KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1254 Esas
- Karar no
- 2024/1589
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/02/2021
- Numarası
- 2019/420 Esas, 2021/109 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden
Karar Metni
1.235 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme kapsamında cari hesap alacağından dolayı davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıdan 55.000 USD karşılığında renkli fotokopi makinası satın aldığını, bu kapsamda davacının kopya başı üzerinden yedek parça ve servis hizmeti sunacağını, bu hizmetler karşılığında çekilen kopya başı üzerinden ödeme yapacağını, davacının icra takibine konu faturalara konu hizmetleri vermediğini, davacının servis bakım, yedek parça ya da buna benzer hiç bir işlem yapmadığını, iş yerine firma çalışanlarının hiç gelmediğini, kargo kanalı ile de tarafına hiç bir yedek malzemenin gönderilmediğini, davacının hiç ifa etmediği hizmet için sanki ifa etmiş gibi fatura düzenlediğini, kaldı ki bu hizmet sağlanmış olsa dahi ücretin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; taraflar arasında... A.Ş. Ekipman ve Teknik Servis Sağlama Sözleşmesi imzalandığı hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, davacı tarafından faturaya dayalı olarak takip başlatıldığı, davalı tarafından ayıplı ve eksik hatta hiç ifa edilmeyen bir hizmet için haksız şekilde takip başlatıldığının savunulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9.5.
Maddesinde ihtilaf halinde davacının defter ve kayıtlarının münhasır delil teşkil edeceği yönünde delil anlaşması yapıldığı, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde, taraf defterlerinin lehe ve aleyhe delil vasfını haiz olduğu, bilirkişiler tarafından takip konusu faturalar toplamından davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin tenzili ile 12.307,86 TL asıl alacak miktarına ulaşıldığının tespit edildiği, davalı tarafından ilgili faturalara itiraz edilmediği, süresi içerisinde usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge sunulmadığı,
buna göre davacının davalı hakkında söz konusu faturalar nedeniyle takip başlatmakta kısmen haklı olduğu anlaşıldığından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacı tarafından dava açılırken yalnızca takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden harç yatırıldığı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 12.073,86 TL asıl alacak üzerinden yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin davacının düzenlediği 31.08.2018 tarihli faturaya 06.09.2018 tarihinde mail yolu ile itiraz ettiğini, ancak yerel Mahkeme tarafından itiraz değerlendirilmeden faturanın kabul edildiği değerlendirilerek hüküm kurulduğunu, faturaya itiraz şeklinin Ticaret Kanununda öngörülmediğini, TTK 20/3 hükmünde öngörülen şeklin veya adi yazılı şeklin aranmasının doğru olmadığını, mail yolu ile yapılan itirazın geçerli kabul edilmesi gerektiğini, ilk derece Mahkemesinin bu hususu değerlendirmediğini,
müvekkilin şahıs şirketi olduğunu,... ismindeki müvekkilinin davacının delil olarak sunduğu dilekçede isminin geçmediğini, sözleşmede ismi geçen şirketin ... ve şirket yetkilisinin ... olduğunu, müvekkili şirketin isminin geçmediği ve imzasının taraflarına ait olmadığı bir sözleşme sebebiyle fatura düzenlenerek buna dayalı olarak başlatılan icra takibi akabinde yapılan itirazın iptalinde aleyhlerine hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin tarafının müvekkili şirketten bağımsız ... adında yetkilisinin ... olduğu başka bir şirket olduğunu,
ortada müvekkili şirket ile imzalanmış bir sözleşme bulunmadığından eksik hizmet ve ayıp ihbarında bulunabilecek bir durumun bulunmadığını, sözleşmede tarih dahi bulunmadığını, davacının vekaletnamesinin süreli olduğunu, ve süresinin dolduğunu, davacı vekilinin vekaletnamesi olmaksızın duruşmalara devam ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 12.317,00 TL asıl alacak ve 921,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.238,24 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
24/02/2020 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı ile davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil vasfı taşıdığı, davacının defterlerine göre icra takibine konu her iki faturanın kayıtlı olduğu, söz konusu faturalardan sonra davalı tarafından davacıya 03/09/2018 tarihinde 4.000,00 TL lik bir ödeme yapıldığı ve takip tarihi itibariyle 12.317,89 TL alacaklı göründüğü, davacının icra takibine konu ettiği iki adet faturanın toplamının 16.073,86 TL olduğu, davalının yaptığı 4.000,00 TL lik ödeme mahsup edildiğinde davacının 12.073,86 TL'ye ulaşıldığı, aradaki 243,14 TL lik farkın 2018 yılından önce geldiği,
ibraz edilen defterler ve dosya kapsamına göre bu farkı tespit etmenin mümkün olmadığını, davalının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 5.193,33 TL borçlu göründüğü, taraf defterleri arasındaki farkın, davanın yaptığı 4000,00 TL lik ödemeyi defterine 3.570,42 Tl olarak kaydetmesi ve 8.880,53 TL bedelli faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmamasında kaynaklandığını, faturaya ilişikin TTK 21/2 hükmü ve ticari defterlerin delil olmasına ilişkin HMK m.222 hükmü, yine taraflar arasındaki sözleşmede davacının ticari defter ve kayıtlarının delil niteliği taşıyacağına ilişkin hüküm birlikte dikkate alındığında,
dava konusu faturaları tebliğ alarak yasal süresi içerisinde faturalara itiraz etmeyen, herhangi bir eksik hizmet ve ayıp ihbarına bulunmayan davalının, davacıya 12.073,86 TL asıl alacak ve 909,51 TL işlemiş faiz olmak üzere talep edebileceği tutarın 12.983,37 TL borçlu olduğu" yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur.
04/11/2020 teslim tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "kök raporda sunulan kanaatlerini değiştirmeye sebebiyet verecek şekilde herhangi bir somut verinin rapor sonrasında taraflarca sunulmadığı, bu nedenle kök raporda belirtilen kanaatlerinde herhangi bir değişikliğe gidilmediği" belirtilmiştir. Somut olayda, davacının incelenen ticari defterlerine göre hizmet faturalarından kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.5 maddesi gereği,HMK 193 maddesi uyarınca davacıya ait kayıtların kesin ve münhasır delil olacağı kararlaştırılmış olup münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olan bu hüküm sebebiyle davacının fatura konusu alacağının varlığını ve miktarını ispatladığının kabulü gerekir.
Her ne kadar davalı istinaf dilekçesinde sözleşmedeki imzayı inkar etmiş ve faturaya 8 günlük yasal süresi içinde faturaya itiraz ettiğini ileri sürmüş ise de, HMK'nun 357/1 maddesine göre, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağına yönelik hükmü sebebiyle davalı vekilinin ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında ileri sürülmeyen bu itirazının da dikkate alınması mümkün görülmemiştir.Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının vekaletnamesinin süreli olduğu ve süresinin dolduğunu, vekaletnamesi olmaksızın duruşmalara devam ettiğini ileri sürmüş ise de, davacı vekili tarafından Bakırköy ...Noterliğinin 10.09.2019 tarihli ... yevmiye numaralı 10.09.2021 tarihine kadar süreli vekaletnamenin dosyaya sunulduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/420 Esas, 2021/109 Karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 206,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 221,41 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1254, K. 2024/1589, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama