayı usulden reddedileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.

Ancak yukarıda anılan sözleşme uyarınca hakem heyeti tarafından üç ay içerisinde sorun çözülmez ise İstanbul Adliyeleri ve İcra Daireleri yetkilidir şeklinde taraf beyanları hakem heyeti kararının nihai olarak benimsenmeyeceği şartına yönelik olmakla ilk itirazın reddi gerektiği, Sözleşmenin yukarıda aktarılan diğer iki maddesi uyarınca yapılacak değerlendirme öncesi.

Tarafların tacir sıfatına haiz oldukları, sözleşme serbestisi içerisinde hareket ettikleri,basiretli tacir sıfatı ile akdedilen sözleşmenin 54.maddesi uyarınca aralarında delil sözleşmesi yaptıklarının anlaşıldığı, Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 193. maddesi hükümleri gereği belirli bir hususun ispatı için yapılmış delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan görevi gereği mahkemeler ve temyiz halinde Yargıtay tarafından kendiliğinden gözetilir (Yargıtay 15. HD’nin 25.01.2008 gün 2006/5660 Esas 2008/407 Karar, 04.06.2014 gün 2013/5278 Esas 2014/3802 Karar sayılı ilamları).uyarınca geçerli olduğu anlaşılmakla.

Uyuşmazlığın çözümünde davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak inceleme sonucunda davanın esasının çözüleceği,Davalı ticari defterleri (2013-2014-2015 yılların ait) üzerinde yapılan 07/12/2020 tarihli ikinci ek raporuna göre;Takip tarihi olan 17.06,2016 tarihi itibarı ile davacı tarafa: 12.982,32 TL borçlu bulunduğu, ve dava tarihi (18.11.2016) itibarıyla davacı tarafa: 50.097,91 TL Borçlu olduğunun anlaşıldığı,

Davacının sözleşmenin 18.maddesine dayalı talep ettiği demirbaş alacağı yönünden yapılan değerlendirmede ise ;Dava tarihi itibari ile taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin devam ettiği ,sözleşmenin fesh edildiğine dair takip tarihi ve de dava tarihi itibari ile dosyaya evrak yansımadığı bu hali ile 18.maddenin uygulanabilir ve de davacının demirbaş iade alacak talebinin yerinde olmadığı,Davacının takipteki işlemiş faiz talebi yönünden ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 10.maddesinde “Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi,

vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.” hükmü bu hükümler gereğince, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talep edebilmesi için davalı borçluyu icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olması gerektiği, 6098 sayılı TBK 117.maddesi uyarınca da davalının temerrüde düşürülmesi gerektiği Borçlunun/davalının BK. 117.

Maddesi uyarınca temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, alacaklının takip tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunabileceği kanaatine varılmış ve İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek, davanın kısmen kabulüne,..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının HMK 29 'a aykırı şekilde bilirkişi incelemesi sırasında ibraz ettiği, aslında tarafları bağıtlamayan ve davalı genel müdürlüğünce aynı gün tadil edilen eski sözleşme ile bilirkişi raporunun oluşturulduğunu, delil sözleşmesi hükmünde, sözleşmede herhangi bir kayıt bulunmadığını, sözleşmedeki kaydın hukuki niteliği delil sözleşmesi olarak kabul edilse dahi HMK 193/2 TBK 26-27 kapsamında hukuken geçersiz olduğunu, delil sözleşmesi kapsamında yada tek başına davalı defterlerinin HMK 222/2 'e göre davalı aleyhine delil kapsamında olduğunu,

davalının ticari defterlerini süresinde ibraz etmediğini, bu duruma rağmen savunmanın genişletilmesi mahiyetinde ek süre ve inceleme günü verildiğini, acentalık sözleşmesi hükümleri ile kargo sektörüne ilişkin uzmanlık görüşü içeren karar vermeye, denetime açık bilirkişi raporu hesap bilirkişisinin bu konunun uzmanlık görüşü olduğu beyanına rağmen alınmadığını, maddi vaka takdiri yapılamadığını, cari hesap-acentalık sözleşmesi ve kanuni düzenlemelerde yer alan sonuçları TTK defter tutma yükümlülüğünde gözetilmediğini, HMK 353/1-a kapsamında eksik delil inceleme nedeni ile başkaca bir mahkemeye gönderilmesine,

aksi halde davanın kısmen reddine ilişkin yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın tümden kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana teşmilini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete İstanbul Anadolu 10.Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/2903 D.İş.

Sayılı 17.11.2015 tarihli Kararı ile CMK'nın 133.maddesi tahtında kayyum atandığını, kararın, ticaret sicilde tescil edildiğini ve 18 Kasım 2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 5 Aralık 2016 tarihli 9212 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış 677 sayılı KHK'nın 7.maddesi düzenlemesi gereği olarak,

22.11.2016 tarihi itibarıyla CMK md. 133 uyarınca kayyum atanmış şirketlerin yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini, kayyum atanmış müvekkil şirketin yönetiminin 677 sayılı KHK uyarınca TMSF'ye devri uyarınca, TMSF tarafından şirketin yönetim kuruluna atanmış yetkililerin 5.12.2016 tarihli 9212 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davalı şirketin yönetiminin halen TMSF ve atadığı yöneticiler tarafından sevk ve idare edildiğini, Bankacılık Kanunun 140.maddesinde.

"TMSF'nin her türlü vergi resim ve harçtan muaf olduğu", Madde 140/5 düzenlemesinde "..... her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve tehiri icra taleplerinde teminat şartı aranmayacağı" açıkça hükme bağlandığını, 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun 140. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 140.

Maddesi uyarınca, harçtan muafiyeti bulunduğunu, ilgili maddeler doğrultusunda harç ödemesi aranmaksızın istinaf başvurusunun kabul edilmesini talep ettiklerini, istinaf başvurusuna konu huzurdaki davanın konusunun alacak davası olduğunu ve Yerel Mahkemenin hatalı inceleme yapma suretiyle davanın kısmen kabulü ile hatalı ve usule uygun olmayan bir karar verdiğini, Yerel mahkemenin davacı yanın davasını ispatlayamadığı yönündeki hükmünün hakkaniyete uygun olduğunu, davacı yanın demirbaş iade talebinin de herhangi bir şekilde ispatlanamadığını,

davacı yan tarafından somut yazılı bir belge sunulmadığının yerel mahkeme kararıyla da sabit olduğunu, davalı şirketin tamamen haklı olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından verilen kısmen kabül kararının davalı ... haklı iken haksız çıkardığını ve zarara uğrattığını, Yerel Mahkemenin hatalı değerlendirilmesi neticesinde tesis edilen kısmen kabul kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava; acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa konu uyuşmazlık temelde; delil sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, eksik inceleme bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile " acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak ile demirbaş iade sözleşme 18. madde fark alacağı" borcun sebebi gösterilerek 248.980,83 TL asıl alacak 78,45 TL işlemiş faiz, 2.971,97 TL acentelik sözleşmesi fark alacağı, 0,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 252.032,19 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatmış,

davalının itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir.Taraflar arasında davalının Turhal acenteliği ile birlikte Amasya Merkez acenteliğine ilişkin 2 ayrı acentelik sözleşmesinin bulunduğu, davacı vekilinin ilk derece mahkemesine sunduğu, davacı vekilince dava dosyasına sunulan 06.03.2018 tarihli dilekçenin 4. Maddesi ile icra takibi konusu alacağın tümü ile Amasya acente cari hesap alacağı ile demirbaş iadesi sonucu oluşan alacağa ilişkin olarak somutlaştırıldığı görülmektedir.

Dosya içerisinde Amasya acenteliğine ilişkin 2 sayfadan ibaret ... A.ş. Acentelik Sözleşmesi", ile 30/03/2011 Tarihli TEMİNAT SÖZLEŞMESİ taraflarca sunulmuştur. Ayrıca davacı tarafça 9 sayfa ve 9 ana maddeden oluşan: " ... A.Ş. Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü ( 03/09/2011) tarihli acentelik sözleşmesinin ek sözleşmesidir)" başlıklı bir sözleşme sunulmuştur. Bu sözleşmenin tüm sayfalarının ve sonuç kısmının taraflarca imzalandığı görülmektedir.

Davalı taraça cevap dilekçesi ekinde: 8 sayfa ve 8 ana maddeden oluşan: " ... A.Ş. Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü ( 03/09/2011) tarihli acentelik sözleşmesinin ek sözleşmesidir)" başlıklı bir sözleşme sunulmuştur. Bu sözleşmenin tüm sayfalarının ve sonuç kısmının da taraflarca imzalandığı sözleşme ve eklerinin huzurunda imzalandığına dair bölge müdürü ... adına bir imza daha atılmış olduğu görülmektedir.

Davacı tarafça davalının sunduğu sözleşmenin bölge müdürlüğünce yapılan ön protokol olduğu, asıl sözleşmenin kendilerince sunulan ve genel merkezce imzalanan sözleşme olduğu, davalının dürüst davranmadığı, mahkemenin ve bilirkişinin yanlış sözleşme hükümlerine dayandığını iddia etmiştir.

Davalının sunduğu sözleşmenin özel hükümler başlıklı 7. Maddesinin 54. Alt maddesi ile davacının sunduğu sözleşmenin özel hükümler başlıklı 7, maddesinin 52. Alt Maddesi 2 paragrafında "acente ile ... kargo arasında çıkacak çekişmelerde ...

Kargonun defter ve kayıtları geçerli olacaktır." şeklinde aynı hüküm bulunduğu, farkın madde numaralandırılmasından kaynaklandığı, hükmün içeriğinde bir değişiklik bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmıştır.

Her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğine bulunduğu bulunduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.Davacı defterleri ile davalı defterlerinin mutabık olmamasının davalı defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğini kaldırmadığı anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulunun 2021/208 E., 2023/822 K sayılı ilamında belirtildiği gibi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Delil sözleşmesi” başlıklı 193 üncü maddesinde.

“Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.(2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükümde düzenlenen delil sözleşmesi, ispat yükünün kimde olduğuna ilişkin değil, ispatın nasıl yapılacağı hakkındadır. Maddede belirtilen şekil koşuluna uyulmak suretiyle ispat konusunda tarafların anlaşması ile delil sözleşmesi kurulmuş olur.

Delil sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olarak yapılması veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarla olması gerekmektedir.Delil sözleşmesi, belli bir vakıanın, belli bir delille veya diğer deliller yanında kararlaştırılan türdeki deliller ile de ispat edilebileceği konusunda taraflar arasında davadan önce veya yargılama sırasında yapılan usulî bir sözleşmedir. Delil sözleşmesi etkisini doğrudan yargılama hukukunda gösterir.

Delil sözleşmesiyle birlikte taraflar yargılama sırasında belli delillere dayanıp dayanmama konusunda taahhütte bulunmaktadırlar. Bunun doğal sonucu olarak mahkeme delil sözleşmesinde yasaklanan bir delili inceleyemez (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, C.

II, İstanbul 2017, s. 1741).Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi, başka bir ifadeyle sadece belli delil veya delillerle ispatı mümkün kılan daraltıcı delil sözleşmesi yapılmış ise, delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden başka delille ispat mümkün değildir.Zira taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar ve kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler.

Delil sözleşmesinde, hangi hukuki ilişkinin hangi delil ile ispat edilebileceğinin kararlaştırıldığının açıkça gösterilmesi gerekli olup taraflar genel bir delil sözleşmesi yapamazlar.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 193/2 nci maddesinde ise, delil sözleşmesinin yapılmasının sınırlarına yer verilmiş olup, buna göre taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağı belirtilmiştir.Delil sözleşmesini taraflar yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler.Taraflarca ileri sürülmese dahi, delil sözleşmesinin mahkemece resen gözetilmesi gerekir.

Delil sözleşmesi temyiz hâlinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden göz önünde tutulur.Delil sözleşmesi kesin delil sayıldığından gerek tarafları ve gerekse mahkemeyi bağlayacağından, hâkimin görevinden ötürü resen bu hususu göz önünde bulundurması zorunludur (Muammer Öztürk, Zeki Gözütok, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Ankara 2023, s. 1098).

Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2020/(15)6-610 Esas, 2022/976 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.Bu açıdan taraflar arasında düzenlenen ve davalının sunduğu ek sözleşmenin özel hükümler başlıklı 7. Maddesinin 54. Alt maddesi ile davacının sunduğu sözleşmenin özel hükümler başlıklı 7. maddesinin 52. Alt Maddesi 2 paragrafında "acente ile sürat kargo arasında çıkacak çekişmelerde ..

Kargonun defter ve kayıtları geçerli olacaktır." şeklindeki düzenlemeni değerlendirilmesi gerekmektedir; sözleşmenin bu düzenleniş biçimi ile taraflar arasındaki uyuşmalıklarda davalının ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil olacağı düzenleme altına alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme ile defter ve kayıtlar arasında mutabakatsızlık bulunduğu takdirde davalı sürat kargonun kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiştir.

Delil sözleşmesinin varlığı, davacının yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmadığı gibi ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmemektedir. İlk derece mahkemesince de davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve davacı delilleri toplanarak hüküm tesis edilmiştir.

Bu durumda davacının taraflar arasındaki delil sözleşmesinin geçersiz olduğuna yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin bulunmadığı duruşmada defter ibrazı için ara kakar oluşturulup incelemenin adli tatil içinde 11/08/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiş, duruşma tutanağı 17/05/2017 tarihinde azledilen davalı vekiline tebliğ edilmiştir.

Mahkemece ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin incelenmesine resen karar verilebileceği ve davalının haklı mazereti kabul edilerek defter incelemesi yapılmasında da bir isabetsizlik bulunmadığından davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değilidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.

Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.

Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.Taraflar arasında TTK 89 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve yazılı olarak yapılması geçerlilik şartı olan "cari hesap sözleşmesi" bulunduğu davacı tarafça ispatlanmış ve dosyaya buna ilişkin bir sözleşme sunulmamıştır.Toplanan delillerden anlaşılan taraflar arasında acentelik sözleşmesi ve teminat sözleşmesi bulunmakta olup ticari lişki açık hesap ilişkisi olarak yürütülmüştür.

Bu durumda davacı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.Medeni usul hukukununda; tasarruf (md. 24), taraflarca getirilme (md.25), Taleple bağlılık (md.26), temel ilkelerdendir. HMK'nın 121. maddesi gereğince davacı, 129/2 maddesindeki atıf gereği davalı elinde bulunan delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Davacı taraf davalıya yaptığı ödemelere ilişkin kendisine ait banka hesabına ilişkin kayıtlarını çıkarıp mahkemeye sunması gerekir.

Davacı tarafça elinde bulunan banka kayıtlarının mahkemece istenmediğine eksik inceleme bulunduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir.

Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).Davacı ticari defterleri ile davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, taraf ticari defterlerininde mutabakat bulunmadığı, Bilirkişi raporu ile mutabakatsızlığın sebebi açığa çıkarılmadığı, ve mutabakatsızlık oluşturan hususların sözleşme hükümleri kapsamında üzeride durulup değerlendirilmediği görülmektedir.

Taraflar arasındaki delil sözleşmesinin münhasır delil olmaması hususu ve delil sözleşmesinin düzenleniş biçimi ile taraf ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığın sebebi belinlenip sözleşme hükümlerince irdelenmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece dosyanın taşıma hukuku alanında uzman nitelikli hesaplar uzmanı bilirkişi, sektör bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile ayrıntılı denetimine elverişli ve hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafça istinaf harcı yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/11/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1017, K. 2024/1650, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1017
Karar No
2024/1650
Tarih
12 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1021 K.2024/1596
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1022 K.2024/1427
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1027 K.2024/1688
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1034 K.2024/1728
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1040 K.2024/1639
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1041 K.2024/1690

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.