KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/742 Esas
- Karar no
- 2024/1112
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 07/10/2020
- Numarası
- 2016/817 Esas, 2020/444 Karar
- Dava
- TAZMİNAT (Rücuen Tazminat
Karar Metni
1.314 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ... ile davalı arasında yer altı kablo arızlarının onarımı ve bakımı işi ile ilgili Hizmet Alım Sözleşmesi düzenlendiğini, işin ifası sırasında davalı yüklenici işçisi ...'nın 11.11.2005 tarihinde elektrik çarpması sonucu vefat ettiğini, işçi mirasçılarının İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 2005/1030 Esas, 2013/523 Karar sayılı dosyada maddi ve manevi tazminat davası açtığını, iş mahkemesinde hükmedilen maddi ve manevi tazminatın müvekkili ve davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinde onandığını, anılan ilamın tahsili için başlatılan takip nedeniyle,
müvekkili ...'ın takip dosyasına17.06.2014 tarihinde 219.162,46 TL ödemek zorunda kaldığını, 13.06.2005 tarihli sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğindeki özel şartname hükümleri gereği, davalı yüklenici personelinin iş kazasına uğraması halinde meydana gelecek zararlardan kaynaklanan sorumluluğun davalıya ait olduğunu ileri sürerek 219.162,46 TL'nin 17.06.2014 tarihinden itibaren, 5.892,90 TL onama harcının 17.06.2014 tarihinden itibaren, 2.099,35 TL bakiye karar harcının 18.03.2014 tarihinden itibaren,
994,50 TL temyiz harç ve giderinin 21.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; davada yetkili mahkemenin müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı ... yetkililerinin, arızaların yerlerini gösterdikten sonra,
arıza yerinin enerjisini keserek enerjisiz vaziyette çalışmayı temin ettiklerini, arıza bittiğinde elektriğin yine ... tarafından verildiğini, iş kazasının olduğu gün de enerjisi kesilen kablolarda arızanın giderildiğini ve arızalı kablonun bağlanmasına geçildiğini, üçüncü damarın bağlanması sırasında cereyan gelmesi üzerine müvekkili personelinin vefat ettiğini, müvekkili personelinin sertifikası bulunduğunu ve bu konuda eğitim aldığını, müvekkilinin perosenele her türlü ekipmanı da sağladığını, ancak davacı yetkilisinin onarım bitmeden cereyan vermesi nedeniyle iş kazasının yaşanması nedeniyle tüm sorumluluğun davacıya ait olduğunu,
ceza dosyasında da davacı yetkililerinin kusurlu görülerek mahkumiyetine karar verildiğini, bu nedenle davacının müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin "Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş ile İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları" başlıklı 23. maddesinin 23.5. bendinde, tesisin yapımı sırasında çıkabilecek iş kazalarından ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de.
İstanbul 8.İş Mahkemesi'nin 2005/1030 E. sayılı dosyasında kazanın meydana gelmesinde davacının da % 50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının müteveffa işci mirasçılarına ödediği tazminattan kendi kusuruna denk gelen kısmını, davalıya rücu etme hakkının olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 114.074,60 TL nin.
109.581,23 TL sinin 18/06/2014 tarihinden, 2.946,45TL sinin 17/06/2014 tarihinden, 1.049,67 TL sinin 18/03/2014 tarihinden, 497,25 TL sinin 21/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğindeki özel şartname hükümleri gereği davalı personelinin iş kazasına uğraması halinde doğan zarardan sorumluluğun davalı yükleniciye ait olduğunu, bu nedenle ödedikleri bedelin tamamen davalıdan rücuen tazmini gerektiğini,
ayrıca mahkemenin kusur raporu almadan iş davasında alınan kusur raporunu dikkate alarak hüküm kurmasının da doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin tüm tedbirleri aldığını, iş kazasının davacı ... yetkilisinin arıza giderilmesi işi bitmeden hatta cereyan vermesinden kaynaklandığını, bu nedenle müvekkilinin olayda hiçbir kusuru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan edimin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle iş sahibi tarafından ödenen tazminatın yükleniciden rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece kesinleşen iş dosyasındaki kusur durumuna göre davalının iş kazasında kusur oranına isabet eden kısmının davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir.1-Taraflar arasındaki Elektrik Şebekeleri Arıza, Onarım, Bakım İşleri Hizmet Alımı Sözleşmesi'nin 38. maddesinde uyuşmazlık halinde Beyoğlu Mahkemelerinin yetkili kılınması nedeniyle,
davada İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olup davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde olmadığı gibi, eser sözleşmesinde zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacı işsahibinin iş mahkemesi ilamı nedeniyle 2014 yılında ödeme yaptığı ve ödenen bedelin rücuen tazmini için 2016 yılında dava açtığı gözetildiğinde, davalının zamanaşımı savunması da yerinde olmadığından mahkemece işin esasının incelenmesine geçilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.2-İşin esası yönünden uyuşmazlık ise,
iş kazasında vefat eden yüklenici işçisi mirasçılarının açtığı tazminat davası ve ilamın icrası için yapılan takip kapsamında davacı işsahibinin yaptığı ödemelerin, davalı yükleniciden rücuen tazmini gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Dosyaya sunulan ceza dosyasında alçak gerilimli kablo arızasının onarılması sırasında nereden verildiği belli olmayan elektrik enerjisi nedeniyle davalı yüklenici işçisinin vefat ettiği, olayda ...'ın ve yüklenici şirketin % 50 oranında kusurlu oldukları, sanıklar ... çalışanlarının herhangi bir kusurlarının bulunmadığı belirlenmiştir.
İş dosyasında alınan kusur raporunda ... ile yüklenici şirketin % 50'er oranda kusurlu olduğu belirtilmiştir.TBK'nın 141/2 fıkrası gereği haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. Aynı Yasa'nın 49. maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Somut olayda, kesinleşen ceza dosyasına göre alçak gerilimli kablo arızasının onarılması sırasında nereden verildiği belli olmayan elektrik enerjisi nedeniyle davalı yüklenici işçisi vefat etmiştir. Ceza dosyası ve iş mahkemesi dosyasında, kazada davacı işsahibi ile davalı yüklenicinin % 50'er oranda kusurlu oldukları belirlenmiştir.
Bu durumda taraflar eşit kusurlu olduğuna göre, davacının iş mahkemesi ilamının tahsili için yaptığı ödeme nedeniyle ancak davalının kusur oranına isabet eden kısmının rücuen tazminini isteyebilir.
Mahkemece de bu nedenle davacının takipte yapılan ödemeden davalının kusuruna isabet eden kısmının rücuen tazminine karar vermesi, davacının kendi kusurunu isabet eden kısım yönünden ise davanın reddedilmesi yerindedir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından, tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflar arasında 20.01.2006 tarihinde "Elektrik Şebekeleri Arıza, Onarım, Bakım İşleri Hizmet Alımı Sözleşmesi" imzalanmıştır. Bu sözleşme somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan bir eser sözleşmesidir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Anılan sözleşmenin 23.5 maddesi; "..., "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü" ve "Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü" hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Tesisin yapımı sırasında çıkabilecek iş kazalarından ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya ... sorumludur" hükmünü içermektedir.
Yargıtay 15. HD'nin 2013/6812 Esas, 2014/4301 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere sözleşmenin bu hükmü mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99/2 maddesi hükmüne uygun ve iş sahibi olan davacının hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin “sorumsuzluk anlaşmasıdır. Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre borçlunun kendisinin hile veya ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma, kesin olarak hükümsüzdür.
Ancak borçlunun kendisinin hafif kusurundan sorumlu olmayacağına dair bir sözleşme hükmü geçerli olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki akdî ilişki bir eser sözleşmesidir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki akdî ilişkinin niteliğine ve ceza mahkemesi kararı ile İş Mahkemesi kararında açıklanan olayın oluş şekline göre, davacı iş sahibi kurumun yetkililerinin kusur oranının hafif derecede olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 23.5 maddesinde kararlaştırılan sorumsuzluk anlaşması uyarınca, dava konusu alacaktan (davacının dava dışı işçi mirasçılarının icra takip dosyasına ödediği tazminattan ve mahkeme dosyası için ödenen harç ve masrafların tamamından) davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenlerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, karara muhalif kaldığımı bildiririm.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/742, K. 2024/1112, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama