KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/330 Esas
- Karar no
- 2024/856
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/09/2020
- Numarası
- 2019/26 Esas, 2020/498 Karar
- Dava
- ALACAK
Karar Metni
1.775 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin mali müşavirlik şirketi olup, taraflar arasında 27/06/2016 tarihinden 30/06/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere mali müşavirlik hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme kapsamında davalıya ön muhasebe hizmetleri, muhasebe hizmetleri, ücret bordosu düzenleme hizmetleri ve raporlama destek hizmetlerinden oluşan hizmetlerin verilmeye başlandığını, sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca;
sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 30 gün önce taraflardan birinin sözleşmenin feshini ihbar etmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden bir yıllık süre ile uzayacağını, davalı şirketin süre geçtikten sonra, 16/06/2017 tarihli ihtarname ile hiçbir gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca sözleşmenin iş sahibince feshi halinde, meslek mensubunun ücretinin tamamen ödenmesi gerektiğini, buna göre sözleşme bir yıl daha uzayacağından, 12 aylık ön muhasebe hizmet bedeli 39.000,00 USD,
muhasebe hizmet bedeli 12.000,00 USD, ücret bordrosu düzenleme hizmeti 1.200,00 USD ve raporlama destek hizmeti 9.000,00 USD olmak üzere toplam 61.200,00 USD alacağın davalıdan tahsili gerektiğini; sözleşmenin 4.4 bendi uyarınca iş hacimlerinde meydana gelebilecek herhangi bir artış halinde ücretlerin tekrar görüşülmesi hakkı tanındığını, sözleşmenin 4.d ve 6 maddesi hükümlerine göre fazla mesai ücretinin ve bu hizmetin yerine getirilmesi sırasında müvekkili firma personeli tarafından yapılan masrafların davalı işsahibi tarafından karşılanacağını,
bu nedenle fazla mesai ücretlerine karşılık düzenledikleri 39.615,60 TL bedelli fatura ile haziran ayına ait 198,00 TL fatura bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini; ayrıca sözleşmede ücretin döviz cinsinden kararlaştırıldığını, döviz tutarının Merkez Bankası Döviz Satış Kuru kullanılarak Türk Lirasına çevrileceğini, ancak hizmet süresince düzenledikleri faturaların sistemsel hatadan dolayı eksik miktarlı düzenlendiğini, bu nedenle eksik kur farkından kaynaklı 10.829,14 TL alacaklarının ödenmesi gerektiğini;
yine davalının yapılacak vergi incelemesi nedeniyle müvekkili şirketten destek talebinde bulunduğunu, verilen bu hizmet karşılığında düzenledikleri 16.426,76 TL vergi incelemesi destek hizmeti faturasının da ödenmediğini ileri sürerek 12 aylık toplam 61.200,00 USD hizmet bedelinin dava tarihinden işleyecek merkez bankası azami mevduat faizi ile birlikte, mesai ücretlerine karşılık 39.615,60 TL'nin, haziran ayına ait ulaşım masrafı 198,00 TL'nin,
kur farkından kaynaklı 10.829,14 TL'nin ve vergi incelemesi destek hizmeti 16.426,76 TL'nin fatura tarihinden itibaren ticari avans faizinden düşük olmamak üzere işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; davada yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 30 gün önce sözleşmenin feshinin ihbar edilmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden bir yıl uzayacağına dair hükmün geçersiz olduğunu, zira yeni sözleşmenin hangi tarihten başlayacağı, hangi hizmetlerin verileceği, sözleşme şartları ve en önemlisi ücretin belirli olmadığını, taraflar arasında ilişkiyi belirleyen, şart ve koşulları düzenleyen yeni bir sözleşme bulunmadığını, oysa Serbest Muhasebeci,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca ücret sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve belli bir meblağı kapsamasının sözleşmenin şartı olduğunu; sözleşmenin feshi ihbarının yazılı olmasının geçerlilik şartı olmadığını, davacının sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtarnameden önce haricen öğrendiğini.
Yönetmeliğin 17. maddesinin, sözleşme süresi içinde iş sahibinin haklı neden olmadan sözleşmeyi feshetmesi halinde meslek mensubunun ücretinin ödeneceğini hüküm altına alındığını, oysa müvekkilinin sadece sözleşmeyi yenilemeyeceğini ihtar ettiğinden bu maddenin müvekkili hakkında uygulanamayacağını; sözleşmenin bir yıl yenilendiğinin kabul edilmesinin, davacının hiçbir emek ve hizmet vermeden bir yıllık meblağa hak kazanması anlanıma geleceğini, Yargıtay'ın emsal kararında, TBK'nın 325 maddesi gereğince davacının çalışmayarak tasarruf ettiği dönem için hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine değinildiğini;
taraflar arasındaki sözleşmenin tamamen güven ilişkisi üzerine kurulduğunu, müvekkili şirkette yapılan stok sayımında yüklü miktarda fark bulunduğunu, davacının bu hususta müvekkilini bilgilendirmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının sözleşmenin sona ermesinden 30 gün önce sözleşmenin feshini ihbar etmemesi nedeniyle sözleşmenin bir yıl daha uzamış sayılacağı, davalının 16/06/2017 tarihli ihtarnamesinin haklı nedenle sözleşmenin feshi şartlarını da taşımadığı, bu nedenle yenilenen sözleşme nedeniyle davacının 12 aylık dönem için ön muhasebe hizmet bedeli 39.000,00 USD ve muhasebe hizmet bedeli 12.000,00 USD talep edebileceği; sözleşmenin ilk yılında ücret bordrosu düzenleme hizmeti için sadece iki aya ilişkin fatura düzenlenip, 10 aylık süreç için fatura düzenlenmediği,
raporlama hizmetine ilişkin hiç fatura fatura düzenlenmediği, bu nedenle davacının uzayan 12 aylık süreye ilişkin ücret bordrosu düzenleme hizmeti ve raporlama hizmetine yönelik alacak taleplerinin yerinde olmadığı; davacının hizmetlerine ilişkin faturalarda döviz kurlarının yanlış hesaplanması neticesinde hizmet faturalarının eksik hesaplandığı ve bu nedenle davacının eksik kur hesabından kaynaklı 10.829,14 TL talep edebileceği; vergi incelemesi destek hizmeti talebi yönünden bir kısım hizmetin verildiği kanaati bulunsa da, herhangi bir fatura düzenlenmediği,
bu hizmetin sözleşme kapsamında verilen hizmetler içinde olup olmadığına ve ücretlendirilecekse ücretinin ne olacağına dair bir anlaşma bulunmadığı, bu nedenle davacının vergi incelemesi desteğinden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı; ulaşım masraflarının davalı şirket adına yapılmış masraflar olduğuna ve fazla mesai yapıldığına ve mesai sürelerinin davalı tarafından kabul edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı,
bu nedenle davacının bu yöndeki alacak taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39.000,00 USD ön muhasebe hizmetleri bedeli ile 12.000,00 USD muhasebe hizmetleri bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.829,14 TL kur farkından kaynaklı eksik ödenen hizmet bedelinin 28.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
davacının ücret bordrosu düzenleme hizmeti, raporlama destek hizmeti, fazla mesai, vergi incelemesi destek hizmeti ve ulaşım masrafına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ. Karar, yasal süre içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; vergi incelemesi destek hizmeti, fazla mesai ve ulaşım masrafına yönelik talepleri yönünden hükmü istinaf ettiklerini; mahkemenin vergi incelemesi destek hizmeti verildiğini kabul etmesine rağmen alacağa hükmetmemesinin çelişkili olduğunu, bu hususta tanıklarının dinlenmediğini, sözleşmede verilecek hizmetler arasında vergi incelemesi işi bulunmayıp, tacir olan davacının yaptığı iş kapsamında ücret talep edebileceğini, daha önce sözleşme kapsamında olmayan işlere ilişkin düzenledikleri faturaların ödendiğini;
yine daha önce personelin yol masraflarına ilişkin faturaların davalı tarafından ödendiğini, mahkemenin geçmişteki uygulamayı dikkate almadığını, bu hususta tanıklarını da dinlemediğini; yapılan fazla mesai için müvekkilinin personeline fazla mesai ücreti ödediğini, fazla mesai yapıldığına dair muhasebe programlarına bağlanma - çalışma süreleri ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılması ve müvekkili personelinin kapı giriş ve çıkış kayıtlarının celbi taleplerinin gerekçesiz kabul edilmediğini belirterek vergi incelemesi destek hizmeti,
fazla mesai ve ulaşım masrafları talepleri yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının mesleğine ilişkin düzenlenen yönetmeliğin 13. maddesi gereği ücret sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve belirli bir meblağı kapsaması gerektiğini, bu nedenle belirlenen süreden önce sözleşmenin feshinin ihbar edilmemesi halinde sözleşmenin bir yıl daha uzayacağına dair sözleşmenin 6.1 maddesinin geçersiz olduğunu, zira yeni sözleşmede ücret dahil sözleşme şartlarının belirsiz olduğunu;
müvekkilinin makul sürede sözleşmenin yenilenmeyeceğini davacıya ihbar ettiğini, sözleşmenin uygun olmayan zamanda sona erdirilmesi halinde karşı tarafın ileriye dönük hizmet bedelini değil, menfi zararını talep etmesi gerektiğini, davacının vermediği hizmet için bir yıllık ücrete hak kazanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, bir an için ücrete hak kazanıldığı düşünülse dahi hakkaniyet gereği indirim yapılması gerektiğini;
davacının stok sayımında fark çıkmasına rağmen bu durumu müvekkilin bildirmediğini, davacının yaptığı yanlış işlerin müvekkilinin zararına neden olduğunu, bu nedenle müvekkilinin güven ilişkisine dayanan sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin kabulü gerektiğini; davacının hizmet süresince düzenlediği fatura bedelleri ödendikten sonra kur farkına ilişkin yeniden fatura düzenlenmesinin basiretli davranma ilkesine aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasının ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ön muhasebe hizmetleri, muhasebe hizmetleri ve kur farkından kaynaklı eksik ödenen hizmet bedelinin davalıdan tahsiline, davacının ücret bordrosu düzenleme hizmeti, raporlama destek hizmeti, fazla mesai, vergi incelemesi destek hizmeti ve ulaşım masrafına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1 maddesi.
"İşbu sözleşmenin başlangıç tarihi olan 27/06/2016 olup, başlangıç tarihinden itibaren 30/06/2017 tarihine kadar 12 (oniki) aylık süreyle geçerli olacaktır. Sona erme tarihinden itibaren 30 (otuz) gün önce taraflardan biri akdin feshini ihbar etmediği takdirde, kendiliğinden birer yıllık süreler ile uzayacaktır" hükmünü içermektedir.
Mahkemece, davalının sözleşmenin sona ermesinden itibaren 30 gün önce sözleşmenin feshini ihbar etmediği gerekçesiyle davacının bir yıllık ücreti talep edebileceği kabul edilmişse de, fesih tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 408 maddesi kapsamında herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
TBK 408 maddesi gereğince ” İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.“ hükmünü içermektedir.
"Davacı yasal düzenleme ve sözleşme hükmü gereğince fesih tarihinden dönem sonuna kadar ücret istemekte haklıdır. Bununla birlikte sözleşmenin yerine getirilmesinden kurtulması, davacının tamamıyla başka bir iş yapmaması sonucunu vermemektedir. Çalışma gücü serbest kalan davacı yeni bir iş bulmak yoluna gidecek ve o işten sağlayacağı kazancı, davalıdan alacağı ücretten indirecektir.
Burada davacının bu dönem içerisinde kazanacağı para göz önüne alınarak davalı şirkete mali müşavirlik hizmetini yapmaması nedeniyle tasarruf ettiği giderler de ücretten indirilecektir. Ayrıca davacının kazanmaktan kasten kaçındığı paralar da mahsup işlemine tabi tutulacak, böylece davacının zararın artmasına yol açacak davranışları önlenmiş olacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, uzman bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle davacının aynı veya pek yakın koşullarda ne kadar süre içerisinde iş bulabileceği ve ne oranda kazanç sağlayabileceğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken.." (Yargıtay 13. HD'nin 2016/27744 Esas 2018/3706 Karar sayılı kararı) Bu durumda, mahkemece TBK'nın 408. maddesi kapsamında inceleme yapılmadan ve bu hususta uzman bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında şimdilik karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere. 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında şimdilik karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/26 Esas, 2020/498 Karar ve 29/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın,
Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.663,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.236,00 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/330, K. 2024/856, 18 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama