KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/273 Esas
- Karar no
- 2024/647
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10/11/2020
- Numarası
- 2018/1214 Esas, 2020/508 Karar
- Dava
- İSTİRDAT (Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ortağı ...'nın evlilik ve düğün merasiminin 24/09/2017 tarihinde ... otelinde yapılması hususunda tarafların anlaştığını, davalının imzasını içermeyen sözleşmeyi 02/06/2017 tarihinde müvekkili şirkete ilettiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzalayarak,
sözleşme gereği ödenmesi gereken ücretin % 25'i olan 10.116,72 TL'yi, 06/06/2017 tarihinde ödediğini, ancak şirket ortağı ile gelin adayı arasındaki geçimsizlik nedeniyle 09/06/2017 tarihinde, düğünün iptal ettiklerini ve ödenen tutarın iadesini istediklerini, davalı şirket satış sorumlusunun tahsil edilen tutarın iadesi için işlemlere başlanacağını bildirmesine rağmen, düğün tarihinden 120 gün içindeki iptallerde ücretin % 25'nin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle ödenen ücretin iade edilmediğini, hizmet alan tüzel kişi de olsa tüketici kabul edilmesi gerektiğini,
tüketicinin 15 günlük süre içinde sözleşmeden cayabileceğini ileri sürerek 10.116,72 TL'nin ihtarnamede verilen ödeme süresinin dolduğu 24/07/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacının sözleşmeyi haklı ve geçerli hiçbir sebep sunmadan kendi kusuruyla ve keyfi olarak iptal ettiğini, taraflar arasında imzalanan Ziyafet Satış Sözleşmesinin 20. maddesi gereği organizasyon tarihinden 120 gün öncesinden başlamak üzere 31 gün öncesine kadar uzayan süre boyunca herhangi bir iptal yapılması durumunda davet sahibinin toplam meblağın % 25'ini otele ödemesi gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan davacının yürürlükte olan sözleşme hükümleri ile bağlı olduğunu,
satış sorumlusunun müvekkili şirkete temsile yetkili olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafın sözleşmeyi iptal işlemi, sözleşme hükümlerinde belirlenen 120 ile 30 gün arasına denk gelmiş olsa da, davalı şirket satış sorumlusu .. tarafından davacı şirket ortağı ...'ya gönderilen e-postada, davacıdan tahsil edilen 10.116,72 TL'nin iade sürecinin başlatılacağının bildirilmesi karşısında, iade talebi kabul olunan davacının ödemiş olduğu 10.116,72 TL'yi davalıdan talep edebileceği, satış temsilcisinin beyanının davalı açısından hüküm ve sonuç doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.116,72 TL'nin 24/07/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; ...'nın şirketi temsile ve ilzama yetkili olmadığını, bir çalışanın ticari mümessil, ticari yardımcı dahi olsa bazı alacaklardan feragati sonucunu doğuran borçlandırıcı işlemlere açıkça yetkilendirilmiş olması gerektiğini, temsil yetkisi verilse dahi vekil edenin yararıyla bağdaşmayacak işlerin yapılamayacağını, sözleşme hükmüne göre organizasyonun iptal edildiği tarih dikkate alınarak ücretin % 25'ini tahsil etmelerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, iptal edilen düğün organizasyonu nedeniyle ödenen peşinatın iadesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacı şirket yetkilisinin 24/09/2017 tarihinde düğün merasiminin yapılması için taraflar arasında 01/06/2017 tarihli sözleşme düzenlediği, davacı şirket yetkilisinin 09/06/2017 tarihli e-posta ile düğünün iptal ettiklerini belirterek ödenen 10.116,72 TL'nin iadesini talep ettiği, iadenin yapılmaması üzerine ödenen peşinatın iadesi için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı şirket çalışanının ücretin iadesi işlemlerine başlanacağına dair e-postasının davalı ... bağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalı şirket çalışanının ücretin iadesi işlemlerine başlanacağına dair beyanının davalı ... bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen Ziyafet Satış Sözleşmesi'nin “İptaller ve İptal Ücretleri” başlıklı 20.1 maddesi. “Organizasyon tarihinden 120 ile 30 gün önceden yapılan iptallerde toplam meblağın %25’ine tekabül eden meblağ davet sahibi tarafından otele ödenir.” hükmü düzenlenmektedir. Davacı düğün organizasyonunu, düğün tarihine 120 ile 30 gün arasında içinde iptal etmiştir. Tacir olan tarafların imzaladıkları sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu açıktır.
Ne var ki davalı şirket çalışanı düğünün iptali ve ücretin iadesi istemini içeren e-postaya cevabına ücretin iadesi işlemlerine başlanacağını bildirmiştir. Ancak davalı çalışanı ..., şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı gibi, adı geçenin ticari mümessil olarak nitelendirilmesini sağlayabilecek şirket yetkilisince yapılmış herhangi bir tek taraflı işlem ya da verilmiş bir vekaletname ile ticaret sicilinde bu konuda bir kayıt da bulunmamaktadır.
Anılan çalışana alacaklardan feragat konusunda açıkça verilmiş bir yetki bulunmadığına göre, davalı çalışanının şirketi borç altına sokma ve alacaklarından feragat anlamına gelecek işlem yapma yetkisinin bulunmadığı açıktır. Bu nedenle davalı çalışanının e-postasının alacaktan vazgeçme iradesi taşıdığı kabul edilse dahi, bu e-posta davalı alacaklı şirketi doğrudan bağlayıcı nitelikte de değildir.
Kaldı ki davalı çalışanı e-postasında, her halükarda ücretin iadesini değil, organizasyona 120 günden fazla süre var iken iptal edildiğinin beyan edilmesi nedeniyle, ücretin iadesi işlemlerine başlanacağını beyan etmiştir. Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/273, K. 2024/647, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama