KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Dosya no
- 2022/507 Esas
- Karar no
- 2025/1703
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 12/10/2021
- Numarası
- 2020/564 Esas, 2021/728 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.210 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında harita ölçüm işlerinin yapılması için yapılan sözleşme gereği müvekkilinin hizmeti yerine getirdiğini, hizmet sonucu düzenledikleri 109.350,61 TL faturanın ödenmemesi üzerine işlemiş faizi ile birlikte tahsili icin 02.10.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının 06.10.2020 tarihinde asıl alacağı ödediğini, 13.10.2020 tarihinde de borcu bulunmadığını belirterek takibe itiraz ettiğini, takipte asıl alacak dışında işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekalet ücretinin de tahsilini talep ettiklerini, geriye kalan borç miktarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsil harcı dahil 22.929,67 TL olarak hesaplandığını, asıl alacak dışında kalan alacak kalemlerinin ödenmesi amacıyla arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını, asıl alacak dışında işlemiş ve işleyecek faiz,
icra gider ve vekalet ücreti yönünden takibin devamına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, dava değerinin % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; davacının edimlerini tam yerine getirmemesine rağmen müvekkilinin iyiniyetli olarak ödemelerini yaptığını, takibe konu borcu da ödeme emrinin tebliğinden önce ödediğini, müvekkilinin takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair delil bulunmadığından, işlemiş faiz talebinin reddi gerektiğini, ödeme emrinin tebliğinden önce borcu ödediklerinden Yargıtay 12. HD'nin kararları gereği tahsil harcı alınmayacağını, AAÜT'nin 11/4 fıkrasına göre ödeme süresi içinde borcun ödenmesi halinde Tarifeye göre belirlenecek ücretin 3/4'nün takdir edileceğini, bu nedenle davacının vekalet ücreti hesabının hatalı olduğunu, ana paranın ödenmesi karşısında icra inkar tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece.
6098 Sayılı yasanın 90. maddesi uyarınca ifa zamanı taraflarca karşılaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borcun doğma anında muaccel olacağı, TBK 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla temerrüte düşeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin ödeme şartlarını düzenleyen 8. maddesinde ödemenin faturanın ibrazını müteakip 30 gün içinde yapılacağı kararlaştırılmış ise de, bu madde borçlunun temerrütü anlamına gelmeyip, alacağın muaccel olduğu anlamına geldiği,
borçlunun temerrütünün gerçekleşmesi için davacı tarafça davalıya usulüne uygun bir ihtarname gönderilmesi gerektiği, somut durumda alacaklı tarafından davalı borçluya gönderilen ihtarname bulunmamakla davalı borçlunun temerrüte düşürülmediği; itirazın iptali davasının mahiyeti nedeniyle davacının asıl alacak, işlemiş faiz ve fer'ileri yönünden takibin devamına karar verilmesini talep edebileceği, davacının davadan önce ödenen asıl alacak yönünden talebi olmadığından, bu konuda bir karar verilmediği,
ancak davacının asıl alacağın fer'ileri niteliğindeki icra vekalet ücreti, harç ve masrafları talep edebileceği, bu nedenle icranın fer'ileri yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, icranın fer'ilerine yönelik hesaplamanın icra müdürlüğünce nazara alınması ve hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden takibe itirazının iptaline, icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti şeklindeki feri taleplere ilişkin hesaplamaların kararın infaz aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilmesine,
davacının işlemiş faiz yönünden davalının takibe itirazın iptali talebinin reddine, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının faturayı teslim almasına rağmen 30 günlük süre içinde ödeme yapmadığından temerrüde düştüğünü, asıl alacağın tamamı ödenmediğinden (0,61 kuruş eksik ödendiğinden) ve kısmi ödeme yapıldığından,
icra vekalet ücretinin tamamına hak kazandıklarını, ödenmeyen bakiye alacakları likit olduğundan icra inkar tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı lehine en fazla 1.806,53 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve hükmün düzeltilmesini istemiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak;
müvekkili şirketin kendisine ödeme emri tebliğ edilmeden ve takibin varlığından haberdar olmadan asıl alacağı ödediğini, bu nedenle icra vekalet ücreti ve masraflardan sorumlu tutulmaması gerektiğini, icra vekalet ücretinden sorumlu olduklarını kabul etmemekle birlikte icra vekalet ücretinin Tarifenin 11/4 fıkrasına göre hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden borçlunun icra takibine vaki itirazının iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının 109.350,61 TL asıl alacak ve 1.806,53 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine 02.10.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalı borçlunun ödeme emri tebliğ edilmeden 06.10.2020 tarihinde asıl alacağı ödediği, ödeme emrinin 14.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının yasal süresinde borcu bulunmadığı gerekçesiyle takibe itiraz ettiği, davacının işlemiş faiz, icra gider ve vekalet ücreti yönünden davalının takibe itirazının iptali ve takibin devamı talebi ile bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Mahkemece;
davanın kısmen kabulü ile davalının icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden takibe itirazının iptaline, icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti şeklindeki feri taleplere ilişkin hesaplamaların kararın infaz aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilmesine, davacının işlemiş faiz yönünden talebinin reddine, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık;
davalı borçlunun takipten önce temerrüde düşüp düşmediği ve buradan hareketle davacının takipte işlemiş faiz talep edip edemeyeceği, takip başlatılmasından sonra fakat ödeme emrinin tebliğinden önce borçlunun asıl borcu ödemesi halinde, icra masraf ve vekalet ücreti yönünden takibe itirazın iptaline karar verilmesi gerekip gerekmediği, işlemiş faiz ve borcun ferileri yönünden takibe itirazın iptaline karar verilmesi halinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği,
davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.1-Davacı alacaklı işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir. Sözleşmede fatura tarihinden sonraki 30. gün sonunda ödeme yapılacağı kararlaştırılmış ise de, belirtilen bu tarih alacağın istenebilir (muaccel) tarihi olup TBK'nın 117. maddesinde öngörülen temerrüt niteliğinde değildir.
Nitekim benzer olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2015/4215 Esas, 2016/401 Karar sayılı emsal kararı da bu doğrultudadır.
Bu nedenle Mahkemece takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtar olmadığı gerekçesiyle davacının işlemiş faiz talebini reddetmesi yerindedir.2-Davacı icra takibinde 109.350,61 TL asıl alacağın tahsili talebinde bulunmuş, davalı takipten sonra ve ödeme emrinin tebliğinden önce asıl alacağı ödemiştir.İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur.
Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır.
Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır.
Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir.
Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır.
Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.
Hukuk Genel Kurulunun 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir."..İtirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır.
Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından,
icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır.
Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir." (Yargıtay HGK'nın 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı)Somut olayda, davacı 109.350,61 TL TL asıl alacağın,
asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi yürütülerek tümünün masraf ve vekalet ücreti ile birlikte, kısmi ödeme halinde BK 100. madde uygulanarak borçludan tahsili talebinde bulunmuş olup, takip tarihinden sonra ve ödeme emri tebliğ edilmeden önce davalı asıl alacağı ödemiştir. Davalı borçlu takip başlatılmasına neden olduğundan, ödeme emrinin tebliğinden önce borcu ödemesi, icra gider ve icra vekalet ücretinden sorumsuzluğu sonucunu doğurmayacaktır.
Yargıtay HGK kararı ve Yargıtay 19. HD'nin 12.02.2013 tarihli ve 2012/14401 E., 2013/2607 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere, bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının asıl alacak tutarına yönelik bir davası olmadığından bu hususta karar verilmemesi, icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Bu durumda ilk derece mahkemesinin icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden hesaplama yapılmayarak bu talepler yönünden takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti şeklindeki feri taleplere ilişkin hesaplamaların kararın infaz aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilmesine karar verilmesi yerinde olup, tarafların dosya hesabına yönelik şikayet hakları saklı kalmak üzere tahsil harcının alınıp alınmayacağı,
icra vekalet ücretinin miktarı icra dairesince belirlenecektir.3-Ayrıca alacağın fer'ileri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı olmayıp, somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına esas alınabilecek matrah bulunmadığından,
davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.4-Bununla birlikte davacı, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen işlemiş faiz tutarı olması gerektiğini belirterek istinaf etmiştir.Davada davanın kısmen kabulü ile icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden takibe yönelik itirazın iptali ile işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verildiğine göre, davalı yararına Tarifenin 13/2 fıkrası gereğince reddedilen tutar dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken,
reddedilen tutarı aşan şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 4. madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/507, K. 2025/1703, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama