KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2024
- Dosya no
- 2021/11 Esas
- Karar no
- 2024/501
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/10/2020
- Numarası
- 2017/587 Esas, 2020/569 Karar
- Dava
- TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Karar tarihi
- 25/02/2024
Karar Metni
1.166 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket personeli ...'in 21/12/2016 günü 19:28 sıralarında depoyu kapatıp alarmı kurduğunu, ertesi sabah işyerine geldiğinde; kasanın ve depoda bulunan para kasasının çalındığı, ofiste bulunan güvenlik kamera sisteminin kablolarının sökülüp kayıt cihazlarının götürüldüğü,
dışarıdaki kameraların kafalarının ise yukarıya kaldırıldığını tespit ettiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 05/10/2016 tarihli sözleşme kapsamında davalının gelen sinyalleri 365 gün/24 saat takip etmesi ve müdahale gerekmesi halinde, merkezi abonenin belirlediği kişilere ve/veya ilgili mercilere haber vermesi gerektiğini, ancak davalının kablolar kesildiğinde problemi müvekkiline iletmediğini ve hırsızlığın engellenemediğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle zararın oluştuğunu,
sigorta kapsamında olmayan kasada bulunan ve çalınan 23.963,15 TL zararın karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.963,15 TL'nin muacceliyet tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin kusurunu ve zararını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığını, alarmı devreye aldığı belirtilen ...'in, başkasına tanımlı şifreyi kullandığını, bu nedenle şifrenin gizli kalmadığı anlaşıldığından, hırsızlık olayının işveren veya işçilerin desteği ile gerçekleşmiş olabileceğini, telefon hattının kesilmesi nedeniyle davalı şirket ile olan bağın kesildiğini, sözleşmenin 7.4 maddesi gereği ana panelde hasar oluşması veya iletişim aygıtlarına zarar gelmesi durumunda müvekkili şirketin zarardan sorumlu tutulamayacağını, ayrıca ticari defter ve kayıtlara dayanılmadan zararın ispatlanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının kasasında 23.963,15 TL para bulunduğu ve bu paranın da çalındığı hususunu ispatlaması gerektiği halde bu konuda herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ticari defterlerinde kasada 36.576,24 TL para olduğunun gözüktüğü, dolayısıyla davacı iddiaları ile kayıtlarının birbiri ile çeliştiği, bu nedenle davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşme gereği davalının güvenlik sisteminden gelen sinyalleri 365 gün /24 saat takip etmesi ve müdahale gerekmesi halinde merkezi abonenin belirlediği kişiler ve/veya ilgili mercilere haber vermesi gerketiğini, davalının bu sorumluluğunu yerine getirmediğini, kablolar kesilince izleme merkezine sinyal gitmediğini ve alarm sisteminin devre dışı kalmasından güvenlik merkezinin hemen haberdar olduğunu, davalı şirketin sinyalin kesildiğini müvekkiline bildirmediğini, mahkemenin anlamsız şekilde davanın esasını sadece zarar üzerinden değerlendirdiğini,
talep edilen zarar ile tespit edilen zararın farklı olmasının davada haksız oldukları anlamına gelmediğini, yapılan bilirkişi incelemesinde zararların çok daha yüksek çıktığını ve ıslah imkanları bulunduğunu belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, güvenlik sistemi abonelik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının talep ettiği zarar ile tespit edilen zararın farklı olduğu, bu nedenle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacı işyerinde yaşanan hırsızlık olayında davalı ... şirketinin kusurunun bulunup bulunmadığı ve davacının çalınan nakdi parası bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 1-Taraflar arasında düzenlenen güvenlik hizmeti sözleşmesinin 3.3 maddesi uyarınca ...
İzleme Merkezi, sistemden gelen sinyalleri 365 gün/ 24 saat takip edecek, müdahale gerekmesi halinde abonenin belirttiği kişiye (kişilere) ve/veya ilgili mercilere haber verecek, bunlara ulaşılamaması halinde zarardan sorumlu olmayacaktır.
Yargıtay 23. HD'nin 2014/895 Esas, 2014/4217 Karar sayılı kararında da anlaşılacağı üzere sözleşmenin 7.4 ve 5.3 maddelerinde yer alan davalının hırsızlık olaylarında sorumlu tutulamayacağına dair hükümler, davalı açısından bir sorumsuzluk kaydı içermeyip, davalının koruma ve uyarı borcunu tam ve gereği gibi yerine getirmesi halinde yaşanacak olumsuz durumda davalının sorumluluğunu düzenlemektedir.
Somut olayda telefon hattının kesilmesi ile davalı şirket ile izleme merkezi arasındaki bağın kesildiği, abonenin sisteminden gelen sinyalleri takip yükümlülüğünde olan davalı ... şirketinin bu kapsamda ilgili yerlerle iletişime geçmeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu kapsamda olayda davalının kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. 2-Diğer taraftan mahkemece, davacının talep ettiği zarar ile tespit edilen zararın farklı olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı vekili, yaşanan hırsızlık olayında kasada bulunan 23.963,15 TL nakit paralarının çalındığını ileri sürerek bu miktarın davalı ... şirketinden tazminini talep etmektedir.
Mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; davacının 2016 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 21/12/2016 tarihi itibariyle kasada 36.576,34 TL para olduğu gözükmesine rağmen, davacı tarafın kasada 23.963,15 TL bulunduğunu iddia ettiği, davacının defterleri ile davacı iddiası arasında çelişki bulunduğu, 11.613,09 TL farkın nerede olduğunun tespit edilemediği belirtilmiştir.
Gerçek zararını ispat yükü davacıdadır. Bu hususlar öncelikle davacı defter ve kayıtları ile maliyeye bildirilen vergi beyanları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya konmalıdır. Bunun yanında, kolluk tutanağında her iki kapağının zorlama ile açıldığı belirtilen kasada nakdi para bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı, saptanmalıdır.
Tüm bu araştırma ve incelemeler sonrasında, gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise, hakimin kendisinin değerlendirme yapması, somut olayın özelliklerini tartışması, hakkaniyete uygun tazminat miktarını belirlemesi gerekir (818 sayılı BK m.42, 6098 sayılı TBK m.50).
Somut olayda davacının usulüne uygun tutulan defter ve kayıtlarına göre, davacıya ait işyerinin zorlama ile açılan kasasında, iddia edilen 23.963,15 TL nakdi para bulunduğunun kabulü gerekirken, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, kasada davacının iddiasından fazla para bulunmasının çelişkili olduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulü ile 23.963,15 TL'nin (davadan önce yapılan ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü gözetilerek) 23/03/2017 tarihinden itibaren işyelecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/11, K. 2024/501, 25 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama