KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/134 Esas
- Karar no
- 2024/670
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2020
- Numarası
- 2016/742 Esas, 2020/607 Karar
- Dava
- RÜCUEN TAZMİNAT
Karar Metni
5.284 kelime·26 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketi tarafından ... alt kiracısı olduğu ve kuyumcu olarak faaliyet gösterdiği işyeri için 31/12/2014 - 31/12/2015 tarihlerini kapsayan Endüstriyel Yangin Sigorta Paket Poliçesi tanzim edildiğini, sigortalı işyerinin, ... AVM binasının zemin katında ...
A.Ş.'nin bayisi olarak her gün saat 10:00-22:00 arasında faaliyet gösterdiğini, işyerinde, alarm ve kamera sistemlerinin mevcut olduğunu, sigortalı işyerinin yetkililerinin beyanlarından, olay yerinde ve kamera kayıtlarında yapılan incelemelerden edinilen bilgilere göre, 19/07/2015 günü saat 04:28'de, kimliği meçhul 3 kişinin, sigortalı işyerinin vitrin camını kırıp vitrinde bulunan ziynet ürünlerini çalarak olay yerinden uzaklaştığının ve hırsızlık olayını ancak işyerindeki alarm sisteminin devreye girmesi ile fark eden AVM binasının özel güvenlik firması görevlilerinin kaçan şahısları yakalayamadığını,
bu nedenle davalıların hırsızlık olayı neticesinde meydana gelen zarardan kusurları nedeniyle sorumlu olduğunu, ekspertiz raporunda da bu yönde kanaate varıldığını, ekspertiz ile işyerine verilen zararın, çalınan ziynet ürünlerinin ve hasar gören ziynet ürünlerinin tespit edilerek sigorta bedelinin değerlendirildiğini, akabinde müvekkili şirketin, sigortalısına 11.194,33 USD hasar bedelini ödediğini, ödeme sonrasında ise rücu bedelinin tahsili amacıyla Küçükçekmece ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı .... AŞ vekili cevap dilekçesinde; hakkında davanın açılan ... AŞ'nin başka bir işkolunda hizmet veren farklı bir grup şirketleri olduğunu, ... AVM'de ... AŞ tarafından özel güvenlik hizmeti verildiğinden husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle HMK'nun 124. maddesi gereğince davalı tarafın düzeltilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin merkez adresinin Ankara olması sebebiyle İcra Müdürlüğü ve Mahkemenin yetkili olmadığını, diğer davalı ...
AŞ'ye bağlı ... AVM'ye özel güvenlik hizmeti sunan müvekkili şirketin, davalı şirket ile arasındaki sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi sebebiyle iddia edilen dava konusu hırsızlık olayına ilişkin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sözleşmeye göre, diğer davalı şirketin talimatı doğrultusunda, güvenlik zafiyeti oluşmasının önüne geçmek üzere olayın başlangıcı sırasında aydınlatmaların kontrolünün gerçekleştirildiğini,
alarma sistemi devreye girdiğinde özel güvenlik görevlisi ... zaman kaybetmeksizin olay yerine intikal ederek kimliği belirsiz şahısları yakalamak için elinden gelen tüm özeni gösterdiğini ve şahısları durdurması üzerine, işyerine giremediklerini, yine hırsızlık olayının, zaman kaybedilmeksizin işyeri sahibine ve emniyet birimlerine bildirildiğini, davacı şirket sigortalısının, alması gereken güvenlik tedbirlerini almadığından ağır kusurlu olduğunu, zira kuyumcu olarak işletilmesi nedeniyle hırsızlık riski yüksek olan işyerinde, diğer mağazalarda bulunduğu gibi kepenk sisteminin bulunmadığını,
bu nedenle davacının tam ve aslen kusurlu olduğunu, davacını, iddia ettiği maddi zararın tutarının doğruluğunu ispatlamak zorunda olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla sorumluluk tartışmasında diğer etkenlerin ve özellikle davacının kusurunun dikkate alınması gerektiğini, sigortalı, tazminat talep hakkını sadece zarara sebep olan kimseye karşı kullanabileceğinden davacı sigorta şirketinin, sigortalısına ödeme yapmasına neden olan olayda zarara sebep olan müvekkili şirket değil, iddia edilen hırsızlık olayının faili olduğundan davacı şirketin, müvekkili şirkete rücu hakkının bulunmadığını, davacı sigorta şirketinin,
takip konusu miktara dayanak olarak ileri sürdüğü ekspertiz raporunun, usul ve yasaya aykırı olduğu gibi sübjektif değerlendirmeler içerdiğini, eksperin, değer belirleme sırasında hangi ölçütleri göz önüne aldığının ve makul ücreti hangi değere göre belirlediğinin muallak olduğunu, keza davacı şirketin sigortalısının 19.07.2015 tarihli emniyet ifadesinde çalınan ürünlerin toplam değerini 16.443,00 TL olarak belirtmesine karşın, eksper tarafından yapılan fahiş hesaplamanın da kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın ...
AŞ'ye ihbarına ve davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; ...
AVM'nin güvenliğinin sağlanması amacıyla müvekkili ile diğer davalı şirket arasında 18/05/2015 tarihli Özel Güvenlik Hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, dava konusu hırsızlık olayında müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, diğer davalı şirketin sözleşmeye göre, görev bölgesi giriş-çıkışlarının kontrol altına alınmasını, güvenlik bölgesi sınırları içinde devriye görevinin ve kontrollerinin yerine getirilmesini sağlamakla yükümlü olduğu gibi AVM'de verilecek güvenlik hizmetinin verilmesi ve hizmetlerin denetiminden bizzat sorumlu olduğunu, ancak diğer davalı şirketin, görevini layıkı ile yapmadığını,
özen yükümlülüğüne uygun davranmadığını, güvenlik ve koruma hizmetlerini savsakladığını, bunun sonucunda ise hırsızlığın yaşandığını, imzalanan sözleşme gereği diğer davalı şirketin AVM'de 34 personel istihdam etmesi gerekirken olay anında, öncesinde ve sonrasında müteaddit defa uyarılmasına rağmen eksik personelle hizmet vermeye devam ettiğini, anlaşılan personel sayısı ile hizmetin verilmesi halinde zararın meydana gelmesinin önüne geçilebileceğini, diğer davalı güvenlik şirketinin olayda ağır kusurlu olduğunu, davacının sigortalısının,
diğer mağazalarda olduğu gibi iş yerinin tüm cephelerini olası bir hırsızlık olayına karşı kepenk ile muhafaza altına alması gerekirken sadece kapı girişinde kepenk bulunduğunu, bu önlemin hırsızlık meydana geldikten sonra alındığını, davacının sigortalısı olaydan sonra müvekkili şirkete yaptığı bildirimde zararının 13.000,00 TL olduğunu bildirmiş iken zararın nasıl 11.194,33 USD olduğunun anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zararın detaylarının ve işbu zararların tamamının hırsızlık neticesinde meydana geldiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini,
dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirkete atfedilebilecek hiçbir kusur ve ihmal bulunmadığını belirterek müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama sonucu, sigortalının stoklarına göre teyit olunan gerçek hasar bedelinin 4.561,64 USD ve ödeme tarihi olan 18/08/2015 tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz miktarının 25,41 TL olduğu, buna göre toplam alacağın 4.587,05 USD olduğu, dava konusu hasarın meydana gelmesinde (%30 + %70 oranında) kusurlu olan davalıların tespit edilen 4.587,05 USD tutarındaki hasar bedelinin rücuen tazmininden müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu, sigortalının atfı kabil kusurunun bulunmadığı,
dava konusu alacağın varlığı yargılamaya muhtaç olup likit nitelik taşımadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, davalı/borçlunun, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen dava ve takip konusu 11.256,71 USD'lik borcun 4.587,05 USD'lik kısmına vaki itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takip konusu asıl alacağa -davacının talebi aşılmamak üzere- takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4489 Sayılı Kanun ile değişik 4/a md gereğince TC Merkez Bankası tarafından 1 yıl vadeli USD cinsi mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, yasal şartlar oluşmadığından davacı lehine icra-inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı ve davalı ...
AŞ vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin çelişkileri gidermeden, eksik incelemeye dayalı olarak karar verdiğini, gerekçeli kararın, dosya safahatinin özeti olup yalnızca bir paragrafının gerekçe niteliğini haiz olduğunu, müvekkili şirket tarafından sigortalısına yapılan ödeme güncel döviz kuru üzerinden TL olarak yapıldığından hasar sorumlularının da müvekkili şirkete hasar tarihi itibaryla güncel döviz kuru üzerinden ödeme yapması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan milyem hesabının ekspertiz raporunda yapılan milyem hesabından neden büyük farklılıklar içerdiği,
olay günü hasara uğrayan ve yenilenen vitrin camının neden hesaba katılmadığı, müvekkili şirket, dava dışı sigortalısına ödemeyi döviz (USD) cinsinden yapmış olmasına rağmen rücu hesabında neden döviz (USD) yerine Türk Lirasının esas alındığı hususlarının yeterince irdelenmediği gibi açıklığa da kavuşturulmadığını, bağımsız ve alanında uzman ekspertizden alınan rapor ile dosyaya sunulan bilirkişi raporları arasında tazminat miktarı yönünden fahiş fark bulunduğunu, ortaya çıkan fahiş farkın, kanaatlerince has gram altın fiyatının ve milyem hesabının farklı hesaplanmasından kaynaklandığını,
her ne kadar talepleri doğrultusunda dosya yeni bilirkişilere tevdi edilmişse de, alınan raporların çelişkiyi giderici ve ayrıntılı nitelikte olmadığını, icra edilen keşfe hakimin katılmadığını, bilirkişi tarafından yapılan milyem hesabının ekspertiz raporunda yapılan milyem hesabından büyük farklılıklar içerdiğini, bu farklılığın giderilmesi/aydınlatılması için ekspertiz şirketinden alınan kıyas raporunda, farklılığın nedeni olarak,
hesaplama aracı olan milyemin gerçek piyasa değerinden daha düşük tespit edildiğinin belirtildiğini, sigortalının zayi olan ürünleri, Türkiye çapında piyasası yüksek, marka değeri güçlü olduğundan milyem hesabında bu kriterlerin de dikkate alınması gerektiğini, ancak raporların bu itirazlarını gözetecek şekilde ihtimalli olarak hazırlanmadığını yerel Mahkeme tarafından verilen hükmün, 13.016,66 TL tutarında (bu hesaplamanın da hatalı olduğundan bahsetmiştik) kıymetli emtianın zayi olması tespiti ile kurulduğunu, ne var ki sigortalıya yapılan ödemenin, kıymetli emtiaların yanında kırılan vitrin camı bedelini de içerdiğini, ancak hükmün,
hatalı olarak yalnızca sigortalının zayi olan kıymetli emtialarına ilişkin kurulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava bu şekilde son bulsa dahi lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmediğinden vekalet ücretinin hatalı/eksik olarak maktu şekilde takdir edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ...
AŞ vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirkete atfedilen %30 kusur oranının, objektif kriterlerden uzak ve dosyada mübrez deliller detaylı araştırılmaksızın tespit edildiğini, hırsızlık olayına konu güvenlik zaafiyeti tamamen diğer davalı şirkete ait olduğunu, akdedilen hizmet sözleşmesinde diğer davalı şirketin AVM için gerekli tüm güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olacağının belirtildiğini, davaya konu hırsızlık olayının eksik personelden dolayı meydana geldiğini, bu hususun giderilmesinin Bakırköy ...
Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 01/09/2015 tarihli ihtarnamesiyle ihtar edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişi heyetince, AVM'nin batı kapısında kepengin olmamasının faillerin AVM içerisine girmesini kolaylaştırdığına ilişkin tespitlerinin müvekkiline kusur atfedileceği anlamını taşımadığını, diğer davalı şirketin AVM girişlerini, çıkışlarını ve kamera kayıtlarını devamlı şekilde kontrol etmesi gerektiğini, ayrıca hırsızlık olayının gece saatlerinde yaşanması sebebiyle AVM'nin, açık olduğu saatlere göre nispeten gece vakti korunmasının daha basit olduğunu, sigortalı işyerinin,
AVM içinde bulunan diğer mağazalar gibi olası bir hırsızlık ve benzeri olaylara karşı kepenk ile muhafaza altına alınmadığını, olay esnasında sigortalı işyerinde bulunan alarm sisteminin çalışmadığını, bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlerden de anlaşılacağı üzere, davacının, işbu davayı açarken somut olayın gerçekleştiği tarihteki işyeri stok listesini veya envanterini mahkeme dosyasına ibraz edemediğini, tespiti yapılan menkul malların stok miktarlarının tamamen dava dışı şahsın, Halkalı Şehit Ahmet Zehir Polis Merkezi Amirliğinde beyan ettiği şikayet tutanağındaki 14 ayar ve kıymetli taşlı altın ürünlerden oluştuğunu,
bilirkişi heyetinin de bu beyanlar üzerinden hesaplama yaptığını, ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen bütün yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen bilirkişi heyeti tarafından kusur atfedilmesinin dayanaksız olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ....
AŞ vekili karara karşı sunduğu süre tutum dilekçesinde; kararın, gerekçesi ile birlikte henüz taraflarına tebliğ edilmediğini, gerekçeli istinaf yoluna başvuru dilekçesinin süresi içerisinde sunulacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalılardan rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalılar hakkında Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 11.194,33 USD asıl alacak ve 62,38 USD faiz olmak üzere toplam 11.256,71 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK'nun 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Davacı sigorta şirketi ve dava dışı sigortalısı ... arasında 31/12/2014-31/12/2015 tarihleri arasında geçerli Endüstriyel Yangin Sigorta Paket Poliçesi akdedildiği, riziko adresinin "... Mah. ... Sk. ... AVM Bina No:...
Küçükçekmece/İstanbul" olduğu, sigortalı işyerinin faaliyet konusunun kuyumculuk olduğu, poliçede cam kırılması, emtea, demirbaş ve dekorasyon hırsızlık teminatlarının bulunduğu, davacı şirketin, sigortalı işyerinde 19/07/2015 tarihinde hırsızlık meydana geldiğinden bahisle sigortalısına ödeme yaptığını -18/08/2015 tarihinde 31.943,02 TL- ileri sürerek ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
06/08/2015 tarihli hırsızlık ekspertiz raporunda; sigortalı yetkilisi tarafından sunulan çalınan ürünlere ait listede yer alıp müşteki ifade tutanağında yer almayan ürünlerin teminat dışı olarak değerlendirildiği, müşteki ifade tutanağında ürün gramlarının tartı değerinden belirtildiği, ancak toplam gram hesabının bayi satış fiyatında belirtilen ürün gramları üzerinden hesaplandığının anlaşıldığı, sigortalı bayinin, ziynet ürünlerini ... firmasından bayi satış fiyatında belirtilen gram üzerinden alması sebebiyle hasar değerlendirmesinin toplam 320 gram üzerinden yapıldığı,
müşteki ifade tutanağında belirtilmeyen 35,38 gr ürünün teminat dışı olarak değerlendirildiği, çalındığı ve hasarlandığı belirtilen 16 adet sergileme mankenine ilişkin ilk alış faturaları sunulmadığından teminat dışı olarak değerlendirildiği, zarar verilen 1 adet kolye ve kelepçe bilekliğin onarımı için ... firmasının belirttiği işçilik maliyetinin hasar değerlendirmesine alındığı, hırsızlık esnasında verilen zarar kapsamında kırılan vitrin camına ilişkin sigortalı yetkilisi tarafından sunulan faturada yer alan cam değişim bedelinin makul bulunduğu,
olay sebebiyle AVM yönetimi ve güvenlik şirketine rücu edilebileceği, sigortalının talebinin 40.986,98 TL olduğu, hesaplanan hasar tutarının 36.844,00 TL olduğu, teminat kapsamında kabul edilen hasar tutarının 31.943,01 TL olduğu (USD cinsinden ise 12.089,09 USD olduğu) belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 05/07/2018 tarihli raporda;
davalı güvenlik şirketinin personelinin olayın olduğu gece yüksek duyarlılıkta hizmet vermedikleri, planlama, koordinasyon ve denetim eksikliği nedeniyle gece personelinin gelişigüzel ve öngörüsüz görev anlayışı içinde bulundukları, bu nedenle olayın meydana gelmesinde davalı güvenlik şirketinin %70 oranında kusurlu olduğu, öte yandan alınması gereken tedbirlerin yeterli olmadığı,
bu büyüklükteki bir AVM'de güvenlik hizmeti satın alınırken 34 kişilik personel için değil de daha fazla personel planlanarak sözleşme imzalanmasının yanı sıra, davalı güvenlik şirketinin hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği yönünde yeterince denetlenmediği ve uyarılmadığı anlaşıldığından olayın meydana gelmesinde davalı AVM yönetiminin %30 oranında kusurlu olduğu, davacının sigortalısına ise kusur atfının mümkün olmadığı,
sigortalı işyeri sahibi ...'un emniyetteki ilk ifadesine göre, toplam 16 parça, 110,00 gr, 14 ayar ürünün çalındığı (ifadede çalınan ürünlerin ayarlarından bahsedilmemiş ise de keşif mahallindeki tespitlerden ve ... sahibinin beyanlarından ürünlerin 14 ayar doğal ve yarı kıymetli taşlı ürünler olduğunun görüldüğü), toplam çalınan 16 parça altın ziynet takımının 16,443,00 TL olduğu, hepsinin de ... markalı ürünler olduğu, 1 adet kelepçe altın bileziğin ve kolyenin hasarlı olduğunun beyan edildiğinin anlaşıldığı,
adı geçen kişinin tekrardan polis merkezine giderek işyerinde sayım yaparken daha önce çalındığını beyan ettiği ürünlere ilaveten 7 parça, 38,06 gr, 14 ayar ürünün (ifadede çalınan ürünlerin ayarlarından bahsedilmemiş ise de keşif mahallindeki tespitler ile davacı ve tanıkların beyanlarında ürünlerin 14 ayar doğal ve yarı kıymetli taşlı ürünler olduğunun görüldüğü) çalındığını belirttiği,
işyerinden çalınan ürünlerin vitrinde ve satışa hazır işçilikli ürünler olması sebebiyle altın değerine ilaveten ana bayiden ara satış bayisine giriş işçilik fiyatları ilave edilerek zarara konu ürünlerin (işçilik ve altın olarak ayrı ayrı) hesaplamalarının yapıldığı, buna göre 14 ayar altının dava tarihi itibariyle gram satış fiyatının 75,85 TL olduğu, işçiliksiz 14 ayar (585 milyem) altın fiyatının 148,06 gr x 75,85 TL = 11.230,35 TL olduğu, bahse konu çalınan ürünlerin maliyetli işçilik değeri üzerinden dava tarihi itibarı ile fiyatlandırılmasının;
şahmeran 26,35 gr x 300 milyem işçilik = 7,90 gr has işçilik, kelepçe bileklik 22,70 gr x 300 milyem işçilik = 6,81 gr has işçilik, küpe 24,15 gr x 275 milyem işçilik = 6,64 gr has işçilik, kolye 52,11 gr x 275 milyem işçilik = 14,33 gr has işçilik, yüzük 22,76 gr x 275 milyem işçilik = 6,25 gr has işçilik, hasar gören 1 adet kelepçe bileklik 300 bilyem = 3,96 gr has işçilik, hasar gören 1 adet kolye 300 bilyem = 3,95 gr has işçilik olmak üzere maliyetli işçilik toplamının 49,84 gr has işçilik olduğu,
dava tarihi itibariyle 14 ayar altının gram satış fiyatının 75,85 TL, dava tarihi itibariyle 24 ayar (HAS) altının gram satış fiyatının 126,50 TL olduğu, buna göre işçilik maliyet fiyatı toplamının 49,84 gr x 126,50 TL (has fiyatı) = 6.304,76 TL olduğu, bu durumda zarara konu ürünlerin toplam altın + işçilik fiyatının 17.535,11 TL olduğu, zarara uğramış bahse konu ürünlerin davacı tarafından, polis merkezindeki ifadelerinde gerekse davacı vekilleri tarafın beyanlarında açık olarak tek tek bildirildiği, zarara konu çalınmış olan ürünlere ait resmi işçilik faturalarının dava tarihi itibariyle dosyada bulunmadığı,
dava konusu ürünlerin işçilik hesaplamalarının, piyasada geçerli ürünlerin muadil değerleri baz alınarak ve ürünlerin marka değer payları ilave edilerek yapıldığı, zarara konu ürünlere ait dava dosyasına sunulan ve resimli bir şekilde tek tek beyan edilen ürünlerin has gramlarının yazılı olduğu, has gramları yazılan altınların barkotlarında bulunan fiyatların bahse konu bayinin nihai tüketici perakende satış fiyatlarını gösterdiği, bu nedenle hesaplamaların bayii maliyet fiyatları ve değerleri baz alınarak yapıldığı bildirilmiştir.Aynı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/01/2019 tarihli 1. ek raporda;
olay tarihi itibariyle 14 ayar altın (585 milyem) altın fiyatının 148,06 gr x 57,60 TL = 8.528,25 TL olduğu, işçilik maliyet fiyatı toplamının 49,84 gr x 96,30 TL (has fiyatı) = 4.799,59 TL olduğu, buna göre zarara konu ürünlerin toplam altın + işçilik fiyatının 13.327,84 TL olduğu, takip tarihi itibariyle 14 ayar altın (585 milyem) altın fiyatının 148,06 gr x 56,70 TL = 8.395,00 TL olduğu, işçilik maliyet fiyatı toplamının 49,84 gr x 99,47 TL (has fiyatı) = 4.957,58 TL olduğu, buna göre zarara konu ürünlerin toplam altın + işçilik fiyatının 13.352,58 TL olduğu,
zarara konu çalınmış olan ürünlere ait olay tarihi itibarı ile resmi irsaliye, işçilik bedellerini gösterir fatura ve gerekli resmi evraklar sunulduğu takdirde işçilik hesaplamalarının güncellenerek ek rapor yazılacağı, netice olarak davalı ... AŞ'nin %70 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde hırsızlık tarihi itibari ile sorumluluğunun 3.525,48 USD; takip tarihi itibari ile sorumluluğunun 3.162,73 USD ve dava tarihi itibari ile sorumluluğunun 4.175,88 USD olduğu, davalı ...
AŞ'nin %30 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde hırsızlık tarihi itibari ile sorumluluğunun 1.510,92 USD; takip tarihi itibari ile sorumluluğunun 1.355,45 USD ve dava tarihi itibari ile sorumluluğunun 1.789,66 USD olduğu bildirilmiştir.
Aynı bilirkişi heyetinin 02/08/2019 tarihli 2. ek raporunda, önceki raporlardaki görüşlerinin değişmediği görülmüştür.Mahkemenin 13/09/2019 tarihli celsesinde, zarar gören cam bedelinin rayiç değerinin ve talep edilen cam bedelinin kadri maruf olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına akabinde dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.Metalurji ve Malzeme Yüksek Mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 28/10/2019 tarihli raporda;
dosya üzerinde yapılan incelemede, 21.07.2015 tarihli ... irsaliyeli faturada ... tarafından ... adına 5+5 lamine cam rodajlı+işçilik 21 m2 ve 190,00 TL bedel ile KDV dahil 4.708,20 TL bedel ile zarar gören cam bedeline ait bir faturanın görüldüğü, söz konusu bedelin uygun olduğu bildirilmiştir.Aynı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 15/11/2019 tarihli 3. ek raporda; kusur oranları yönünden önceki görüşlerinde bir değişiklik olmadığı, netice olarak davalı ....
AŞ'nin %70 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde hırsızlık tarihi itibari ile sorumluluğunun 9.329,49 TL; takip tarihi itibari ile sorumluluğunun 9.346,81 TL ve dava tarihi itibari ile sorumluluğunun 12.274,58 TL olduğu, davalı ...
AŞ'nin %30 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde hırsızlık tarihi itibari ile sorumluluğunun 3.998,35 TL; takip tarihi itibari ile sorumluluğunun 4.005,77 TL ve dava tarihi itibari ile sorumluluğunun 5.260,53 TL olduğu bildirilmiştir.Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 10/08/2020 tarihli raporda; olay esnasında tadilat yapıldığı belirtilen AVM alt çarşıda 34 numarada bulunan ... isimli işyeri önünden, 22 numarada bulunan ... isimli işyerine ortalama insan yürüyüşü ile 1 dk 10 sn sürede gidilebileceğinin kronometre ile tespit edildiği,
yapılan inceleme ve tespitler ile dosyaya sunulu kök ve ek bilirkişi heyet raporları incelendiğinde davalı AVM yönetiminin %30, davalı güvenlik şirketinin ise %70 oranında tespit edilen kusurlarının somut olaya uygun düştüğü, poliçede prim ve teminatların USD cinsinden belirlendiği, davacı tarafından 18/08/2015 tarihinde 31.943,02 TL ödeme yapılmış ise de icra takibinin 11.194,33 USD üzerinden başlatıldığı, sigorta poliçesi kapsamında hırsızlık risklerinin teminat altına alınması sebebiyle vaki hırsızlık zararının davacı yanca tazmini sonrası bunun davalılara rücu edilmesinin somut olaya uygun olduğu,
poliçede açıkça belirtildiği üzere, ürünlerin kasada saklanması veya özel güvenlik tedbirleri altında saklanmasının şart olmadığı, vitrinde, kasada, üretim sürecinde, satış sürecinde her aşamada sigorta güvencesinin sağlandığı, sigorta bedelinin belirlenmesinde sigortalının beyanına itibar edileceğinin belirtildiği,
sırf davacı beyanı ile yapılan sigorta tazminatı ödemelerinde, bu defa zararı ispatn sigortacı üzerinde olacağı, nitekim, sigortalı stok kayıtları-ticari defterleri incelenerek belirtilen emtianın stokta olması gerektiği, kıymet bakımından da emtia uzmanının incelemesi gerektiği, davacının ödemesi TL cinsinden olduğuna göre, takipte USD üzerinden talepte bulunmasının somut olaya ve dosya kapsamına uymadığı,
davacının ancak ödemesi ile sınırlı ve ödemesi cinsinden para miktarı gözetilerek tazminatı davalıya yansıtabileceği, bu durumda, davacının 11.194,33 USD miktarında tazminat ödemesi söz konusu olmadığı gibi böyle bir miktarı USD cinsinden rücu da edemeyeceği, dava dışı Abdulhamit Yurt'un ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak tutulduğu, davacı tarafından, dava dışı sigortalısı ... hırsızlık sonucu zayi olan emtiasına ilişkin olarak dava dosyasına sunduğu ...
İth. İhr. ve Tic.
AŞ'ne ait 28/02/2015 tarih ... nolu 327.647,40 TL bedelli faturanın defterlerde kayıtlı olduğu, dava konusu hırsızlık olayının 19/07/2015 tarihinde meydana geldiği, dava dışı kişi nezdinde yapılan incelemelerde, geçmiş dönemlere ait ayrıntılı miktar gösteren stok listelerinin mevcut olmadığı, hal böyle olunca, dava tarihindeki stokların miktar bazında tespitinin mümkün olmadığı, bedel olarak dava konusu olay tarihinde, dava dışı kişinin ne kadar TL'lik stoğu olduğunun tespit edildiği, bu bağlamda 19/07/2015 tarihinde 14 ayar altın stoklarının 212.484,36 TL.
22 ayar altın stoklarının 254.045,38 TL.
24 ayar altın stoklarının 9.521,58 TL olduğu, olay tarihinin 19/07/2015 Pazar günü olması ve Borsa İstanbul'un kapalı olması nedeniyle en son işlem gören gün olan 17/07/2015 tarihi üzerinden hesaplama yapıldığında, olay tarihi itibariyle toplamda çalınan 23 parça 14 ayar yekün 148,07 gr x 57,43 TL = 8.503,66 TL; toplamda çalınan 23 parça 24 ayar has işçilik yekün 38,06 gr x 98,172.94 TL = 3.736,46 TL; vitrinde zarar gören 2 parça 24 ayar has işçilik yekün 7,91 gr x 98,172.94 TL = 776,54 TL olmak üzere toplam 13.016,66 TL olduğu, dava tarihi itibariyle toplamda çalınan 23 parça 14 ayar yekün 148,07 gr x 74,43 TL =11.020,85 TL;
toplamda çalınan 23 parça 24 ayar has işçilik yekün 38,06 gr x 127,241.70 TL = 4.842.81 TL; vitrinde zarar gören 2 parça 24 ayar has işçilik yekün 7,91 gr x 127,241.70 TL = 1.006.48 TL olmak üzere toplam 16.870,14 TL olduğu, bu kapsamda davacının ödeme miktarı olan 31.943,02 TL ile sınırlı olmak üzere, olay tarihinde 13.016,66 TL kıymetinde emtianın zayi olduğu, bu miktarın davacının sigortalısının stoklarında da teyit edildiği,
davacının ödeme tarihi olan 18/08/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılara mütesesilen rücu edilebileceği, her ne kadar iç ilişkide kusur oranları ve sorumlulukları farklı ise de, davalıların, davacı karşısında müteselsilen tüm tazminattan sorumlu oldukları bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir.
Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur.
TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir.
Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur.
Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Kusur yönünden davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi.
Somut olayda, hırsızlık rizikosunun gerçekleşmediğine yönelik bir itiraz söz konusu olmayıp meydana gelen hırsızlık sebebiyle tarafların kusur oranları tartışmalıdır. Davalı taraflar arasında akdedildiği ihtilaf konusu olmayan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesine göre, davalı .... AŞ tarafından sigortalı işyerinin de bulunduğu ... AVM'de toplamda 34 silahsız güvenlik görevlisi ile özel güvenlik hizmetlerinin verilmesi kararlaştırılmıştır.
Sözleşme ile yüklendiği güvenlik hizmeti verilmesine yönelik edimini sözleşmede belirtilen yükümlülükleri çerçevesinde yerine getiremeyen davalı .... AŞ olayın meydana gelmesinde kusurlu olup bu husus artık kesinleşmiştir. Zira az sonra bahsedileceği üzere adı geçen davalı süre tutum dilekçesi sunarak hükmü istinaf etmiş ise de, dilekçesinde istinaf nedenleri açıklanmadığı gibi sonradan ayrıntılı ve gerekçeli bir istinaf dilekçesi de sunulmamıştır. Davalı ...
AŞ'nin ise, sözleşmede belirlenen sayıda güvenlik personeli ile hizmetin verilmemesine rağmen kendisine sözleşme ile tanınan yetkileri -fesih dahil- kullanmayarak bu halde hizmeti almaya devam ettiği gibi sözleşme gereklerinin yerine getirilip getirilmediği bakımından diğer davalı şirket ve özel güvenlik personelini denetleme yetkisini de kullanmadığı, bu anlamda diğer davalı şirkete bir uyarı veya ihtarın yapılmamış olduğu anlaşılmakla davalı ...
AŞ'de söz konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurludur. Her ne kadar adı gecen davalı şirket, eksik personel ile hizmet verildiğinden bahisle diğer davalı şirkete ihtarname keşide edip e-mail gönderdiğini savunmuş ise de, hem ihtarname hem de e-mail tarihleri, hırsızlık olayının gerçekleşmesinden sonra olduğundan bu savunmalara da itibar edilemez.
Öte yandan sigortalı işyerinde alarm ve kamera sisteminin bulunduğu, olay esnasında alarmın devreye girdiği gibi kamera sisteminin de olayı kayıt altına aldığı ve alarm sisteminin devreye girmesi ile olayın farkedildiği eksper raporu ile ortaya konmuş olup güvenlik hizmeti alan AVM içerisinde bulunan sigortalı işyeri bakımından sigortalıya atfı kabil bir kusur yüklenemez.
O halde, işbu uyuşmazlıkta müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan davacının, dava dışı sigortalısına ödediği tazminat bakımından her iki davalının birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, kusur oranları yönünden sorumlulukların davacı bakımından değil, kendi iç ilişkileri yönünden geçerli olduğu dikkate alındığında davalıların olayın meydana gelmesinde ki kusur oranlarının derecesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davalı ...
AŞ'nin istinaf başvurusu kusur yönünden yerinde görülmemiştir. Zarar miktarı yönünden davacı ve davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi. Dava dışı sigortalının oğlu ...rt isimli kişi, olaydan sonra davacı sigorta şirketine sunduğu dilekçesinde, çalınan altınların toplam tartı değeri ile işçiliği olarak 320 gr has altın belirlendiği bildirilmiş olup ...
AŞ tarafından olaydan sonra sunulan dilekçelerde ise, 320 gr has altının belirtilen tarihlerde sigortalı işyerine teslim edildiği ve ürünlerin işçilik bedellerinin 958,00 TL olduğu belirtilmiştir. Eksper tarafından düzenlenen raporda ise, hasar değerlendirmesi toplam 320 gram üzerinden yapılmıştır.
Mahkemece aldırılan 05/07/2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda, sigortalının oğlu olan ...'un emniyette verdiği ifadesinde bildirdiği 148,06 gram miktarı dikkate alınarak dava tarihi itibariyle baz alınan değerlere göre hesaplama yapılmıştır.
Davacı vekili bu rapora yönelik sunduğu beyan dilekçesinde, fiyatlandırmanın dava tarihi itibariyle yapılmasının hatalı olduğunu, zira hasar tarihindeki altın fiyatı yaklaşık 20,00 TL daha fazla olduğundan hasar tarihinin referans alınması gerektiğini ve kırılan cam değerinin de zarar hesabına eklenmesini belirterek rapora itiraz etmiştir.
Bundan sonra Mahkemece aldırılan raporlarda ise, bilirkişiler seçenekli olarak hem olay tarihi hem takip tarihi hem de dava tarihi itibariyle hesaplama yapmışlardır. Bu durumda 05/07/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporu, davacının itiraz etmediği yönlerden kesinleşmiş olup artık has gram altın fiyatı ve milyem hesaplanmalarının farklı yapıldığına yönelik davacı itirazları dinlenemez.
Zira itiraz edilmeyen yönlerden kesinleşen rapor ile davalı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan artık bu rapordan daha aleyhine bir karar verilemez.Davalı ... AŞ istinafında, stok listesi veya envanter ibraz edilmeden şikayet tutanağındaki beyanlar üzerin hesaplama yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti raporuna göre, dava dışı sigortalının geçmiş dönemlere ait ayrıntılı miktar gösteren stok listelerinin mevcut olmadığı, hal böyle olunca, dava tarihindeki stokların miktar bazında tespitinin de mümkün olmadığı, bedel olarak dava konusu olay tarihinde, dava dışı sigortalının ne kadar TL'lik stoğu olduğunun tespit edildiği, bu bağlamda 19/07/2015 tarihinde 14 ayar altın stoklarının 212.484,36 TL. 22 ayar altın stoklarının 254.045,38 TL.
24 ayar altın stoklarının 9.521,58 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava dışı sigortalının ekonomik ve sosyal durumu, yaptığı işin niteliği, işyerinin bulunduğu konum ve özelliği ve piyasa şartları itibariyle dava dışı sigortalı tarafından zarar gördüğü bildirilen altın ürünlerinin, kuyumcu olarak faaliyette bulunan bir işyerinde bulunmasının mutad olduğu ve olay tarihi itibariyle tespit edilen stok durumuna göre arasında bir aşırılık bulunmadığı anlaşılmakla zararın miktarının,
tam olarak ispat edilememesi durumunda 6098 sayılı TBK'nun 50/2 maddesi uyarınca hakim tarafından hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında zarar miktarının hesaplanması bakımından çalındığı beyan edilen altın ürünlerinin baz alınmasında hakkaniyete aykırı bir yön bulunmamaktadır.Dava konusu hırsızılık olayı neticesinde sigortalı işyerinin vitrin camının kırıldığı emniyet ifade tutanağı, olay yeri inceleme raporu, eksper raporu ve resimlerle sabit olup poliçede hırsızlık dışında cam kırılması teminatının da bulunmasına rağmen vitrin camı değerinin zarar hesabında dikkate alınmaması yerinde olmamıştır.
Buna göre eksper raporunda, cam değişim bedeli makul bulunarak 3.990,00 TL bedel takdir edilmiş olup ayrıca cam kırılması teminatı bakımından eksik sigortanın da bulunduğu gözetilerek vitrin camına ilişkin hasar tutarı 3.433,79 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı sigorta şirketince de, bu miktar üzerinden ödeme yapılmıştır. Yine yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da, zarar gören cama ilişkin fatura bedelinin uygun olduğu bildirilmiştir.
Buna göre davacı, kırılan vitrin camı sebebiyle eksper raporunda tespit edilen zararın tahsilini talep etmekte haklıdır. Bu anlamda davacının istinaf başvurusu yerindedir.Netice olarak, olayın gerçekleştiği tarih itibariyle hırsızlık sebebiyle çalınan ve hasar gören altın ürünlerinden dolayı zararın 5.036,40 USD ve kırılan vitrin camından dolayı zararın ise 1.299,54 USD olduğu,
buna göre toplam zararın 6.335,94 USD ve ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin ise 35,30 USD olduğu anlaşılmakla bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı miktar üzerinden hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır.Öte yandan, davacı vekili, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karar tarihindeki USD efektif satış kuru üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü bu yönüyle de istinaf etmiş ise de,
ilk derece Mahkemesince tesis edilen karar kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulacağından bu istinaf sebebi yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.Davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;HMK'nun 342/2-e bendi uyarınca, istinaf dilekçesinde, başvuru sebepleri ve gerekçesi gösterilir.
Bununla birlikte aynı maddenin 3. fıkrasında, "İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır". HMK'nun 355. maddesinde ise, "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir." düzenlemelerine yer verilmiş olup HMK'nun 352/1. maddesinde de, başvuru şartlarının yerine getirilmemesi ya da başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde gerekli kararın verileceği belirtilmiştir.Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, HMK’nun 342/3. maddesinde belirtildiği üzere, istinaf dilekçesini reddetmeden, HMK’nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesidir.
İstinaf yoluyla incelenen mahkeme kararında kamu düzenine aykırılık denetimi yönünden; işin esasına dair inceleme yapılmış olacağından, HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereği, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/6010 Esas 2018/10990 Karar sayılı kararı).Somut olayda, davalı ....
AŞ vekili, süre tutum dilekçesi sunarak gerekçeli kararın tebliği ile birlikte gerekçeli istinaf başvuru dilekçelerini sunacaklarını belirtmiş ise de gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığı gibi sunulan süre tutum dilekçesinde ise istinaf nedenlerinin açıklanmadığı anlaşılmakla kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde ilk derece Mahkemesinin kararında kamu düzenine aykırılığın da bulunmadığı dikkate alındığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle, davalılar ... AŞ ve .... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1)Davalılar ... AŞ ve .... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE,2)Davacının istinaf başvurusunun KABULU İLE, HMK'nun 353/1b-2 maddesi uyarınca Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/742 Esas 2020/607 Karar ve 06/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalıların Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı icra dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile 6.335,94 USD asıl alacak ve 35,30 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.371,24 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Takip konusu asıl alacağa, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak kaydıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince T.C.
Merkez Bankası tarafından 1 yıl vadeli USD cinsi mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, b)Yasal şartları oluşmadığından davacı lehine icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına,c)Kabulüne karar verilen 6.371,24 USD'nin,
dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna (2.9394 TL) göre hesaplanan karşılığı olan 18.727,62 TL üzerinden Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 1.279,28 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,96 TL harcın (peşin ve tamamlama harcı) mahsubu ile bakiye 851,32 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 395,96 TL peşin harç,
29,20 TL başvurma harcı ve 32,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 457,16 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı tarafından yapılan 6.059,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre (%56,60 kabul %43,40 ret) hesaplanan 3.429,39 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,f)Davalı ...
AŞ tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine YER OLMADIĞINA,g)Davalı ...
AŞ tarafından yapılan 340,25 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre (%56,60 kabul %43,40 ret) hesaplanan 147,67 TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın kendi üzerinde BIRAKILMASINA,h)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,ı)Davalı ...
AŞ kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... AŞ'ya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden.
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 878,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 450,58 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı ...
AŞ tarafından peşin olarak yatırılan 228,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 199,46 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı .... AŞ tarafından peşin olarak yatırılan 228,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 199,46 TL harcın davalı ....
AŞ'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harçları toplamı 576,20 TL ile 27,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 603,70 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/134, K. 2024/670, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama