KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1362 Esas
- Karar no
- 2025/59
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 29/04/2021
- Numarası
- 2019/359 Esas, 2021/366 Karar
- Dava
- TAZMİNAT (Rücuen Tazminat
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olan ...'in 60.869,29 TL tedavi giderinin müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının aynı süre için teminat sağlayan davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenmiş sağlık poliçesi daha bulunduğunu, davalı şirket TTK'nın 1476/1.a bendi gereği çifte sigortaya muvaffakat ettiğinden, TTK'nın 1466 maddesi gereği tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi giderinin her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek şimdilik 5.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 17.08.2017 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; sigortalının 16.06.2017 tarihinde tedavi görmesine rağmen davanın 28.06.2019 tarihinde açılması nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, çifte sigortaya sigortacıların onayı bulunmadığından davacının TTK'nın 1466. maddesinde düzenlenen müşterek sigorta hükmüne göre rücu hakkı bulunmadığını, müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı kabul edilse dahi, sigorta sözleşmelerinde müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının kendi payından fazlasının rücuen tahsilini talep edemeyeceğini, sigortalının iradesini davacının poliçesinden yararlanmak suretiyle kullandığını,
davacı sigortacının müvekkili tarafından düzenlenen poliçeye başvurmasının, sigortalının iradesine aykırı olacağını ve sigortalının hasarsızlık indirimini kaybetmesi ve daha yüksek prim ödemesi sonucunu doğuracağını, somut olayda çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kanun koyucunun kural olarak çifte sigortayı yasakladığını, önceki ve sonraki sigortacıların onayı bulunması halinde çifte sigorta geçerli kabul edilmekle birlikte müvekkilinin böyle bir onayı bulunmadığını, olayda müşterek sigorta hükümlerinin uygulama alanı bulunmadığını,
sözleşmelerde sigortacılar müteselsil sorumlu kabul edilmişler ise müşterek sigortada ödeme yapan sigortacının diğer sigortacıya rücu edebileceğini, somut olayda böyle bir sorumluluk öngörülmediğini, müşterek sigortanın olayda uygulanma imkanı bulunduğunun kabulü halinde, müvekkilinin düzenlediği poliçe kapsamında sorumluluğunun tartışılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; her iki poliçenin vade, kapsam ve limitleri gözönüne alındığında yasanın aradığı çifte sigorta ve müşterek sigorta şartlarının oluşmadığı, davacı sigortacının poliçesinin başlangıç tarihinin davalının sigorta poliçesinin başlangıç tarihinden sonraki tarih olduğu, davacının poliçesinin geçersiz olduğu, davacının geçersiz poliçeye dayanarak yaptığı ödemenin hatır ödemesi olması nedeniyle davacının hatır ödemesine dayalı kanuni halefiyetinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sigortalının tedavi tarihi dikkate alındığında, rizikonunun her iki sigorta şirketi tarafından teminat altına alındığını, Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 12. maddesi gereği, tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmesi halinde, bu masrafların sigortacılar arasında teminatları oranında paylaştırılacağını, sigortalının tedavi giderinden davalı sigorta şirketinin teminat oranında sorumlu olduğunu, emsal dosyalarda alınan raporlarda rücu alacakları bulunduğunun kabul edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının, dava dışı sigortalısının tedavi gideri olarak 60.869,29 TL ödemede bulunduğu, davacının, sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu gerekçesiyle ödenen bedelin teminat oranında davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece;
müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Dava dışı sigortalının davacı sigortacı nezdinde 01.01.2017-2018 döneminde, davalı sigortacı nezdinde 10.12.2016-2017 döneminde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının 2015 yılı Haziran ayında yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık;
sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. TTK'nın 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden, TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda uygulanması gerekmektedir.TTK'nın 1466/1 fıkrası.
"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir.
Zira TTK m. 1466/1'de geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M.
Barış Günay, 2. Baskı, sh 171).Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim emsal Yargıtay 11. HD'nin 2013/3373 Esas, 2013/5868 Karar sayılı kararı da benzer bir olaya ilişkin olup, olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığına karar verilmiştir.Öte yandan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir.
Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. ... sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır. Eldeki davada, davacı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup, sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir.
Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullarda somut olayda bulunmamaktadır.Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp, davacı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere. 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/359 Esas, 2021/366 Karar sayılı ve 29/04/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1362, K. 2025/59, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama