KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/750
- Karar no
- 2024/1162
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/09/2020
- Numarası
- 2018/634 Esas, 2020/398 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.812 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu faturalar ile ilgili müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, icra dosyasında alacağın sebebine ilişkin herhangi bir belge, fatura, sözleşme bulunmadığından borcun sebebinin anlaşılamadığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyetli davalı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, merkezi İngiltere'de bulunan dünyanın en önemli yat dergisi olan "..." dergisini çıkaran kuruluş olduğunu, davacının ise https://www.....com/ isimli web sitesinde "..." ismi ile yat satım/pazarlama işi yaptığını, e-mail yazışmaları ile de sabit olduğu üzere davacının, müvekkili şirketin hazırladığı dergiye reklam verdiğini, bu reklam sebebiyle toplamı 2.008,00 Euro olan 3 adet fatura düzenlenip davacıya gönderilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine dava konusu takibin başlatıldığını,
müvekkili şirketle görüşmeleri bizzat kendisi yapan davacının ödeme yükümlülüğü ve taahhüdü altına girdiğini, sunulan e-mail yazışmalarında da davacının bizatihi ödeme yükümlülüğünü şahsen kabul ettiğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; dava konusu icra takibine dayanak faturaların tercümelerinin incelenmesinde, davacı tarafından düzenlenen faturaların borçlusunun dava dışı ... isimli şirket olduğu, davacının borcu şahsen üstlendiğini gösteren bir belgenin de sunulmadığı, bu nedenle dava dışı şirkete hitaben düzenlenen faturalardan dolayı davacıya başvurulamayacağı gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine; davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı ve davacı (katılma yoluyla) vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ile görüşmeleri bizzat yürüten davacının, gönderdiği maillerde müvekkili şirketten reklam hizmeti aldığını ve bu hizmetten doğan borcunu açıkça ikrar ederek bizzat ödeme yükümlülüğü ve taahüdü altına girdiğini, Yargıtayın delil niteliğine haiz olduğunu kabul ettiği mailler üzerinden yapılan yazışmaların Mahkemece değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının,
müvekkili şirket ile yaptığı yazmışmalarda borcunu ödeyeceğine dair bir güven uyandırıp daha sonra bu güveni kötüye kullanarak ve borcunu ödemekten kaçınarak güven sorumluluğu ilkesine (culpa in contrahendo) ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, ayrıca bu ilke uyarınca anlaşma taraflarının yanı sıra temsilci, görüşme yardımcıları ve benzeri 3. kişilerin de verdiği bilgiler ve beyanlarla karşı tarafa güven aşılayarak anlaşmaya varılmasında etkileri olması halinde sorumlu olacaklarının kabul edilmesi gerektiğini, böyle bir sorumlulukta ne bir sözleşmenin varlığı ne de ilgili kişilerin bu sözleşmeye taraf olmalarının aranmadığını,
somut olayda da davacının reklam hizmeti almak istediğini ve bu hizmet karşılığında ödeme yapacağını açıkça dile getirerek müvekkili şirkette güven duygusu uyandırdığını, bu nedenle Mahkemenin davacının, faturada ismi bulunmaması sebebiyle borçtan sorumlu olmayacağına dair kanaatinin de hatalı olduğunu, zira görüşmecilerin de güven sorumluluğu sahibi olduğu ve bu sorumluluğa aykırı hareketlerinden sorumlu olacağı açık olduğundan davacının borçtan sorumlu olmadığını iddia etmenin güven sorumluluğunu ve dolayısıyla dürüstlük kuralını hiçe saymak anlamına geleceğini, Mahkemenin ara kararına rağmen davacı,
dava dışı şirket çalışanı olduğuna dair kayıtları sunamamış olup Mahkemece bu hususun gözardı edilerek karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde.
Mahkemece müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesi sebebiyle davalı tarafın takibi kötüniyetle başlatmış olduğunun da sabit hale geldiğini, vekille takip edilen bir icra dosyasında faturanın muhatabı olmayan bir kişiye takip başlatılmayacağını, ayrıca faturadaki bedelin likit olduğunu ve muhatabının da belirtildiğini, buna rağmen kötüniyet tazminat taleplerinin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
yurt dışı adresli olan davalı şirket yönünden dava dilekçesinin tebliği için yapılan evrakların çeviri masrafları ve tebliğ giderleri ile davaya konu faturaların çeviri masraflarının yargılama giderlerinden sayılarak hükümde belirtilmediğini, yine menfi tespit taleplerinin kabulüne karar verilmiş olsa da takibin iptaline karar verilmemiş olması sebebiyle kararın bu yönüyle eksik olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiş olup davalının istinaf talebinin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, dava konusu icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacıya karşı 3 adet fatura alacağına dayalı toplamda 2.008,00 Euronun tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, takibe konu faturaların dava dışı şirket adına düzenlendiği ve davacının da borcu şahsen üstlendiğini gösteren bir belgenin sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve ispatlanamayan kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davalının İstinaf Başvurusunun İncelenmesi; "...Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-221 Esas 2023/134 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı icra takibine konu alacağın varlığını kabul etmediğinden ispat yükü davalı alacaklıya düşer.
Davalı, davacıya reklam hizmeti verildiğinden bahisle faturaların düzenlendiğini iddia etmektedir. Dosya kapsamına sunulan tercüme edilmiş icra takibine konu edilen 29/08/2017 tarihli 711,76 Euro, 28/09/2017 tarihli 689,40 Euro ve 30/10/2017 tarihli 606,84 Euro bedelli faturalar davalı şirket tarafından dava dışı ... adına düzenlenmiştir.
Bu faturalar sebebiyle alacaklı olduğunu iddia eden davalının, davacı ile aralarında bir hukuki ilişkinin varlığını, bu hukuki ilişki kapsamında reklam hizmet verdiğini ve takip konusu faturaların bu sebeple düzenlendiğini ispat etmesi gerekir ise de mevcut delil durumuna göre bu yönde bir ispatın sağlandığından söz edilemez. Kaldı ki söz konusu faturalar davacı adına da düzenlenmiş değildir.
Uyuşmazlığa konu faturalar ile ilgili olup olmadığı açık bir şekilde belli olmayan davalının dayandığı mail yazışmalarının içeriklerine göre faturalara konu reklam hizmetinin verildiği ve bu hizmetten doğan borcun davacı tarafından kabul edildiği de sabit değildir. Bu nedenle davalının, borcun ödeneceği yönünde oluşturduğu güveni boşa çıkarması sebebiyle davacının borçtan sorumlu olduğuna yönelik itirazlarına itibar edilemez.
Ayrıca TTK'nun 18/2 maddesi uyarınca, her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğinden tacir olan davalının bu yöndeki itirazları dinlenemez. Öte yandan ispat yükü davalı üzerinde olduğundan davacının, dava dışı şirket çalışanı olduğunu ispatlamasına da gerek yoktur. Sonuç olarak davalı taraf alacağının varlığını usulüne uygun yasal delillerle ispatlayamamıştır.
Açıklanan sebeplerle davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekir. Davacının Katılma Yoluyla İstinaf Başvurusunun İncelenmesi. Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu icra takibi sebebiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin kötüniyetle başlatıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda, ayrıcı takibin iptaline de karar verilmesi gerektiğini, bu yönüyle hükmün eksik olduğunu ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde takibin iptali yönünde bir talep bulunmadığı gibi dava konusu icra takibi sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi sebebiyle ayrıca takibin iptaline karar verilmesini bakımından bir yarar da bulunmamadığından Mahkemece tesis edilen karar da usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa İİK'nun 72/5 fıkrasının 2. cümlesi uyarınca, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Ancak somut olayda, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından davanın kabulüne karar verilmesi de takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu ortaya koymaz.
Bu nedenle Mahkemece kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı taraf hükmü yargılama giderleri yönünden de istinaf etmiş olup dosya kapsamına sunulan, davalının adresinin yurt dışı olması sebebiyle tebliğ edilecek evrakların tercümesine ilişkin sunulan fatura bedeli, yatırılan yurtdışı tebligat harcı, takip konusu faturaların tercümesine ilişkin sunulan makbuz bedeli Mahkemece yargılama giderlerine dahil edilmemiştir.
Oysa davacı davasında haklı bulunduğundan yargılama sebebiyle yapıldığı sabit olan bu yargılama giderlerinin de HMK'nun 326/1 maddesi uyarınca aleyhine hüküm verilen davalıdan tahsiline karar verilmemesi isabetli olmamıştır. Davacı bu yönüyle istinaf başvurusunda haklıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen nedenlerle yargılama gideri yönünden kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/634 Esas 2020/398 Karar ve 23/09/2020 tarihli kararının 610 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen nedenlerle ile KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/634 Esas, 2020/398 Karar Sayılı ve 23/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-a)Davanın KABULÜ ile,
davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, b)Yasal şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, c)Alınması gerekli olan 646,38 TL karar ilam harcından peşin alınan 161,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 484,78 TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, d)Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri 202,70 TL, davetiye, posta gideri 145,00 TL, yurt dışı tebligat harcı 57,00 TL,
yurtdışına tebliğ edilecek evraklar ve faturaların tercüme bedeli 965,00 TL (80 TL bedelli para makbuzu 09/01/2019 tarihli ve 885,00 TL bedelli 02/10/2018 tarihli fatura) olmak üzere toplam 1.369,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Hükmün kaldırılma nedeni de gözetildiğinde, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine, İstinaf Giderleri Yönünden.
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın hükmün kaldırılma nedeni göz önüne alındığında davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 161,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 266,01 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin hükmün kaldırılma nedeni göz önüne alındığında kendi üzerinde BIRAKILMASINA,7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/750, K. 2024/1162, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama